13:52 13 Aralık 2017
Ankara+ 12°C
İstanbul+ 15°C
Canlı Yayın
    Gündem dışı

    ‘Havva’nın yasak elmayı yediği yer Göbeklitepe olabilir’

    Gündem Dışı
    URL'yi kısaltın
    Serhat Sarısözen
    164

    Felsefe, tasavvuf, mitoloji ve kadim bilgelik öğretileri alanında disiplinlerarası araştırmalar yapan Kaan Demirdöven, 'Göbeklitepe’nin Yas Bulutları’ isimli kitabı için, “Havva’nın yasak elmayı yediği yer burası olabilir, bundan sonra tüm paradigmalar değişecek” diye konuştu.

    Gündem Dışı'nda Serhat Sarısözen'in bu haftaki konuğu felsefe, tasavvuf, mitoloji ve kadim bilgelik öğretileri alanında disiplinlerarası araştırmalar yapan Kaan Demirdöven'di. Demirdöven'le geçen ay yayınlanan 5. kitabı ‘Göbeklitepe'nin Yas Bulutları'nı anlattı. Şanlıurfa'nın yaklaşık olarak 20 km kuzeydoğusunda yer alan Dünya'nın bilinen en eski tapınağı olan Göbeklitepe, insanlık tarihi adına şimdiye kadar bildiğimiz tüm bilgileri tekrar gözden geçirmemize sebep olacak. Göbeklitepe, günümüzden tam 12.000 yıl önce inşa edilmiş. 1995 yılında arkeolog Prof. Klaus Schmidt tarafından Alman Arkeoloji Enstitüsü'nün desteğiyle başlayan kazılar sonucu elde edilen verilere göre, 20 adet olduğu belirlenen yapılar, Dünya'nın ilk tapınakları olarak gösteriliyor.

    'BÜTÜN ANTROPOLOJİK TARİH DEĞİŞECEK'

    İnsanlığın avcı toplayıcı döneminde yerleşim ve tarım kavramlarından çok uzak olduğu 12.000 yıl öncesinde bu yapıların nasıl tasarlandığı sorusunun cevaplanamadığını ifade eden Demirdöven, "Mısır'daki pramitlerin nasıl yapıldığı çözülememişken şimdi de Göbeklitepe'nin gizemi karşımıza çıktı, bütün antropolojik tarih değişecek" dedi.

    Prof. Schmidt‘in Göbeklitepe için ‘Tarihin kara deliği' ifadesini kullandığını vurgulayan Demirdöven, "Havva'nın yasak elmayı yediği yer burası olabilir, bundan sonra tüm paradigmalar değişecek" diye konuştu.

    ‘BABA, KAYNAK ANLAMINA GELİR'

    Kaan Demirdöven, "Her insanın ilk doğumu bedenen annesinin karnından doğumudur. İkinci doğum ise akılda doğumdur ve bu kez onu doğuran kişiye baba denir. Çünkü baba, kaynak anlamına gelir. Bu yüzden her şövalye, krala babası gözüyle bakardı, çünkü onun aklıyla doğmuşlardı. Bir de üçüncü bir doğum vardır, ruhta doğum. Bunun için kişinin tüm varlığından, geçmişinden, hayallerinden, umut ve unvanlarından vazgeçmesi gerekir" dedi.

    ‘Göbeklitepe'nin Yas Bulutları'nda Kaan Demirdöven, okuyucuyu, ‘Eski Dünya'ya götürüyor. Kitap, Akınış yasasının yazılı olduğu kutsal kitabı korumakla görevli Irmak Şovalyeleri'nin sonuncusu Pir Gulam'ın hazin hikayesini anlatıyor.

    BALÇIK SEVDASI

    Demirdöven'e göre, bir insan öteki uğruna yaşamından vazgeçmeyi göze alırsa ölüm ona bir daha dokunamaz, o kişi artık ölümsüz olur. Anadolu'daki bu davranışa ‘balçık sevdası' deniyor. Bu inanış doğrultusunda ‘balçıktan yaratılan her insan kardeştir'.

    Kitaplarını yazarken ve ana kahramanı oluştururken, romanda anlattığı olaya girebilmesi için, hep bir ritüel uyguladığını söyleyen Demirdöven, ‘Göbeklitepe'nin Yas Bulutları'nda şövalye Pir Gulam'ı anlayabilmek için bir süre değirmende yaşamış; ‘Mabedin Sırrı'nı yazarken, romandaki kahraman otelde yaşadığından 2 yıl boyunca otelde kalmış.

    Etiketler:
    Kaan Demirdöven, Göbeklitepe
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın