13:28 20 Kasım 2019
Canlı Yayın
    Başlangıç Noktası

    Avukat Ahi: Sosyal medyada yazılanlar zamanına göre değerlendirilmeli

    Başlangıç Noktası
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 10
    Abone ol

    Canan Kaftancıoğlu’nun 7 yıl önce sosyal medyada yazdıklarının geçtiğimiz hafta 9 yıl 8 ay ve 20 gün ile cezalandırılması kamuoyunda tepkilere neden oldu. Avukat Gökhan Ahi, Başlangıç Noktası programında yaptığı açıklamalarda verilen cezaların yazıldığı zamana göre değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

    CHP İstanbul 36. Olağan İl Kongresi'nde il başkanlığına seçilen Canan Kaftancıoğlu
    © AA / Serhat Çağdaş
    Canan Kaftancıoğlu’nun yaklaşık 7 yıl önce attığı sosyal medya mesajları ve bunların yargıya taşınması neredeyse seçimden bu yana tartışılıyor. Geçtiğimiz cuma günü bununla ilgili çeşitli suçlardan toplamda 9 yıl 8 ay ve 20 günlük hapis kararının çıkması gerek siyasette gerekse hukuk çevrelerinde tepkiyle karşılandı. Verilen cezanın fazla olmasının yanında şimdiye kadar hiçbir kovuşturma geçirmemiş bu mesajların 7 yıl sonra gündeme getirilmesi eleştirildi.

    Konuyla ilgili Başlangıç Noktası programına açıklamalarda bulunan Avukat Gökhan Ahi, bu tür vakalarda suç oluşturduğu varsayılan unsurların, dile getirildiği zamanın ruhuyla değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Ahi, aksi takdirde kamuoyu vicdanının zedelenebileceğini dile getirdi:

    ‘EŞİTLİK İLKESİ ÖNEMLİ’

    “Türk Ceza Kanunu’nda belirli suç tipleri var. Bu suçlar işlenirse cezalar alınır. Ama sıkıntımız ceza kanununa uygun eylem gerçekleşti mi gerçekleşmedi mi, Yedi sene sonra bunun soruşturulması kanun önünde eşitlik ilkesine uygun muydu değil miydi buna bakılmalı. TCK’da en kısa zaman aşımı süresi 8 yıl. 8 yıla kadar işlenmiş suçtan yargılanabilirsiniz. Fakat 8 yıla kadar soruşturulan bir kimse siyasi rakipse o zaman durumda farklılık var. Bu, insanlarda adaletsizlik duygusu yaratıyor. Başka bir kişiye benzer söylemlerden dolayı hakkında soruşturma açılmıyorsa diğer taraftan birisi aradan yedi yıl geçtikten sonra bile soruşturuluyorsa ortada bir adaletsizlik vardır. Bu davaya bu şekilde bakmak lazım.

    Türkiye’de yargı reformu diyoruz ama reform yapılması gereken yerler hep farklı noktalarda oluyor. Canan Kaftancıoğlu’nun suçlandığı konulara baktığımızda bunların Asliye Ceza Mahkemesinde görülmesi gerekiyordu. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesine gerek yoktu. Burada yargılanıyor olması bile hukuksuzluk olarak karşımıza çıkıyor. Mahkemenin savunmalara itibar etmemesi, suç olduğu iddia edilen  ifadeleri zaman - mekan hususunda değerlendirmemesi, alt sınırdan değil de cezayı artırarak vermesi sorun olarak karşımıza çıkıyor. Bundan 7 yıl önce söylediğiniz herhangi bir şey o dönemde ifade özgürlüğü kapsamında olabilir, bugün farklı yerlerde olabilir. Zaman ve mekan açısından değerlendirmede, özellikle ifade özgürlüğünde suçun kapsamı değişebilir.

    Bugünlerde ifade özgürlüğü farklı anlaşılıyor. Bir taraf için ifade özgürlüğü neredeyse sınırsız iken, diğer taraf sürekli tehdit altında. Yargının siyasallaşması denen bir durum söz konusu. Yargı belli noktalarda tamamen yürütmeye hizmet eder vaziyete gelmiş durumda. Adalet bakanının, yedi yıl önce suç işleyen bir kişiye bir şey yapmayacak mıyız bakış açısını yanlış buluyorum. Hukuk tekniği açısından zaman aşımı içinde işlenmiş bir suçu kovuşturmak mümkün. Ama 7 sene önce benzer nitelikli başka söylemleri unutup başka kişilerle ilgili soruşturma açılmaz ve sonrasında sadece belli kişilere yönelirseniz adaletsizlik ve ayrımcılık meydana gelir. Bu durum toplumdaki hukuk güvenliği algısını zedeler. Ayrıca bireylerde korku yaratır.

    Global bir dünyadayız, ülkeler birbirine yatırım yapıyor, şirketler, yatırımcılar hukuki olarak güvende olmak istiyor. Bu tür kararlar, öç alma hareketleri, yargının siyasallaşması, hukukun üstünlüğünde 106. sıraya gerilemiş olmamız dış dünyada farklı bir değer yaratıyor. Yatırımların bu tarafa akmaması, ekonominin bozulması gibi sonuçlar ortaya çıkar. Herhangi bir şiddete yönelik içerik yoksa, bir kişiye veya bir kuruma hakarette bulunmamışsanız, yazdığınız her şey ifade özgürlüğü teminatı altındadır. Yazdığınız ifadelerin kimin tarafından nasıl anlaşıldığı konusu önemli. Bugün yazdığınız şey suç olabilir ya da ifade özgürlüğü sınırlarında olmayabilir, ama yarın durumlar değişebilir. Hakaret suçu veya terör propagandası da aynı şekilde. Dün terör örgütü kabul edilmeyen bir örgütün, bugün terör örgütü sayılması ya da tam tersi olabilmesi gibi bir sürü unsur var. Bu tür suçlamaların zamandan bağımsız olması düşünülemez. Twitter’da veya farklı mecralarda içerikler yazıyoruz. Bazıları, burada bir şey var cımbızlayalım ilerde lazım olacaktır diye algılıyor sanırım ve sonra bu içerikler itibar zedelemek için kullanılıyor. Yazarken bir şeyleri dikkatli ve tam anlamıyla yazmakta, başka taraflara çekilemeyecek şekilde ve zamanın ruhuna uygun ifade etmekte fayda var.”

     

    Etiketler:
    Gökhan Ahi, Sosyal medya, Canan Kaftancıoğlu
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın