01:00 26 Eylül 2018
Canlı Yayın
    Türk Lirası

    Varlık Fonu tartışması: 'Paralel bütçe' mi, 'kamu kaynaklarının daha etkin kullanımı' mı?

    © AA / Arşiv
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Hüseyin Hayatsever
    0 25

    Aralarında Ziraat Bankası, Borsa İstanbul, BOTAŞ, Türk Hava Yolları gibi kamuya ait şirketlerin hazine hisselerinin ve birçok hazine arazisinin Türkiye Varlık Fonu'na devredilmesi yeni bir tartışma yarattı.

    Başbakanlık’tan hafta sonunda yapılan açıklamada, Hazine bünyesinde bulunan bazı kamu sermayeli şirketler ile özelleştirme programında bulunan bazı şirketlere ait hisselerin Türkiye Varlık Fonu'na devredilmesine karar verildiği duyurulmuştu. Resmi Gazete'nin Pazar günkü mükerrer sayısında da Ziraat Bankası, BOTAŞ, Türkiye Petrolleri AO, PTT, Borsa İstanbul ve Türksat'ın sermayelerinde bulunan Hazine'ye ait hisselerin tamamı, Türk Telekom'un yüzde 6.68 oranındaki Hazine'ye ait hissesi ile Eti Maden ve Çaykur'un Varlık Fonu’na aktarılmasına karar verildiği belirtilmişti.

    Bugün de özelleştirme programında bulunan THY'nin yüzde 49.12 ve Halkbank'ın yüzde 51.11 hissesinin Varlık Fonu'na devrine karar verildiği duyuruldu. Antalya, İzmir, Aydın’daki birçok turistik arazi ile İstanbul’daki bazı Hazine arazileri de Varlık Fonu’na geçti.

    YÖNETİM KURULU ÜYELERİ ARASINDA CUMHURBAŞKANI BAŞDANIŞMANI DA VAR

    Varlık Fonu’nun Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı Mehmet Bostan yaparken yönetim kurulu üyeleri arasında Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yiğit Bulut, Sabah gazetesi yazarı Kerem Alkin ile birlikte Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ ve Piri Reis Üniversitesi Rektörü Oral Erdoğan bulunuyor.

    Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi’nin kuruluş amacı, ‘sermaye piyasalarında araç çeşitliliği ve derinliğine katkı sağlamak, yurt içinde kamuya ait varlıkları ekonomiye kazandırmak, dış kaynak temin etmek, stratejik, büyük ölçekli yatırımlara katılmak ve bu fona bağlı alt fonları kurmak ve yönetmek’ olarak belirtilmişti.

    'MERKEZİ BÜTÇEYE PARALEL BÜTÇE OLUŞTURMA YOLUNA GİDİLİYOR'

    İktisatçı-yazar Mustafa Sönmez, Sputnik’e yaptığı değerlendirmede Varlık Fonu’na devredilen kurumların, özelleştirilmesi mümkün olmayan ya da bir şekilde özelleştirilemeyen kamu kurumları olduğunu ifade ederek “Bunlardan, neredeyse merkezi bütçeye paralel bir bütçe oluşturularak yararlanma yoluna gidiliyor. Bunların gelirleri, hisse senetleri, varlıkları fona konulacak ve bu fon bunları teminat göstererek iç ve dış piyasalardan borçlanacak, sonra da bu borçlandığı kaynakları belli yerlerde kullanacak” dedi.

    ​Varlık Fonu’nun gerekçesinde kaynakların nerelerde kullanılacağının çok net yazmadığını, ‘mega projeler, üçüncü havalimanı, sağlık kampüsleri, otoyollar’ gibi genel ifadeler kullanıldığını ifade eden Sönmez, “Bu fonun bir özelliği; kamu varlıklarını kullanacağı halde Sayıştay tarafından denetlenmeyecek. Kamunun bir dizi kaynağı kamu tarafından denetlenmese bile bir fonda toplanarak özellikle batak durumdaki mega projeler, ya da istedikleri sıkıntıya girmiş sektörler, şirketler bu fondan yararlandırılacak” diye konuştu.

    'MECLİS DENETİMİ OLMADAN KAYNAKLARI KEYFİ KULLANMA YOLUNA GİDİYORLAR'

    Sönmez, merkezi bütçenin Meclis ve Sayıştay denetimine tabi olduğunu ifade ederek “Orada hükümetin elini kolunu bağlayan şeyler var. Bir taraftan da merkezi bütçeden bu harcamaları yaparsa bütçe açığı yüksek görünecek, bütçe açığı yüksek göründüğü takdirde özellikle yabancı yatırımcılar bütçe açığı yüksek olan ülkeye uğramayacak. Merkezi bütçeyi çok açık vermiş göstermeden böyle bir paralel bütçeyle kaynakları kullanma ve harcama yoluna gidiyorlar. İkincisi, bunu herhangi bir kamu denetimine, meclis denetimine sokmadan keyfi kullanma imkanı ortaya çıkıyor. Bu nedenle bu aracı tercih ettiler” dedi.

    Varlık Fonu’yla hükümetin amaçladığı sonuçlara ulaşılmasının zor olduğunu ifade eden Sömez, “Bu kurumların gelirleri artık merkezi bütçeye gitmeyecek, dolayısıyla merkezi bütçenin bu anlamda bir gelir kaybı olacak. Ama diğer taraftan bu kaynakları kullanma imkanı ortaya çıkacak. Bir de şu var; siz bunları vitrine koyarak diyelim borçlanmaya çıktınız. Fakat nasıl bir dönemde çıkıyorsunuz; Türkiye, derecelendirme kuruluşları tarafından yatırım yapılabilir bir ülke değil, risk primi tavan yapmış durumda. Siz bunlarla bu fon üzerinden borçlanmaya kalktığınızda kısa sürede bu fonların piyasa değeri aşağı doğru iner. Siz aslında bu gibi kamu kuruluşlarını da böylesi kritik, ekonominin iyi olmadığı bir zamanda piyasaya sürerek değerlerinin aşınmasına da neden olabilirsiniz” diye konuştu.

    'VARLIK FONU’YLA BİRTAKIM YERLERE CAN SİMİDİ ATACAKLAR'

    Varlık Fonu’nun, Savunma Sanayiini Destekleme Fonu’nun elindeki dövizleri üç aylığına kullanma fırsatını da elde ettiğini vurgulayarak “Bunlarla piyasaya girecekler, piyasayı düzenleyecekler. Mesela döviz varlıkları varsa döviz satarak dövizin yükselmesini önlemeye çalışacaklar. Ya da nakit sıkıntısı olan şirketlere fon ortak olacak. Diyelim konut sektöründe Ağaoğlu’nun elindeki konut stokları arttıysa fon, ‘yatırım yapıyorum’ diye gidip Ağaoğlu’na ortak olacak. Ya da üçüncü havalimanını yapan şirket batık durumdaysa fon ondan hisse alacak. Yani bu şekilde kimseye hesap vermeden bu kamu varlıklarının, kamu kuruluşlarının nakitlerini, hisse senetlerini kullanarak birtakım yerlere can simidi atacaklar” dedi.

    Norveç, Körfez ülkeleri gibi ülkelerin cari fazla ve bütçe fazlası verdiğini ve kamu fazlası kaynağı arttırmak için Varlık Fonu yöntemini kullandıklarına dikkat çeken Sönmez, şöyle konuştu: “Türkiye cari açık veriyor. Bütçe açığı vermiyorsa bile bütçe fazlası yok. Burada tamamen özelleştirilemeyen, bir şekilde de istenildiği gibi keyfi olarak kullanılamayan gerek nakdi gerek gayri nakdi kamu varlıklarını kullanarak borçlanma amaçlanıyor. Burada esas olarak bu varlıkları vitrine koyarak borçlanma amaçlanıyor. Ama böylesi bir dönemde, Türkiye’nin kredi notu bu kadar düşükken, risk primi bu kadar yüksekken birileri bu fonun üstüne atlar mı, borçlanma yapılabilir mi, büyük bir soru işareti. Burada kamuya zararı olan şey şudur; kamu bankaları olsun, diğer kamu kuruluşları olsun, bütün nakdi ve gayri nakdi varlıkları toplumun ortak mülküdür. Toplumun ödemiş olduğu vergilerle üretilmiştir ve çoğaltılmıştır. Kamuya ait olan nakdi ve gayri nakdi varlıklar, kamunun denetimi ve rızası dışında son derece dar, doğrudan doğruya saraya bağlı kişilerce kullanılacak, kimseye de hesap verilmeyecek. Bu aslında toplumsal bir gasptır. Kanunsuzdur, hukuksuzdur. Doğrusu Türkiye’ye bir iyilik getirmekten çok belli kişi ve şirketlere faydası olacaktır.”

    Sönmez, Varlık Fonu’nun SPK denetimine tabi olduğunu da ifade ederek “Ama SPK şirketleri denetler. Başbakanlığa bağlı bir kamu kuruluşu oluşturup bunu nasıl Sayıştay denetiminden alabilirsiniz, bu Anayasal bir ihlaldir” dedi.

    'TÜRKİYE’NİN VARLIK FONU’NA İHTİYACI VAR'

    Kamu şirketlerinin hazineye ait hisselerinin ve birçok hazine arazisinin Varlık Fonu’na devrini Sputnik’e değerlendiren iktisatçı, Polis Akademisi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Levent Yılmaz, Varlık Fonu’nun kurulması ve hızlı bir şekilde hayata geçmesinin Türkiye için çok önemli olduğunu söyledi. Yılmaz, Türkiye’nin ‘Varlık Fonu olması gereken ancak Varlık Fonu’nu kuramamış ülkelerden biri’ olduğunu dile getirerek “Bu açıdan çok önemli bir adım. Türkiye’nin uzun vadeli projeksiyonuna baktığımız zaman Varlık Fonu benzeri bir yapılanmaya ihtiyacı vardı, bu ihtiyacı da karşılanmış oldu” dedi.

    Varlık Fonu’nun denetime kapalı olması dolayısıyla eleştirildiğini ifade eden Yılmaz, “Asla böyle bir şey yok. Varlık Fonu, çok ciddi bir denetim mekanizması üzerine inşa edilmiş. Varlık Fonu’nun kuruluş kanununu incelersek bu denetim mekanizmasının ne kadar güçlü olduğunu görüyoruz. Yani sadece basit bir Sayıştay denetimiyle değil, çok yönlü ve çok açıdan denetleneceğini, en az dört farklı denetim sisteminden geçeceğini görüyoruz. Kamu şirketlerinin buraya devredilmesi de oluşacak Varlık Fonu’nun daha güçlü olması, daha hızlı hareket edebilmesi açısından son derece önemli” diye konuştu.

    'BÜROKRASİ, CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİNİN ÖNGÖRDÜĞÜ HIZA KAVUŞACAK'

    Yılmaz, Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı sistemi için bir referanduma gideceğini de ifade ederek “Cumhurbaşkanlığı sistemine geçerken özellikle hükümet kanadının en büyük açıklamalarından biri hızlı ve şeffaf bir devlet yapısıydı. Bu şirketlerin Varlık Fonu’na devredilmesiyle beraber aslına bakarsanız bürokrasi, Cumhurbaşkanlığı sisteminin öngördüğü hıza kavuşmuş olacak” dedi.

    Sadece kamu şirketlerinin değil, önemli miktarda hazine arazisinin de Varlık Fonu’na devredildiğini kaydeden Yılmaz, “Burada Varlık Fonu’nun daha büyük bir hacme ulaşması açısından bunlar önemli devirlerdir. Burada eleştirildiği gibi kamu kaynakları bitmiş değildir, tam tersine kamu kaynaklarının daha etkin kullanılacağı ve daha hızlı hareket ederek daha fazla finansmana ortam sağlayacak ciddi bir yapılanma var” diye konuştu.

    'VARLIK FONU SADECE BÜTÇE FAZLASI VEREN ÜLKELERDE KURULMUŞ DEĞİL'

    Yılmaz, Varlık Fonu’nun daha çok bütçe fazlası veren ülkelerde kullanıldı eleştirileriyle ilgili olarak da “Şuna bakmak lazım; siz bütçe fazlasını mı Varlık Fonu’na devrederek Varlık Fonu’nu kuruyorsunuz, yoksa elinizdeki kamu şirketlerinin değerlerini Varlık Fonu’na devrederek mi Varlık Fonu kuruyorsunuz? Her ikisinin de dünyada örnekleri var. İncelediğiniz zaman göreceksiniz, Varlık Fonu’nun olduğu ülkelerin tamamı bütçe fazlası veren ülkeler değil. Bir de Varlık Fonu’nun kuruluş amacı son derece önemli. Bütçe fazlasıyla ilgili kısma ben çok katılmıyorum. O zaman şöyle mi; ‘bütçe fazlası vermiyorsanız Varlık Fonu kurmayın, bütçe fazlası vermiyorsanız yeni yatırım yapmayın, altyapı yatırımlarından uzak durun, finansal yeni yapılanmalardan uzak durun’ yaklaşımıyla mı hareket edilsin? Her şeyi bütçe fazlasına bağlamak doğru değil. Bu, IMF’nin 2008’den önceki iktisat mantığının getirdiği ‘Bütçe fazlanız yoksa olduğunuz yerde durun’ mantığıyla ilgili, dolayısıyla bu eleştiriye katılmıyorum” dedi.

    Varlık Fonu’nu ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet olarak uzun vadeli projeksiyonlarını iyi yaptığını gösteren çok önemli bir örnek’ olarak nitelendiren Yılmaz, “Bürokrasinin getirmiş olduğu hantallığı ortadan kaldıracak, büyük projelerin daha uygun faiz oranları üzerinden, belki de faizsiz olarak finansmanının sağlanabileceği çok önemli bir yapıyla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

    Etiketler:
    Türkiye Varlık Fonu, PTT, Türksat, BOTAŞ, Ziraat Bankası, Borsa İstanbul, THY, Himmet Karadağ, Yiğit Bulut, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın