06:42 01 Aralık 2020
Canlı Yayın
    Analiz
    URL'yi kısaltın
    0 84
    Abone ol

    Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov, Türkiye ve Rusya’nın daha önce Suriye’deki Astana sürecinde biriktirdikleri olumlu tecrübeyi bugün Libya’ya aktarmak için gayret gösterdiklerini açıkladı. Yerhov, nihai hedefin ise BM şemsiyesi altında ve Libya halkının dahil edildiği kalıcı barış inşası olduğu hatırlatmasında bulundu.

    Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov, Türkiye ve Rusya’nın daha önce Suriye’deki Astana sürecinde biriktirdikleri olumlu tecrübeyi bugün Libya’ya aktarmak için gayret gösterdiklerini söyledi.

    Bu çabaların BM şemsiyesi altında ve Libya halkının dahil edildiği kalıcı barış inşası hedefiyle sürdürüldüğünü anlatan Büyükelçi Yerhov “Politikacıların temasları başladığında, toplar susar. Sahadaki taraflar her zaman konuşmaya ve tavizler vererek anlaşmaya hazır olmayabilir. Ancak bizlerin Libya halkının pazarlık masasına oturduğu bir anlaşma sürecini başlatması ve Libya devletinin yeniden ayağa kalmasını sağlamak için destek vermesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    'Libya’da çatışmaların askeri yolla çözüme ulaşmayacağı unutulmamalı'

    Daily Sabah gazetesine verdiği röportajda Büyükelçi Yerhov “22 Temmuz tarihli Türk-Rus Yüksek Düzeyli İstişareleri üzerine yapılan ortak açıklamada Libya’nın egemenlik, bütünlük ve bağımsızlığını teyit eden taraflar, Libya’da ortak çalışma grubu kurarak bir sonraki görüşmelerin Moskova’da yapılmasında mutabık kaldı. Her ne kadar Libya’daki taraflar, zaferlerinden emin oldukları noktalarda masaya oturmaktan kaçınan bir pozisyonda olsalar da, Libya’daki çatışmaların askeri yolla çözülmeyeceğinin unutulmaması gerek” dedi.

    'Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin Sirte’nin kontrolünü ele geçirme şansı az'

    Çatışmaların sürmesinin daha fazla can kaybından öte sonuç vermeyeceğine işaret eden Yerhov “Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti, Sirte’ye taarruza geçme kararı alırsa, oranın kontrolünü ele geçirmede ne kadar başarılı olacaklarında şüphem var” değerlendirmesinde bulundu.

    Libya’daki taraflara, çatışmaların durdurulması için ellerinden gelen tüm çabayı ortaya koyma çağrısı yapan Büyükelçi Yerhov “Halihazırda hem Sarraj’ı hem Haftar’ı destekleyen ülkeler var ve her bir taraf diğerinin meşruiyetine mutlak surette karşı çıkıyor. Halbuki bizce BM şemsiye altındaki kalıcı barış çalışmalarına alternatif bir çözüm yok” ifadelerini kullandı.

    'Hem Rusya hem Türkiye’ye dönük propaganda kampanyaları yapılıyor'

    ABD Afrika Komutanlığı’nın Rusya’yı hedef alan iddialarının hatırlatılmasının üzerine Büyükelçi Yerhov “Kimileri, Libya’ya sözde gönderilen Rus jetleri için ağlanıp sızlanıyor, kimileri de Libya’daki Türk drone’larından şikayet ediyor. Bu açıklamaları, bu tür propaganda kampanyaları yürütenlerin vicdanına bırakmak en doğrusu olur” yanıtı verdi.

    'Ayasofya kararı, Türkiye’nin iç meselesi'

    Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesiyle ilgili olarak Rusya Federasyonu’nun “Bu, Türkiye’nin iç meselesidir” şeklindeki tutumunu bir kez daha teyit eden Büyükelçi Yerhov “Bu konuyu, Türkiye Cumhuriyeti’nin iç meselesi olarak görüyoruz. Ancak Ayasofya’nın Rus halkı başta olmak üzere pek çok halk açısından büyük tarihi ve manevi önemi düşünüldüğünde, bizim için önemli olan turistlerimizin o muhteşem yapıyı ziyaret etmeye, eşsiz mozaikler vasıtasıyla tarihe dokunmaya devamının sağlanmasıdır. Bu eşsiz anıtın dünya kültür mirasının uluslararası normlarına uygun olarak korunacağını ve vatandaşlarımıza erişiminin sağlanacağını umuyoruz” dedi.

    'Sözde ‘demokratik güçler’ Suriye’ye insanlık dışı yaptırımlar uyguluyor'

    Yıllar süren savaşın ardından Suriye’nin bugün ‘insanlık dışı’ yaptırımlarla karşı karşıya olduğunu hatırlatan Büyükelçi Yerhov “Suriye’de ciddi ekonomik sorunlar yaşanıyor. Peki bunun sebebi ne? Uzun yıllar boyunca savaşa sahne olan bu ülke tam çatışmaların kesildiği yeniden inşa sürecinde bu sefer de sözde ‘demokratik dünya’ tarafından uygulanan ve tıbbi yardımı bile engelleyen insanlık dışı yaptırımlarla karşı karşıya” ifadelerini kullandı.

    'Suriye’ye yaptırımlar, Avrupa’ya yeni göçmen dalgalarını tetikleyebilir'

    Yerhov, söz konusu yaptırımların Türkiye, Rusya ve İran’ın liderliğindeki barış sürecinin sonuçlarına da zarar verecek nitelikte olduğuna işaret ederek, söz konusu yaptırımların, Türkiye, Rusya ve İran örneklerinin gösterdiği gibi amaçlarına ulaşamayacağı, durumu daha vahim hale getireceğine dikkat çekti.

    Yerhov, “Bu yaptırım politikası, Avrupa’ya yeni göçmen dalgalarını tetikleyebilir. Biz de tam da bu sebeple uluslararası toplumu, fobilerinden kurtulmaya, tek taraflı siyasi tutumun ötesine geçmeye ve Suriye’nin yeniden inşası için çaba göstermeye davet ediyoruz” dedi.

    'Rusya, Suriye devlet kurumlarının istikrarlı işleyişine inanıyor'

    Suriye'deki seçimlerin hatırlatılması üzerine Büyükelçi Yerhov “Öyle ya da böyle, seçimler yasalara uygun bir şekilde gerçekleşti. Neticede kanun katıdır ama kanundur. Biz de bu sebeple Suriye’deki devlet kurumlarının istikrarlı işleyişinin önemine inanıyoruz. Ayrıca bazı ülkelerde seçim bile yapılmıyor ama çıkıp kimse oradaki demokrasi eksikliğini ele almıyor” diye konuştu.

    'BM sınır ötesi insani yardım mekanizmasından kimin çıkar sağladığı belirsiz'

    Rusya’nın BM şemsiyesi altında Suriye'ye uluslararası yardımların gönderilmesinin önünü açan mekanizmanın yenilenmesini veto etme sebebini de açıklayan Büyükelçi Yerhov “Biz bu mekanizmanın uluslararası insan hakları hukukuna uygunsuzluğuna defalarca kez dikkat çektik. BM’nin, büyük bölümü uluslararası savaşçı ve teröristler tarafından kontrol edilen İdlib gerilimi azaltma bölgelerinde halen bir varlığı yok. Bu sebeple oraya gönderilecek yardımdan aslında kimlerin faydalanacağını kestirmek zor. Ayrıca BM’nin insani yardımlarının, yine BM Güvenlik Konseyi’nin terör listesine eklediği örgütlerin sivillere karşı baskı aracı olarak kullandığı ve bu yardımlardan çıkar sağladığı sır değil. Terör örgütlerinin bu yöndeki eylemlerine doğrudan ve dolaylı kanıtları giderek artıyor” değerlendirmesinde bulundu.

    'İnsani yardım meselesi, politik oyuna döndürüldü'

    Büyükelçi Yerhov, söz konusu yardım mekanizmasının daha önce dış aktörler tarafından Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğine aykırı şekilde kullanıldığını da hatırlatarak “Bazı meslektaşlarımızın El Yaburiye Sınır Kapısı’nın kapatılmasına nasıl karşı çıktığını hatırlayın. Uluslararası toplumu, Suriye’ye insani yardım götürmenin başka yolu yokmuş gibi yanıltan da yine onlardı. Kısacası mesele politik bir oyuna dönmüş durumda” dedi.

    'Suriye’nin her noktasına insani yardımın yine ülke içinde gitmesinin önü açılmalı'

    Yerhov “El Yaburiye Sınır Kapısı kapatıldıktan sonra, Suriye’nin kuzeydoğusuna geçen yıllara kıyasla çok daha fazla yardım ulaştığı ortada. Suriye hükümetinin İdlib dahil pek çok bölgeye insani yardım gönderilmesine müdahil olması çabaları engellendi. BM’ye acilen ülkenin her noktasına daha fazla yardım gönderilmesinin yine ülke içerisinden sağlanmasının önünü açması çağrısı yapıyoruz” diye ekledi.

    Yardım geçişine kapatılan Bab es-Selam kapısının ülkeye giren insani yardımın yalnızca yüzde 14’ünü oluşturduğuna işaret eden Büyükelçi Yerhov “Durumu Suriye’ye insani yardım gönderilen tüm kapılar kapatılmış gibi lanse etmek doğru değil. Bab es-Selam kapısından ülkeye giren insani yardım gönderilen toplam yardımın yüzde 14’ünü oluşturuyordu. Öte yandan Bab el-Hava Kapısı’nın 12 ay daha insani yardım girişine açık kalması kararı alındı. Neticede Suriye’ye insani yardımlar gitmeye devam edecek” dedi.

    Etiketler:
    Astana, Aleksey Yerhov, insani yardım, Ayasofya, ABD, Libya, Suriye, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın