Eksen - Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

'Türkiye, meşru Şam hükümetiyle hareket etmediği sürece her eylemi, taviz koparma görülecektir'

'Türkiye, meşru Şam hükümetiyle hareket etmediği sürece her eylemi, taviz koparma görülecektir'
Abone olTelegram
Prof. Mehmet Yuva’ya göre, Suriye’nin kuzeyinde var olan aktörlerin tepkileri dikkate alınmadan operasyon yapılması düşünülemez. Suriye'deki siyasi çözüme katkı dışında hamlelerin BOP'a katkı olacağını belirten Yuva, "Türkiye meşru Şam hükümetiyle hareket etmediği sürece yapacağı her eylem, bir tavizin koparılması olarak görülecektir" dedi
Türkiye yönetimi, İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyelikleri karşısında ABD başta olmak üzere Batı'yla ilişkilerde bir dizi pürüzlü konuda koşullarını gündeme taşırken, Suriye'ye yönelik yeni operasyon resti dikkat çekiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ekim 2019'da önce ABD yönetimi ardından Rusya Federasyonu'yla yapılan mutabakatlarla dondurulmuş '30 kilometre derinliğinde güvenli bölge tesisi' için harekatın kaldığı yerden devamını gündeme taşıdı. Erdoğan 'hazırlıklar tamamlanır tamamlanmaz' harekata girişileceğini söyledi.
ABD Dışişleri Sözcüsü Ned Price, böylesi bir operasyonun 'istikrarı daha da zayıflatacağı' tepkisini gösterirken, Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD'nin bölgedeki işgalinin yarattığı istikrarsızlığa dikkat çekerek, bunun Türkiye'ye yarattığı güvenlik tehditlerine dikkat çekti. Lavrov, kendilerinin ABD hegemonyasındaki kuzeydoğu bölgelerindeki Kürt oluşumları ülkenin meşru yönetimiyle uzlaşmaya teşvik ettiklerini vurguladı. İran Dışişleri Bakanlığı Bakanlığı Sözcüsü Said Hatipzade de Ankara'nın yeni operasyonunun durumu daha da karmaşık hale getireceği ve gerilimi artıratacağı görüşünü açıkladı.
Suriye'den ise Erdoğan'ın harekat açıklamalarına sert tepki geldi. Şam, Erdoğan'ın '1 milyon sığınmacı yerleştirme' bahanesiyle 'sömürgecilik' niyetini ortaya koyduğu görüşünü aktardı.
Bölgedeki aktörlerden bu tepkilerin ardından Türkiye korumasındaki ÖSO kaynakları 28 Mayıs'ta sınıra yakın Havar'da yapılan toplantıda harekatın 'belirsiz bir tarihe ertelendiğini' aktardı.
Gelişmeleri Türk-Arabi Dostluk Hareketi Başkanı Prof. Mehmet Yuva ile konuştuk.

‘Türkiye, Suriye’nin kuzeyindeki aktörlerin tavırlarını hesaba katmalı’

Prof. Mehmet Yuva’ya göre, Türkiye’nin ‘milli güvenliğine yönelik tehditleri' ortadan kaldırmak istemesinin anlaşılır olduğunu belirtirken, özellikle Halep'in kuzeyinde Tel Rıfat ve Menbiç bölgesinin düşünülmesi halinde hesaba katılması gereken aktörlere dikkat çekti. Yuva bu bölgede bir operasyonun sal PKK/PYD ile TSK ve birlikte hareket eden silahlı örgütler değil, Suriye ordusu, Rusya ve İran'ın da dahil olduğu bir resmen dikkate alınması gerektiğini vurguladı:
“Milli Güvenlik Kurulu’ndan çıkan kararlar malumunuz. Orada ifade edilen esas hedefin Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit eden terör örgütlerine karşı eksik kalmış olan bir operasyonun tamamlanması yönündeydi. Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit eden böyle bir varlığa karşı TSK’nın böyle bir operasyon içinde olması anlaşılabilir. Ama sadece Türkiye’nin açıklamalarıyla izah edilebilecek konudan çok uzaktayız. Zira bu operasyonun yapılacağı bölgelere baktığımızda Halep’in kuzeyine düşen Tel Rıfat, Menbiç gibi bölgeler sadece PYD tarafından idare edilmiyor, hem Şam hükümeti ordusu hem Rus kuvvetleri, bunun yanında da İran’ın desteklediği Suriye ordusuyla hareket eden milis kuvvetleri var. Operasyonun o bölgelerde yapılacak olması işi sadece PYD/PKK-TSK ve sahada birlikte hareket eden silahlı örgütlerin çatışması ve mücadalesi olmaz, tabloya bir bütün olarak bakmamızı gerektirir. Bugün TSK’nın o bölgede bir operasyona kalkışması karşılığında Suriye ordusunun, İran milislerinin veya Rusya’nın tepkisi dikkate alınmadan böyle bir operasyonun yapılması bence düşünülmemektedir."

'Maliki bölgesinde TSK ile hareket eden Rusya var. Ankara ABD'nin tavrını da hesaba katmak zorunda'

Prof. Yuva benzeri bir tabloyu Fırat'ın doğusundan başlayarak Mardin'e uzanan hat için de çizdi. Bu bölgede de TSK ile hareket eden Rusya Federasyonu bulunduğunu, Rusya ordusunun yine Kamışlı bölgesinde Suriye ile hareket ettiğini ve iddiaların aksine bölgeden çekilmek bir yana hava savunma silahlarını takviye ettiğini belirten Yuva, ayrıca Ankara'nın Rusya ile var olan mutabakatı gibi ABD ile var olan mutabakatını da dikkate alması gerektiğinin altını çizdi:
"Eğer Fırat’ın doğusundan başlayarak Mardin’e kadar uzanan, yani Suriye tarafından 'Maliki' olarak bilinen, Dicle Nehri’nin Suriye’nin içine girdiği son nokta olarak kabul edilen Suriye-Türkiye sınırına kadar genişleyecek ve 30 km derinlikte takriben 450 km uzunlukta bu koridor tamamen TSK’nın operasyon sahasına dönüşecekse, orada iki farklı tablo ortaya çıkacaktır. O bölgede TSK ile birlikte hareket eden Rusya silahlı kuvvetleri var. TSK’dan bağımsız o bölgede Suriye silahlı kuvvetleri ile mevcudiyetini koruyan bir Rus silahlı kuvvetleri var. Kamışlı bölgesinde Rus silahlı kuvvetleri ile Suriye silahlı kuvvetlerinin bir hava tatbikatı yaptıklarını biliyoruz. İddia edilenin aksine Rus silahlı kuvvetlerinin bölgeden çekilmediği, Kamışlı’daki Suriye ordusu tarafından kontrol edilen askeri üsse önemli askeri yığınaklar yaptığı, yeni hava savunma silahlarını takviye ettiği ve oradaki Suriye ordusuna da yeni hava savunma silahlarını verdiği yönünde haberler var. TSK, o bölgede PYD/YPG’ye karşı gerçekten mücadeleye girişecekse ABD’nin de tavırlarını hesaba katmak zorunda. Dört kez yapılan ve 2019 Ekiminde son bulan askeri harekatların hem ABD ile hem Rusya ile var olan bir mutabakatı var. Amerika ile var olan mutabakata binaen şu an TSK’nın mevcut olduğu bölgelerin dışına Amerika ile istişarelerde bulunmadan çıkılması mümkün değil. Ama Türkiye ‘Biz bu göbek bağını kendimiz keseceğiz. Zira ABD verdiği sözleri tutmadı. Bu örgütü silahlandırmaya devam etti. ABD orada çekilmek yerine tekrar boşalttığı üslere döndü. Türkiye’nin bu yüzden böyle bir meşruluğu var’ dedi. Zira o mutabakata Amerika’nın uymadığı yönünde açıklamalar var.”

‘Türkiye’nin istekli olmasına rağmen sahada bu yönde bir meyilinin olmadığını da görüyoruz’

Rusya ve Türkiye arasında İdlib’in askeri olarak bir çözüme kavuşturulması gerektiği yönünde sözleşme ve mutabakat bulunmasına rağmen uzun süredir meselenin çözülemediğini anımsatan Yuva, Lavrov'un açıklamasına rağmen sahada durumun değişmediği görüşünde. Yuva, Ankara'nın hem İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliği üzerinden ABD'den hem de enerjisini Ukrayna'ya verdiği için Rusya'dan tavizler koparma görünümünde olduğunu dile getirdi:
“Rusya ile Astana’da varılan anlaşmalar var. Son 4 harekat sonrası esas itibariyle İdlib’e odaklanılması gerektiği ve İdlib’in askeri olarak bir çözüme kavuşturulması gerektiği yönünde bir sözleşme ve mutabakat var. Halbuki İdlib’e baktığımızda durumun uzun bir zamandır durgun olduğunu görüyoruz. Bu mesele çözülmeden de Lavrov’un ‘operasyonu haklı bulduğu’ açıklamasına rağmen bence Rusya tarafının Kamışlı’daki askeri sevkiyatlarını da dikkate aldığımızda, bir bütün olarak bu tablo bize aslında Türkiye’nin; hem 'NATO’ya üye olmak isteyen İsveç ve Finlandiya’dan nasıl yararlanabilirim' konusuyla ABD’den bazı tavizleri koparmayı, öbür taraftan da bütün enerjisini Ukrayna’ya verdiği için Suriye sahasında zayıflamış olan Rusya’dan daha çok tavizler koparabilir miyiz noktasında olduğunu gösteriyor. Ben de bu yönde düşünüyorum. Bu sebeple de son dönemlerde askeri operasyonlara bir müddet ara verildiği veya ne zaman yapılacağı kesin olmadığı haberlerinin ayyuka çıkmaya başladığı, Suriye muhalefeti kaynaklarından da öğrenmekteyiz. Türkiye tarafının da MGK’dan çıkan kararların ardından bu operasyonları yapmaya çok hamasi ve istekli olmasına rağmen sahada bu yönde bir meyilin olmadığını da görmekteyiz.”

‘İlk defa Suriye’nin şehirlerinde, Türkiye’nin aldığı kararları hedef alan kitlesel sivil protesto eylemleri başladı’

İran’ın da çok ciddi bir karşıt görüş açıkladığını anımsatan Prof. Yuva, Suriye hükümetinin zaten kendisiyle koordine edilmeyen hiçbir askeri harekata onay vermediğini vurguladı. Yuva, ayrıca Suriye sahasında Halep gibi şehirlerde ilk defa Türkiye'nin hedef alındığı kitlesel sivil protesto eylemlerine tanıklık edildiğini aktardı:
“İran’ın konuyla ilgili açıklamaları gündeme de düştü. İran’ın, TSK’nın bu aşamada böyle bir operasyona kalkışmasının yararlı olmayacağı, bunun ciddi zararları olacağı yönünde açıklamaları oldu. Suriye hükümeti zaten kendisiyle koordine edilmeyen hiçbir askeri harekata en azından resmi olarak onay vermemektedir. Ancak daha önceki harekatlarda Rusya ile yapılan görüşmeler çerçevesinde o harekatlara zımni bir onay verildiği doğruydu. Fakat bu operasyonların neticesinde İdlib çözümü ve Suriye’deki sorunun siyasi olarak çözülmesi yönünde Türkiye’nin pozitif bir katkı sağlaması şart koşulmuştu. İran’ın ciddi bir karşıt görüşü var. Suriye hükümetinin açıklamaları dışında dün Halep’te yapılan büyük bir protesto mitingi vardı. Suriye şehirlerinde bu tür protesto mitinglerine ilk defa şahit olmaktayız. Direkt operasyonları ve Türkiye’nin aldığı kararları hedef alan kitlesel sivil protesto eylemleri başladı. Benim kanaatimce Suriye’nin birçok şehrinde bu tür faaliyetler büyüyerek çoğalacak ve organize edilecektir. Bunun yanında özellikle Suriye’deki Kürt nüfusunun bu tür eylemlere çok aktif katıldığını görmekteyiz. Zira hedef alınan örgütlerin etkin olduğu bölgelerde ve üzerlerinde nüfuz sahibi olduğu kitlelerin şüphesiz bu tür eylemlere yoğun olarak katıldıklarını görüyoruz. Bu da Suriye sahasında hedef alınacak bölgedeki TSK ve birlikte hareket eden silahlı örgütlerin dışında kalan örgütlerin bu tür eylemlere daha çok destek vereceği ve Suriye ordusu veya YPG ile hareket edeceği, yani bunun sahada birçok neticesi olacak.”

'Siyasi çözüme katkı dışında hamleler BOP'a katkıda bulunacaktır'

Ankara'nın bu süreçte ABD ve İsrail'in 'Büyük Ortadoğu Projesi doğrultusunda hareket ettiğini anımsatan Yuva, bundan sonraki hamlelerin de toprak bütünlüğü ve egemenliğini zedeleyici nitelikte olmasının bu projenin devamına katkıda bulunacağını belirtti:
“İsrail, ABD ve Batılı müttefiklerinin Büyük Ortadoğu Projesi’nin esas amacı olan Suriye’ye etnik ve mezhep kökeninde bölmek ama buna karşılık şunu gördük. Türkiye tarafının eğer ısrarla bu meselede Şam ile birlikte hareket etmemesi, geçici hükümetleri kendi toprakları üzerinde kurması, Antep’te bir Suriye geçici hükümeti bakanları, başbakanları ilan etmesi, mültecilerin geriye dönüşü hedef alan ve saha itibariyle Suriye’nin TSK tarafından kontrol edilen bölgelerine bu insanları götürmesi... Birçok Suriyeli muhaliflerin açıklamasında şunlar yer alıyor. PKK’ya karşı verilecek olan başarılı mücadele sonrası bu alanların geçici hükümet tarafından daha rahat kontrol edileceği yönündeki açıklamalar bu Sünni İslam projesinin hala hükümetin kafasının bir yerinde mevcut olduğu, acaba Amerika’nın Kürdistan projesine karşı Türkiye’nin bir Sünnislam projesinin mevcut olup olmadığı yönünde kaygılar ve bu projenin hayata geçmesi halinde Türkiye’nin vadettiği Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruma ve saygı duyma, siyasi çözüme katkıda bulunma dışında böyle bir proje sadece Büyük Ortadoğu projesi’nin ülkeyi etnik ve mezhep kökeninde bölmesine katkıda bulunacaktır."

‘Türkiye, meşru Şam hükümetiyle hareket etmediği sürece yapacağı her eylem, bir tavizin koparılması olarak görülecektir’

Yuva’ya göre, ‘terör örgütü ve onun arkasındaki güçlere karşı’ bir askeri operasyon isteniyorsa, Ankara'nın Şam hükümetiyle hareket edilmesi gerekiyor. Yuva, Türkiye’nin Suriye sahasında meşru Şam hükümetiyle beraber hareket etmediği sürece yapacağı her eylemin ya bir tavizin koparılması ya da belirli bir amaca hizmet eden bir eylem olarak yansıyacağı görüşünde:
"Bütün bu konuları ele alarak düşünmeli ve sahada Türkiye'nin milli güvenliğini tehdit eden bir terör örgütü ve onun arkasındaki güçlere karşı bir askeri operasyonu temenni ediyorsak ve bunun için yeni bir operasyon arzuluyorsak, o zaman Şam hükümetiyle bunu konuşmak ve geçici hükümetlere alan açarak o bölgede bulunan silahlı örgütlerin özellikle ekonomik olarak zengin olan, su, pamuk, petrol gibi zengin ürünlerin bolca olduğu bu alanlara yeni bir operasyon yaparak bu alanları da silahlı örgütlerin denetimine bırakarak acaba PKK’nın yararlandığı bu kaynakları Türkiye ile hareket eden Suriye ordusuna aktarmak gibi kafalarda bir proje veye niyet mi mevcut? Eğer böyle bir şey varsa o zaman yapılan şudur. Amerika’nın PKK için yaptığını, hükümetin ‘Yoldaşlarım, benimle hareket eden örgütlerim, Suriye’de rejim değişikliğine kalkışan ‘devrim’ yapmak isteyen ve Suriye’de ‘mevcut olan yönetim’ yerine kendi yönetimlerini ikame etmek isteyen Türkiye dostlarının menfaati ve çıkarları için böyle bir operasyon sorgulaması ve pek çok kesimin şüphe duymasını sadece haklı çıkartır. Suriye sahasında Türkiye, meşru Şam hükümetiyle beraber hareket etmediği sürece yapacağı her eylem ve her karar ya bir tavizin koparılması ya da belirli bir amaca hizmet eden sınırlı hükümetin ideolojisine uygun bir hizmet eden eylem olarak görülecektir.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала