Kayıt işlemi başarıyla tamamlanmıştır!
Lütfen 'a gönderilen e-postadaki bağlantıya tıklayın
Eksen - Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

‘ABD Almanya gibi müttefiklere de yaptırım sopası sallıyor, Türkiye’nin S-400’leri aktifleştirmesi gerekli’

15022021-Eksen.mp3
Abone ol
Güller, 'Girit modeliyle' S-400’leri hangara koymanın kabul edilemez olduğu görüşünde. ABD'nin artık müttefiklerine bile yaptırım sopası salladığını anımsatan Güller, S-400'lerin aktifleştirilmesi gerektiğini belirtti. Güller'e göre Ankara, Şam'la uzlaşmayıp ABD ile Fırat'ın doğusu ve batısında nüfuz pazarlığı açıyor, S-400'ün akıbetini buna bağlı.

ABD'de Joe Biden yönetiminin dış politika mesaisine başlamasıyla birlikte Türk-Amerikan ilişkilerindeki sıkıntılı başlıklarda mesajlar ve tartışmalar da arttı. İki ülke dışişleri bakanları düzeyinde ilk görüşme de gerçekleşirken, Washington'dan özellikle Türkiye'nin NATO müttefiki olarak Rusya Federasyonu'ndan aldığı S-400 füze savunma sistemlerini devre dışı bırakmaması halinde CAATSA yaptırımlarının tümünün devreye sokulacağı uyarıları geliyor. Ankara'da ise Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın ABD ile müzakereye açık olduklarını dile getirerek Yunanistan'ın 1990'larda Kıbrıs Rum Yönetimi'nden devralarak depoya kaldırdığı ve sadece tatbikatlarda gündeme taşınan S-300 sistemlerine atıfla 'Girit modelini' anması tartışmaları körükledi.

Bu vurgu Ankara'nın Biden yönetimi ile müzakereye açıklığına yorulurken, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın Türkiye'nin S-400'lerden vazgeçmeyeceği mesajını verdi.

Savunma Bakanı Akar, Türkiye açısından ABD ile S-400'ler değil Suriye ve Irak'taki YPG/PKK'nın desteklenmesinin öncelikli mesele olduğunun altını çizmişken, TSK'nın Gara'ya düzenlediği operasyon ve 13 esir Türk askerinin infazı dikkatleri bu cepheye yönlendirdi. ABD yönetiminin verdiği tepki Ankara'nın öfkesine yol açarken, ses tonunu sertleştirmesine de vesile olmuş görünüyor.

Gelişmeleri Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mehmet Ali Güller ile konuştuk.  

‘Rusya ile işbirliği bölgede alan açmak ve ABD'yle pazarlıkta kullanılıyor, iki büyük güç AB ile dengeleniyor'

Mehmet Ali Güller’e göre Akar ile Kalın'dan gelen farklı açıklamaları Erdoğan hükümetinin çelişkilerine değil, bildik siyaset yapma biçimine yormak gerekiyor. Erdoğan'ın dış politikada neo-Abdülhamitçi çizgi izlediğini söyleyen Güller, Ankara'nın Rusya ile işbirliğini kendisine bölgede alan açmak için geliştirdiğini ve ABD ile pazarlıkta kullandığını, her iki gücü de AB ile dengelemeye çalıştığı görüşünü dile getirdi. Güller, üç büyük kuvvet arasında gidip gelen çizgi ile bir nevi denge siyaseti yürütülürken, sorunların 'ötelenmesine çalışıldığını' belirtti:

İbrahim Kalın - Sputnik Türkiye, 1920, 11.02.2021
Kalın: S-400 kararı bir gecede alınmadı

“24 saat içerisinde Kalın ya da Akar’ın birbirine belki de 180 derece zıt anlamlara gelebilecek açıklamalar yapıyor olması, bir çelişki değil toplamda. Bu AKP’nin siyaset yapma biçimi. Özellikle dış politikada Amerika ve Avrupa Birliği ile ilişkileri hep bu şekilde götürmeye çalışıyorlar. Bu AKP’nin dış politikada uygulayageldiği bir nevi müzakere yöntemi, pazarlık yöntemi. O nedenle bu açıklamaların birini özellikle Girit modelini Amerika’ya taviz gibi okuyup, geri adım atmayacağız demesini ise bu pazarlıktaki uçları yansıtması bakımından ele almak lazım. Yoksa hem hükümet içerisinde bir çelişki var diyebileceğimiz bir durum mümkün değil hem de birbiriyle çelişen nihayetinde açıklamalar da değil toplam bir müzakereci yaklaşımın, bir AKP tarzı dış siyasetin unsurları bunlar. Bu AKP’nin neo Abdülhamitçi çizgisinin de bir tezahürü. Orada da şunu yapıyorlar. Rusya ile ilişkileri, işbirliğini kendilerine bölgede bir alan açmak için geliştiriyorlar. Bu işbirliğini ise Amerika ile pazarlıkta kullanıyorlar. Her iki büyük kuvveti de AB ile dengelemeye çalışıyorlar. Yani üç büyük kuvvet arasında bir üçgen çizip bu üçgen içerisinde bazen ortada bazen o üçgenin uçlarından birine doğru yakınlaşarak, bir denge siyaseti yürütmeye çalışıp bununla sorunları ötelemeye çalışıyorlar.”

‘S-400'lerde taviz verilmeyerek Halkbank ve Rıza Sarraf sopası ile çözmek niyetindeler'

Güller ABD’nin S-400 konusunda izleyeceği çizgi, Türkiye’nin Rusya ile ilişkileriyle bağlantılı. ABD Dışişleri Bakanı Blinken'in ilişkileri 'Ankara'yı Moskova'ya itmeden yürütmek' hedefini koyduğunu anımsatan Güller, Washington'ın S-400 gibi konularda taviz vermeden Halkank ve Rıza Sarraf gibi konuları 'sopa haline' getirerek hareket edebileceği öngörüsünde bulundu:

“Bizi en yakından ilgilendiren en sıcak konu olması nedeniyle S-400. Hem Trump’ın son günlerinde CAATSA yaptırımına dönüştüğü için hem önümüzdeki aylarda AB yaptırımlarının da Amerika ile eşgüdümlü halde genişleyebileceği ihtimalleri nedeniyle ve Biden yönetiminin de hem ilk açıklamasıyla bu noktada kesinlikle bir uzlaşı olmayacağını, bu uzlaşının olmayacağı gerçeği üzerinden ilişkilerin yürütülebileceği açıklamalarını yapmış olmaları önemli. Bu nedenle S-400’e yoğunlaşıldı. Bana kalırsa Amerika’nın burada izleyeceği çizgi Dışişleri Bakanı Blinken’ın Senatörlerin sorularına yazılı verdiği yanıttaki şu dikkat çekici sözü cevap olacaktır. Biz Türkiye ile ilişkilerimizi son tahlilde Türkiye’yi Rusya’ya itmeden yürütmek zorundayız diyor. Burada Rus-Türk ilişkilerini esas alan bir yaklaşımla sorunların çözümünden yanalar. S-400 gibi konularda taviz vermeyerek ama Halkbank, Rıza Sarraf gibi konuları bunun bir sopası haline getirerek çözme peşindeler."

'Girit modeli diye bir şey varsa, çifte geri adım olur. 2.5 milyar dolarlık bir yatırımın hangara konulması kabul edilemez'

Güller'e göre ABD'nin tutumunu gören Ankara'nın da 'Girit modelini' gündeme getirdi ancak bu iki kere geri adım anlamına geliyor. 'Girit modeli' diye bir model varsa bunun Türkiye'nin 1990'larda Rumları engellemek üzere bizzat Türk hükümeti tarafından geliştirildiğini anımsatan Güller, bu durumda Ankara'nın vaktiyle hasımlarına geri adım attırdığı bir modeli bu kez kendi kendine uygulatmasının söz konusu olacağının altını çizdi:

S-400 - Sputnik Türkiye, 1920, 11.02.2021
Rus vekil: Türkiye, ABD’yi memnun etmek için S-400 konusunda tavize gitmez

"Tam bu noktada Girit modelinin bir öneri olarak getirilmesi oldukça tuhaf ve bir geri adım; iki kere geri adım. Birincisi şu; Girit modeli diye bir model varsa, bu modelin müsebbibi zaten Türkiye’dir. Türkiye, Rumların aldığı S-400’ü kullandırtmama konusunda ciddi bir siyasi ve askeri kararlılıkla gösterip vururuz diyerek, Rumların bu füze sistemlerini kendi ellerinden çıkarıp Yunanistan’a vermesi, Yunanistan’ın da bunu Girit’te hangara koymasıyla başlayan bir süreç. Dolayısıyla tuhaf oluyor. Eğer Girit modelini Türkiye uygulamak istiyorsa, kendi geri attırdığı modeli, kendisi bu sefer geri adım için kullanmış olmak istiyor. İkincisi, Girit modeli son tahlilde bu sistemi hangara koymak demek. Arada bunun tatbikat için açılacak olması bir şey ifade etmiyor, kullanılmayacağı anlamına geliyor. Bu da 2.5 milyar dolarlık bir yatırım açısından kabul edilebilir bir şey değil.”

'Bir sistemi kurabilmek için ABD ile pazarlık yaparken yeni bir sistem daha almak çıktı. Bu oldukça sorunlu bir dış politika'

Erdoğan yönetiminin çoktan teslim alınıp denemesi de yapılan S-400’leri aktif hale getirmemesinin Biden yönetimiyle pazarlığa açık olduğu anlamına geldiğini belirten Güller, pandeminin bu sistemleri çalıştırmamak için bir bahane olamayacağını ifade etti. Ankara'nın başka formüllerle taviz vermeye teşne göründüğünü de anımsatan Güller, S-400’lerin Türkiye ve ABD arasındaki sorunun nedeni değil sonucu olduğuna dikkat çekti:

“Burada anladığım kadarıyla AKP hükümeti, Nisan 2021’de aktif hale getireceğini söyleyip hala aktif hale getirmeyerek Biden yönetimiyle de bu konuda pazarlığa açık olduğunu söylemiş oluyor. Çünkü bir salgın bahanesiyle S-400’leri çalıştırmamak herhalde hiç kimse için inandırıcı değildir. Salgın ile ne alakası var? Salgın var diye Kürecik radarı kapandı mı ya da başka füze sistemleri kapandı mı? Bu bir bahaneydi. Fakat bu bahane Trump’ın son dönemine ve şimdi de Biden döneminde biz bu konuda pazarlık yapabiliriz demenin bir yöntemi. İkincisi, AKP basınında da yer aldı, saraya yakın kaynaklardan. Tetiğin Amerikalı komutanın da aynı zamanda elinde olması yönünde böyle iki bir Amerikalı bir Türk komutanın birlikte hareket edebileceği bir mekanizmayla S-400’leri kullanmak gibi bir formül de önerildi. Şimdi de Girit modeli var. Tüm bunlar S-400 konusunda bir taviz verilebileceğinin işaretleri. Bu tavizi desteklemek adına Savunma Sanayii Başkanlığı’nın Patriot almak için de temasta olduğunu bizzat Hulusi Akar açıklamış oldu. Dolayısıyla bir sistemi kurabilmek için Amerika ile pazarlık yaparken karşılığında yeni bir sistem daha almak diye yeni bir seçenek daha üretilmiş durumda. Bu oldukça sorunlu bir dış politika. S-400, Türk-Amerikan ilişkileri açısından bir sorun değil aslında, sorunların sonuçlarından biri. Yani bu sonuç üzerinden taviz vermek sorunları çözmeyecek. O sorunlar var diye zaten S-400 diye bir sonuç oluşmuştu. Sorun yerine sonuç eksenli müzakere yürütmenin Türkiye’nin çıkarlarına da herhangi bir getirisi olmayacaktır."

‘ABD artık sadece düşmanlarına değil, müttefiklerine de yaptırım uyguluyor. S-400'leri kullandırmayarak Türkiye-Rusya ilişkilerini baltalamak istiyor’

ABD’nin S-400’leri kullandırmayarak Türkiye ve Rusya ilişkilerini baltalamak istediğine işaret eden Güller’e göre iktidar Trump'tan Biden'a geçerken sistemi aktif hale getirebilmiş olsaydı avantaja dönüştürebilirdi, ancak artık bu fırsat kaybedildi. Almanya ile Kuzey Akım-2 meselesine atıfta bulunarak ABD’nin artık sadece hasımlarına değil müttefiklerine de yaptırım uyguladığını söyleyen Güller, Türkiye’nin yaptırım kararını göze alıp S-400’leri aktif hale alması gerektiğine dikkat çekti:

Ned Price - Sputnik Türkiye, 1920, 10.02.2021
ABD Dışişleri: S-400 konusunda fikrimiz değişmedi; Türkiye ile hem ortak çıkarlarımız hem de ihtilaflarımız var

"Burada bu konuda en başından itibaren esas doğru tutum, belli noktalarda uygulanmış kararlığı çalıştırma noktasında da uygulayıp hızla aktif hale getirmekti. Böylelikle belli pazarlıklarda da Amerika’nın Trump’tan sonra Biden geçişi döneminde bir avantaja dönüştürülebilirdi bu. Fakat bu avantajlardan yararlanılamadı, S-400’ler aktif hale getirilemedi. Amerika esas itibariyle S-400 kullandırtmamayı Rus-Türk ilişkilerini baltalamak adına yapıyor. Yoksa S-400 tek başına bir problem olsa, bunun çözümünü Erdoğan da Biden da farklı yöntemlerle bulurlar. Ama bu esas itibariyle; bir, bölgede bağımsız hareket etme iradesinin sembolü; iki, Rus-Türk ilişkilerinin sembolü; üç, Astana platformunun, bölge merkezli dış politika yapmanın sembolü; dört, silah envanterini çeşitlendirmenin sembolü; beş, bölgede Amerika’nın inisiyatifi dışında adım atabilmenin sembolü. Pek çok yönü olduğu için de Amerika burada bastırıp Türkiye’den taviz kopartmanın peşinde. Türkiye’nin ise bu konuda kesinlikle taviz vermeden, S-400’leri de artık bahane etmeden hızla aktif etmesi gerekiyor. bunun karşılığında ortaya çıkacak yaptırım zaten uygulanıyor. Türk yönetiminin bu konularda bunları göze alması lazım. Yaptırım artık hayatın sonu değil hiçbir ülke için. Son 4 yılda genel bir Amerikan dış politikası aracı haline geldi. Amerika bu aracı sadece düşman gördüğü İran ya da Venezüella’ya, Çin’e değil müttefikleri olan AB ülkelerine de uyguluyor. Çelik kotaları nedeniyle de Trump, AB’nin geneline bir yaptırım uygulamıştı. Bu yaptırım zaten bir dış politika silahı, bundan kaçış yok. Önümüzdeki dönemde herkes bu tip yaptırımlar uygulayacak. Bir yaptırım korkusuyla değeri olan sadece bir füze savunma sistemi değil çok önemli bir siyasal anlamı olan S-400’leri o nedenle hızla çalıştırmak gerekiyor diye düşünüyorum.”

‘Ankara Şam ile uzlaşmama ısrarıyla Fırat'ın doğusunda ABD, batısında kendisinin nüfuz alanını içeren pazarlık unsuru yaratıyor'

Güller, Türk-Amerikan ilişkilerinin asıl problemi Amerika’nın Basra’dan Doğu Akdeniz’e kadar uzatmak istediği enerji koridoru olduğu görüşünde. Ankara'nın Suriye hükümetiyle anlaşarak bu projeyi durdurabileceğini işaret eden Güller, ancak Şam'la uzlaşmama ısrarının sürdüğünü anımsattı. Ankara'nın Suriye politikasıyla Fırat'ın doğusunda ABD'nin batısında ise kendisinin nüfuz bölgeleri kurmak konusunda pazarlığın zeminini oluşturduğunu belirten Güller, önümüzdeki süreçte pazarlıkların da odağında bu meselenin bulunacağını vurguladı. Güller'e göre S-400 meselesi bu sorunların çözümüne göre netleşecek:

“S-400 meselenin sonucu. Mesele ne? Hulusi Akar’ın söylediği gibi Irak ve Suriye ama bu daha özel olarak Amerika’nın Basra’dan Doğu Akdeniz’e kadar uzatmak istediği enerji koridoru meselesi var. Bu 40 yıllık proje. Bu proje Türkiye ile Amerika arasında ve Suriye ile Amerika, İran ile Amerika, Irak ile Amerika arasında problem vaziyette. 1991’den beri de sahada bu proje ile ilgili mücadele yürütülüyor. Bu Türk-Amerikan ilişkilerinin esas problemidir. Bu problem çözülmeden bu problemin sonuçlarından biri olan S-400’ün de aslında iki ülke tarafından sağlıklı şekilde çözülmesinin yolu da olmayacak. Bu onun çünkü sonucu. Türkiye’nin bu sorunu çözme noktasında uyguladığı önce yanlış sonra ikircikli politikalar meseleyi hala çözümlememiş bir duruma taşıdı. Yanlış boyutu, 2011’de Türkiye’nin Amerika ile birlikte Suriye’de Esad rejimini devirme hedefiyle operasyon başlatmış olmasıydı. Bu operasyon haliyle Amerika’nın Basra’dan Doğu Akdeniz’e uzanacak enerji koridorunun bir aşaması olacaktı. Bu yanlıştan sonra Türkiye 2015’te şartlar, Rus uçağının vurulması ve başka nedenlerin bir araya gelmesiyle oluşan süreçte buradan bir düzeltmeye gitti, ama ikircikli bir politika yürüttü. Hem Amerika’nın Suriye’nin kuzeyinde bir enerji koridoru kurma projesi görülüp buna itiraz edildi ama hem de bu projeyi en kolay şekilde durdurmanın adresi olarak Şam yönetimiyle anlaşmamakta ısrar etti. Bu da projenin yürürlükte kalmasının bir koşulu oldu. Eğer Türkiye’nin 2015-16’da Rusya’nın da sahaya indiği süreçte Ankara, Şam ile anlaşsa, bugün Amerika’nın Suriye’nin kuzeydoğusunda bir enerji koridorunu hala yürütüyor olması gibi bir durum olmayacak. Daha o zamandan Suriye ordusu kendi topraklarında tam egemenlik sağlayarak, bu meseleyi kökten çözmüş olacaktı. Ama Türkiye’nin buralarda izlediği Esad karşıtlığını bir yandan sürdürmesi bu işi Amerika adına da bir parça kolaylaştırmış oldu. Amerika bu vesileyle hala orada bulunabiliyor. Hatta bu durum Fırat’ın doğusunda Amerika’nın, Fırat’ın batısında AKP’nin birtakım nüfuz bölgeleri konusunda pazarlık yapmasının da zeminini hala oluşturabiliyor. Nüfuz bölgesinden daha öte bir durum var. 82. İl manşetleri de atıldı. İçişleri Bakanı kaymakam atadık dedi. En son cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle üniversite bile açıldı. Bir yandan Türk lirasının oralarda ‘resmi’ para yapılmaya çalışıldığı bir durum var. Bu haliyle Amerika’nın Fırat’ın doğusunda kurmak istediği yapıyla, AKP’nin Fırat’ın batısında bunun karşılığı olarak bir yapıyı elinde tutmaya çalışmasının bir aracı haline geliyor. Bunun üzerinden de bir pazarlık yürüyor. Önümüzdeki dönemde Biden ve Erdoğan yönetimi arasındaki esas müzakerelerin olacağı konu bence burası. S-400’ler bu işler hangi şekilde halledilirse, o halledilme biçiminin sonucu olarak zaten çözülecektir.”

Haber akışı
0
Önce yenilerÖnce eskiler
loader
LIVE
Заголовок открываемого материала
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала