05:14 23 Nisan 2018
Ankara+ 4°C
İstanbul+ 13°C
Canlı Yayın
    Eksen

    'Suriye’de kimyasal iddialarının delilleri ortaya hiç konamadı ve şimdi El Kaide dışında kaynak yok'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 12

    Çağlar Tekin, Suriye ordusunun Duma’da kimyasal silah kullandığı iddialarının El Kaide dışında bir kaynağı olmadığı ve yedi yıllık savaş süreci boyunca böylesi iddiaların hiçbir zaman delilinin ortaya çıkarılmadığını vurguladı.

    Rusya ve Suriye istihbaratlarına dayanarak cihatçı grupların ‘kimyasal provokasyonu' yapılacağı uyarısını defalarca tekrarlamışken, Doğu Guta'nın yüzde 90'ından cihatçı gruplar çıkartılmışken Suriye ordusunun Duma'da kimyasal silahlı saldırı yaptığı iddiaları üzerinden servis edilen görüntüler eşliğinde Şam'a müdahale gündeme taşındı. Rusya yaptığı incelemelerde bölgeden tahliye edilen kişilerde saldırı izine rastlanmadığını duyururken, Trump yönetimi Britanya ve Fransa olmak üzere Suriye'ye saldırı koalisyonu oluşturmaya soyundu.

    Son gelişmeleri ABC Gazetesi yazarı ve TELE1 Tv yorumcusu Çağlar Tekin ile konuştuk.

    ‘KİMYASAL SALDIRI KONUSUNDA EL KAİDE DIŞINDA KAYNAK YOK'

    Çağlar Tekin, ABD Savunma Bakanı Mattis'in daha önce kimyasal saldırı iddiaları sonrası Şayrat'taki Suriye üssüne yapılan ABD saldırı sonrası ‘elimizde herhangi bir delil yok' açıklaması yaptığını hatırlatarak, El Kaide kaynakları dışında ikinci bir kaynağın bulunmadığını belirtti:

    "ABD Savunma Bakanı Mattis Suriye'deki kimyasal saldırı iddiasından sonra her türlü ihtimal masada dedi. Mattis daha geçtiğimiz aralık ayının başında ‘biz Şayrat'ı kimyasal silah kullanıldığı için vurduk biz ama elimizde herhangi bir delil yok' demişti. Aynı bakan şu an tekrar, bir iddiadan daha bahsetmeden Suriye'deki kimyasal saldırıdan söz ediyor. Burada birtakım kriterlere bakmak lazım. Kimyasal silah kullanıldığını El Kaide kaynakları söylüyor. Onun dışında ikinci bir kaynak yok. Cihatçılara yakın bir kuruluş olan Suriye İnsan Hakları Gözlemevi de olayı teyit edemedikleri söylüyor. Fransa' da bunu söyledi. Diğer olasılıkları da tartıştıklarını söylediler ama nihayetinde teyit edemedikleri açıklamış oldular."

    ‘SURİYE ORDUSUNUN HİÇBİR GEREKÇESİ YOK'

    Tekin, Doğu Guta'nın yüzde 95'e yakın bir kısmının cihatçılardan temizlendiği bir ortamda Suriye ordusunun kimyasal saldırı yapmasının hiçbir gerekçesi olmadığına değindi:

    "Rasyonel olarak böyle bir saldırının zemini var mı diye bakmak gerekiyor. Suriye ordusu, Doğu Guta denilen bölgeyi temizleyeme başlamıştı ve bu bölgenin çoğu çatışmasız bir biçimde cihatçıların teslim olmasıyla temizlenmiş oldu. Doğu Guta'nın yüzde 90-95'lik kısmı bu iddialar gündeme gelene kadar temizlenmişti. Böyle baktığımız zaman sahadaki gelişmeler Suriye ordusunun böyle bir saldırı yapması için hiçbir gerekçesinin olmadığını ortaya açıkça koyuyor."

    ‘SAVAŞ SÜRECİNDE HİÇBİR DELİL ORTAYA KONMADI'

    Tekin, yedi yıllık savaş sürecinde ortaya atılan Suriye ordusunun kimyasal silah kullandığı iddialarında hiçbir somut delilin ortaya konulamadığını söylerken, cihatçı örgütlerden geri alınan yerlerde ortaya çıkan kimyasal silah yapım yerlerine dikkat çekti ve Suriye ordusunda bulunan kimyasal silahların, aralarında ABD kurumlarının da yer aldığı koalisyon tarafından imha edildiği gerçeğine vurgu yaptı:

    "Rusya'dan gelen açıklamalarda, oradaki doktorlardan gelen açıklamalar ve Şam'a ulaşan tahliye edilen kişilerin kontrollerinde kimyasal saldırıya yönelik herhangi bir ize rastlanmadığı söylendi. Geçmişte kimyasal saldırı yapıldığı söylenen durumlarda ne olmuştu? Suriye'nin kimyasal silah kullandığına yönelik yine benzer açıklamalar yapılmıştı. Ama yedi yıllık savaş sürecinde hiçbir delil ortaya konulabilmiş değil. Kimyasal silah saldırılar kullanıldığına fakat bunların cihatçı örgütler tarafından yapıldığı ABD ve Avrupalı kurumlar tarafından teyit edildi. Keza Suriye'nin kimyasal silahları zaten ABD'nin de dahil olduğu bir koalisyon çerçevesinde imha edilmişti. Bölgede şu an kimyasal silah var mı yok mu şeklinde sorunun cevabı evettir. Doğu Guta'da ve daha önce ordunun temizlediği yerlerde yapılan açıklamalarda kimi kimyasal silah üretim tesislerinin bulunduğu ortaya çıkmıştı. Bir diğer örnek olarak örneğin Türkiye'de, Adana'da sarin gazı iddianamesi gibi bir iddianame var. Mahkeme sarin gazı yapımında kullanılan maddelerin Türkiye'den Suriye'ye sevk edildiğini tespit etmişti ama sanıkları sarin gazı ortada yok ama malzemeleri var diye ilginç bir şekilde serbest bırakmıştı. Daha sonra sanıklar hakkında tutuklama kararı çıkmıştı ama sanıklar çoktan Suriye'ye geçmişti. Bu sanıklar kimin için bu silahı temin ediyorlardı: IŞİD, Nusra ve ÖSO için tesis ediyorlardı. Şimdi bölgedeki cihatçılara baktığımız zaman bu silah değiş tokuşları birçok kez yaptıklarını görüyoruz."

    ‘ZAFER KAZANAN SURİYE ORDUSUNUN BÖYLE BİR ŞEYİ YAPMASI OLASI DEĞİL'

    Suriye ordusunun cihatçılar karşısında zafer kazanmış bir durumda olduğunu söyleyen Tekin'e göre böylesi bir durumda kimyasal saldırının yapılmış olması olası değil:

    "Bir diğer etken ise Suriye savaşını cihatçılarla olan kısmı bakımından büyük oranda bitmiş durumda olması. Suriye ordusu bu anlamda bir zafer kazanmış durumda. Aylardır Fransa, İngiltere ve ABD Suriye'nin olası bir kimyasal silah kullanımına çok sert cevap vereceklerini açıklarlarken Suriye'nin böyle bir şey yapmasının —geçmiş deneyimlerine baktığımızda- hiç olası olmadığını söylemek konusunda elimiz gayet rahat."

    ‘TÜRKİYE'NİN POZİSYONU TARTIŞMALI, FRANSA CİDDİYE ALINAN BİR ÜLKE DEĞİL'

    Türkiye'nin Rusya ve ABD arasındaki çelişkileri kullanmaya çalışır bir vaziyette, bölgede tartışmalı bir pozisyonda olduğunu söyleyen Tekin'e göre Fransa bölgede Rusya'nın ağırlığına karşı koyabilecek ve bu minvalde artık ciddiye alınan bir ülke değil:

    "Türkiye'nin pozisyonu elbette daha tartışmalı bir durumda sonuçta nihayetinde bir yanda Rusya bir yanda ABD, her ikisine yaranarak ve her ikisinin birbirine karşı duruşlarını kullanarak bölgede varlığı devam ettirmeye çalışıyor Türkiye. Fransa'nın bu bölgede Rusya'nın ağırlığını karşılayabilecek bir pozisyonu yok. Fransa bu kadar ciddiye alınan bir ülke değil artık."

    ‘SUUDİLERDEN PARA KOPARMA DERDİNDE OLAN TRUMP'

    Trump'ın tüccar bir siyasetçi olarak Suudilerden daha fazla para koparma derdinde olduğunu ve gizleme ihtiyacı duymadan yaptığı yorumunu yapan Tekin, ABD'nin Suriye'yi bırakacağını düşünmüyor:

    "ABD'nin böyle bir hamlesi yapması Suriye'de işleri farklı bir noktaya getirir ama nihayetinde Fransa işin içine dalsa da ben ABD'nin bazı açıklamalar olsa da Suriye'yi bırakacağını düşünmüyorum. Basit bir açıklama gibi gelebilir ama bu açıklamalar Trump'ın Suudi Veliaht Selman'dan daha fazla para koparma çabası gibi geliyor. Trump bu anlamda çok tüccar bir siyasetçi. Nitekim şu an zaten Suudi Veliaht Fransa'da başbakanla bir görüşme yaptı ve Macron ile de görüşecek. Suudi Arabistan'ın son bir yıl içerisinde ABD'den yaptığı silah alımına baktığımız zaman yarım trilyonu aşmış durumda. Bunlar çok devasa rakamlar ve Selman'ın ABD ziyareti sırasında Trump'ın kendisine yaptığı muameleler ‘nasıl ben daha fazla para alabilirim' şeklindeydi ve bunu hiç gizleme ihtiyacı hissetmedi."

    ‘KARŞISINDA SUUDİLERİN OLDUĞU İRAN MERKEZLİ YENİ DENKLEM'

    Tekin'e göre bölgede karşı cephesinde Suudilerin olduğu İran merkezli yeni bir denklem yaratılmaya çalışılırken, Skripal mevzusu ile Rusya'nın bu konuda eli kolu bağlanmak isteniyor:

    "Bu işin ikinci boyutu da İran. Suudi Arabistan ile birlikte Obama dönemine ve daha önceki dönemlere baktığımızda İran merkezli yeni bir odaklanma yaratmaya çalıştıkları aşikâr. Burada bir yandan Rusya'nın da elini bağlamaya çalışıyorlar. Skripal mevzusu bu anlamda tırmandırılmaya çalışıldı. Her ne kadar Batı komik duruma düşse de gene de çok geri duracağa benzemiyor. Rusya'nın da elini kolunu bağlayarak İran merkezli olarak ve karşı cepheye de Suudi Arabistan'ın oturduğu bir yeni denklemi yaratarak çalışmaya başlayacaklar."

    ‘SÜREÇ İSTENİLEN ŞEKİLDE İŞLEMEDİ'

    Arap Baharı denilen süreç ile birlikte ABD merkezli eksenin bölgede daha fazla kontrol sağlamayı hedeflediğini ancak işlerin istenildiği gibi gitmediğini söyleyen Tekin'e göre Suriye'de kaybeden tarafa geçen ABD, Irak'taki etkisini kaybetti:

    "Şu sürece baktığımız zaman ‘Arap Baharıyla' başlayan süreçte ABD ekseninin temel niyeti bölgenin çok daha kontrol altına alındığı, ılımlı İslam'ın bölgeye girdiği, Mısır ile Suriye gibi merkez ülkelerde bu politikaları uygulamaktı. Süreç bu şekilde işlemedi. İran ağırlığı arttı, ABD bu anlamıyla Suriye savaşında kaybeden tarafına geçmiş oldu. Bir yandan Irak işgali ile oradaki yönetim üstündeki ABD egemenliği ciddi anlamda kırılmış oldu. Irak bu anlamda ABD'nin kaybettiği güçlerden birisi haline geldi. Keza Kürtleri de gözden çıkardı ABD ve artık Irak üzerinde yeterince bir ağırlığa sahip değil. Bir yandan Lübnan'da Hizbullah'ın ağırlığı 2006'dan sonra çok daha fazla arttı. Hizbullah, Suriye savaşıyla birlikte bir yandan Filistin bir yandan Suriye bir yandan Irak'a uzanan büyük bir eksene oturdu. Yemen bir başka başlık olarak hem ABD'nin hem Suudilerin önünde ciddi bir sorun olarak duruyor. Sonuçta 2015'ten beri Suudiler 10 binden fazla insan öldürmesine rağmen Yemen'de herhangi bir mevzi kazanabilmiş durumda değiller. Son dönemde ciddi anlamda karşı saldırılara da maruz kalır duruma geldiler."

    ‘TÜRKİYE, RUSYA'YI ABD İLE İŞ YAPABİLMEK İÇİN KOZ OLARAK KULLANMAYA ÇALIŞIYOR'

    Tekin, Türkiye'nin Rusya ile son dönemde yakınlaşması konusunda yapılan yorumlar ‘eksen kayması' gibi yanlış okumaların hakim olduğunu söyleyerek, Türkiye'nin Rusya'yı ABD ile iş yapabilmek için koz olarak kullanmaya çalıştığı yorumunu yaptı:

    "Türkiye'nin Rusya ile yakınlaşmasını okurken genel olarak bir eksen kayması mı var, Türkiye ABD ekseninden kopuyor mu şeklinde yanlış ve hatalı bir okuma yapılıyor. Neden yanlış? Türkiye'nin ABD'ye serzenişlerine baktığımız zaman Rusya'yı bir ABD karşıtlığına geçiş olarak değil ABD ile iş yapabilmek için bir koz olarak kullanmaya çalıştığını gördük. Han Şeyhun'da yapıldığı iddia edilen saldırıdan sonra Şayrat'a yapılan ABD saldırısı için hem Erdoğan'ın Hatay'da yaptığı açıklamalar olmuştu. Bunlar ‘Esad'ı bitirelim, Suriye'ye girelim' şeklindeydi. Keza burada da Türkiye bunu kullanmaya çalıştı ama tabii çok karşılığı olur mu o ayrı tartışma. Türkiye'deki hükümetin bu anlamda yapmaya çalıştığı şey seçimlere giderken kendini ayakta tutacak, iktidarını baki tutacak hamleler yapmaya çalışmak oluyor. Bir yandan Suriye'ye saldırı hamleleri geliyor bir yandan Rusya ile Akkuyu, Sinop ve S-400ler ile devasa bir yeni bağımlık süreci inşa ediliyor. Diğer yandan da Türkiye bunu derken Lavrov'dan gelen ‘artık Afrin kontrol altına alındıysa Suriye ordusuna devretme zamanı geldi' gibi açıklamalar Türkiye'nin bu kadar hızlı manevra kabiliyetinde neler kaybedilebileceğini gösteren başlıklardan birisiydi. Türkiye, Suriye'nin içerisine girdikçe bir yandan ABD'ye bir yandan da Rusya'ya daha fazla mahkûm hale geliyor ve herkes bu kartları kullanmak için elbette gerekli koşulları kullanması gerektiği zaman kullanıyor. Türkiye bu konuda açık bir pozisyonda."

    ‘ABD, TÜRKİYE İLE YPG'Yİ AYNI POTADA ERİTEBİLECEĞİNİ DÜŞÜNÜYOR VE HAKSIZ DEĞİL'

    ABD için önemli olan bölgenin Suriye'nin doğan zenginliklerinin yüzde 80'ine sahip olan ve Irak sınırını kontrol etmeye yarayabilecek olan Fırat'ın doğusu olduğunu söyleyen Tekin'e göre ABD, Türkiye ile YPG'yi aynı potada eritebileceğini düşünüyor ve bu konuda haksız değil:

    "ABD'nin Suriye'deki Kürtlerle ilgili hamleleri Türkiye açısından önemli bir motivasyon. Bu motivasyon veya Türkiye-ABD ilişkilerinde Ankara'nın öngörüsüne baktığımız zaman ortaya çıkan bir tablo var. Menbiç hakkında yapılan açıklamaların hepsi ‘YPG ile değil bizimle iş yapın' şeklinde. Ama tabii ABD'nin burada YPG'ye ne kadar gözden çıkarıp çıkarmayacağına yönelik gelişmelere baktığımızda ABD'nin hem Türkiye hem YPG'yi aynı potada eritebileceğini düşündüğünü görüyoruz. Ben bu konuda çok haksız oldukları düşünmüyorum. 2019 seçimlerinde olası bir Erdoğan zaferi sonrası YPG ile tekrar barış potası kurmaya niyetli olduğuna yönelik ciddi işaretler var. ABD'den buna yönelik sinyaller çok sık gelmeye başladı. Menbiç'i Türkiye'ye verir mi? Menbiç, ABD için önemli bir faktör değil. ABD'nin esas önem verdiği alan Fırat'ın doğusunda kalan alan, çünkü bu bölge birden fazla artı içeren bir alan. Öncelikle Irak-Suriye sınırını belli oranda zayıflatan bir bölge ikincisi Suriye'nin yer altı ve yer üstü kaynaklarının yüzde 80'ine sahip bir bölge. Bu da çok kritik. Burayı bir yandan Suriye'nin sürekli zayıf kalmasını sağlayacak bir araç olarak görüyorlar. ABD'nin burada sonsuza kadar kalması çok olası değil fakat kısa vadede burayı bırakarak Suriye'yi tekrar refah bulabileceği bir ortama dönmesini istemiyor ve ABD buna hazır değil."

    ‘TÜRKİYE'NİN SALİH MÜSLİM'İ AĞIRLADIĞI GÜNLER ÇOK UZAKTA KALMADI'

    Çağlar Tekin, son olarak Türkiye'nin PYD'nin eski eş başkanı olan Salih Müslim'i ağırladığı günlerin çok uzakta olmadığını söyledi ve İran'a yönelebilecek bir YPG ile ilişkilerin tekrardan oturtulmaya çalışılabileceği yorumunu yaptı:

    "Burada Türkiye, ABD ilişkileri açısından YPG üzerinden değil ama PKK üzerinden bir pazarlık yürütülebilir. PKK'nın bu konuda çok itirazları olacağını zannetmiyorum. ABD'nin bölge için yeni tasarımında İran başlığı var. İran başlığında YPG de yani PKK de rol almak istiyor. Özellikle ABD ile ilişkilerinin Suriye'de güçlenmesiyle birlikte bir ‘Şii hilali' söylemi YPG'nin diline oturmaya başladı. Suudilerle ittifak bu anlamda güçlendi. İsrail'in de PKK bakışı gayet sıcak. Türkiye'nin bir yerden sonra kendisine yönelmeyip, İran'a yönelecek olan bir başlık için YPG ile ilişkileri tekrar oturtması mümkün. Zaten Türkiye'nin Salih Müslim'i burada ağırladığı çok uzun geçmişte kalmış değil. Orada Türkiye'nin basit teklifleri vardı. ‘Suriye hükümetine karşı savaşırsanız her türlü desteği veririm' diyordu. YPG, Suriye hükümetiyle gerilimi sıçrattığı oranda Türkiye bu ilişkide YPG ile barışmaktan çok kaçmayabilir. Şu an seçimlere giderken arkasında bir milliyetçi eksen var ve bu ekseni dağıtmamak adına YPG ile yakınlaşmıyor gibi geliyor."

     

    Etiketler:
    Çağlar Tekin, Suriye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın