18:03 22 Ağustos 2017
Ankara+ 29°C
İstanbul+ 22°C
Canlı Yayın
    Minsk Zirvesi Ukrayna

    "Ukrayna'yı sancılı bir süreç bekliyor"

    © AFP 2017/ MYKOLA LAZARENKO
    Analiz
    URL'yi kısaltın
    Yurdagül Şimşek
    0 134 0 0

    TÜRKSAM uzmanlarından Hanife Çetin, Minsk kararları ve olası neticelerine Sputnik Haber Ajansı'na değerlendirdi. Çetin, Minsk kararlarının kısa vadede başarılı bir şekilde hayata geçirilmesinin gerçeklerden uzak olduğunu belirtti.

    Minsk'te Rusya, Ukrayna, Almanya ve Fransa liderlerinin katılımıyla gerçekleşen Ukrayna müzakerelerinden çıkan 'silah bırakma kararını' çok olumlu bir adım olarak gördüğünü vurgulayan Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi (TÜRKSAM) uzmanı Hanife Çetin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Ancak bu kararın kısa vadede başarılı bir şekilde hayata geçirilmesinin gerçeklerden uzak. Doğu Ukrayna için bir rahatlama veya yumuşama dönemine girildiği yönünde umutlarımızı yitirmemek gerekir fakat bu yumuşama sürecinin de dahi kısa vadede gerçekleşmesinin pek mümkün olmadığının da görülmesi gerekecektir. En son uzun ve gergin geçen Minsk Grubu görüşmelerinde ağır silahların çekilmesi kararı çıktı, bu da can kayıplarının azalması ve belki de durması bakımından önemli bir adım, aslında daha doğrusu niyet ya da mesaj olarak algılanmalıdır."

    UYGULAMA ZORLUĞUNDEKİ TEMEL ETKEN

    Burada politikanın uygulamaya konmasındaki temel engellerin gözden kaçırılmaması gerektiğini vurgulayan Çetin, bunların başında da karar alıcıların aldığı kararların uygulama konusunda bölgedeki tansiyona etki etme kabiliyeti ve isteği geldiğini söyledi. Çetin, "Bu bakımdan, bölgedeki gerginliğin kararları dikkate alabilecek kadar bile düşmediğini görmek mümkün olacaktır. Unutmamak gerekir ki, daha Minsk görüşmelerinin gerçekleşeceği gün Donetsk'te bir otobüs istasyonuna saldırı yapılmıştır. Bu da bölgedeki gerilimin hala çok yüksek olduğunu göstermiştir. Taraflar birbirine bu kadar yakınken ve her an sıcak bir temas tehdidi ile karşı karşıya kalmaları Minsk kararlarını uygulama noktasında isteksizliği beraberinde getiren etmenlerden sadece birisidir" diye konuştu.

    BU KARARLAR İLK DEĞİL

    Bunun yanında Minsk görüşmelerinin ve hatta alınan ağır silahların çekilmesi kararının da ilk olmadığının altını çizmek gerektiğini ifade eden Hanife Çetin, 5 Eylül 2014'te  Minsk'te Ukrayna, Rusya, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği teşkilatı (AGİT) ile Donets ve Lugansk'ın temsilcileri arasında çatışmalara son verilmesi amacıyla imzalanan protokolü anımsattı. Çetin, "Taraflar yine bir ateşkes anlaşmasına varmış, ancak fiilen ateşkes durumu bölgede asla tam anlamıyla gerçekleşmemişti. Doğu Ukrayna'da 30 kilometrelik tampon bölge kurulması kararı gibi birçok umut vaat eden fakat adeta görmezden gelinen birçok husus son Minsk görüşmelerde de benzer bir şekilde sonuçlanmıştır" dedi.

    UMUT VAR OLMAMAZI SEBEP OLAN ADIM

    TÜRKSAM uzmanı Çetin, Minsk'te esasen bir mesaj verilerek tarafların diplomasinin öneminin arttığını duyurduğunu belirterek, "Artık silahlar konuşmasın dediler ama ateşkes kararı çıkmış olsa da taraflar arasındaki gerginlik ve sürtüşme oranı bu kadar yüksekken uzun vadede net bir şey söylemek mümkün değil. Zira ağır silahlanmanın esas sebebi Donetsk ve Lugansk bölgelerindeki gelişmeler veya buna sebep olan unsurlardı. Şimdi krizin esas gerekçesi olan bu sorunlar çözülememişken ateşkesin imzalanması; olası anlaşma ve uzlaşmanın sağlanmasına ortam hazırlamak için yapılmıştır gibi bir sonuç çıkmaktadır. Bu da görüşmelerden umutvar olmamıza sebep olan önemli bir adımdır" diye konuştu.

    FEDERATİF BİR YAPI MÜMKÜN MÜ?

    Bölgedeki krizin esas sebeplerinden olan, Ukrayna'nın doğusundaki iki bölgenin Donetsk ve Lugansk'ın statülerinin ve yerel seçimlerin tanınıp tanınmayacağı konusu belirsizliğini koruduğuna dikkat çeken Hanife Çetin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Zira anlaşmada alından kararlarda Ukrayna güvenlik güçlerinin denetim sağlamasının, bu yılın sonuna doğru gerçekleşmesi öngörülmektedir. Ancak bunun gerçekleşebilmesi, Ukrayna yönetiminin  Donetsk ve Lugansk liderleriyle görüşerek gerekli anayasal reformları yapması şartına bağlanmıştır. Bu ise federal bir yapıya geçilmesini gerektireceğinden ve ülkedeki iç siyasi dengelerin buna hazır olmadığı dikkate alındığında Ukrayna'yı oldukça sancılı bir sürecin beklediğini göstermektedir. Zira bağımsızlık yanlılarının katılmayacağı federasyon oylamalarından Ukrayna'nın federatif bir yapıya bürünmesini isteyecek çoğunluğun yakalanması beklentiler dahilinde değildir. Öte yandan karar alınsa dahi, Rusya tarafından defalarca belirtildiği üzere, taraflara anlaşmanın korunacağına dair bir güvence vermek mümkün gözükmemektedir.

    Ayrıca alınan kararlar uygulanabilir olsa dahi, ülkenin istikrarlı bir huzura kavuşması hususunda yine sorunlar yaşaması beklenebilecektir. Siyasi gelişmeler Kiev'deki yeni yönetimin, özellikle Doğu olmak üzere ülkenin her yerinde kontrolü sağlayacak güçte olmadığı ve ülkenin bir bölümünün, Ukrayna'daki sıra dışı yönetim değişikliğini tanımakta bazı sorunlar yaşayacağı ortadadır. Bu nedenle, federasyon kurulması ya da bağımsızlık yanlısı bölgelere sınırlı özerkliklerin sağlanması durumunda dahi barış ve huzurun sağlanmasının kolay olmayacağı görülmelidir. Bu nedenle, belki de iç siyasette yeni çalkalanmaların, yeni bir hükümet arayışlarının patlak vermesi ile sağlanan barışın yeniden bozulması gibi olumsuz bir takım durumlar da yaşanabilir. Dolayısıyla Ukrayna krizinin uzunca bir müddet daha gündemimizden düşmeyeceğini öngörmek yanlış olmayacaktır. Dolayısıyla bölgedeki gerilimin azalmaması ve görüşmelerden çıkan tepeden inme kararların uygulanması noktasında sorunun temeline inmek gerekecektir. Bu güne kadar Ukrayna krizinin çözümüne ilişkin yapılan görüşmelerde hedeflenenlerin gerçekleşmemesi hususunda da tarafların bu süreçteki politikalarının oldukça etkili olduğunu biliyoruz."

    SİLAH YARDIMI SÖYLEMLERİ RADİKALLEŞTİRMİŞTİR

    Çetin, özellikle bu dönemde Avrupa'dan ve Amerika Birleşik Devletleri'nden yükselen Ukrayna'ya gerekirse silah yardımının yapılabileceği yönündeki söylemlerin de  sonuçsuzluğun en birincil etmenlerinden olduğunu söyledi. Çetin, "Bu sadece siyaseten değil, yerelde çatışan tarafları hem cesaretlendirmiş hem de radikalleştirmiştir" dedi.

    UKRAYNA RUSYA'NIN VAZGEÇİLMEZİDİR

    TÜRKSAM uzmanı Çetin, Ukrayna'nın stratejik konumunun hem Rusya hem de AB ve ABD açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Ukrayna'daki gerilim tarihsel olarak ele alındığında Moskova'nın krizi eski Sovyetleri çevreleme politikasının bir eseri olarak Batı'nın Rusya'yı çevrelemesi bakımından ulusal bir tehdit olarak yorumladığı görülmektedir. NATO'nun ardından, Avrupa Birliği'nin Eski Sovyet coğrafyasını bünyesine katması Rusya'nın bölgede çevrelendiği hissi ile hep diken üstünde olmasına neden olmuştur. Ukrayna'nın stratejik konumu da Ukrayna krizinin ve krizin bu kadar büyümesinin sebeplerindendir. Ukrayna, Rusya'nın Avrupa'ya açılan kapısı konumundadır ve Rusya'nın Avrasya Birliği ideasının vazgeçilmezlerindendir" dedi.

    AVRUPA VE ABD AÇISINDAN UKRAYNA'NIN ÖNEMİ

    Ukrayna'nın  Avrupa ve ABD için de büyük öneme sahip olduğunu ifade eden Hanife Çetin, "Avrupa için, Avrupa'nın genişleme politikalarının Rusya'ya dayanan son halkası, Rusya'dan gelen enerji arzı ve Avrupa'nın güvenlik, istikrar ve refahını sağlamak için Doğu Ortaklığı Projesinin en önemli aktörlerinden birisidir. Bununla birlikte Ukrayna krizinin sadece Avrupa ve Rusya arasında yaşanmadığı buna ABD'nin de taraf olduğu ortadadır. Benzer bir şekilde ABD için ise, özellikle Karadeniz bakımından hem Batı'ya kazandırılması gereken bir ülke, hem Rusya'yı çevreleme hususunda hem de Rusya'nın Avrasya Birliğini zayıflatmak için Rusya'dan uzaklaştırılması gereken bir ülke olarak görülmüştür. Nitekim ABD Başkanı Barack Obama'nın Ukrayna'nın karışmasında ABD'nin de etkili olduğunu açıklamış olması bu bakımdan ABD'nin Ukrayna üzerindeki çıkarlarının bu yönde olduğunu ispat etmektedir" dedi.

    DÜNYAYI ETKİLEYEN KÜRESEL KİRİZ

    Hanife Çetin, Ukrayna gerginliğini, bölgesel bir kriz olmaktan çıkarak tüm dünyayı etkileyen küresel sonuçları olduğunu vurgulayarak,  şöyle konuştu:

    "Avrupa ve Rusya'nın bu yaptırımlara dayanma takatlerinin kalmadığı görülmektedir. Rusya'nın AB ülkelerinden tüketim ve gıda ürünleri ithal edilmesine ambargo koyması ile Rusya Başbakanı Dimitri Medvedev'in söylemiyle AB'nin 2014 ve 2015'teki 90 milyar euroyu bulması beklenen zarar asıl savaşın cephe gerisinde yaşandığını göstermektedir. Bununla birlikte arzın talebi karşılayamaması Rus ekonomisinde fiyatların yükselmesine neden olurken, petrol fiyatlarındaki yükselişler, rublenin euro ve dolar karşısında yüzde 50'leri bulan devalüasyon enerji arzına dayanan Rus ekonomisinin kırılganlığını ortaya çıkardı. Bu durum aslında tarafların çıkarları için bölgenin istikrara kavuşturulması gerektiğinin en belirgin göstergelerinden biridir de aynı zamanda. Tüm bunlar birçok yönüyle defalarca Soğuk Savaşla benzerliği bakımından değerlendirildi. Fakat unutulan en önemli ve belki de geleceğimiz açısından en belirleyici sonuç ise, Çin'in bir dünya devi olma yolundaki pürüzlerin başta ABD ve diğerleri tarafından temizlenmiş olmasıdır. Rusya'da yaşanan devalüasyondan da ABD'nin petrol fiyatlarına müdahalesinden faydalanan da Çin olmuştur ve kanaatimce bu beklenmedik bir sonuçtur."

    KRİZ AŞILSA BİLE…

    Donetsk, Lugansk gibi, Ukrayna'dan şimdilik kopmuş olan bölgelerdeki Rus etkisinin artmasının da kriz aşılsa bile büyük bir sorun olarak kalacağını söyleyen Çetin,  şöyle konuştu:
     "Dolayısıyla krizin burada siyasi ve askeri bir takım izler bırakması kaçınılmaz olacaktır. Bu nedenle Avrupa'nın ve Ukrayna'nın bu gerçekten kaçmasının mümkün olmadığı kanısındayım. Bu durum, kanaatimce kısa vadede mümkün gözükmese de uzun vadede buradaki bağımsızlık yanlısı görüşlerin Avrupa gündeminde geniş yer tutacağı ve Ukrayna'yı iç politika uzunca bir müddet meşgul edeceği anlamına gelmektedir.

    BELKİ YENİ BİR RENK DALGASI

    Dolayısıyla silahlar inse bile Ukrayna'daki gerginliği, en azından kısa vadede, çözmek çok kolay olmayacaktır. Her şeye rağmen 2004'teki Turuncu Devrim'in bir siyasi uzlaşmayla sonuçlanmasının ardından Doğu Avrupa'yı adeta görmezden gelen 2014'teki yönetim değişikliği ile iktidara gelenlerin ardından Ukrayna'yı belki de yeni bir renk dalgası beklemektedir."

    TÜRKSAM uzmanı Çetin, "Tüm bu analizlerimin ardından belirtmek isterim ki, her zaman olduğu gibi, umudumuz barıştan yana tabi, bu nedenle görüşmelerdeki kararların olumlu sonuçlar vermesini temenni ederim" diye konuştu.

    İlgili konular:

    Türkiye, Rusya-Ukrayna sınırındaki askeri hareketliliği denetleyecek
    Putin, Merkel ve Poroşenko Ukrayna'daki son durumu görüştü
    DHC: Son 24 saatte 60 Ukrayna askeri öldürüldü
    Poroşenko: Ukrayna genelinde sıkıyönetim ilan edilebilir
    Doğu Ukrayna'da ateşkes tehlike altında
    Etiketler:
    Minsk Zirvesi, TÜRKSAM, Hanife Çetin, Ukrayna, Donbass, Minsk
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın