11:46 22 Eylül 2019
Canlı Yayın
    Seyr-i sabah

    Yrd. Doç. Şık: Kamuya faydamız dokunmayacaksa niye araştırma yapıyoruz ki?

    Seyr-i Sabah
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 22
    Abone ol

    Yazar ve akademisyen Bülent Şık, Seyr-i Sabah programında insanların sağlığına yönelik araştırmaları gazetede yayınladığı için kendisine açılan dava hakkından açıklamalar yaptı. Şık, eğer bu bilgileri kamu yararına kullanmıyorsak neden yapıyoruz ki diyerek ilgili kurumları eleştirdi.

    Akdeniz Üniversitesi'ndeki görevinden ihraç edilen Yrd. Doç. Bülent Şık, bundan yıllar önce Türkiye'nin bazı tarım alanlarında toprağa ve sulara karışan toksik maddeler konusunda yapılan bir çalışmanın içinde bulundu. Elde edilen veriler halka açıklanmayıp gerekli önlemler alınmayınca bu bilgileri Cumhuriyet gazetesinde bir yazı dizisi aracılığıyla halka açıkladı. Ancak sonrasında bu bilgilerin açıklanamayacağını söyleyen kamu kurumları Bülent Şık'a dava açtı. Bülent Şık, Seyr-i Sabah programında yaptığı araştırmanın boyutlarını ve sonuçlarını anlattı. Şık bir an önce bu verilerden halk sağlığını koruyacak tedbirlerin alınması gerektiğini dile getirdi:

    ‘SONUÇLARIN AÇIKLANMAYACAĞINA KANAAT GETİRİNCE YAZI YAZDIM'

    "Cumhuriyet gazetesinde geçtiğimiz yıl Nisan ayında 4 günlük bir yazı olarak yazdık. Sağlık bakanlığı koordinasyonunda yürüyen bir proje yaptık üniversite bünyesinde. Ergene havzasının tamamında, Kocaeli ilinin tamamı ve Antalya'da çalışmalar yapıldı. Bunlar genelde kanser vakalarının sıklığı yüksek olan iller. Birkaç yıl sürdü. Akdeniz Üniversitesi'nde görevliydim. Gıda güvenliği araştırma merkezi var bu üniversitede orada sorumlu müdürdüm. Yeraltı suları akarsular gibi ortamları oradan gelip beslenen insanlara kanser geçiyor mu geçmiyor mu gibi bir araştırmaydı bu.

    Barış akademisyeni olduğum için üniversiteden KHK ile uzaklaştırıldım. 2015 yılı sonunda zaten bütün araştırma bitmişti. Daha sonra projenin akıbetini araştırdım. Sonuçlarının açıklanmayacağına dair bir kanaat getirdim. Doğruluğundan emin olduğum bilgileri yazıyla açıkladım. Aslında tartışılması gereken bir nokta gözden kaçıyor: Bu çalışmaları neden yapıyoruz, sonuçları ortaya çıktığında ne yapmalıyız… Bu tip çalışmalardan elde edilen bulgular, kirliliğin hangi etmenlerden kaynaklandığını, bu kimyasal maddelerin hangi noktalardan nehre kavuştuğunu, yeraltı sularının ne ölçüde hangi maddelerden kirlendiğini, kirliliğin nereden geldiği, bunu önlemek için ne yapacağız bu analitik çalışmaların en büyük amacı bu.

    Aslında bu tip çalışmalar, bir akademisyenin kendi başına yürüttüğü değil de bu tip projelerde açıklama sorunu olmaz. Burada projenin sahibi fon sağlayıcısı bakanlık. Biz bakanlığın bizden talep ettiği şeyi yerine getirdik. Bu çalışmanın bütün analizleri benim çalıştığım kurumda yapıldı. Projenin içine ben de dahil edildim. Bakanlık bütün bilim insanlarıyla benzer çalışmalar yaptı. Benim yaptığım bütün verilerin sahibi benim denebilir. Ama bu projenin bir özelliği var: Burada kamuya karşı bir sorumluluk var. Çevre sağlığı sorunu var burada ve sonuçlar kamu sağlığını ilgilendiriyorsa bunları halkla paylaşmak gerekiyor.

    ‘AVRUPA'DA BU TİP BULGULARLA HEMEN HAREKETE GEÇİLİR'

    Normalde olsa böyle bir çalışma, Avrupa'da mesela, genele ilgili çalışmalar yapılır. Bu konuda genel işleyiş çok kötü. Burada şu yapılsaydı kendimi rahat hissedecektim. Bu tip çalışmaların sonuçlarının açıklanması bazen çok uzun sürebiliyor. Burada elde edilen bulgular dikkate alınarak ara önlem raporları açıklanabilir, acil eylem planları açıklanabilir. Kirliliğin yoğun olduğu yerlerde insanların içmemesi gereken sular açıklanabilirdi. Bunlar yapılmadı. Devlet konuyla ilgili önlemler alabilirdi almadı. 2015 yılı itibarıyla bunlar elde ediliş bulgulardı. Sonraki süreçte kamu kurumlarını önlem almaya davet edici şeyler olmadı. Tarım bakanlığının yaptığı çeşitli çalışmalar vardı onların sonuçlarıyla ilgili ne yapıldığını da bilmiyoruz. Kamusal işleyişin ne olduğuna ilişkin genel olarak bilgimiz yok.

    Avrupa Birliği'nde geçen sene on binlerce gıda örneği analiz edildi. Genel rapor kamuoyuna deklare edildi. Bu raporla ilgili bulgular mecliste araştırma konusu oldu bu soru önergelerine yanıt bile gelmedi. Bir takım sorumlulukları olan kamu kurumları var, bu konudaki sorunlar nedir tespitler neler, buna bakmıyorlar. Toksik kimyasal maddeler. Gerek suda gerek gıda ve havada, çocukları daha çok etkiliyor. Tarımsal uygulamalarda endüstriyel yatırımlara kadar, çocuk sağlığını korumak için organize edilmeli. Bahsettiğimiz bölgelerde 8 milyon insan yaşıyor. Çocuk nüfusu normal nüfusun beşte biri olduğuna göre o bölgelerde yaklaşık 2 milyona yakın çocuk yaşıyor. Yetişkin birine verdiğinizde daha az zarar veren bir madde çocuklarda daha ciddi sorunlara yol açabiliyor.

    Bir akademisyen yaptığı çalışma ne olursa olsun hangi bağlamda olursa olsun, üniversitelerin asli niteliği kamusal faaliyet göstermektir. Biz bilgi üretiriz. Peki bunu niye üretiriz? Ülkenin refahına insanların iyiliğine hizmet etmiyor yarar sağlamıyorsa biz niye bilgi üretiyoruz? Biz bu araştırmaları hobi olarak yapmıyoruz. Bunların topluma yönlendirilmesi kritik, ama tolumun bunu sorgulaması da önemli. Bunun için bizim yaptığımız bulguların açıklanmasında herhangi bir sınırlama olmamalı. Bilimsel çalışmaların dışında da düşünce ve ifade özgürlüğünün olması önemli."

    Etiketler:
    Bülent Şık
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın