Eksen - Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

'Çin diplomasisi ABD'ye karşı kırmızı çizgilerini sert bir üslupla ortaya koyan bir yeni normal yaratıyor'

03082021-Eksen.mp3
Abone olTelegram
Gökhun Göçmen'e göre, Çin, ABD'ye karşı egemenlik, ekonomik engellemelere meydan okuma ve yönetim sistemini korumayı içeren kırmızı çizgilerini ortaya koyan bir yeni normal yarattı. Batı'nın Afganistan'dan apar topar çekilmesinin yarattığı tedirginliğe atıf yapan Göçmen, Çin ile Rusya'nın 'tunçtan arkadaşlıkla' bunu yönetmeye soyunduğunu belirtti.
ABD ile Çin arasında mart ortasında sancılı geçen Alaska zirvesinin ardından siyasi diyalog görüşmeleri küresel rekabetin iyiden iyiye keskinleşeceği bir manzara ortaya koydu. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman'ın Çin'in Tianjin kentinde ağırlandığı görüşmelerde Pekin yönetiminin Biden yönetimine kırmızı çizgilerini kalınca çekerek talepler listesiyle öne çıkması dikkat çekti. Çin yönetimi Washington'a siyasi modelini sorgulatmayacağı, yaptırımlar yoluyla ilerlemesinin engellenememesine boyun eğmeyeceği ve ulusal güvenlik konusunda taviz vermeyeceği mesajlarını açıkça ortaya koydu.
Biden yönetiminin Asya-Pasifik bölgesinde etkinliğini artırdığı, üst düzey yetkililerin bölgeden ayrılmaz olduğu bir dönemde, ABD-Çin siyasi diyalog görüşmelerini Çin'i yakından takip eden gazeteci-yazar Gökhun Göçmen ile konuştuk.

'Çin Dışişleri'nin ABD ile üslubunda artık yeni normale girildi'

Gökhun Göçmen'e göre Tianjin'deki görüşmelerde Çin yönetimi diplomaside sürekli olumlu yönleri ön plana çıkarttığı ve tartışmalı tansiyondan kaçındığı tutumunu bir kenara koydu. Çin Dışişleri'nin ABD'ye karşı üslubunda artık 'yeni normal' dönemine girildiğini belirten Göçmen, bu konuda ilk işaretin de geçtiğimiz mart ayında iki ülke üst düzey heyetleri arasında Alaska'da gerçekleşen görüşmede geldi:
“Bu zamana kadar Çin yönetiminin diplomaside hangi dili tercih ettiğini anımsamak şimdi kullandığı üslupla karşılaştırmak açısından önemli. Çin, yakından takip eden uzmanların da göreceği üzere daha itidalli bir dil kullanmaya çalışırdı ABD ile müzakerelerde. Olumlu yönler ön plana çıkartılır, tartışmalı tansiyon yükseltecek ifadelerden kaçınılırdı. Çin’in Global Times gazetesine göre, şöyleydi ki arada bir olumsuzluk yaşanırsa, Çinli merciler özellikle bunu kamuoyuna yansıtmayı tercih etmezlerdi, sadece işbirliği gibi olumlu şeyler ön plana çıkartılırdı. Fakat artık Çin Dışişleri’nin ABD’ye karşı üslubunda yeni normal dönemine girmiş oluyoruz. Bu yeni normal dönemi neleri kapsar? Sert bir üslup olduğunu söyledik. Ama ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Sherman’ın Tianjin kentinde yaptığı ikinci görüşmeydi. Bu arada Biden’ın iklim temsilcisi John Kerry gitti ama bahsettiğimiz biraz daha üst düzey diplomatik siyasi temaslar açısından Sherman'ınki ikinciydi. Birincisi 18 Mart’ta Alaska’da yapıldı, çok fazla ses getirmişti. ÇKP Politbüro merkez komite üyesi ve dış ilişkiler ofisi direktörü, yani Çin’in en üst düzey diplomatı Yang Cieçı vardı. Yanında da devlet konseyi üyesi ve Dışişleri Bakanı Vang Yi. Aslında yeni normal dediğimiz agresif savunma yönteminin ipuçlarını Alaska’da görmüştük. Hatta ABD basını şöyle ifade ediyordu; Çinliler geldiler, 13 dakika boyunca bize söylev verdiler. Çinli diplomatlar esasen neyi vurguluyordu? Şöyle formüle edebiliriz; artık zaman değişti. Siz diğer ülkelere üstten bakarak, ders vererek konuşamazsınız. Eğer iki eşit muhatap olarak masaya oturacaksak sorunlarımıza ancak böyle çözüm bulabiliriz. Yoksa bizim öğretmene ihtiyacımız yok. 13 dakika boyunca Çinli diplomatların ABD’li muhataplarına aktarmak istedikleri temel mesele buydu. Daha sonra kameraların olmadığı perde arkasında daha yapıcı bir üslubu iki tarafın da kullandığı söyleniyordu."

'ABD'lilerin Asya ziyaretlerini izleyen Çin sesinin tonunu ona göre ayarladı'

Göçmen, Sherman'ın ağırlandığı ikinci buluşmada ise görüşmelerin hem kameralar önünde hem de perde arkasında sert geçtiğini belirtirken, bu temasların ABD yönetiminin yoğunlaştırdığı Asya ziyaretlerinden sonra gerçekleşmesine dikkat çekti:
"İkinci buluşma hem kameralar önünde hem de perde arkasındaki konuşmaların sert geçtiği ve Çin’in ilk kez Amerika’dan önce ve hatta NYT gazetesine göre görüşmeler sürerken görüşmelerin içeriğine dair resmi bir açıklama yaptığı dikkatimizi çekiyor. Burada kimler vardı? Sherman, Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Şie Fıng ile görüştü, iki günlük bir buluşmaydı. Arkasından Vang Yi ile bir araya geldi. Bu görüşmeler ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı, Çin’e Asya ziyaretleri kapsamında gerçekleşti. Arkasından Hindistan ve Bangladeş’e geçecekti. Bu Asya ziyaretleri pek hayra alamet ziyaretler değil. Hemen arkasından Hindistan’a geçecek olması ve daha sonra gördüğümüz üzere Hindistan ziyaretinde asıl meselenin Çin olacak olması Beijing yönetiminin zaten beklediği bir şeydi ve sesinin tonunu ona göre ayarladı.”
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Wang Wenbin - Sputnik Türkiye, 1920, 09.07.2021
DÜNYA
Çin: ABD, Afganistan’dan çekilmek için acele ederek bölgede karmaşa yaratıyor

‘ABD, Çin’e karşı seferberliği tam anlamıyla başaramadı’

Göçmen, ABD’nin Batılı müttefiklerini söylem bazında yanına çekmiş görünse de Çin’e karşı seferberlik konusunda tam anlamıyla başarı sağlayamadığı görüşünde. ABD'nin bölgede de 'beş göz' ülkelerini seferber etmeye çalıştığını ancak Hindistan’ı bile Çin'e karşı tam olarak istediği gibi kullanamayacağını söyleyen Göçmen, Pekin'in Asya Pasifik'teki serbest ticaret anlaşmaları ile birlikte Hindistan’ın Rusya ile yakın ilişkilerine işaret etti:
“Bir makas değişimi olduğu muhakkak. Bunun da iki nedeni var. İlki, bir taraftan Avrupa’da temaslar sürüyor; NATO Zirvesi ve G7’de gördük. Burada ABD, Çin’e karşı seferberliği tam anlamıyla başaramadı. Avrupalı müttefiklerinden söylem düzeyinde kimi yakınlıklar elde etti. Ama onları eyleme geçiremedi. Dolayısıyla ABD’deki müesses nizam Obama döneminden bu yana -Biden’ın da şu anda yaptığı bu- 'biz artık Ortadoğu’dan Afganistan’dan çekilelim, asıl ihtiyacımız olan Asya Pasifik’e yoğunlaşalım’ın devamını görüyoruz. Zaten eski müttefiklerinden Çin’e karşı hasmane davranma noktasında pek fazla taviz kopartılamıyor. Dolayısıyla Asya’ya karşı birlikte hareket edelim diyorlar. Bu arada Asya’da da çok farklı bir denklemle karşı karşıyayız. Çin-Hindistan gerilimi malum. Bu sınır gerginliğine bakarsak iki ülkenin arasının pek de iyi olduğu söylenemez. Bu arada Güney Kore’de bir seçim bekleniyor. Güney Kore’deki seçimlerden sonra da liberaller içerisindeki muhafazakar kanadın tıpkı şu anda Japonya’daki iktidar gibi bir iktidarın gelmesi bekleniyor. Güney Kore ile Japonya arasındaki sorunlar çözülürse Asya Pasifik dediğimiz bölgede yani 'beş göz' üyesi ülkeler de deniyor, Avustralya ve Yeni Zelanda zaten seferberliğe katılmak için bekliyorlar. Dolayısıyla Asya Pasifik’e Amerika’nın gözünü dikmesi kendi hesapları açısından pek mantıksız değil. Fakat orada da bambaşka dinamikler değil. Mesela Hindistan’ı istediği gibi seferber edemiyor. Çünkü Hindistan aynı zamanda Rusya ile de yakın müttefik. Öyle ki S-400’ler konusunda ABD’ye meydan okuyabiliyor. Dolayısıyla bir vekil savaşçı olarak hareket etmeyecektir. Diğer Asya Pasifik ülkelerine bakarsak dünyanın en büyük serbest ticaret anlaşmalarını imzaladılar."

'Çin'in çizgisini ortaya koyan çok sert bir üslup kullanıldı'

Göçmen, Tianjin'de Pekin'in ABD heyetine 'niyetlerinin bilindiğini' anımsattığını belirtirken, başka ülkelere üsten bakmamayı öğretme' yönünde çok sert bir üslubun kullanılmasına dikkat çekti:
2019'da Çin Halk Kurtuluş Ordusu Donanması'nın kuruluşunun 70. yıldönümü törenlerine katılmak için Qingdao limanına demirleyen Hindistan savaş gemisi INS Kolkata  - Sputnik Türkiye, 1920, 04.08.2021
DÜNYA
ABD'nin Çin'e karşı 'mini Asya NATO'su' planı çerçevesinde, Hindistan da Güney Çin Denizi'ne savaş gemileri gönderiyor
"Aslında Alaska’nın belki de vites arttırılmış halini Tianjin kentinde gördük. Çünkü Şie Fıng şunu söyledi, çok temelden bir çizgi çekti. Biden yönetiminin bir stratejisi var; 'ilişkileri kompartımanlara ayırıyorsunuz. Diyorsunuz ki biz Çin ile rekabet etmek istiyoruz, meydan okumalarına yanıt vermek istiyoruz ve işbirliği yapmak istiyoruz'. Dışişleri Bakan Yardımcısı Şie Fıng, ‘Fakat sizin tek bir niyetiniz var. Bütün söylemlerinizde Çin’i kuşatmak istediğinizi biz biliyoruz’ dedi. Bu çok sert bir mesajdı. Arkasından Vang Yi daha da tonu yükseltti, ‘Başka ülkelere üstten bakmamayı öğrenmek zorundasınız. Eğer bunu öğrenmiyorsanız, Çin’in uluslararası toplumla birlikte diğer ülkelerle eşit olduğunuzu size öğretme yükümlülüğü var’ dedi. Bu oldukça sert ve Çin’in çizgisini ortaya koyan bir durumdu.”

'Çin üç kırmızı çizgisini ortaya koymakla kalmayıp talep dosyaları sundu'

Göçmen'e göre Pekin ABD’ye kırmızı çizgilerini açık şekilde ifade etti. Bunlar da egemenlik ve toprak bütünlüğü, bu bağlamda Sincan'dan Tayvan Adası'na uzanan tutum, ekonomik engellemeler ve Çin'e özgü sosyalist yönetim sistem. Pekin'in ayrıca normalde ABD'nin yaptığını yapıp görüşmelere talepler içeren dosyalarla gittiğini belirten Göçmen, Çin basınının bu durumu ABD'ye karşı artık 'sözün sakınılmaması' olarak yorumladığını kaydetti:
“Kırmızı çizgiler önemli. Genellikle diplomatik görüşmelerde ABD’nin teamülü şudur. Dosyalar gelir. 'Bu konularda düzeltme yapmanızı talep ediyoruz' der. Bir patron edasında diyebiliriz. Taleplerini sıralar ve gider. Bu sefer Çinliler masada dosyalarla Amerikalıları bekledi. Çinliler bizim üç tane kırmızı çizgimiz var diyor. Bunlardan ilki toprak bütünlüğü ve egemenlik. Bunları dediğinizde akla başlı başına üç konu geliyor. Bunlardan biri Türkiye’nin de yakından takip ettiği Uygur meselesi. İkincisi, Hong Kong özel idaresi bölgesindeki düzenlemeler. Aslında AB’nin de kimi yaptırımları bu bağlamda. Üçüncüsü, doğrudan Vang Yi’nin de özel parantez açtığı Tayvan Adası meselesi. ABD’li muhataplarına özellikle vurguladı. Tayvan Adası, Çin’in ayrılmaz bir parçası olduğu ve barışçıl yoldan birleşmenin de Tayvan Adası ile bir gün gerçekleşeceği. İkinci kırmızı çizgiyi şuraya çekti. Çin’in gelişmesini engelleyemezsiniz. Uluslararası hukukun dışında yaptırımlar ve tarifeler uyguluyorsunuz. Bu şekilde Çin’in gelişmesinin önünü kesemezsiniz. Üçüncü noktaysa Çin’in yönetim sistemini değiştirmeye dönük çabaların iflas edeceği ve bunun da kırmızı bir çizgi olduğu. Şunu söylüyorlar. 'Çin kendine özgü sosyalist sistemle yönetiliyor. Bunu değiştirmeye ya da Çin’in benimsediği yönetim sistemini şeytanlaştırmaya çalışırsanız bizim kırmızı çizgimizi çiğnemiş olursunuz'. Aslında bu Trump döneminde ÇKP’yi şeytanlaştırma söylemi oldukça popülerdi. Biden döneminde biraz daha bu konuda bir yumuşama var diyebiliriz. Çinliler kırmızı çizgileri verdikten sonra iki tane de dosyamız var dedi. Bunlardan ilki ABD’nin derhal durdurması gereken adımları. Bunun içerisinde Çinli diplomatlara dönük vize kısıtlamaları da var. Çin medyasına dönük yaptırımların kaldırılması. Zannediyorum 2020’de Trump döneminde ABD’li Çinli medya kuruluşlarının statüsü basın kurumlarından yabancı misyona çevrilmişti. Yani onları artık bir gazeteci statüsünde değerlendirmiyordu. Karşılıklı adımlar atılmıştı, kısıtlamalar gelmişti. Bunun derhal kaldırılmasını istedi. İkinci dosyada ise endişe veren eylemler. Burada da Çinli öğrencilere dönük vize sıkıntıları dikkat çekiyor. Bununla birlikte ABD’de yükselen Asya karşıtı hareketlere dikkat çekildi. Bir kırmızı çizgi ve Amerika’dan önce bir açıklamayla Çin yeni normal diplomasisini kapattı. Çin basını da 'artık biz iktidardan, yönetimden tıpkı Tianjin’de olduğu gibi ABD’ye doğrudan yaklaşmasını yani sözünü sakınmayan bir tutum izlemesini öneriyoruz' başlığıyla kaleme aldı.”

'Rusya da Çin de tunçtan arkadaşlık diyor'

ABD ve NATO'nun Afganistan'dan çekilmesinin oluşturacağı boşluk hem Rusya hem de Çin'i kaygılandırırken, Gökhun Göçmen, iki ülke ilişkilerindeki durumu da değerlendirdi. Pekin'in Soğuk Savaş dönemi retoriğinden kaçınarak 'ittifak' kelimesini anmadığını belirten Göçmen, ancak 'tarihin en iyi ilişkileri' olarak 'stratejik ortaklığın' münasip görüldüğünü vurguladı:
“Çin perspektifinden Rusya ile ilişkilerde 'ittifak' nitelemesi doğru olmayabilir. Çünkü Çin özellikle kuracağı ilişkilerde Soğuk Savaş döneminin katı, geçirgen olmayan ilişkilerini çok fazla istemiyor. Dolayısıyla askeri anlamda ittifak kelimesinden oldukça imtina ediyor. Bunun yerine 'stratejik ortaklık' deyimini, 'ortaklık' kelimesini kullanıyor. Rusya ile tarihin en iyi ilişkileri; Rusya da Çin de bunu diyor, 'tunçtan arkadaş' diyor. Farklı ifadelerle aslında ittifakın da ötesinde diyebileceğimiz bir ilişkiyi tarif ediyor, fakat ittifak demeden."

'Rusya ve Çin'in Taliban konusunda kullanabileceği enstrümanlar var'

Afganistan'ın hem Rusya hem Çin için istikrarsızlık sirayet ettirmek bakımından önemine dikkat çeken Göçmen, iki ülkenin ABD'nin çekilmesinden memnun oldukları ancak bunu apar topar gerçekleştirmesinin rahatsızlık yarattığını kaydetti. Ancak Göçmen'e göre iki ülkenin elinde Şanghay İşbirliği Örgütü gibi kullanabileceği enstrümanlar var. Rusya'dan farklı olarak Çin'in Taliban'la ABD işgalinin başlangıcına dayanan temaslarına atıfta bulunan Göçmen, Çin'de Taliban'ın 'olası değişiminin' ve Pekin'e verdiği bir kısım güvencelerin tartışma yarattığına dikkat çekti. Göçmen Pekin'de bu konuda kafa karışıklığının bulunduğu görüşünde:
"Afganistan, kendi içindeki istikrarsızlığı bu iki ülkeyi taşıyabilecek pozisyonda bulunuyor. Klasik tanım doğru, Avrasya’nın kalpgahında yer alıyor. Buradaki istikrarsızlığın diğer ülkelere sirayet etmesi oldukça muhtemel. Bugün Çin’e açılan kapısı Wakhan koridoru denilen yerde Taliban kontrolü sağlamış durumda. Rusya’yı da Tacikistan üzerinden istikrarsızlaştırabilir. Rusya ve Çin bu noktada ABD’nin ayrılışından memnun. Ama ABD’nin bir geçiş süreci yaratmadan böyle apar topar gitmesinden memnun değiller. Çünkü bir yol haritasına ihtiyaç vardı. ABD tıpkı Vietnam’da olduğu gibi büyük bir askeri yenilgi aldı. Arkasında bir enkaz bırakarak ellerini yıkayarak uzaklaştı. Burada Çin’in kullanabileceği çeşitli enstrümanlar var, Rusya ile birlikte. Bunlardan ilki Şanghay İşbirliği Örgütü. Geçenlerde Duşanbe zirvesi vardı. Burada askeri konular ele alındı. Ama aynı zamanda geçiş sürecinin nasıl kolaylaştırabileceğine dair de hangi mekanizmaların devreye sokulabileceği tartışıldı. Alaska zirvesinin ardından Lavrov ve Vang Yi, Çin’de buluşmuşlardı. Basın açıklamasında da Afganistan gündeme gelmişti. Bu kadar hararetli değildi, belki gölgede kaldı ama tam da İstanbul’da Taliban heyetinin ağırlanması söz
Taliban militanları - Sputnik Türkiye, 1920, 04.08.2021
DÜNYA
Taliban'ın Leşkergah kuşatmasını, ABD'nin baskısıyla Afgan hükümetinin bıraktığı Taliban mahkumlarından biri yönetiyor
konusuydu. Daha sonra Taliban reddetti, 'Siz bize Suriye’deki vekil savaşçılarınız gibi davranamazsınız, daha ciddiye alınmak istiyoruz' diyerek. Aynı dönemde de o toplantıda Lavrov ile Vang Yi, Afganistan meselesi için bir mekanizma kurulmasını önermişlerdi. Çin’in elindeki bir diğer enstrümansa Taliban ile olan ilişkileri. Çin, Rusya’nın aksine Taliban’ı bir terör örgütü olarak tanımıyor. Hatta konuya vakıf Amerikalı diplomatların söylediğine göre Çin’in Taliban ile ilişkisi aslında ABD’nin Afganistan’a ilk bombayı attığı gün başladı. Gizli gizli sürekli görüştüler, Doha ve Mısır’da. Amerika bunu iddia ediyor. Fakat açıktan da 2019’da görüştüklerini biliyoruz. Dolayısıyla böyle bir durum var Çin’in elinde, bir diplomatik enstrüman bulunuyor. Çeşitli vesilelerle konuşuyorlar ve bunun karşılığını da alıyorlar. Taliban sürekli olarak sistematik biçimde Çin’e şunun garantisini veriyor. 'Biz Doğu Türkistan İslam Partisi’ne ev sahipliği yapmayacağız. Siz eğer gün gelir de buraya yatırım yaparsanız biz sizi koruyacağız' diye. Çünkü Çin medyası da şunu tartışıyor, 'Taliban eski Taliban mı yoksa bir değişim gösterdi mi'? Bu yorumlar yarı yarıya dağıtılmış vaziyette. Kimi uzmanlar Taliban içindeki çeşitli fraksiyonlara dikkat çekiyor. Bunlar arasında Sovyetler döneminde savaşanlar da var, ABD’nin kullandıkları var, Pakistan istihbaratıyla doğrudan ilişkili olan fraksiyonlar da var. Dolayısıyla Çin’de bir kafa karışıklığı hakim. Diğer kanat da şunu söylüyor. Bir şekilde eğer bir devlet kurmak ve istikrarlı hale getirmek istiyorlarsa, Çin gibi ülkelerle konuşmak zorundalar."

'Rusya ve Çin'in ilişkileri konjonktürel değil'

Çin ve Rusya'nın düzenleyeceği askeri tatbikata da atıfta bulunan Göçmen, iki ülkenin bir yandan temas kurarken diğer yandan Taliban'a karşı askeri güç sergilemeyi ihmal etmediklerini anımsattı. Göçmen, Rusya Çin ilişkilerini konjonktürel yaklaşımların belirlemediği, ABD'ye karşı neyin meşru ve adil olduğu, uluslararası sistemin nasıl olması gerektiğine dair temelden bir kavrayışın söz konusu olduğunu dile getirdi:
"Şanghay İşbirliği Örgütü kapsamında Çin-Rusya ilişkileri önemli. Çin ve Rusya yine büyük bir askeri tatbikat düzenlemeyi planlıyorlar. Bunu da o anlamda havuç-sopa gibi düşünmek mümkün. Bir hafta önce ağırlayıp ikinci hafta da askeri gücünü göstermesi, iki ülkenin kaslarını göstermesini önemli buluyorum. Bu iki ülkeyi birleştiren şey konjonktürel bir yaklaşım değil, günün ihtiyaçlarına göre benimsenen bir yaklaşım değil. Eskiden bu Soğuk Savaş dönemindeki Nixon ziyareti ve Çin’in pragmatik adımları tartışılabilir. Ama bugün geldiğimiz noktada iki ülke ABD’ye karşı neyin meşru ve adil olduğu, uluslararası sistemin nasıl olması gerektiği konusunda çok temelden kavrayışa sahip. Bu iki ülkenin ittifakı çeşitli gereksinimlerle bozulabilecek ya da daha sonra tekrar bir araya gelebilecek şekilde değil. Bu arada ABD ve Batılı güçlerin bu denklemi Soğuk Savaştaki gibi değiştirmesi de mümkün gözükmüyor. Zira artık dünya ekonomisinin büyük bir kısmına Asya ülkelerinin yön vermeye başladığını da görüyoruz. İki ülkenin ilişkisi bugün askeriyeden ekonomiye ortak uzay istasyonu kurma çalışmalarına kadar yansımış durumda.”

‘Çin, Türkiye’ye kurumsal anlamda bakıyor’

Göçmen, Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki ilişkilerin 50'inci yılındaki durumunu da değerlendirdi. İpek Yolu mutabakatına atıf yapan Göçmen, Çin’in artık Türkiye’ye kurumsal anlamda yaklaştığını ancak ilişkilerin şekillenmesini Ankara'nın seçimine bağlı olduğunu söyledi:
"1971’de Türkiye ile Çin’in ilişkileri başladı. Ama 1960’larda Türkiye’nin gözü ekonomideydi. Aralardaki fasılları geçiyoruz. 1980’lerde iki tarafın da dışa açılması başladı. Çin’in 1978’de, bizim 1980’lerde. Farklı gerekçelerle oldu. Bizde 24 Ocak kararları vs. 1990’larda ilişkiler yoğunlaşmaya başladı ama şöyle bir farkla. Biz ihracat yapacağız diye geldik, ithalat yapıp dönmeye başladık. 1990’larda Özal döneminde ihracatçı furyalarımız vardı, Çin’den hepsi ithalatçı olarak geri döndü. Bu neye yol açtı ekonomi anlamında? Bir ticaret dengesizliğine yol açtı. Hacim büyüyor, üçüncü ticaret ortağımız ve şimdi 50. Yılında Çin artık biraz daha Türkiye’ye kurumsal anlamda bakmaya başladı. Çünkü 2017’de İpek Yolu mutabakat zaptı imzalandı. 2020’de trenler Avrupa’ya Türkiye üzerinden gitti. Bunu gören Çin de artık kullandığı yatırım araçlarını genişletiyor. 2017 yılında finans aktarılmaya başlandı. Bu ilerleyen dönemlerde iki ülke arasındaki kurumsal ilişkilerin aslında nasıl şekilleneceği, biraz da Türkiye’deki iktidarın Batı'yla arasını düzeltip düzeltmemesine bağlı diye yorumlayabiliriz. Çin ve Rusya ilişkilerinden bahsettik. Neyin meşru olup olmadığı, neyin adil olup olmadığı gibi... Cumhurbaşkanı Erdoğan da 'dünya beşten büyüktür' diyor. Çin ve Rusya’ya bakacak olursak ulusların adil temsiliyeti üzerine bir şey var. Ama bunun ne kadar siyasi kavrayış, ne kadar pragmatik bir saikle yapılıyor, yoksa bunun gerçekten bir ideolojik yansıması var mı, bu Türkiye’nin yapacağı seçimle Çin ile ilişkileri şekillenecektir diye düşünüyorum.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала