03:36 24 Mayıs 2018
Ankara+ 13°C
İstanbul+ 20°C
Canlı Yayın
    Berkin Elvan'ın ölümüne ilişkin soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Bürosu Savcısı Mehmet Selim Kiraz, adliyedeki odasında rehin alındı. Özel Hareket Polisleri Adliye binasına giriş yaptılar.

    İstanbul saldırıları intikam mı, provokasyon mu?

    © AA / Bülent Doruk
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Amur Gadjiev
    0 20

    Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın öldürülmesi, AK Parti ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü binalarına düzenlenen saldırılar, Türkiye’de yaklaşan seçim döneminde iç siyasi durumu giderek gerginleştiriyor.

    İstanbul’da üst üste meydana gelen silahlı saldırıların arkasındaki güçler kim? Konuyla ilgili Sputnik Haber Ajansı'na konuşan Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı, eski Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan, şunları söyledi:

    "Türkiye'de seçim dönemine girildi. Oy kaybetmeye başlayan AK Parti, bu durumu mağduriyetle telafi etmeye çalışıyor. Bu oyunların tümü ucuz provokasyondur. Bakın DHKP-C, Dev-Sol’un devamıdır ama, şu anki kimliğiyle devrimci filan değil, hatta çok daha vahimi, paralı iş yapan ve karanlık olarak bilinen bir kuvvettir. Geçtiğimiz 10 yılda bunu gösteren eylemleri var. Bir kere, DHKP-C’nin yapacağı bir eylem artık halk nazarında devrimcilik diye algılanmıyor. Ölen çocuklar da kandırılmış olabilir.

    Dolayısıyla kalkıp devrimcilik adına Berkin Elvan'ın bu olaya karıştırılmış olması bana göre provokasyondur. Berkin Elvan, Gezi olayları sırasında polis kurşunuyla öldürüldü. Berkin davası, savcılar ve mahkeme eliyle polislerin yargılanmaması için sürüncemede bıraktırıldı. Öldürülen Savcı Kiraz, bu davanın üçüncü savcısıydı ve delillerin üzerine gitti, jandarmadan incelemelerin derinleştirilmesini istedi, polislerin teşhisi için aktif çalışma yaptı. Nereden bakarsanız bakın Berkin Elvan adının DHKP-C'nin yanına konmuş olması, Gezi olaylarına ‘teröristlerce iktidara karşı darbe teşebbüsü’ diyen AKP’nin iddialarını doğrulama noktasında bir provokasyon algısı oluşturuyor, bu birincisi.

    İkincisi, bu davada ilk kez gerçek anlamda hukuk adına hareket eden bir savcının olması çok enteresan. Eğer bu insanlar devrimcilikten, Berkin Elvan'ın haklarını korumaktan yana hareket etselerdi, Kiraz'dan önceki savcılara yapacakları bir hareketle aralarında bir mantık kurulabilirdi ama, tersine, gidip de davayı çözmek isteyen bir savcıyı rehin almaları abes kere abestir. Yani, bu olay Berkin Elvan’a ters düşüyor, Savcı Kiraz'ın çalışmalarına ters düşüyor ve olayın provokasyon olduğunu çok net şekilde ortaya koyuyor.

    Bu olayın hemen arkasından AK Parti'ye düzenlenen saldırı da bence bir provokasyondur. Bunlar AKP’nin eriyen oylarına karşı tabanını kitlemek, halka mağduriyet oynamak için yapılıyor. Hiçbir şekilde haklı bir noktası yok. Benim üzüldüğüm tek şey, Savcı Kiraz'ın ölümüdür."

    "ETKİLİ OLAMAZLAR"

    Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) İç Politika ve Demokratikleşme Programı Koordinatörü Dr. Murat Yılmaz ise konu hakkında şöyle konuştu:

    "Türkiye'de öteden beri demokrasiye inanmayan radikal birtakım sol örgütler var. Bunlar 1960’lı yılların sonundan itibaren varlıklarını devam ettiriyorlar. Silahlı propaganda ve devrim yoluyla iktidara gelebileceklerini düşünüyorlar. Bunların kalıntılarının halihazırda devam ettiğini görüyoruz ve kendi kendilerini yeniden üretiyorlar. Bunları basın-yayında, siyasette biraz anlayışla karşılayan, meşru gören çevreler de var. Çünkü onlarda da demokrasi konusunda bir inanç problemi var. Ama bunların, Türkiye Cumhuriyeti’nin hem devlet kapasitesi hem de halkın siyasi kültürü ve basireti sayesinde etkili olmayacağı açıktır. Bu tür eylemleri yapan ve destekleyenleri kamu vicdanı mahkum etmektedir. Bunlar, devletin kapasitesini sarsacak bir güce de sahip değildir."

    İlgili konular:

    Erdoğan: AK Parti binasına saldırının hedefi çözüm süreci
    İstanbul'da rehine krizi 9 saat sürdü
    Etiketler:
    Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın