13:39 21 Kasım 2019
Canlı Yayın
    Başlangıç Noktası

    İletişimci Acar: Herkesin kakafonik şekilde konuştuğu haliyle dünyaya kendimizi anlatamayız

    Başlangıç Noktası
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 0 0
    Abone ol

    Algı yönetimi uzmanı ve Türkiye İtibar Akademisi Başkanı Ertan Acar, Başlangıç Noktası’nda Türkiye’nin iletişimde maruz kaldığı saldırıları ve itibar mücadelesini anlattı. Acar, Türkiye’de kakafoni yaratacak şekilde her kafadan bir ses çıkmasının yanlış olacağını dile getirdi.

    Türkiye, sahada operasyonu sürdürürken sosyal ve konvansiyonel medyada da algı operasyonuyla mücadelesini sürdürüyor. Türkiye’nin attığı adımlar tüm dünya basın organları ve sosyal medya hesapları üstünden eleştiriliyor. Bunun yanında yanlı ve üretilmiş sahte içeriklerle Türk askerinin yapmadığı şeyler orduya atfediliyor.

    Bu iletişim kaosu içinde atılacak adımlar en az sahadaki kadar büyük önem taşıyor. Algı yönetimi uzmanı ve Türkiye İtibar Akademisi Başkanı Ertan Acar, Başlangıç Noktası’nda, Türkiye’nin bu itibar savaşında bulunduğu noktayı ve bu savaştan en az zararla çıkabilmesi için atması muhtemel adımları anlattı. Acar, Türkiye adına konuşması gereken isimlerin belirlenmesi ve mesajların çıkarılması gerekliliğini, az sayıda sözcünün iletişimi yürütmesi gerektiğini vurguladı. Acar, “Her kafadan bir ses çıktığı ortamda kendimizi ifade edebilmemiz çok zor” açıklamasını yaptı:

    ‘TÜRKİYE HARD POWER OLDU’

    “Devletlerin itibarı konusunu markalardan farklı bir şekilde ele almak lazım. Devletlerin çıkarları olur. Sosyal medyada konuşulanlara baktığımızda Türkiye’nin itibarını yönetmesi konusunda birtakım kaygılar dile getiriliyor. Ne yazık ki elimizde sağlıklı bir veri seti yok. Çünkü sosyal medya ya da Batı medyasına bakarak itibarımızın nasıl yönetildiğini ölçüyoruz. Bunun ne kadar doğru sonuçlar vereceği de tartışılır. İtibarın doğru yönetildiğini anlamak için ölçümlemeler lazım. Ülkelerin algılarını araştıran bir çalışma yok dünyada. Ekonomi ve insanların mutluluğu araştırılsa da itibar birçok farklı değişkenden oluştuğu için bunun endeksi yok. Medyada bıraktığımız iz çerçevesinde yargıların nasıl olduğu üstünden yorumlar yapılabilir bu da negatif şeylere işaret ediyor.

    Sosyal medya ağırlıklı olarak baktığımızda şu rahatsızlık var: Norveç, Finlandiya gibi ülkeler bize kafa tutuyor. Bize silah satmayacaklarmış. Ülkeler iki tür etki sahibidir: Ya ‘soft’ ya da ‘hard power’ olurlar. Soft power olman için senin dünya çapında markalarının olması lazım. Dünyanın en değerli markalara baktığımızda bir tane Türk markası göremiyoruz. Mesela Güney Kore bir soft power. Böyle olamayınca ne yapmak gerekiyor? Hard power olmalıyız. Türkiye ciddi anlamda savunma sanayi yatırımları yaptı. Türkiye bölgesel güç olabilmek ve yanı başındaki savaşlardan zararsız çıkmak için hard power oldu.

    ‘ABD FİLMLERLE DAHİ ALGI OPERASYONU YAPIYOR’

    Bugünlere nasıl geldiğimizi tartışmanın anlamı yok. Bugünden sonra olacakları hepimiz birlikte yaşayacağız. Burada toplumun bir araya gelip Suriye Harekatı’na vurgu yapmamız gerekiyor. Karşımızda devlet ya da düzenli ordu yok, terör örgütü var. Biz ülkemizi korumak için askeri operasyon başlattık. İki Irak savaşı gördük. Amerikan ve koalisyon ordusu savaş demedi operasyon dedi. Biz ulusumuzun çıkarlarını korumak için terör örgütüne karşı hareket ettik. Bunu bizim öz medyamız bile doğru kullanmıyor. Harekattan iki gün sonra bu hatalarının farkına vardılar.

    Biz ülkeye neden yatırımcı gelsin diyoruz ama yılın ilk yarısında 5 milyar dolara yakın yabancı yatırımcı çekmişiz, bu topraklarda ürün geliştirmek fabrika kurmak için gelenler bunlar. Menfaat elde etmenin farklı yöntemleri var. Yabancılar Suriye’deki terör örgütüne operasyon yürütüyorsunuz biz size yatırımcı olmayacağız demezler. Devletin üst düzel yetkilileri savaş dedi ve bu sözcüğü onların eline kendimiz teslim ettik. Sosyal medyada üretilmiş bir yığın manipülasyon var. Bunun bir saat içinde çürütüldüğünü görüyoruz. Bu konuda iyi bir çalışma yürütüldüğünü görüyoruz.

    Biz bu harekatı ve diplomasiyi çok iyi planladık. Ama dünya kamuoyunda tutum değişikliği yaratacak iletişim çalışmalarını ne yazık ki yapamadık: Suriye’deki karışıklık çıkmadan önce Syriana diye bir film vardı. Arap baharını ve Suriye’de olacakları ortaya koyan bir filmdi. ABD dünya kamuoyuna ABD haklı çalışmasını önceden yaptı. ABD bir müdahaleden önce sinemasıyla medyasıyla, vakıf ve sivil toplumlarla önden alt yapısını yürütüyor. Bizim Avrupa ve ABD’de güçlü bir Türk diasporamız yok. Batı’da terör örgütünün entelektüelleri çok fazla. Bunlar etki gücüne dönüşmüş durumda. Oradaki entelektüeller, siyasetçi ve siyasetçinin beslendiği kaynaklar. Avrupa kamuoyunu biz doğru bilgilendirmemişiz.

    Türkiye’de bile harekatla ilgili canlı yayınlar yapılıyor, bunun ne kadarı izleniyor? Haber kanalları 24 saat yayın yapıyor izlenme oranları yüzde 2’yi geçmiş. Herkes dizi seyrediyor. Bizim kamuoyunu bilgilendirecek kanallar hayata geçirmemiz lazım. Ama bunu da algıyı planlayarak yapmamız lazım. Çok güzel tabiatımız baklavamız var diyerek Türkiye algısı tesis etmeye çalışıyoruz. Türkiye’nin kültürel varlıkları ve dünyaya olan katkısını anlatmıyoruz. National Geographic terör örgütünün kadın teröristlerini belgesel yaptı, onları melek gibi sundu. Bunlar terör örgütü tarafından akıl ediliyor ama bizim Mehmetçik’i anlatan bir tane belgeselimiz yok.

    ‘DİPLOMASİ DİLİNDEN KOPMAMALIYIZ’

    Çok büyük haber kanallarının sunucuları bile terör örgütünün koyduğu isimlerle şehirleri adlandırıyor. Kobani diyorlar, Ayn el Arap’tır oranın ismi. Suriye devleti bu ismi koymuştur. Biz Suriye devletinin bütünlüğünü savunacaksak bu isimle oraları anmalıyız.

    Bizim yapmamız dünya medyasını sıkı ve yakından takip edip çok iyi bilen insanlar aracılığıyla anında müdahaleler yapmalıyız. ABD Körfez savaşı sırasında saat başı operasyon brifingi yapardı. Biz ciddi bir harekat yürütüyoruz. Manipülasyonların önüne geçmek için MSB ya da Genelkurmay’da bilgilendirme toplantıları yapılmalı. Şu kadar milis etkisiz hale getirildi gibi konuların Anadolu Ajansı aracılığıyla sürdürülmemesi lazım.

    Bizim siyasetçilerimiz konuşmayı çok seviyor ama bu herkesin konuşması gereken konular değil. Ülkenin lideri konuşur, operasyon için milli savunma bakanı konuşur dış ilişkiler için de dışişleri bakanı konuşur. Liderlerimizin “açarız sınırları” sözleri hoşumuza gidiyor ama diplomasinin bir dili vardır. Trump’ın attığı birçok mesaj, farklı kesimlere gönderme yaptı. Bizim bütün her şeyi satır satır böyle planlamamız lazım. Rusya’ya bakın kaç kişi konuşuyor. Herkesin konuştuğu kakafoni şeklinde kendimizi dünyaya anlatamayız.”

    Etiketler:
    Terör, ABD, Suriye, Barış Pınarı Harekatı
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın