12:26 23 Nisan 2019
Canlı Yayın
    Seyr-i sabah

    Prof. Dr. Fincancı: Hekim hastasının avukatı da olmalıdır

    Seyr-i Sabah
    URL'yi kısaltın
    Zafer Arapkirli
    0 0 0

    'Barış Akademisyenleri' davasında mahkum edilen akademisyenlerden biri olan Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Seyr-i Sabah programında doktorların hastalarının her tür hakkını savunması gerekliliğini vurgularken, “Hekim hastasının avukatı da olmalıdır” dedi.

    ‘Barış Akademisyenleri' davasında mahkûm edilen akademisyenlerden biri olan Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, dün üniversitesinde öğrencilerine en son resmi dersini vererek emekliye ayrıldı. Seyr-i Sabah programında konuşan Fincancı, hekimliğin emekli olunabilecek bir iş dalı olmadığını vurguladı. Fincancı, aynı zamanda bundan 200 yıl önce Rudolf Virchow'un söylediği gibi doktorun hastasının her tür derdine cevap verebilen avukatı da olması gerektiğini dile getirdi:

    ‘BENİ ONURLANDIRAN BİR SON DERS YAPTIK'

    "42 yıl İstanbul Üniversitesi'nde olmuşum. Herkese böyle bir şans ulaşmaz. İnsanın başladığı üniversitede bütün yaşamını geçirmesi, önce öğrenci sonra öğretmen olması, daha doğrusu hep öğrenci olması büyük şans. Ben öğrencilerimle buluşmaktan büyük keyif aldım. Onlara hekim olmanın değerini önemini anlatmaya çalıştım. Hekimlik emekli olunacak bir alan değil. Öğrencilik de bitmez. Öğrencilere hekim olmanın aslında iyi insan olmak anlamına geldiğini anlatmaya çalıştım. İnsan olmanın çok boyutlu düşünen, tüm insanları kapsayan o olağanüstü değerini tanımlamaya çalıştım. Dün de gördüm gerçekten insan ve hekim olmak ne anlama geliyor. Beni onurlandıran bir resmi son ders yaptık.

    Esas hakkındaki mütalaasıyla savcı bir artırım nedeni olarak tanımlamış benim bodrumda bulduğum çocuk çenesini delil olarak sunmamı. Mahkeme savcının suç delili olarak tanımladığı çocuk çenesini suç delili olarak artırım sebebi olarak gördü. 2015 yılında pek çok ilde sokağa çıkma yasakları çıktı. 79 gün sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Birtakım iddialar ortaya atıldı. Buna göre insanların bodrumlarda olduğu, bunların terörist olduğu çatıştıkları iddiaları vardı. Bütün bu süreçte devletin görevi suçlu olduğu düşünülen kişilerin zarar görmeden yakalanmasıydı. Bir bodrumda yanmış kemik parçaları bulduk. Bunlardan biri de küçük çocuk çenesiydi. Şunu söylememiz gerekti: Burada siviller var, sıcak bir durum olabilir. Buna uygun önlemler alınmalı. Ama böyle önlemler alınmamıştı. Binada tahribat vardı. Çok ileri derecede yanmış kemik parçaları vardı. Çok iyi soruşturulması gereken bir durum olduğu anlaşıldı. Binada tank mermileri vardı. Siz çatışmada dahi olsanız insanların yaşadığı binalara tankla topla saldırmamalısınız.

    İnsan Hakları Vakfı'nın raporlarına bakarlarsa herkes görecektir. Rakamlar sıkıntı verici. 300'ün üstünde sivil ölümünden bahsediliyor. Bir çatışmada siviller de ölebilir söyleminin ötesinde bir durum bu. Devletin görevi etkili bir soruşturma yürütmektir. Ölenlerin terör yüzünden mi öldüğü neden öldüğünü anlamak için soruşturma yürütmek gerekiyor. Ben akademisyenim, ben soru sorarım. Olay yeri incelemesi yeterli midir? Ben o binaya girdiğimde oraya atışların dışarıdan içeri doğru olduğunu görüyorum. Taraflardan birinin olduğu koşullarda olay yeri inceleme raporu düzenlemiş olması ayrıca soruşturulmalıdır. Bağımsız bir inceleme yapılmadı. Biz bağımsız bir inceleme yapılsın dediğinde suçlandık. Oysa Türkiye uluslararası insan hakları sözleşmesinde taraftır ve bu maddeler kanun hükmündedir. O binalar hiçbir inceleme yapılmadan yerle bir edildi.

    ‘DEVLETİN TEMEL GÖREVİ DOKUNMAMAK, DOKUNDURTMAMAK'

    Bir ustamızın sözünü anarak başladım konuşmaya: Bundan 200 yıl önce Rudolf Virchow, ‘Hekim hastasının avukatı gibi davranmalıdır' demişti. Hekimler hastasının haklarını savunan bir yerde durmalıdır. Sadece hastasını iyileştirmekle değil onun tüm koşullarını iyileştirmekle yükümlüyüz. İnsan olmanın, yaşamını anlamlandırmak olarak tanımlandığı koşullarda çok büyük bir olanak olarak değerlendirmeliyiz. Kimden talepte bulunabiliriz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak? Tabii ki devletimizden. Bu devletin uluslararası sözleşmeler temelli bazı görevleri var: Dokunmamak, dokundurtmamak. Ben bir örgütten, bir yapıdan böyle bir şeyi talep edebilir miyim? Her aşamada insana zarar veren her tür eylemi kınadığını ifade etmek isterim Türk Tabipler Birliği'nin. Biz bu suça ortak olmayacağız derken bir durum tespiti yaptık. Devletin gerekli önlemleri alması gerektiğini söyledik. Devlet önlem alsın derim o terörist yapılara sözümü geçiremem ki. Hepimiz için bu geçerli."

    İlgili konular:

    TİHV Başkanı Fincancı'ya Almanya'dan barış ödülü
    Etiketler:
    Şebnem Korur Fincancı
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın