Eksen - Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

'İsveç ve Finlandiya ile üçlü mutabakat bağlayıcı, onay için Türkiye'nin acelesi yok, bekler'

'İsveç ve Finlandiya ile üçlü mutabakat bağlayıcı, onay için Türkiye'nin acelesi yok, bekler'
Abone olTelegram
Özel
Prof. Hasan Ünal’a göre Türkiye, İsveç ve Finlandiya ile mutabakatla istediklerini aldı, NATO üyelik onayı için Türkiye'nin acelesi yok, bekleyebilir. Rusya ve Çin'in çok kutuplu dünyayı zorladığı bir ortamda Batı'nın sıkıştığını belirten Ünal, dengeli hareket eden bir Türkiye’nin sadece tarafsızlığını kazanmanın bile başarı sayılacağını söyledi.
Türkiye yönetiminin NATO'nun Madrid zirvesinde İsveç ve Finlandiya'nın üyeliklerini veto etmeme karşılığında imzaladığı üçlü mutabakatın ardından dikkatler uygulamaya çevrildi. İki İskandinav ülkesi zirvede aldıkları resmi davet uyarınca katılım protokolünü imzalarken, üyelikleri yolunda ilk onaylar Kanada ve Danimarka'dan geldi. Ancak üyeliklerin kesinleşmesi için kalan 28 üye ülkenin de iç onay süreçlerini tamamlaması gerekiyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise Türkiye parlamentosunun onayının imzalanan üçlü mutabakatın uygulanması şartına bağlamış durumda. Son olarak Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Cumhurbaşkanı Erdoğan, Madrid'deki dörtlü zirvede Türkiye'nin kırmızı çizgilerini açıkladı. İsveç ve Finlandiya belgeye uymak zorunda yoksa NATO'ya almayacağız" ifadelerini kulladı. Adalet Bakanı Bozdağ da, İsveç ve Finlandiya'ya PKK ve FETÖ üyelerinin iadesine ilişkin talepleri hatırlatan yazının gönderildiğini duyurdu.
Türkiye'nin NATO zirvesindeki üçlü mutabakatını ve olası sonuçlarını Maltepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal ile konuştuk.

'Mutabakat bağlayıcı, onay için Türkiye'nin acelesi yok, bekler'

Prof. Hasan Ünal’a göre, Türkiye üçlü mutabakat ile İsveç ve Finlandiya’dan istediklerini aldı. Üçlü mutabakatı Suriye ile imzalanan ‘Adana Mutabakatı’na benzeten Ünal, mutabakatın bağlayıcı olduğunu söylerken, iki ülkenin NATO üyeliklerinin onayı bağlamında da 'acelemiz yok, bekleriz' vurgusu yaptı:
“NATO’ya karşı olsak bile NATO bize rağmen varlığını sürdürmeye devam edecekse ve dolayısıyla NATO’da kalmak ve Türkiye’nin haklarını savunarak ve gerektiğinde veto kartını kullanarak kazanımlar doğru bir siyasetse o zaman Türkiye bu belgeyle iki ülkeden istediklerini almış durumda. İsveç ve Finlandiya’dan bu belgede olmayan ne talep edebilirdik ki? Belgede talep ettiğimiz her şey var, istediğimiz cümlelere hemen hemen çok yakın. İsveç ve Finlandiya’nın bazı sorumsuz politikacılarının kendi iç kamuoylarına yönelik 'burada böyle olmamalıydı' laflarını kenara bırakırsak geri kalan hepsini Türkiye almış durumda. Burada elimizde iki şey var. Biri, bu onların katılım anlaşmaları, bu protokol meclise gelmeyecek. Bu mutabakat zaptı bizim 1998’de Suriye ile imzalanan mutabakata benziyor. Adana mutabakatıyla dünyanın sonucunu aldık, başarılı işler yaptık. Kendi politikalarımızın yanlışlığı dolayısıyla sonradan elimize yüzümüze bulaştı. Bu mutabakatın bağlayıcılığı kesin. Bizim acelemiz yok, biz bekleriz."

'Türkiye’nin sadece tarafsızlığını kazanmak bile başarı sayılacak'

Ünal, üçlü mutabakatın siyasi sonucunun Türkiye'nin Batı'da elinin güçlenmesi olacağı görüşünde. Financial Times'ta çıkan makaleye atıfta bulunan Ünal, İsveç ve Finlandiya'nın mutabakatı uygulamaması halinde Türkiye onay vermeyeceği için ABD ve Britanya'nın bu ülkelere baskı yapacağı görüşünü dile getirdi. Batı'da Türkiye'nin NATO içindeki varlığına dair tezlerin artacağını da söyleyen Ünal'a göre, bu durum Türkiye'nin Rusya ve Çin ile ilişkilerini de dengelemesinin yolunu açacak ve Türkiye’nin sadece tarafsızlığını kazanmak bile başarı sayılacak:
"Siyasi sonuçlarını söyleyeyim. Bütün hepsi onaylayıp biz onaylamadığımız zaman o sürecin içinde neler olur? Financial Times’da çıkan 'Türkiye, NATO’da olmalı mı' temalı analizle cevap vereyim. 'Sevsek de sevmesek de istesek de istemesek de Erdoğan ile ya da Erdoğansız Türkiye, NATO’da olmalı' diyor. Bu gürültüyü bir kenara bırakalım. 'Avrupa’daki bazı ülkeler NATO’yu Münih bira festivali gibi bir şey zannediyor' demiştim. Orada da 'Türkiye’yi NATO’dan atmak mümkün olsa diye konuşulabilir. Birkaç kadehten sonra bu daha da iyi konuşulur' diyor. 'Ama bu iş öyle kolay değil' diyor. 'Erdoğan’a, Türkiye’ye kızabilirsiniz ama öyle değil. Türkiye’nin NATO’da kalması lazım' diyor. Bu da beraberinde şunu getiriyor. Bunu biz onaylamadığımız zaman mecliste neler olur? Başta İngiltere ve Amerika olmak üzere diğerleri İsveç ve Finlandiya’ya baskı yapmaya başlar; 'isteklerini yerine getirin, ortada mutabakat var' diye. Bizim diyeceğimiz, işte mutabakat, işte uygulama. Batı’da 'Türkiye, NATO’da kalmalı' tezi artan bir oranda daha gündeme gelecek. Bu da bize şu fırsatı verecek. Biz NATO’da kaldık diye Yunanistan gibi NATO’nun uzak karakolu olmayacağız. Rusya ile ilişkilerimizi bozmayacağız. Çin ile ilişkileri geliştirmeye devam edeceğiz. Ukrayna krizinin adını dengeli, dikkatli koydum. Kaymalar olabilir ama öyle değil. Türkiye’nin bu politikaya devam etmemesi için hiçbir sebep yok. Yarın diyelim ki başka bir şey oldu ve yaptırıma gönüllü katıldılar. Bütün NATO ülkeleri uygulasa biz ‘işimize gelmiyor’ deriz. 'İşimize gelen yüzde 30’u oranında katılıyoruz, ama geri kalanında katılmıyoruz' deriz. Bu aslında beraberinde hem Rusya, Çin gibi dünyayı çok kutupluluğa çevirmek için uğraşan ülkelerin hem de Batı’nın gözünde Türkiye’yi kıymetli hale getiriyor. Türkiye’nin sadece tarafsızlığını kazanmak, bütün bu ülkeler için önemli bir başarı olacak.”

‘Batı açısından çok kutuplu dünya düzeninde AB değil NATO daha önemli olacak, Türkiye pazarlık edebilir’

Türkiye’nin NATO’da ilk defa veto hakkını kullanmadığını söyleyen Ünal, “Çoğu zaman nihai kararlar yüzde 90 oranda Türkiye’nin istediği doğrultuda alınır” ifadelerini kullandı. Batı açısından çok kutuplu dünya düzeninde AB değil NATO daha önemli olacağını belirten Ünal, Türkiye’nin statüsünü pazarlık edebileceğini söyledi:
“NATO’da vetomuzu ilk defa kullanmıyoruz. Yunanistan ile ilgili onlarca kararda oradaki generallerimiz gayet dikkatli bir şekilde vetolarımızı kullanırlar. Ondan sonra da bir pazarlığa girişilir. Çoğu zaman nihai kararlar yüzde 90 oranda Türkiye’nin istediği doğrultuda alınır. Batı açısından çok kutuplu dünya düzeninde AB değil NATO daha önemli olacak. Biz bu birliğin içinde eşit konumda bir ülke olarak eşit statümüzü mantıklı bir şekilde pazarlık edebiliriz. İsveç ve Finlandiya, NATO üyesi oldu diyelim, istediklerimizi yaptılar ama sonradan tekrar tavır değişikliğine gittiler. Yarın İsveç ve Finlandiya’ya NATO silahları konuşlandırılması gelecek, onları veto ederiz, yeter ki bu süreci bir öğrenelim. Aylardır o yüzden diyorum, burası çok iyi bir ekmek kapısı, özellikle çok kutuplu bir dünyada çok daha değerli hale gelecek.”

'Burada sıkışmış durumdalar. Makul, mantıklı, ulusal çıkarlarımıza uyumlu herşeyi tartışmaya açmalıyız'

ABD’nin PYD’ye verdiği desteğin Türkiye lehine tez oluşturacağına vurgu yapan Ünal, Batı basınında çıkan haberlerin de PYD/PKK örgütlerine desteğin kesileceğine işaret ettiğini belirtti. Ünal, Rusya ve Çin'in çok kutupluluğu zorladığı bir ortamda Batı'nın sıkışmış durumda olduğuna dikkat çekerken, "Makul, mantıklı, ulusal çıkarlarımıza uyumlu herşeyi tartışmaya açmalıyız” vurgusu yaptı:
“Bunu yaparken 'NATO’nun ortak çıkarları için istiyoruz' diyeceğiz. Üye ülke Türkiye’nin toprak bütünlüğüne yönelik tehdit oluşturan örgütlerden bahsediyoruz. Bunu talep etme hakkımız yok mudur? Bunu dediğimizde afallayıp kaldılar. Amerika’nın PYD’ye verdiği destek ne olacak? Bu önümüzdeki dönemlerde elimizde koz oluşturacak. Amerika'da Türkiye ile ilgili tartışmalar sınırlı da olsa yapılıyor. Financial Times’daki makaleden, Batı dünyasında PYD/PKK konusu tümüyle satışa gelmek üzere olduğunu anlıyorum. O kadar sıkışmış durumdalar ki. Rusya ve Çin’in dünyanın çok kutupluluğa gidişiyle ilgili bu süreci çok iyi değerlendirmeliyiz. Bizim isteyip de alamayacağımız makul ölçülerde. Alınması mümkün olmayan şeyler talep eder ve onda da ısrarcı olursanız belki sizin dediğiniz noktaya gelir, ama orada da çıkışları yok. Yabancı birisiyle konuşurken dedim ki ‘Yapabileceğiniz en güzel şey şu, eğer Türkiye’yi karşınıza almayı göze alıyoruz deseydiniz şunu diyecektim; hepiniz NATO’dan çıkın anahtarları ve NATO’nun kasasını bize verin ve biz NATO’ya Rusya’yı ve başka ülkeleri davet edelim ya da kapıları kilitleyip gidelim’ dedim. Yani burada sıkışmış durumdalar. Makul, mantıklı, ulusal çıkarlarımıza uyumlu herşeyi tartışmaya açmalıyız.”

‘Türkiye Kıbrıs meselesini Rusya ile çözebilir’

Ünal'a göre Ankara'nın İsveç ve Finlandiya'dan talep konuları aslında 'stratejik önemde' değil. Ancak Türkiye'nin Kıbrıs gibi meselelerde tavrını ortaya koysa da çözümünün Batı dünyasıyla mümkün olmadığı görüşünü dile getiren Ünal, Yunanistan'ın Rusya ile ilişkilerinin yolunda olmadığı bir ortamda bunun Moskova ile çözülebileceği değerlendirmesinde bulundu:
“Bence birilerinin oradan iadesi meselesi ve bu bahsettiğimiz konular hiçbir yönüyle stratejik değil. Siz bize silah ambargosu uyguluyorsunuz, biz İsveç ve Finlandiya’dan ne alıyoruz ki? Tamamen sembolik açıklamalar. Kendi kamuoylarına yönelik, Türkiye o sırada Suriye’ye operasyon yapıyor, biz de bunu yapıyoruz diyebilmek için yaptıkları açıklamalar, içi boş. Kıbrıs meselesinde uygulayıcı değilim ama ben olsam şöyle yaparım. Bunu mutabakat metnine bağlayarak NATO’ya verdik mi, NATO’nun genişlemesine karşı değiliz, NATO’nun çıkarlarıyla fikirdaşlığımızı da sürdürüyoruz. Ama uygulamada yarın bir politika geliştirildiğinde bizim ulusal çıkarlarımıza uyumlu değilse bunu da sizinle paylaşarak kısmen dahil oluruz ya da hiç olmayız diyeceğiz. Ukrayna krizinde olduğu gibi. Kıbrıs meselesini Batı dünyasıyla mevcut parametreler içinde kendimiz değiştirmeden müzakere ederek çözemeyiz. Yunanistan ile bizi bir dengede düşünüyorlar. ‘Biz daha önemli bir ülkeyiz, bizim dediğimizi kabul edin’i kabul ettiremeyiz onlara. Evirip çevirip Kıbrıs’ta tek devlet olsun, çözüm öyle olsun. Biz bunu öyle çözemeyiz. Bu meseleyi Ruslarla çözeriz. Yakın tarihi gözden geçirdiğimde, Ruslar ile Yunanistan’ın ilişkilerinin bu denli bozuk olduğu dönem hatırlamıyorum. Milli mücadele döneminde Ruslar, bize İngiltere’nin desteklediği Yunanistan’a karşı yardım ederken bile Rusya’nın Yunanistan ile ilişkileri bu denli kötü değildi. Biz bunu fırsata kendimiz çevireceğiz. Burada Türk karar alıcıların yaratıcı olması lazım. Konuştuğum her Çinliye diyorum ki ‘Kıbrıs’ta tek devlet tanıyorsunuz, bu çok kutuplu dünya oluşsun istiyorsunuz, bu dünyada tek devlet olup AB toprağı olan ve hatta dolayısıyla bu bir anlaşmayla olacağına göre NATO üyesi olan bir Kıbrıs sizin hangi çıkarınızla uyumlu’ diyorum, haklısın diyorlar. Burası iki devlet olsa, NATO içindeki Türk-Yunan çatlağı genişleyerek devam etse sizin için iyi değil mi? Evet diyor. Bu çok kutuplu dünya öyle bir şey ki olmaz olmaz diye bir şey yok. Suudi Arabistan’ın BRICS’e üye olup olmayacağını konuşuyoruz. Onun için burada yaratıcı olmak lazım.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала