22:28 20 Nisan 2019
Canlı Yayın
    Seyr-i sabah

    Eski CHP'li Sağlar: Parti üyesi olmak sadece tıpış tıpış gidip oy vermek değildir

    Seyr-i Sabah
    URL'yi kısaltın
    Zafer Arapkirli
    0 0 0

    Eski CHP’li Fikri Sağlar, Seyr-i Sabah programında CHP’nin içinde bulunduğu aday belirleme maratonunu değerlendirdi. Sağlar, aday belirleme süreçlerinin ön seçimle yapılmamasını eleştirirken, partililerin sadece oy verme değil adayı denetleme görevinin olduğunu da vurguladı.

    CHP'nin aday belirleme süreçleri, diğer partilere göre oldukça sancılı ve zorlu geçti. Partililerin bir kısmı memnuniyetsizliklerini dile getirirken bir kesim partiden istifa etti.

    Parti yönetimi bunları demokratik sürecin bir parçası olarak tanımlasa da eski CHP Mersin Milletvekili Fikri Sağlar, Seyr-i Sabah programında ön seçim yapılmadan, parti içindeki birkaç kişinin aday belirlemesini eleştirdi. Sağlar, CHP zamanlarında en önemli başarıların partililerin büyük kesiminin aday belirlemede etkin rol oynamasından sonra geldiğini dile getirdi:

    ‘42 BİN ÜYE 5 KİŞİDEN DAHA İYİ KARAR ALIR'

    "Ben sol bir gelenekten gelen birisiyim. Benim için çok önemli parti yaşantısı. Bu nedenle 24 Haziran'da benim gibi sol gelenekte yer tutmuş arkadaşlar da milletvekili yapılmamıştı. O zaman da aday olmuştuk "aday olmadınız ki sizi seçebilelim" denmesini engellemek için. Bu seçim döneminde Mersin'den aday adayı oldum. Bu sefer de aynı düşünceyle aday oldum. 13 ilçeden 10 tanesinin ön seçim yapılması veya eğilim yoklaması yapılması şartıyla yapılmış bir başvuruydu. Böyle bir eğilim yoklaması ön seçim yapılmadığı için beni aday yapmayacaklarını biliyordum. Ama partinin en ücra köşelerine kadar bayrağını taşıma çalışmalarını yaptım.

    Mersin'de 42 bin parti üyesi vardır. 42 bin üyenin aldığı kararın 5 kişinin aldığı karardan daha iyi olduğunu düşünüyorum. Parti üyesi olmak sadece tıpış tıpış gidip oy vermek veya afiş asmak değildir. Partili olmak seçtiği insanı denetlemek de demektir. Benim bu söylediklerimden AKP'li ve MHP'li seçmenler çok etkilenip teşekkür ettiler. Benim sloganım Mersinliler kararlarını kendileri versinler idi. Mersin'in tüm köşelerine gidiyorum ama herkesin benim kadar sorumluluk alması gerekiyor. Mesela Mersin belediye başkanını ilan eden başkan da benimle en ücra köşelere kadar gitmeli. Ankara'dan otururken olmayacak.

    Benim bildiğim kadarıyla parti Deniz Baykal'ın genel başkan olduğu 2009 seçimlerinde ön seçim yapmıştı. Daha sonra da 2015'te bir eğilim yoklaması ve ön seçim yapıldı. Biz özellikle SHP CHP dönemlerinde hep ön seçim yapıyorduk. Üyeye saygı, üyeye sorumluluk verme, gibi solda var olan ilkeleri öne koyuyorduk. Ama bu gelenek son 9 yıl içinde bir kez denendi. Oysa yerel seçimler farklıdır. Bunun farkı adaylar yerel seçimleri götürürler heyecanlandırırlar. Siz yukarıdan aday belirlediğiniz zaman bunun sürüklemesi zorlaşır. 1989 yılında yıkılmayan Bedrettin Dalan ön seçimle belirlenen aday sayesinde yenildi. Üyeyi devreye soktuğunuzda sorumluluk verdiğinizde başarılı olması doğal hale geliyor. Bugün İstanbul ve İzmir gibi yerlerde problemler yaşadık. Bunları demokrasi kültürü gelişmiş bir anlayışta halledebiliriz. Sonunda alacağımız başarı bir özeleştiri gündem maddesi gibi kalacaktır. Ama bir kırgınlık var. Seçmende CHP'yi cezalandırmak gibi bir anlayış var. Gittiğim her yerde bu anlayış var.

    ‘ÖZGÜR MEDYA YOKSA DEMOKRASİ OLMAZ'

    Eğer bir ülkede yargı bağımsız ve tarafsız değilse, orada hak hukuk adalet olmaz. Orada birey ciddi tehlikeyle karşı karşıyadır. Aşiret toplumlarında bile kendine göre adalet vardır. Eğer yargı Türkiye'deki gibi bağımsız değilse kimsenin güvencesi yoktur. Basını özgür olmayan, havuz veya besleme medyası olarak adlandırılan bir yerde demokrasi oluşmaz. Bir yerden bir manşet veriliyor herkes kullanılıyor. Herkes bundan etkileniyor mu? Bence hayır. CHP'nin teröristlerle birlikte olması mümkün değil. 15 Temmuz'da darbe yapan kimdi? Altına uçak verilen general yapılanlar kimin tarafından yapıldı? AKP tarafından… Niye kendilerinin FETÖ ile birlikte olduğunu söyleme cesaretini göstermeyip siz teröristlerle birliktesiniz demiyorlar da diğerlerini terörist ilan ediyorlar? Türkiye'nin birlik ve beraberliğini yok etme adına. Türkiye'nin demokrasiden uzaklaşması adına oynanan oyunun piyonları gibiler.

    Zillet ittifakı diyorlar. Zillet ne demek? Horlanmış aşağılanmış demek. Yani horlanmışların birlikteliği diyorlar. Aslında doğru söylüyorlar. Öbür tarafta şer ve zam ittifakı var. Cumhur ittifakı yaparak eziyorlar. Bizi dinleyenlerin büyük çoğunluğu karınlarını simitle doyuruyorlar. Diğer tarafta İstanbul belediyesinin 130 milyon değerlerini bazı vakıflara verenler de var.
    TC'nin en önemli kurumu TBMM idi. Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı sırasında TBMM Başkanı idi ve onun için en önemli sıfat buydu. Bugüne kadar meclis başkanı olmuş olanlar büyük gurur duyarlar. Bugün Binali Yıldırım belediye başkanlığını TBMM başkanlığına tercih ediyor. Artık kanun da çıkarmıyorlar. Peki ülkede demokrasi var mı? Meclis Başkanı bile İstanbul rantını paylaşmayı başkanlığa tercih ediyor."

    Etiketler:
    CHP, Fikri Sağlar
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın