15:40 11 Aralık 2018
Canlı Yayın
    Seyr-i sabah

    Gazeteci Daloğlu: Suudi Prens G20'de cezalı çocuk gibi kenarda bekletildi

    Seyr-i Sabah
    URL'yi kısaltın
    Zafer Arapkirli
    0 40

    Gazeteci Tülin Daloğlu, Seyr-i Sabah programında G20 zirvesini değerlendirdi. Daloğlu, zirvede en çok merak edilen konunun Suudi Veliaht Prens’in durumu olduğunu, aile resminde onun bir köşede cezalı çocuk gibi tutulduğunu dile getirdi.

    Yılın en çok merak toplantılarından biri G20 zirvesi oldu. Ülkelerin üstünde durduğu konuların başında Suriye, İran ve özellikle de Kaşıkçı cinayetinin ardından durumu herkes tarafından farklı değerlendirilen Suudi Arabistan vardı. Deneyimli gazeteci Tülin Daloğlu, Seyr-i Sabah programında yaptığı değerlendirmelerde zirveden notlar verirken Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'a her ülkenin farklı bir bakış açısıyla yaklaştığını dile getirdi:

    ‘S-400 HALA ABD'NİN GÜNDEMİNDE'

    "Şimdilik gözüktüğü kadarıyla Suudi Arabistan Veliaht Prensi'nin pozisyonu devam edecek gibi duruyor. Vladimir Putin ile çok sıcak bir buluşma gerçekleştirdiler, gülümseyerek kameralara poz verdiler. Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron ile farklı bir şekilde buluştular, Macron ikazlarda bulundu. Liderler fotoğraf verdiğinde Suud Veliaht Prens'e grubun en sağ başında sanki tek başında, tek başına ayakta bekleyen cezalı çocuk gibi ayakta yer verdiler.

    Hiçbir şeyi kesin olarak bildiğimizi söyleyemeyiz. Ama dış politikayı yakından takip edenler olarak bu tip zirveleri hazırlayanların çok tesadüfe yer bırakmadığını biliriz. Uluslararası kamuoyuna mesaj verilmek isteniyor. Fransa'nın bu bağlamda bu konuda nerede durmak istediğini göstermek isteyen görüntü verildi. Putin'in hareketine de aynı şekilde yaklaşmak gerekirse, planlı olarak kameralara yansıtılan bir görüntü var. Cemal Kaşıkçı öldürüleli 2 ay bir gün oldu. Erdoğan zirveden ayrılırken Türk basınına yaptığı açıklamalarda Kaşıkçı'nın nerede olduğunu bilmiyoruz demek mantıklı değil dedi. Dolayısıyla ortada hem kimsenin konuşmak istemediği hem de bir şekilde artık gölgelenemeyen bir Kaşıkçı cinayetinin kanı Suudi Arabistan Veliaht prensinin ellerine yapışmış durumda.

    Putin ve Macron ile olan görüntü Kaşıkçı cinayetine atıfta bulunularak yorumlanıyor. Burada ABD ve İsrail'in Suudi Arabistan'a doğrudan yardım ettiğini ve kurtarmaya yönelik adımlar attığını gördük. Suriye ve İran sessiz kaldı. İran ve Suriye'nin açıklamalar yapması beklenmiyor. Ama bölge dinamiklerinde çok kritik öneme haiz oldu bu cinayet. Bu cinayeti örterek büyük güçler İran politikasını şekillendiriyorlar. İnsan hayatı, bu liderler için hiçbir anlama gelmiyor görüntüsü gözlerimize sokuldu. ABD S-400'ü hiçbir zaman gündemden düşürmedi. Pentagon camiasından veya Beyaz Saray'dan baktığımızda onların gündeminden hiç düşmedi. ABD Türkiye'nin Rusya'dan füze almasını istemiyor. ABD Türkiye ile Rusya'nın yakınlaşmasını da istemiyor. Türkiye bu füze sistemini aldığında Rusya'nın NATO sistemine Türkiye'nin ruhu bile duymadan sızacağını düşünüyor. Şu kesin: ABD tarafında kesin bir duruş var ve Türkiye'nin füze almaması gerektiğini kesin bir dille söylüyor. ABD biz size Patriot'ları verelim diyor. ABD'nin bu sistemleri Türkiye'ye verirken belli koşulları oluyor. Süren bir müzakere sürecinin olduğunu söylemek doğru olacaktır. Ama ABD için S-400 asla gündemden düşmedi.

    Türkiye'nin çok haz ettiği bir gelişme yok İdlib'de. Suriye gibi çok dar kapsamlı bir sahada dünya siyasetine yön veren iki güçle iki ayrı politika yürütebilmek Türkiye adına riskli bir politika olduğunu gösteriyor. Putin ile yapılan görüşmelerden sonra Putin'in İdlib'de çok ciddi bir sıkıntı yaşamadığı gündeme geldi. Münbiç görüşmelerinde aynı şey Trump tarafından söylendi. Hatta elçilik bir Tweet atarak Türkiye ile ortak hareket ettiklerini söylediler. Herhangi bir huzursuzluk ifade eden bir söz söylenmedi. Türkiye sanki iki tarafı da bir şekilde idare ediyor gibi gözüküyor. Türkiye Suriye sınırında ABD'nin inşa ettiği gözlem noktaları için silahlı Kürt grupları korumak için konuşlanıyor diye düşünüyor.

    Washington'daki gelişmelere bakınca İran'a yönelik çok ciddi bir odaklanma olduğunu görüyoruz. İran ile olan ilişkileri yakından takip edenler bu konuda ABD'nin İran'a karşı olası olarak bir askeri müdahaleye hazırlık aşamasında olduğu gibi yorumlar yapıyorlar. Uzmanlar Dışişleri bakanlığından gelen açıklamalarda İran'a karşı savaşa yönelineceğini belirten açıklamalar geliyor dedi. Herkeste böyle bir kaygı var. Trump yönetiminin güvenlik danışmanı aynı zamanda Irak savaşının mimarlarından birisi. Irak'a bir askeri müdahale çok daha seneler önce konuşulmaya başlanmıştı. 11 Eylül bu müdahale için bir kılıf oldu. Bu bağlamda bakılınca hafta sonu ABD Dışişleri Bakanı Pompeo İran'ın orta menzilli bir füze atışı yaptığını söyledi ve bunun ABD tarafından kabul edilmeyeceğini söyledi. Aynı şekilde İran'ın ABD'nin bölgedeki çıkarlarına saldırması durumunda cevap alacağını söylendi. Suriye'deki iç savaş bitiyor ve büyük güçler bundan sonrasına hazırlanıyor. Trump Ortadoğu'daki varlıklarının tek gerekçelerinin İsrail'in güvenliği olduğunu belirtti. İsrail İran'ın varlığının kabul edilemez olduğunu söylüyor. İsrail, İran'a karşı bir askeri müdahalenin ciddi bir kaygısını veriyor. Ancak bu müdahale o kadar kolay değil uluslararası kamuoyu buna razı olacak gibi değil. Irak'a ilk müdahale dünyası artık yok."

    Etiketler:
    G20 Liderler Zirvesi, S-400, Muhammed bin Selman, Tülin Daloğlu
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın