Kayıt işlemi başarıyla tamamlanmıştır!
Lütfen 'a gönderilen e-postadaki bağlantıya tıklayın
Eksen - Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

'Kazakistan'da yoksullaşan ve hak kaybı yaşayan halkın hareketi küçümsenmemeli'

'Kazakistan'da yoksullaşan ve hak kaybı yaşayan halkın hareketi küçümsenmemeli'
Abone ol
Hasan Kanbolat'a göre, Kazakistan'da yoksullaşan halkın hareketi küçümsenmemeli. KGAÖ'nün yardım açıklamasını dönem başkanı olduğu için Ermenistan'ın yaptığını belirten Kanbolat, Rusya'nın içişlerine karışma ve asker yollamakta istekli olmadığını söyledi. Kanbolat, Türkiye ve Türk Konseyi'nin ancak olaylar yatışınca katkı yapabileceğini belirtti.
Kazakistan'da sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) fiyatlarının yüzde 100'ün üzerinde artırılmasının tetiklediği protesto dalgası karşısında Devlet Başkanı Kasım Cömert Tokayev'in hükümeti görevden alıp zamları geri çekmesi ülkede gerilimi dindirmedi.
Protestolar, karakolların yanı sıra Uusal Güvenlik Komitesi binasının cephaneliğinin basılması eşliğinde silahlı isyana dönüşürken, en az 18 güvenlik görevlisinin öldürüldüğü, 2'sinin ise başlarının kesildiği belirtiliyor.
Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanlığını 'kurucu lider' Nursultan Nazarbayev'den alan Tokayev, gelişmeleri 'dış bağlantılı terör faaliyetleri' olarak nitelendirerek 'terör operasyonları' başlattı. Tokayev, eski Sovyet cumhuriyetlerinin bir kısmının oluşturduğu Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü'ne (KGAÖ) yardım çağrısında bulundu.
KGAÖ Anlaşmasının 4. maddesi uyarınca ükeye barış güçleri gönderilmesi kararı çıktı. Rusya ve Belarus'tan ilk barış güçleri ülkeye ulaşırken, kararı duyuran KGAÖ Dönem Başkanı Ermenistan da barış gücüne asker gönderiyor. Batılı yorumcuların Kazakistan'daki isyanın ABD ve NATO ile güvenlik garantileri anlaşmalarını müzakereye hazırlanan Rusya'nın dikkatini güneydoğudaki komşusuna çevirmesiyle 'elinin zayıflayacağını' iddia etmeleri dikkat çekiyor.
Kazakistan'daki gelişmeleri Ankara Politikalar Merkezi'nin kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Kanbolat ile konuştuk.

'Olayların arkasında Amerika, Rusya, Çin, uzaylılar ya da teröristler var demek bunu küçümsemek demek'

Hasan Kanbolat'a göre, Kazakistan'ın bağımsızlığının 30. yılında gelen isyan dalgasında Sovyet döneminde kazanılan hakların yitirilmesi ve sosyalizmin kazanımlarının yerine bir şey konulamaması etkili. Halk hareketinin küçümsenmesinin doğru olmadığını söyleyen Kanbolat, "Olayların arkasında Amerika, Rusya, Çin, uzaylılar ya da teröristler var demek bunu küçümsemek demek" vurgusunu yaptı:
“Kazakistan, Sovyetler Birliği içerisindeki cumhuriyetlerden çok farklı değil. 30. Bağımsızlık yılını yaşayan Kazakistan da Aralık 1991’deki dağılma sonrasında diğer Sovyetler cumhuriyetleri gibi orta sınıf hızlı bir şekilde erimeye başladı. Çalışan emekçi insanların elinden hakların alınması; yani okulların bedava olması, ulaşımın ucuz olması veya evdeki doğalgaz, elektrik ve su gibi bedava hakların, sağlığın, tatil hakkının, yani sosyalizmin kazanımlarının alınması karşısında yerine bir şey konulmadı Kazakistan petrol ve doğalgaz ülkesi. Bu zenginleşme daha çok bir oligark sınıfın elinde toplandı. Bu oligark sınıf 30 yıldır bu ülkeleri yönetiyor. Onun için bir karşı duruş, patlama elbette olacaktı ve oldu. Bu sadece Kazakistan için değil hepsi için geçerli. Halk sonuçta bir yerde dur diyor. Bu halk hareketinin arkasında Amerika, Rusya, Çin, uzaylılar ya da teröristler var demek bunu küçümsemek demek. Bu bir halk hareketidir. Bu iyi yapılmıştır demiyorum ama sonuçta bıçak kemiğe dayanınca bir isyan hareketi olarak karşımıza çıkıyor. On binlerce kişiyi hiçbir güç bu kadar yönetemez. 30 yılın ardından biriken bir gaz vardı. Bağımsızlıkla düzeleceği zannediliyordu, ekonomik ve yönetim durumda daha da kötü bir duruma gelindi.”

‘Kazakistan’daki süreç zayıflatmayacak, daha da güçlendirecek’

Kazakistan'ın 'kurucu lideri' Nazarbayev'in görevden çekilmesini bildiğini ancak ipleri tamamen bırakmadığını söyleyen Kanbolat, bunun kendisini de hak etmediği şekilde yıprattığı görüşünü dile getirdi. Kazakistan'da elitlerin dönüşümü yaşanmaya başlandığını söyleyen Kanbolat, sürecin zayıflamaması ve bu dönüşümün daha da güçlenmesi beklentisini dile getirdi.
Kanbolat, Rusya lideri Putin'in aralık ayında St. Peterburg'daki eski Sovyet liderlerinin zirvesinde Tokayev'e yönelik Rusya basınında yer alan sözlerini de anımsattı:

“Nazarbayev’i küçümsememek lazım. Sonuçta Nazarbayev hem yaşlandığı için hem de artık bu durumu da gördüğü için çekilmesini bildi. Fakat ipleri tamamen bırakmadı. Yönetim ve ekonomiden kendi eliti elini çekmedi, kızı dahil olmak üzere. Bu da Nazarbayev’in daha da yıpranmasına neden oldu. Hak etmediği bir şekilde daha fazla yıprandı ve bu noktaya hep birlikte ülkenin sürüklendiğini görüyoruz. Tokayev değil, kim gelirse gelsin bunu idare etmesi mümkün değildi. Burada Kazakistan’da elit dönüşüm yaşanmaya başlandı. Nazarbayev ve ekibinin oluşturduğu yönetim ve ekonomide ağırlıklı olan oligark yapının şimdi çözüldüğünü, ülkeyi terk etmeye başladığını, saklandığını görüyoruz ki ciddi bir elit dönüşümü de yaşanıyor. Gelen yeni bir elit ekip ele almaya başladı. Nazarbayev’den Tokayev’e ülke yönetimi geçerken de yaşanmaya başlamıştı. Dünyayı daha fazla algılayan genç bir yönetim elitinin, ekonomik elitin Kazakistan’da devreye başladığını görüyorduk ki bu evrim şimdi devrim haline de geliyor. Kanaatimce Kazakistan’da bu süreç zayıflatmayacak, daha da güçlendirecek. Örneğin Aralık ayında St. Peterburg’da önemli bir zirve olmuştu. Eski Sovyetler Birliği liderleri toplanmıştı, Rus basınına da yansıdı. Burada Tokayev-Putin görüşmesinde Tokayev’in Putin’e Kazakistan modelini övdüğünü, ekonomik, siyasi başarılar olduğunu, halkın çok rahat olduğunu ballandırarak aktardığını gazeteler ifade etti. Putin de şunu demiş, ‘Saddam Hüseyin de son günlerinde aynı şeyleri söylemişti.' Demek ki bir dönüşüm beklentisinin de istihbarat raporlarının geldiğini görmemiz gerekiyor.”

'Bu dönüşümden kendilerine pay çıkarmaya çalışan Batı’da konuşlanmış grupların başarılı olabileceğini düşünmüyorum'

Kazakistan'da bu dönüşümden kendine pay çıkarmaya çalışan Batı'da konuşlanmış muhalefet grupları da olduğunu belirten Kanbolat, ancak bunların başarılı olabileceklerini düşünmediğini söyledi. Kazakistan'da dünyayı daha iyi tanıyan ekonomik ve siyasi elitin etkinliğini artırması ve dengelerini bulmasını bekleyen Kanbolat, bu sürecin tüm coğrafyayı etkileyeceği değerlendirmesinde bulundu:
“Şu anda bu dönüşümden kendilerine pay çıkarmaya çalışan gruplar var. Bunların başarılı olabileceğini, yani Batı’da konuşlanmış ve Nazarbayev’in terk ettiği veya Nazarbayev’den kaçan bir muhalefetin başarılı olabileceğini düşünmüyorum. Sonuçta Kazakistan kendi içerisinde dengesini bulacak. Çoktan beri aslında son 30 yıldır Batı’da Türkiye dahil olmak üzere yurt dışında eğitim almış dünyayı daha iyi tanıyan bir ekonomik ve siyasi elit zaten geliyordu, bu sürecin evrimden devrime doğru geldiğini ve yönetimi tamamen ele alabileceği bir düzene doğru dönüşeceğini düşünüyorum. Kazakistan’ı tamamen bir Asya ülkesi olarak kabul etmek doğru değil. Hazar’ın üzerindeki örneğin Kazakistan’ın Fransa kadar büyüklükte bir coğrafyası Avrupa içerisindedir. Zaten Sovyetler Çarlık Rusya’sından beri Avrupai değerlerin Kazakistan’da olduğunu görmemiz gerekiyor. Bu dönüşüm aslında Sovyetler Birliği’nin diğer ülkelerine de çarpan etkisi olabilecek bir dönüşüm. Yani diğer ülkelerde de bu oligark yapıları siyasi ve ekonomik eliti sarsacak ve onlara örnek olabilecek bir yapı olabileceğini düşünüyorum. Çünkü Kazakistan ne de olsa hem zenginliğiyle hem de Türkiye'nin yaklaşık 4 katı büyüklükteki coğrafyasıyla dev bir yere oturuyor. Buradaki dönüşümü bizim çok iyi gözlemlememiz ve bakmamız gerekiyor. Bence Rusya da bu konuda öyle düşünüyor. Hem Peskov’un açıklamaları hem de Putin’in sessiz kalması bence herkes bir beklemeye gelmiş durumda.”

‘KGAÖ açıklamasını dönem başkanı olduğu için Ermenistan yaptı, Rusya asker gönderme konusunda istekli davranmıyor’

Kanbolat, Tokayev'in çağrısı üzerine KGAÖ'nün yardım kararını dönem başkanı olması nedeniyle Paşinyan'ın yaptığını belirtirken, Türkiye'de bu konunun yanlış anlaşıldığını vurguladı. Kanbolat'a göre Rusya iç işlerine karışmak ve asker gönderme konusunda istekli davranmıyor. Çin'in de Orta Asya'da ekonomik ve siyasi oarak en az müdahil olduğu ülkenin Kazakistan olduğunu söyleyen Kanbolat, Batılıların siyasi müdahilliğine de ihtimal vermedi:
“Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nde Paşinyan’dan açıklama geldi. Bunun nedeni şu anda Ermenistan’ın dönem başkanı olması. Çünkü Türkiye’de bazı çevreler şaşırdı, 'niye Ermeniler açıklama yaptı' diye. İkincisi, asker gönderme konusunda Ruslar çok istekli davranmıyorlar. İçişlerine bir müdahale konusunda böyle bir istek olduğunu görmüyorum Rusya tarafında. Çin’in Orta Asya’da ekonomik ve siyasi olarak en az müdahil olduğu ülke belki Kazakistan’dır. Daha Çin sınırına yakın olan ekonomik ve siyasi olarak daha zayıf olan Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan’da daha etkin bir Çin nüfuzu görüyoruz. Fakat Kazakistan’da böyle bir etkinliği görmüyoruz. Kazakistan coğrafi olarak büyük olmasına rağmen nüfusun az olması Çin ile ilişkilerinde daha dikkatli bir ilişki yürütmesine neden oluyor. Çin’in yatırımları Rusya’yı geçebilir ama bu Çin’in etkin olduğunu göstermez. Diğer ülkelere göre Kazakistan’da etkin olduğunu göstermez. Siyasi olarak da bir müdahilliği yok. Batılılar da öyle. Türk basınında Soros darbesi, renkli devrim deniyor, ama bunlara katılmıyorum. Bunların hepsi bir yakıştırma olarak kabul etmek gerekiyor.”

‘Türkiye ve Türk Konseyi olaylar yumuşadıktan sonra katkı yapabilir'

Türkiye’nin iç işlerine karışmama ilkesiyle çözüme vurgu yapmasının doğru tutum olduğunu söyleyen Kanbolat, Türk Konseyi'nin de olayların yatışmasının ardından barışçı katkı yapabileceğini belirtti. Kanbolat, Türkiye'deki kimi aydınların da Türk dünyasını salt devlet odaklı görmek yerine, halk ve insan odaklı bakmaları ve gerektiğinde eleştirel olmalarının önemini anlaması gerektiğini dile getirdi:
“Türkiye de iç işlerine karışmama prensibiyle, sadece bir temenni olarak olayların başka bir şekilde çözümlenmesi üzerinde durdu ki kanaatimce şu anda yapılması gereken de bu. Daha fazlasının yapılmasını doğru bulmuyorum. Türk Devletleri Teşkilatı’nın da açıklamaları yumuşak açıklamalardı. Burada da Kazakistan’ın dönem başkanlığı var. Kazakistan’ın deneyimli eski Ankara Büyükelçisinin başkanlığı var ve bunun da sonuna gelinmiş durumda. Onun da elinde bu duruma müdahil olacak enstrümanlar zaten yok. Ancak olaylar yumuşadıktan sonra Türkiye ve Türk Konseyi ilişkileri yumuşatma, barıştırma yoluna gidebilir. Ama şu anda sıcak bir ortamda suçlamamak lazım, ellerinden gelen herhangi bir şey olmaz. Ama bu olay sıcakken, Türk aydınını da sorgulamak lazım. Türk aydını her zaman mevcut devlet yapılarını kabul etmiş ve Türk dünyasını devlet odaklı görmüş, bunun da sorgulanması gerekiyor. Halk, insan odaklı bir Türk dünyası bakışına da ihtiyaç olduğunu bu olaylar gösteriyor. Oradaki oligark yapıların, yolsuzlukları eleştirmeden görmezlikten gelerek her lideri övücü kitaplar yazarak, konferanslar düzenleyerek Türk dünyasına hizmet edilmiş olunmuyor. Buradaki yapıları gerektiği zaman eleştirmemiz, demokrasileri güçlendirecek adımlar atmamız daha doğru olacaktır. Sadece devlet yapılarını güçlendirmek kimseye bir yararı olmayan çalışmalar olarak karşımıza çıkıyor.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала