16:51 23 Haziran 2018
Canlı Yayın
    Zeytin Dalı Harekatı, Afrin, TSK, ÖSO

    'Türkiye, ABD'nin yeşil ışık da yakmasıyla güvenlik koridoru oluşturacak'

    © REUTERS / Khalil Ashawi
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    163

    Hakan Güneş’e göre Suriye ordusu milislerinin Afrin’e girişi yeni sayfa açarken, Türkiye’nin karşısına, daha fazla aktör çıkmış oldu. Güneş, Suriyeli milislerin gönderilmesine karşılık hava sahasının kapanmamasının ise pazarlık anlamı taşıdığını söyledi.

    Afrin'e yönelik Türkiye'nin operasyonu sürerken Suriye ordusuna bağlı milislerin Afrin'deki PYD yöneticilerinin yaptıkları çağrıların ve yapılan görüşmelerin ardından kente girmesi bölgede farklı bir resmin oluşmasına yol açtı. Şam ile YPG arasında anlaşmaya varıldığı iddia edilirken, YPG'nin elinde bulundurduğu bazı noktaları Suriye ordusuna teslim etmiş görünüyor.

    Suriye'nin kuzeyinde oluşan yeni resmin ne anlama geldiğini ve nereye evrilebileceğini İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Hakan Güneş ile konuştuk.

    ‘TÜRKİYE AÇISINDAN OYUN DAHA DA KARMAŞIKLAŞTI'

    Hakan Güneş, Suriye ordusuna bağlı milislerin Afrin'e giderek Suriye savaşında yeni bir sayfayı açtıklarını belirterek, bu durumun Türkiye açısından oyunu karmaşıklaştırdığını ve işleri daha zor hale getirdiğini söyledi:

    "Afrin'e Suriye ordusuna bağlı milislerin gitmesi her şeyden önce bu Suriye savaşında yeni bir sayfa açtı. Bu sayfanın da henüz başlarındayız, nereye gideceğini anlamamız için bu önemli bir gelişme oldu. Türkiye açısından oyunu biraz daha karmaşıklaştırdı şüphesiz. Çünkü sadece PYD ile savaşmak üzere girdiği coğrafyada şimdi karşısına daha fazla aktörün arkasında olduğu bir milis güçten söz ediyoruz ki bunun orduyla takviye edilmeyeceğini de henüz bilmiyoruz. Şu anda TSK, Afrin'in çevresinde konuşlanmayı başarabilmiş durumda, şu ana kadar harekât temposundan anladığımız kadarıyla Afrin merkezi ve yerleşim yoğunluklu bölgelere varışına da bir hayli zaman var. Bu süre zarfında farklı milis güçlerin ve hatta belki Suriye ordusunun bizzat kendisinin gelme ihtimali işleri gerçekten Türkiye açısından daha zor hale getiriyor, en açık anlamı bu oldu bu son gelişmenin."

    ‘RUSYA KÜRESEL ÖLÇEKTE BAKIYOR'

    Güneş, gelişmelere Şam'ın sadece Suriye düzeyinde, İran'ın bölge düzeyinde baktığını Rusya'nın ise küresel ölçekte baktığını belirtti ve Rusya'nın bazı konularda Şam'dan ayrıldığını söyledi:

    "Ruslar, Şam'dan bazı konularda ayrılıyor, bu da gayet anlaşılır. Çünkü, Şam yönetimi sadece Suriye düzeyinde bakıyor, İran bölge düzeyinde bakıyor, Rusya ise daha küresel ölçekte bakıyor diyebiliriz. Bunun anlamı şu: Yani Şam, Suriye'nin geleceği açısından Kürtleri bir yere konumlandırıyor ve Türkiye'yi daha büyük bir sorun olarak değerlendiriyor. Dolayısıyla Kürtlerin, Türkiye'nin kontrolü altına girmesini çok arzu etmiyor fakat belli ki Rusya'yı bu konuda çok ikna edebilmiş değil. Çünkü Rusya da Türkiye'yle farklı bir ilişki sürdürüyor. Yani Rusya, Türkiye'nin NATO ile daha mesafeli olacağını umuyor, enerji alanı başta olmak üzere ekonomik ilişkiler söz konusu oluyor."

    ‘MİLİSLERİN GÖNDERİLİP HAVA SAHASININ KAPATILMAMASI PAZARLIĞIN OLDUĞUNA İŞARET'

    Güneş, İsrail uçağını düşürenin Şam olduğuna dikkat çekerek, hava sistemlerinin Türk uçaklarına kilitlenme durumuna Şam'ın karar vereceğini dile getirerek, Şam'ın Afrin'e milis gönderip hava sahasını kapatmamasını ise pazarlığın ve tartışmaların sürmesi olarak değerlendirdi:

    "Dolayısıyla belirli bir ölçüde Şam'ı Rusya'nın ikna ettiğini söyleyebiliriz. Çünkü bizde hep hava sistemlerinin Türk uçaklarına kilitlenip kilitlenmeyeceğine Rusya'nın karar vereceği söyleniyor ama tam olarak öyle değil. Buna karar verecek olan Şam yönetimi. Nitekim İsrail uçağını düşüren Rusya değil, esas itibariyle Şam'dır. Eğer Türkiye'ye yönelik böyle bir şey olsaydı da Rusya düşürmüş olmayacaktı. Burada aslında yine beklentileri, tahminleri biraz boşa düşüren şu gelişme oldu: Milislerin gelişinin karar altına alınmasını takiben —yani geride bıraktığımız üç-dört gün içerisindeki gelişmelerden bahsediyoruz- otomatik olarak hava sahasının kapanacağı bekleniliyordu. Çünkü bir tür yardım kararının ardından öncelikle oraya milis göndermekten ziyade hava sahasının kapatılması beklenirdi. Dolayısıyla bu soruna tam da buradan girmek lazım. Hava sahasını kapatmadı fakat desteklediği güçlerin milisleri gönderildi, nasıl oluyor bu? Asıl soru işareti burada ve bu tuhaf bir durum. Bunun detayları çıkacak, hiçbirimiz tam anlamıyla vakıf değiliz ama belki sahadakiler bizden bile daha vakıf değiller çünkü ortada büyük bir pazarlığın ve tartışmanın olduğunun işaretleri bunlar. Yani hava sahasını kapatmadan aşağıda milis göndermek başka türlü izah edilemez. Salt göstermelik bir manevra ya da askeri taktik olarak yorumlayanlar da oldu fakat tabloyu tam olarak açıklamak için yeterli değil. Ben bu durumu henüz bitmemiş bir pazarlık olarak değerlendiriyorum."

    ‘RUSYA, TÜRKİYE'Yİ ABD İLE TEKRAR YAKINLAŞMASINI ENGELLEYECEK ŞEKİLDE YAKIN MESAFEDE TUTMAYA ÇALIŞIYOR'

    ABD ile tekrardan yakınlaşmasını engellemek için Rusya'nın Türkiye'yi yakın mesafede tuttuğu yorumunu yapan Güneş'e göre Rusya, Türkiye'ye Azez-Cerablus'u İdlib'e bağlayabilecek bir kuzey koridorunun tamamlanmasına kadar hava sahasını kapatmayacak:

    "Rusya'nın pozisyonunu ise şöyle görüyorum: Rusya, Türkiye'yi ABD'ye eski yakınlık noktasında yani ABD ile tekrar yakınlaşmasını engelleyecek şekilde yakın mesafede tutmaya çalışıyor ve bazı sınırlar içerisinde Türkiye'ye bazı tavizler vermeye yatkın bir durumda. Bunu da Afrin örneğinde gördük. Ama benim tahminim, tabii burada tahmin yapmak ne kadar yerinde olursa, Rusya'nın şu ana kadarki davranışlarından anladığım kadarıyla-daha önce Azez, Cerablus operasyonunda da benzer bir eğilim geliştirmişti- Rusya, bir yerde set çekmeye meyil ediyor ve görebildiğim kadarıyla bir Azez-Cerablus'u İdlib'e bağlayabilecek bir kuzey koridorunun tamamlanmasına kadar da hava sahasını kapatmama eğiliminde olduğunu görüyorum."

    ‘TÜRKİYE'NİN GÜVENLİK KORİDORU OLUŞTURMASI SAĞLANACAK'

    Suriye'den çekilmenin Türkiye'de iktidar açısından siyasi olarak çok büyük bir hezimet olacağı yorumu yapan Güneş'e göre ABD'nin yeşil ışık yakmasıyla Türkiye'nin güvenlik koridoru oluşturmasına olanak verilecek:

    "Şimdi, Tel Rifat'ın üstünden geçilebiliyor. Tel Rifat henüz Türkiye'nin o 'kıyı başları' diye tarif edilen altı-yedi tane küçük yeşil nokta açılmıştı hatırlarsak, şimdi bunlar henüz birbirine tam olarak bağlanıp yekpare bir blok ve Azez'le İdlib bölgesini bağlayacak bir kuşak haline henüz gelmedi. Türkiye'nin en azından bu konuda çok ısrarcı olduğunu anlayabiliyoruz. Tahmin edileceği gibi geri çekilme söz konusu değil şu anda. Bu siyasi olarak çok büyük bir hezimet olur Türkiye'deki iktidar açısından, bu savaş kararını alanlar açısından. Dolayısıyla böyle bir görüntünün yaratılmaması için asgarî olarak bir tutunma ve koridor oluşturmanın gerekliliği söz konusu. Buna ABD'lilerin de yeşil ışık yaktığını biliyoruz, yani belirli ölçülerde olması, bir güvenlik koridoru kurulması gibi cümleleri pek çok ülke sarf etti. Şu anda en azından bunu sağlayacaklarını ben düşünüyorum. Bu neredeyse kesin."

    ‘HAVA SAHASINI KAPATMAMAK MİLİS YOLLAMAMAKLA AYNI ŞEY'

    Güneş, milis yollayıp hava sahasını kapatmamanın milis yollamamakla aynı şey olduğunu görüşünü dile getirerek, bu noktada kimin ne kadar ileri gitmeye hazır olduğu tartışmasının, sinir savaşıyla birlikte yürüdüğünü belirtti:

    "Rusya bu koridoru zaten sağlamış durumda. Çünkü milis yollayıp havayı kapatmamak milisi yollamamakla aynı şey. Benim tuhaf bulduğum şey bu. Hatta pek çok tahmincinin Rusya'nın belirli bir günden sonra da hava sahasını kapatacağını, dolayısıyla harekatın sınırlı kalmasını arzu edeceğini, en azından yorucu bir harekât haline gelmesini arzu edeceği gibi düşünceleri vardı. Fakat gördük ki, hava sahası gayet açık. Milis kararı ve milislerin yola çıkışından sonra da açık. Üstelik milislerin kendileri değil ama güzergâhlarının vurulduğunu canlı yayınlarda izledik. Şimdi, bunlar normal davranışlar değil. Yani karşılıklı olarak eğer siz Afrin Kantonunun çağrısına uyarak oraya güç yollamaya karar verdiyseniz, herhalde hava sahasını kapatırsınız. Şimdi dolayısıyla burada bir sinir savaşı da tabii sürüyor. Kim ne kadar ileri gitmeye hazır tartışması aynı anda yürüyor. Bu hem Şam hem Moskova hem de Ankara için böyle."

    ‘ANKARA'NIN ASTANA RUHUNA UYGUN DAVRANIYORMUŞ GİBİ GÖRÜLMESİNİN BİR NEDENİ VAR'

    Güneş, Ankara'nın Astana'nın ruhuna uygun davranmamış olmasına rağmen Putin tarafından davranıyormuş gibi görünmesinin bir nedeni olduğu görüşünü dile getirdi:

    "İdlib'e karşılık Afrin yorumlarını bizzat Putin yalanladı. Aslında resmi olarak yalanladı, gerçek hayatta orada ne olduğunu sahadaki gazeteciler yansıttı. Biz orada Rusya'nın beklentisine uygun bir Türkiye davranışı olmadığını bildiğimiz halde, Putin ‘hayır' dedi. Yani ‘bunu bazı ülkeler provoke ettiler, böyle bir şey yok' dedi. Şimdi Putin'in bunu söylüyor olması, gerçekte Ankara'nın Astana'nın ruhuna uygun davranmamış olmasına rağmen, Putin tarafından davranıyormuş gibi görülüyor olmasının bir nedeni olmalı. Bunun nedeni Rusya'nın daha büyük bir okuma yapması ve Türkiye'yi bir müddet daha belirli ölçülerde daha yakında tutmak istemesidir. Rusya burada Şam kadar ülkenin tamamını kontrol etmek istiyor mu, tartışılır."

    ‘MİLİSLERDE İRAN'IN AĞIRLIĞI OLSA DA OLAY İRAN KOMPLOSU OLARAK OKUNAMAZ'

    Güneş'e göre Afrin'e giden milislerde İran'ın ağırlığı olsa da olay İran komplosu olarak yorumlanamaz ve bu gelişmede Suriye'de üç müttefik arasında koordinasyon ve iş bölümü var:

    "Şimdi Türkiye basınında geçen Şii yerleşim yerleri tabiri bana çok tuhaf geliyor. Şii kavramını Suriye coğrafyasında nasıl kullanıyorlar, gerçekten merak ediyorum. Çünkü Şii dediğiniz zaman ya İsmailiği —Dürziler daha uzak- ya da Nusayrileri yani Alevileri kastediyorsunuzdur. Ayrıca İran modeli Şiiliğin Suriye'de varlık gösterdiğini de ben Türk basını sayesinde öğrenmiş oldum. Özel olarak İran'ın köyleri yok Suriye'de. İran'a yakın güçlerse daha çok Lübnan-Suriye sınırı hattında etkili, bir de Palmira, Deyr ez Zor hattına doğru önemli bir varlık gösterdiler. Kuzeyde Afrin'e gönderilen gruplar arasında İran'ın desteklediği, finanse ettiği grupların belirli bir ağırlığı var ama onlardan yekpare oluştuğu ve onların doğrudan komutası altında olduğu gibi bir sonucu ben tam olarak çıkaramıyorum. Şimdi orada bir tuhaflık var. Ordu değil, neden milis? Asıl soru bu. Yani şöyle bir sonuca varmak bana çok gerçekçi gelmiyor; Suriye yönetimi istemedi, Rusya Türkiye'yi gözledi, dolayısıyla İran daha cesur davranıp kendi milislerini yolladı, böyle değil. Yani, burada bir koordinasyon var bu üçlü arasında. Bir iş bölümü olarak bunu okuyorum. Ayrıca özel bir İran komplosu olarak bunu okumuyorum."

    ‘SURİYE'DE IŞİD SONRASI AYAKTA KALAN İKİ TEMEL GÜCÜN ANLAŞMA NOKTASINA VARMASI ÖNEMLİ'

    Hakan Güneş son olarak Suriye'de IŞİD sonrası ayakta kalan iki temel gücün anlaşma noktasına varmasının önemli olduğunu söyleyerek, bu anlaşmanın Kürtler açısından ABD ile daha dengeli ilişkiler sürdürmenin işareti anlamına da geldiğini belirtti:

    "Şimdi elbette Kürtlerin içinde bulunduğu denklem zor bir denklem. Ama bu durum şunu gösteriyor: Yani Suriye'deki Kürtlerle, Şam yönetiminin bir anlaşma noktasına gelmiş olması Suriye'de çözüm için önemli bir adım gibi görünüyor. Çünkü zaten oldukça parçalanmış ve kolay kolay uzlaşması mümkün olmayan birçok siyasi unsur arasındaki bir mücadeleye sahnedeydi. Burada IŞİD sonrası ayakta kalan iki temel gücün bir tür anlaşma noktasına varması önemli. Tabii henüz bunun somut sonuçları alınabilmiş değil, fakat alındığı anda bu Suriye'nin ve Kürtlerin geleceği açısından çok umutlu olacak, Kürtler açısından ABD ile daha dengeli ilişkiler sürdürmenin işareti anlamı da taşıyor. Bu hem de Suriye yönetiminin Kürtleri yok etmek pahasına, yani cihatçıları hallettikten sonra Kürtlere saldıracağı şeklindeki yorumların önü kesmiş olacak ve dolayısıyla bir tür güven sağlanmış olacak. Bunu başarabilirlerse, buradan bir sonuç alabilirlerse Suriye'deki Kürtler açısından da yönetim açısından da önemli bir umut oluşturacaktır diye düşünüyorum."

    Etiketler:
    Hakan Güneş, Suriye, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın