11:57 03 Aralık 2020
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 16
    Abone ol

    Yunanistan’ın 1981 yılından beri sistematik bir şekilde Türkiye’ye karşı silahlanma politikasına başladığını ifade eden Prof. Dr. Tulça, ülkenin F-35 alımları için Batı’dan destek göreceğini ve borçlanma pahasına bu politikasına devam edeceğini söyledi.

    Yunan basınına yansıyan haberlere göre, Yunanistan Savunma Bakanlığı, 6 Kasım'da, F-35 alımına yönelik ABD hükümetine resmi bir talep mektubu gönderdi. Yunanistan’ın yıllardır süregelen silahlanma gayretinin bir devamı olarak nitelendirilen bu hamle ile ABD’den toplamda 18 ila 24 adet arasında yeni veya varsa Amerikan Hava Kuvvetleri tarafından kullanılmış savaş uçağı tedariki talep edildi. Söz konusu talep mektubunda, “İlk F-35’lerin 2021 yılı içinde teslim edilmesi Yunanistan için önemlidir. Talebimizi acil incelemenizi rica ederiz” denildi.

    Hava ve deniz kuvvetlerine yatırımlarını artıran Yunanistan, Doğu Akdeniz’de devam eden gerilim üzerine, Eylül ayında, Fransa’dan 12’si kullanılmış, 6’sı da yeni olmak üzere toplam 18 adet Rafale savaş uçağı almayı da kararlaştırmıştı.

    ‘Yunanistan’ın bu silahlanması, ülkemiz tarafından göz ardı edilmemeli’

    Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Enis Tulça’ya göre Yunanistan’ın ABD’den F-35 alımı talebinin arkasında, ileride doğabilecek bir çatışma ortamında büyük önem arz edecek olan hava kuvvetleri dengesini şimdiden kendi lehine çevirebilme ve Türkiye’ye karşı kendisinin bir caydırıcı unsur olabilme yeteneğine kavuşabilme gayreti bulunuyor. Fransa’dan alınması kararlaştırılan Rafale savaş uçaklarını da bu girişimin bir parçası olarak değerlendiren Prof. Dr. Tulça, “Bundan dolayı Türkiye açısından S-400 füzelerinin bir an evvel operasyonel olabilmesini hem Yunanlıların mevcut yüksek irtifalı füzeleri karşısında hem de havadaki bu genel kuvvet dengesi açısından önemli görüyorum” dedi.

    “Yunanistan, Avrupa Birliği’ne tam üye olduğu ve iktidara PASOK ve Başbakanı Andreas Papandreou’nun geldiği 1981 yılından beri sistematik bir şekilde Türkiye’ye karşı silahlanma politikasına başladı ve buna devam ediyor” diyen Prof. Dr. Tulça, şunları ekledi: “Türk-Yunan dostluğu, iki ülkenin yakın olduğu Atatürk-Venizelos veya bu asrın başında Cem-Papandreou dönemlerindeki gibi çok değerli olmakla birlikte Yunanistan’ın bu silahlanması, maksadı ve hedefleri ülkemiz tarafından göz ardı edilmemeli ve önemle değerlendirilmeli. Geçtiğimiz yaz yaşanan kriz esnasında ve sonrasında bu silahlanma tutumu daha açık ortaya çıktı.”

    ‘Konu Türkiye’ye karşı silahlanma ise ekonomik hiçbir şey ifade etmez’

    Ekonomik olarak zorda olan Yunanistan’ın F-35’lerin bütçesini nasıl karşılayacağını sorduğumuz Prof. Dr. Tulça, “Konu Türkiye’ye karşı silahlanma ise Yunanistan’da siyasi ve ekonomik durum karar mercileri için hiçbir şey ifade etmez. Bir örnek olarak, 2010 yılında ülke iflas ettikten sonra Troyka (Avrupa Merkez Bankası ve Uluslararası Para Fonu), Atina’ya geldiğinde, Yunan tarafı, ‘Durumumuzun farkındayız, önümüze koyacağınız reçetelerin şartlarını da tahmin ediyoruz. Ancak bir şeye karışmayacaksınız, silahlanma projelerimiz aynen devam etmeli’ diyebildi. Dolayısıyla o gün olduğu gibi bugün de Yunanistan bu silah alımları için hem Batı’dan destek görecek hem de daha da borçlanma pahasına bu politikasına devam edecek” değerlendirmesinde bulundu.

    ‘Bir an önce sağlanmalı’

    Peki, Yunanistan’ın son yıllardaki silahlanma eğilimini nasıl değerlendirmek gerekiyor? Prof. Dr. Tulça, bu konuda şunları kaydetti:

    “Bu silahlanma arttıkça ülkede; siyasette, diplomaside, askeriyede ve halk içinde önemli bir kesimde, Türkiye’ye karşı bir çatışmaya adeta bir susamışlık, bir istek veya bu fikre destek günden güne artıyor. Bu belki tarihi saplantıların yarattığı bir bilinç olabilir, medyaları da bunu destekliyor ancak tehlikelidir. Günümüzde Avrupa Birliği üye ülkeleri içinde bu psikolojinin başka bir örneği de yok. Türkiye ve Yunanistan arasında bundan sonra çıkabilecek bir çatışmanın, çıkış nedeni ve bölgesi ne olursa olsun hem Ege’ye hem de Kıbrıs’a yansıma ihtimali var. Bu açıdan Kıbrıs Rum kesimininde de yıllardır süren silahlanmalarının bir çatışma ortamında maksadı ve hedefi belli diyebiliriz. 1993 Yunan-Güney Kıbrıs askeri doktrinin amacı zaten bu bütünlüğü sağlayabilmekti. Unutmayalım ki Rumlar için Kıbrıs’ta Devlet Rum’un, toprak Türk’ündür. Yunanistan’ın ise aşırı silahlanma yolunu seçerek kendisini Türkiye’den uzaklaştırma yoluna soktu. İki ülke arasında bu silahlanma yarışını bırakıp diyalog ortamı bir an önce sağlanmalı diye düşünüyorum.” 

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    Etiketler:
    Borç, Türkiye, Yunanistan, F-35, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın