07:07 24 Ekim 2018
Canlı Yayın
    Seyr-i sabah

    Prof. Dr. Tükel: Sağlıkta dönüşümle sağlık çalışanları değersizleştirildi

    Seyr-i Sabah
    URL'yi kısaltın
    Zafer Arapkirli
    0 10

    Prof. Dr. Raşit Tükel, Seyr-i Sabah programında yaptığı açıklamalarda son zamanlarda giderek tırmanan sağlık çalışanlarına şiddet vakalarını değerlendirdi. Tükel, sağlıkta dönüşüm programının hastaları müşteri olarak tanımlayarak sağlık çalışanlarını değersizleştirildiğini söylerken bunun da şiddet olaylarına yol açtığını dile getirdi.

    Son birkaç yılda sağlık çalışanlarına 51 binin üzerinde sözlü ve fiziksel şiddet uygulandı. Bu şiddetin sonuçları her hafta bir şiddet haberi olarak medyaya yansıyor. Prof. Dr. Raşit Tükel, Seyr-i Sabah programına yaptığı değerlendirmelerde bu gidişatın tehlikelerine vurgu yaparken bunun sebebinin sağlıkta dönüşüm programı ve bazı demeçlerde sağlık çalışanlarının hedef gösterilmesi olduğunu söylerken sağlık sistemindeki yanlışların göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı:

    ‘ŞİDDET UYGULAYANLARA YAPTIRIM YOK'

    "Sağlıkta şiddet, gerçekten son yıllarda hekimler ve sağlık çalışanları açısından en önemli sorunlardan biri. Çok yüksek miktarlarda şiddet olgusuyla karşılaşıyoruz. Son yıllarda 51 bin sağlık çalışanı şiddete uğramış. Bu da günde 31 sağlık çalışanına denk geliyor. Bunlar Sağlık Bakanlığı beyaz kod verileri. Beyaz kod sistemi Sağlık Bakanlığı'nın bir uygulaması. 113 beyaz kod çağrı merkezi var. Sağlık hizmeti sunumu sırasında sağlık çalışanına karşı suç işlendiği durumlarda bildirmesi gerekiyor hekimin. Bu, Sağlık Bakanlığı'nın genelgesiyle tanımlanmış. Bunun çeşitli aşamaları var. Bir aşamasında genel kolluk kuvvetleri davet edilebiliyor. Bu uygulamaya sağlık çalışanları ve hekimler uymak durumunda. Bir şiddet tehdidiyle karşılaşınca kod veriyorlar.

    Bunun öncesinde hastanelerde çalışan hakları ve güvenlik biriminde personel var, bunun müdahale etmesi gerekiyor. Kolluk kuvvetlerine de bilgi verilip destek isteniyor. Bu hekimlerin uymak zorunda olduğu bir prosedür. Fiziksel ve sözlü şiddet ayrımı yapılmıyor. Yapılan başvuruların üçte ikisi sözel şiddet ama bu fiziksel şiddete dönüşüyor. Aslında asıl hedef sağlık sistemi. 15 yıldır sağlıkta dönüşüm sistemi uygulanıyor. Nicelik ön planda, nitelik arkada kaldı. Sevk sisteminin olmaması aşırı kışkırtılmış bir talebin olması çok fazla hastaya bakılması, günde 150 hastaya bakılması söz konusu oluyor. Hasta başına 5 dakika düşüyor ki bu bırakın tedaviyi diyalog bile kurulamıyor.

    Sağlıkta dönüşüm programının hastaları müşteri olarak tanımlayan bir anlayışı öne çıkardığını anlıyoruz. Başvuranlarda talep ettikleri her şeyin istedikleri anda karşılanması gibi bir beklenti oluşmuş durumda. Bir algı yönetimiyle beklentileri mümkün olmayan bir noktaya getirmiş durumda. Bütün fatura sağlık çalışanına çıkarılıyor. Sağlık çalışanları değersizleştirildi. Bu söylemler miting meydanlarına da yansıdı. Her tür aksaklığın sebebi hekim olarak gösterildi. Sağlık sisteminin buradaki payı göz ardı edildi. Bu beklentiler bazen acil vaka sırasında bekletilme yüzünden oluyor. Son olaydaki gibi yasal olarak karşılanması mümkün olmayan bir talebin hekimden istenmesi durumu oluyor. Ki bu da hastaları saldırıya götürüyor. Çok açık olarak TCK'da hasta olmadan reçete düzenlenmesi suç olarak tanımlanıyor. SGK müfettişleri eğer hastadan kimlik tespiti yapmazsanız çok ciddi miktarlarda tebligatlarla tahsilatlar yapmışlardır, ağır ceza mahkemelerinde hekimlere davalar açıldı. Olaydan kısa bir süre sonra hekim açığa alındı. Hekimlerin değersizleştirilmesini pekiştirdi bu olay. Gözden kaçmaması gereken bir durum biber gazı ve ters kelepçe. Türk Tabipler Birliği olarak göz yaşartıcı ajanların olumsuz etkilerini, hayatı tehdit edici durumlarını eleştiriyoruz. Çocuk ve yaşlılarda ölümcül durumları anlatıyoruz. Riskli kişilerde hayati bir risk oluşturmaktadır. Ters kelepçe de aynı şekilde.

    Bütün tıp fakültelerinde hasta hekim ilişkisi dersleri vardır. Bu ilişkinin sınırları ve ortaya çıkacak sorunların ele alınması önemle üstünde durulması gereken durumlar. Burada şunun da altını çizmemiz lazım: Toplumda şiddet eğilimi arttı. Sadece sağlık alanında görülen bir durum değil. Sorunların çözümü için ilk başvurulan yol şiddet olarak görülüyor. Toplumun eğitimi için bir şeyler yapmamız gerekiyor. Toplumsal barış için çaba göstermemiz gerekiyor. Şiddeti artırıcı, hekimleri hedef gösterici yaklaşımlardan uzaklaşılması gerekiyor. Bu düzenleme yapılmadığı sürece şiddet uygulayanlara yaptırım gelmiyor. Bu yüzden de caydırıcı yaptırımlar yok. Tek çözüm şiddet yasasının çıkması değil ama caydırıcılık açısından yasa tasarısının bir an önce Meclis'ten geçmesi gerekiyor.

    Çalışma ortamının demokratikleştirilmesi önemli. Her kurumda işçi sağlığı konusunda önlemler alınıyor. Hastalar gereksinim duyduğu sağlık hizmetini alabilmeli. Hasta hakları kurumları bağımsız biçimde uygulanmalı. Hasta hakları ihlallerinin belirlenmesi ve ortadan kaldırılması çok önemli. Çalışanların iş yükünün ayarlanması önemli. Taşeron çalışma biçimine son verilmesi gerekiyor. İş güvencesinden yoksun bir çalışma ortamına son verilmeli. Güvenlik önlemlerine dikkat edilmesi gerekiyor. Birçok kurumda sağlıkta şiddet göz göre göre gelmiştir. İş güvenliği yasası kapsamında kurumsal bir takımla girişimlerde bulunulması çok önemli. Kurumsal eğitimlerle şiddete uğrayanlara psikolojik destek gerekiyor. TCK'da caydırıcı düzenlemeler, toplumsal barışın sağlanması önemli. Sağlıkta dönüşüm programının terk edilmemesi gerekiyor."

    İlgili konular:

    Sağlık personeline yıpranma hakkı torba yasaya girdi
    Etiketler:
    Raşit Tükel
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın