21:11 25 Nisan 2018
Ankara+ 8°C
İstanbul+ 26°C
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘Astana süreci suya düşebilir’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 20

    Kerim Has, Suriye’de Türkiye’nin garantör olduğu bölgelerden Rusya üslerine düzenlenen saldırıların gözlerin Türkiye’ye çevrilmesine yol açtığını belirtirken, krizin çözümlenememesi halinde Moskova’nın ‘misliyle’ yanıt verebileceğini söyledi. Has’a göre Astana süreci suya düşebilir ve Türkiye-Rusya iş birliği Suriye’de kırılgan hale gelebilir.

    Suriye ordusu İdlib'te hızla ilerlerken Astana sürecinin garantör ülkeleri Rusya, Türkiye ve İran açısından durum karmaşıklaşıyor. Türkiye-Rusya Federasyonu ilişkilerinde işlerin iyi gittiği yorumlarının yapıldığı bir senenin ardından Suriye'de siyasi sürecin bu ay sonunda Soçi'de düzenlenecek Ulusal Diyalog Konferansı öncesinde Rusya'nın kilit askeri üsleri ağır saldırılara uğradı. Astana süreciyle tesis edilmiş çatışmasızlık bölgesinde El Kaide ve IŞİD gibi radikal unsurların temizlenmesi ve Suriye'nin toprak bütünlüğü ile egemenliğinin tesisi öngörülmekteyken, Rusya Türkiye'nin denetimindeki bölgelerdeki hareketlilikten rahatsız. Rusya Savunma Bakanlığı üslerine saldırıların Türkiye'nin kontrolündeki bölgelerden yapılmış olduğunu belirterek Ankara'ya ithamlarda bulundu. Bakanlığın gazetesinde Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve MİT müsteşarı Hakan Fidan'a mektup da gönderildiği ortaya çıktı.

    İdlib'teki gelişmelerin ne anlama geldiğini, Türkiye-Rusya ilişkilerinde yeniden sıkıntı bir döneme mi girildiğini konularını Moskova Devlet Üniversitesinden Dr. Kerim Has ile konuştuk.

    ‘SURİYE'NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜN ALTINA TÜRKİYE DE İMZA ATMIŞTI'

    Kerim Has, Türkiye'nin de altına imzasını attığı Moskova Deklarasyonu'nu hatırlatarak Fırat Kalkanı harekatının yürütüldüğü bölge ve çatışmasızlık bölgeleri gibi yerlerin peyder pey Esad yönetimine geçmesi gerektiğini anımsattı:

    "Son günlerde Suriye ordusunun İdlib'te alan hakimiyetini arttırması tabii Türkiye'yi rahatsız eden bir husus. Burada ortada farklı çıkarlar, hedefler var. Sahada Rusya-Türkiye-İran arasında bir iş birliği olsa da aslında çıkarlar ve hedefler tam anlamıyla uyuşmuyor. Suriye'deki rejim veya uluslararası hukukta tanınan anlamıyla Esad yönetimi ülkenin toprak bütünlüğünü sağlama ve egemenlik hakkına sahip. Ancak bunun askeri yöntemle değil de çatışmasızlık bölgelerinde ateşkes ihlalleri minimuma indirildikten ve ateşkes büyük oranda sağlandıktan sonra peyderpey bu bölgelerle birlikte Fırat Kalkanı harekatının yürütüldüğü bölge veya PYD kontrolündeki bölgeler de dahil olmak üzere bunların Esad yönetimine geçmesi gerekiyor. Rusya'nın bakış açısı da bu şekildedir. Bunun altına zaten 2016 yılının aralık ayında Moskova Deklarasyonu ile Türkiye'de imza atmıştı."

    ‘TÜRKİYE 12 GÖZLEM NOKTASINDAN SADECE ÜÇÜNÜ KURDU'

    Çatışmasızlık bölgeleri arasında en sorunlu bölge olan İdlib'te Türkiye'nin zor bir görevi üstlendiğini belirten Has'a göre Türkiye burada 12 gözlem noktası kurmayı planlayıp sadece üç tane kurabildi ve bu durum Rusya ve Esad açısından İdlib'te sürecin yavaş gittiği düşüncesine neden oldu:

    "Ama her halükârda Rusya ve Esad yönetimi İdlib'te sürecin yavaş gittiği kanısına sahip. İdlib meselesi dört çatışmasızlık bölgesi arasında en sorunlu bölgeydi. Çünkü Halep'teki cihatçılar ve bir kısım el-Nusra gibi terör örgütleri İdlib bölgesine yoğunlaşmışlardı. İdlib bölgesi nüfus olarak da çok yoğun ve sıkı olup Türkiye'nin sınırına yakın. Humus, Doğu Guta ve Deraa gibi diğer çatışmasızlık bölgelerine göre daha hassas ele alınması gereken bir bölgeydi. Türkiye burada bu görevi zor görevi üstlenmişti. 12 gözlem noktasına kurulması planlanmıştı ve bu konuda Türkiye Rusya ve İran arasında bu mutabakata varılmıştı. Türk askerinin 12 noktada gözlem birimi kurup oradaki ateşkes ihlallerini minimuma indirme görevi vardı. Ilımlı muhalifler veya aslında baktığımızda el-Nusra'ya bağlı grupların etkinliğinin fazla olduğu bir bölgeydi burası. Dolayısıyla bu önemli ve zor bir görevdi. Ancak gelinen noktada —sanırım geçtiğimiz ekim ayında Türk ordusu İdlib'e girmişti- geçen bu süre içerisinde Türkiye sadece üç tane gözlem noktası kurabildi. Bunların kurulduğu yerlere baktığımızda Türkiye İdlib'teki muhaliflerin ateşkes ihlallerini gözlemlemekten ziyade Afrin'e yönelik bir baskıyı arttırmayı hedeflemiş gözüküyordu. En azından Rusya böyle değerlendiriyor ve 12 gözlem noktası hedefinden sadece üçünün kurulması bu sürecin yavaş gittiği anlamına geliyor. Tabii böyle bir hassas iş birliği var. Rusya Savunma Bakanlığının açıklamasında da bu husus vurgulanmıştı. Türkiye'den gözlem noktalarının aktivasyonunun artırtılması vurgulanmış, bu istenmiş. Bunu görüyoruz."

    '10 GÜN İÇİNDE GERGİNLİK'

    İdlib'de nüfusun çokluğu ve sivil halkla terör örgütlerinin iç içe geçmişliği sebebiyle sivil kayıpların olabileceğini söyleyen Has'a göre son 10 günde askeri süreçte olan ilerleme Türkiye-Rusya ilişkilerinde bir gerginliğe sebep oldu:

    "Dolayısıyla bu süreç içerisinde bir de Suriye'de son 10 günde hızlanan bir askeri süreç var. Tabii rejim ordusu, Esad yönetimi toprak kontrolünü arttırmak istiyor. Çünkü İdlib meselesi haliyle çok iyi gitmiyor. Bunu kendi kontrolüne almak için askeri harekatlarını arttırmış durumda. Türkiye burada sivil kayıplarından da arttığı konusunda bir yaklaşıma sahip ve bu konuda haklı olabilir. Neticede büyük ve iki milyona yakın nüfusun yaşadığı bir bölge. Terör örgütleriyle muhalifler ve muhaliflerle sivil halk iç içe geçmiş durumda. Burada bir askerî harekât yürütülürken ister istemez sivil kayıplar da olacaktır-oluyordur. Bu sıkıntı. Ama tabii Türkiye de sahadaki hakimiyetini arttırmak için Afrin'e olan baskıyı arttırmak için bunu elinde tutmak istiyor. Son 10 günde de yaşanan askeri süreçte olan ilerleme Türkiye-Rusya ilişkilerinde bir gerginliğe sebep oldu."

    ‘RUSYA DOĞRUDAN HEDEF ALMASA DA ABD'Yİ İŞARET EDİYOR'

    Suriye'deki Rusya üslerine son günlerde gerçekleştirilen saldırıların şu ana kadar Rusya güçlerine karşı yapılan en büyük saldırılar olduğu yorumu yapan Has'a göre saldırı sonrası açıklamalarda doğrudan ABD hedef alınmasa da vurgulandı:

    "31 Aralık yılbaşı gecesi, Rusya'nın Suriye'ye müdahalesinden yani 30 Eylül 2015'ten beri Rusya'nın karşılaştığı en büyük saldırı gerçekleşti. Hmeymim üssüne top-havan ile son iki buçuk yılın en büyük saldırısı gerçekleşti ve burada farklı açıklamalar basına düştü. Ama anladığımız kadarıyla birkaç uçak hasar gördü, birkaç asker muhtemelen yaralandı. İki askerin öldüğünü Rusya Savunma Bakanlığı doğruladı ama bunu önceki gün yine aynı tarihlerde gerçekleşen bir helikopter saldırısıyla ilintilendirdi. Ama her halükârda bu büyük bir saldırıydı. Bu saldırıyı takip eden günlerde bazı gruplarca yine 6 Ocak'ta Rusya'nın Hmeymim ve Tartus, bu sefer iki üssüne hem deniz hem hava üssüne 13 adet SİHA ile ve şu ana kadar Suriye'de bu boyutta gerçekleşen en büyük saldırı gerçekleştirildi. Ancak bakıldığında bu SİHA'lar hakkında Rusya Savunma Bakanlığı, GPS ve uydu teknolojisiyle kontrolün sağlandığı, cihazların 50km'den fazla uzaklıkta kontrol edildiği şeklinde açıklama yaptı ve saldırının ancak bu yüksek teknolojiye sahip yabancı bir ülkeyle iş birliği içerisinde gerçekleşmiş olabileceğini vurguladı. Yine bu saldırı gerçekleştiği sırada Poseidon markalı ABD casus uçağının Hmeymim ve Tartus üsleri hattında Doğu Akdeniz bölgesinde bir keşif uçuşu gerçekleştirdiğini bildirdi. Bu açıklama ABD'yi doğrudan hedef almadı ama burada ABD'yi vurguladığı belliydi."

    ‘TÜRKİYE'NİN GARANTÖRÜ OLDUĞU BÖLGEDEN YAPILDIĞI İÇİN RADARLAR TÜRKİYE'YE ÇEVRİLDİ'

    Rusya'nın Suriye'deki üslerine yapılan saldırının Türkiye'nin garantörlüğündeki bir bölgeden yapıldığını dolayısıyla ‘radarların' Türkiye'ye çevrildiğini belirten Has, bazı kaynakların saldırının faili olarak Türkiye'nin yakın temasta olduğu bir grup olan Ahrar'uş Şam'ı işaret ettiğine vurgu yaptı:

    "Ancak tabii sahadaki aktörler de önemliydi. Acaba bunu sahadaki hangi aktörler eliyle gerçekleştirdiği sorusu ortaya çıktı. Burada da bugün itibariyle, bu gece itibariyle Rus Savunma Bakanlığının sitesinde çıkan bir askeri uzmanın yorumuyla-makalesiyle Türkiye tarafına mesaj verildi. Bu resmi bir açıklama olarak yayınlanmadı. Bir askeri uzman olan yarbayın yazdığı bir yorum yazısı ama resmi sitede yayımlanan bir yorum bu. Orada geçen ifade önemli. O ifade de bu saldırı gerçekleştikten sonra —biz biliyorsunuz dün itibariyle Türkiye'de Rusya ve İran büyükelçilerinin Ankara'daki dışişlerine çağırılıp, İdlib konusunda dolayısıyla nota verildiğini duyduk. Ancak benim anladığım kadarıyla bu yazıda gece itibariyle çıktığına göre muhtemelen söz konusu olan mektuptan daha önce gönderilmişti. Yani dışişlerine elçiler çağırılmadan gönderilmişti. Bu mektuplarda şunu içeriyor: Açıklamaya göre bu 13 SİHA'lı saldırının yedisi havada füzelerle imha ediliyor, altısı Rus askerlerince kontrol altına alınıyor. Bunların üçü ancak yere sağlam bir şekilde indiriliyor. Üçü de inerken imha oluyor. Dolayısıyla geriye kalan üçünden inceleme yapıldığında Rusya Savunma Bakanlığı şu soruyu soruyor: Burada yüksek bir teknoloji kullandığı için, bu teknoloji nerden elde ediliyor? Bu büyük bir soru işareti. İkincisini bunun 50 kmden fazla uzaklıktan kontrol edildiği ve yine İdlib'teki radikal terör örgütlerinin kontrol ettiği bölgeden değil de ılımlı muhaliflerin kontrolündeki bir bölgeden kontrol edildiği belirlendiği ifade ediliyor. Bu da ister istemez Türkiye'nin kontrolü altında, garantörü olduğu bir bölgede olduğu için radarların Türkiye'ye çevrilmesine neden oluyor. Ancak bu bölgede de başka Rus haberlerinde uzmanların ifade ettikleri hususlardan biri şuydu: Ahrar'uş Şam örgütünün bu saldırıyı gerçekleştirilmiş olmasıydı. Bu tabii önemli zira bu örgüt Türkiye'nin yakın temasta olduğu bir grup. Rusya Ahrar'uş Şam'ı terör örgütü olarak kabul ediyor ancak bunu henüz uluslararası arenada kabul ettirebilmiş değil. Türkiye muhalif grup olarak kabul ediyor bunu. Dolayısıyla bu arada ben bu saldırıda Türkiye'den yardım aldıklarını düşünmüyorum ancak bu SİHA'ların Türkiye üzerinden mi geçtiği veya Türkiye'nin bu saldırıya göz yumup yummadığı konusunda bir tartışma var şu an itibariyle."

    ‘RUSYA CEVABI AYNIYLA DEĞİL MİSLİYLE VERİR'

    Ankara ile Moskova arasında bir gerginliğin olduğunun açık olduğunu söyleyen Has, Suriye'deki iş birliğinin akıbetinin önümüzdeki günlerde netleşeceği yorumunu yaptı:

    "Rusya ilk önce bu olayın biraz daha netleşmesini isteyecektir. Acaba bu saldırının arkasında gerçekten kim var? Bunu netleştirmesi lazım. Şu an gelen bilgilere baktığımızda bir mesafe alındığı gözleniyor, bu açık. Ancak somut bir neticeye vardığını şu aşamada söyleyemeyiz. Ancak Rusya bir neticeye vardığında da bu saldırının cevabını ‘intikam' mı diyelim, ayniyle değil, misliyle verir. Yani bu şu anlama gelir: Burada İdlib konusunda Suriye ordusuna sahada havadan daha fazla destek verir muhtemelen. Tabii Türkiye'nin alacağı tavra göre de bir gelişme seyir izleyebilir. Kriz değil belki ama şu sıralar Ankara ile Moskova arasında bir gerginlik olduğu açık. Eğer gidişat böyle sürerse yeni bir krizin de ayak seslerini şu aşamada, şu sıralar hissettiğimizi söyleyebiliriz. Ancak şu an kriz olduğunu söyleyemeyiz, bir gerginlik var. Burada tabii Suriye'deki iş birliğinin akıbeti, bu süreç netleşecek önümüzdeki günlerde. Her halükârda Ocak sonuna ertelenen Suriye Ulusal Diyalog Kongresi var. Bu kongre yine ertelenirse bu gerginliğin daha da arttığını gösterir. Nitekim şu aşamada 20 günden az kaldı anca gelinen noktada hala katılımcılar netleştirilmiş değil. Şu günlerde özellikle Rusya'da Suriye Ulusal Diyalog Kongresini acaba Türkiye mi sabote etmeye çalışıyor şeklinde bazı uzmanların dile getirdiği hususlar var. Bu tabii Türkiye açısından uygun bir durum olmaz. Bir de tabii bu kongre Rusya açısından bir imaj meselesine dönüştüğü için bunu gerçekleştirmek istiyor. Öte yandan Rusya bu kongreyi bir defa değil birden fazla toplama taraftarı. İkinci olarak İdlib'teki çatışmalar artarsa tabii Astana süreci de bence bir süre suya düşebilir veya artık ertelenebilir. Türkiye-Rusya iş birliği Suriye'de biraz daha kırılgan hale gelebilir. İdlib meselesi Halep'teki gibi askeri yöntemlerde ‘çözüme' kayabilir."

    ‘İDLİB'TE ANLAŞMA OLMAZSA AFRİN'E OPERASYON ÖNEMLİ BİR SÜRE RAFA KALKAR'

    Kerim Has son olarak Afrin'e operasyon konusunda şu ana kadar Rusya'dan yeşil ışık alamayan Türkiye'nin İdlib'te anlaşma sağlanamaması halinde operasyonu rafa kaldırmak zorunda kalacağını aksi takdirde Rusya'yı karşısına almış olacağı yorumunu yaptı:

    "Afrin'e Türkiye'nin yapacağı bir operasyon ister Rusya'dan yeşil ışık alamadığı için şu ana kadar gerçekleştiremedi. İdlib'te bir anlaşma sağlanamazsa Türkiye'nin Afrin'e operasyonu önemli bir süre rafa kalkar. Ya da Afrin'e operasyon gerçekleştirirse bu Rusya'yı karşısına almak anlamına gelir ki bu tabii işleri içinden çıkılmaz hale getirir. Ama bir müddet sonra İdlib'teki çatışmalar artsa da Rusya her halükârda bir masa kurmak isteyecektir. İsmi değişik olabilir ancak o zaman da masaya oturulduğunda muhalifler için çok daha ağır şartlarla karşılaşabiliriz. Bu saatten sonra Rusya bırakın sahadaki askeri dengelerin değişmesini, siyasi süreçte veya siyasi açıdan barışın inşasındaki kendi konumunu da sarsıcı fazla hamlelere izin vermez."

    Etiketler:
    Kerim Has, İdlib, Astana, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın