19:00 17 Aralık 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    'ABD savaşı göze alamaz ancak kısmi bir füze saldırısı gerçekleştirebilir'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 51

    Mehmet Yuva, Suriye’yi parçalamak için yapılacak savaşın ‘cehennemin kapılarını açacağını’ söylerken, Trump ve ABD’nin kapsamlı bir savaşı yerine sınırlı bir saldırıyı göze alabileceğini belirtti. Yuva ayrıca, Türkiye’nin tavrının Rusya’nın kararlılığı sonucu iki günde değiştiğini kaydetti.

    Suriye’deki meşru hükümetin, başkent Şam’ın yakınlarındaki Doğu Guta bölgesinin yüzde 95’ine yakın bir kısmını ele geçirdiği ve bölgedeki militanların başka bölgelere taşındığı bir anda Duma’da gerçekleştirildiği iddia edilen kimyasal silah saldırısı iddiası ile birlikte savaş ‘tamtamları’ çalınmaya başladı. ABD Başkanı Donald Trump’ın twitter’dan açıkça Rusya Federasyonu’nu "Füzelerimiz gelecek" diyerek tehdit ederken, daha sonra açıklamalarını yumuşatarak çelişkili tutum takındığı görüldü.

    Suriye’ye yönelik açılacak olası bir savaş ve boyutları ile Türkiye’nin pozisyonunu Şam Üniversitesi Öğretim Görevlisi Mehmet Yuva ile konuştuk.

    ‘SURİYE KAMUOYUNDA SAVAŞIN BAŞKA BİR BOYUTA GEÇECEĞİ KORKULARI VAR’

    Mehmet Yuva’ya göre Suriye kamuoyunda yedi yıldır süren savaşın başka boyutlara geçeceği yönünde kaygılar var ve Trump’ın tehditleri detaylı olarak tartışılıyor:

    “Şüphesiz Suriye sahasında Trump’ın bu tehditleri ciddiye alınıyor. Bu sebeple de ülke genelinde bir askeri teyakkuz var. Bununla birlikte Suriye kamuoyunda bu tehlikeler detaylı olarak tartışılıyor. İnsanlarda kaygı ve korku mevcut. Zira böyle bir saldırı tehdidinin vuku bulması halinde yedi senedir süren bu savaşın bir başka boyuta geçeceğini, belki de Suriye sahası üzerinde büyük devletlerin artık daha büyük silahlarla kapışacağı yeni bir dönemin kapısını açacağı korkuları var. Bu korkuyu sadece Suriye’de değil, Lübnan’da da bölgenin genelinde de hissediyoruz.”

    ‘DEVLETLER DE SURİYE’DE BAŞLAYABİLECEK SAVAŞTAN KAYGILI’

    Çin’den, Almanya’dan ve İsveç’ten gelen açıklamalara değinen Yuva’ya göre devletler de savaşın sonuçlarından kaygılı:

    “Medyaya baktığımızda bu kaygıyı devletlerin de taşıdığı görülüyor. Zira bugün Çin’den de bu tehditlere yönelik bir açıklama geldi. Çin Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü ABD’nin bu tavrından vazgeçmesi için çağrıda bulundu. Mevcut iddiaların oluşturulacak uluslararası bir komisyon tarafından kapsamlı olarak araştırılması gerektiğini, herkesin kendi ahkamına binaen bu tür askeri açıklamaları yapması halinde dünyada ciddi bir kaosun yaşanacağına ilişkin uyarılarda bulundu. Hemen ardından Almanya ve İsveç’ten açıklamalar geldi. Bu ülkelerin mutedil açıklamalarda bulunmasına rağmen, Rusya’dan talepleri vardı. Rusya’dan Esad üzerindeki nüfuzunu kullanıp, daha fazla baskı yapmasını istediler.”

    ‘SURİYE’DE NE OLDUĞUNA DAİR ULUSLARARASI BİR ÇALIŞMA ORTAYA KONABİLİRDİ’

    Yuva, Suriye’deki tablonun  netliğe kavuşması için uluslararası bir çalışma ortaya konulabilirdi derken, uluslararası güç dengelerini ve çıkarları analiz etmenin önemine vurgu yaptı:

    “Eğer niyetiniz objektif bir analiz yapmak, mevcut durumu kimler niye kullanıyor, eğer niyet bir şeyleri ortaya çıkarıp dünya kamuoyunu bilgilendirmek ise ortaya çıkan tablonun netliğe kavuşması için bir uluslararası çalışma ortaya konabilirdi. Ancak artık mesele kimin ne yaptığı veya ne kadar yaptığı, kimin ne kadar suçlu olduğu ya da kimin neyi kullandığından ziyade kim Suriye’de ne istiyor, buna mukabil karşı taraf nasıl bir mukavemet ortaya koyuyor ve bunu neden yapıyor oldu. Uluslararası güç dengelerini ve çıkarlarını analiz etmek en doğrusudur. Yedi senedir süren bir terör savaşı var. Farklı milletlerden Suriye’ye getirilmiş ve devrilmiş lejyoner, katil sürülerinden bahsediyoruz. Bununla alakalı yüzlerce örneği sunmak mümkün. Kendisini muhalefet olarak sunan kesim de Suriye ordusunun yaptığını iddia ettiği haksız faaliyetleri belgelerle ve fotoğraflarla da sunabilir.”

    ‘TRUMP SEÇİMLERDEN ÖNCE ESAD’IN TERÖR ÖRGÜTLERİYLE SAVAŞTIĞINI SÖYLEMİŞTİ’

    Yuva, Trump’ın seçimler öncesinde Suriye’ye yönelik savaşı sert sözlerle eleştirip, Esad’ın terör örgütleriyle savaştığını söylediğini hatırlatarak ve bu açıklamalarla birlikte Trump’ın şimdilerde yaptığı açıklamalara dikkat çekti:

    “Bir savaştan bahsediyoruz, yedi yıldır dünya devletlerinin içinde bire bir yer aldığı, birçok örgütün ve istihbarat kuruluşunun sahada olduğu bir küçük dünya savaşından bahsediyoruz. Almanya’da ve ABD’de yaşamış birisi olarak dünyada bir akademisyen kimliğimle de söylüyorum dünyada demokrasiymiş, diktatörmüş gibi tabirlerin günümüz koşullarında çok net bir izahı artık bulunmamaktadır. Kimin için demokrasi kimin için diktatör? Artık bunlardan ziyade şu net tabloyu görmemiz lazım. Trump seçimlerden önce Suriye’ye yönelik savaşı en çok eleştiren adaydı. Suriye’deki savaşı kirli savaş olarak nitelendirmişti ve hatta Esad’ın terör örgütleriyle savaştığını söylemişti. Eski açıklamalarına baktığımızda durum bu. Şu sıralarda senatoda kendisine yönelik protesto eyleminde bulunan birkaç kongre üyesinin Trump’a eski açıklamalarıyla cevap verdiğini görmekteyiz. Daha önce terör örgütleriyle savaşan Esad, birdenbire Trump’ın nazarında ‘hayvan’, hatta insanları öldürürken haz alan birisi olarak nitelendirilebilmektedir.”

    ‘TRUMP’IN AÇIKLAMALARI DEVLETLERARASI İLİŞKİLERDE HİÇ ŞAHİT OLMADIĞIMIZ BİR ÜSLUP’

    Yuva, Trump’ın devlet adamlığına yakışmayacak bir şekilde ve sokak kabadayısı üslubuyla politika yürüttüğünü söylerken, bu üslubun Rusya’nın ortaya koyduğu tavırla kıyaslanamayacağı yorumunu yaptı:

    “Öbür taraftan akla ziyan, devlet adamlığına yakışmayan, siyasi üsluptan çok uzak, pavyon kabadayılarının bile kullanmadığı tabirlerle twitler üzerinden savaşlar ilan ediliyor, füzelerimiz geliyor diyor ve Rusya’ya meydan okuyarak ne yapacaksınız gibi meydan okumalarla, sokak kabadayısı üslubuyla uluslararası bir politika yürütüldüğünü görmekteyiz. Devletlerarası ilişkilerde hiç şahit olmadığımız bir üslupla ayaklar baş başlar ayak olunca misali, dünya tersine mi dönüyor sorusunu da böylelikle gündeme getiriyor. Rusya’nın açıklamalarını dinlediğimizde ise Trump’ın aksine ‘meşru hükümetlere değil, terör örgütlerine karşılık füzelerinizi kullanın’ ifadesi var ve bu çok haklı bir ifade. Tabii ki bu üslup Trump’ın üslubuyla, karakteriyle, ortaya koyduğu tavırla hiçbir şekilde kıyaslanamaz.”

    ‘TRUMP’IN SURİYE ÇIKIŞLARI DOĞU AKDENİZ’LE DE İLGİLİ’

    ABD’nin ‘biz yenilmedik’ demeye çalıştığını, Trump’ın da bunu kendi üslubuyla dile getirmeye çalıştığını söyleyen, Yuva’ya göre Suriye’ye yönelik çıkışların Doğu Akdeniz’deki doğal kaynaklarla yakinen ilgisi var:

    “ABD’nin Doğu Akdeniz’deki yeni enerji potansiyeliyle yakinen ilgili olduğunun altı çizilmelidir. Doğu Akdeniz’de keşfedilen trilyonlarca dolar değerindeki doğal gaz rezervlerinin kimler tarafından çıkarılacağı ve pazarlanacağıyla da ilgilidir bu çıkışlar. Yani delice ve manyakça kabul edilen bu çıkışların arkasında yatan ekonomik sebepler bununla ilgilidir. Bu askeri çıkışlarla ABD, biz halen mevcuduz, yenilmedik, gerilemedik, zayıf düşmedik, biz arzu ettiğimiz takdirde yeniden askeri gücümüzle sahaya girebiliriz denilmek isteniyor ve Trump da bu mevcut potansiyeli kendi üslubuyla dünyaya anlatmaya çalışıyor. Ancak şüphesiz bu çıkışların Doğu Akdeniz’deki kaynaklarla yakinen ilgisi vardır. Suriye’yi parçalamak bölmek gibi söylemlerin artık ötesindeyiz.”

    ‘SURİYE’Yİ PARÇALAMAK İÇİN YAPILACAK SAVAŞ CEHENNEMİN KAPILARINI AÇAR’

    Yuva, Suriye’nin parçalanması ve bölünmesinin kapsamlı bir savaş olmadan mümkün olamayacağını söylerken, bu savaşın dünyayı ne tür felaketlere götüreceğinin kestirilemeyeceği görüşünü dile getirdi:

    “Suriye’nin parçalanması ve bölünmesi hiçbir şekilde kapsamlı bir savaş yaşanmadan mümkün kılınamaz. Suriye’yi bölmek için füzeler üzerinden yapılan tehditlerin pratikte de icra edilmesi gerekmektedir. Bir savaşın muhakkak yapılması gerekir. Yaptıkları takdirde, füzelerle ve daha kapsamlı bir savaş senaryosunu hayata geçirdikleri takdirde bunun karşılığını alacaklardır. Bunun karşılığında bu bölgede patlayan savaşın nereye gideceğini artık hiç kimse belirleyemez. Mevcut güçleri dikkate aldığımızda ve bu güçlerin nükleer güce sahip güçler olduğunu kabul ettiğimizde böyle bir savaşın dünyayı ne tür felaketlere götüreceğini şimdiden kestirmek çok zor ama büyük bir felaketin ve cehennem kapılarının açılacağı kesindir.”

    ‘GUTA’NIN ÇABUK TEMİZLENMESİ BATILILARI KORKUTTU’

    Batılı ülkelerin planlarında Guta’nın önemine değinen Yuva’ya göre, Guta’nın çabuk temizlenmesi Batılıları bu anlamda korkuttu ve bunda Rusya’nın büyük rolü sebebiyle Rusya’ya yükleniliyor:

    “Guta aslında anahtar kelime ve şifre. ABD’nin esas itibariyle kuzeyde, Fırat’ın doğusunda kazanmak istediği ancak Suriye ordusunun güney cephesinde veya Şam’ı çevreleyen Guta bölgesi üzerinden çerçevelendiği zaman ve orada tutunulduğu zaman bunun mümkün olduğunu askeri uzmanlar biliyor. Guta’nın bu kadar hızlı temizlenmesi de bunları çok korkuttu, bunu beklemiyorlardı. Bu sebeple bütün araç gereçleri devreye sokarak oradaki örgütlerin teslim olmaması yönünde hep telkinler oldu. Ama en nihayetinde halkın baskısı bu duruma son verdi. Artık Guta bölgesinde yaşayan halkın sabrı kalmamıştı, onların sokağa dökülmesi cihatçıların yenilmesi çekilmesinde çok etkili oldu. Hiç şüphesiz aldıkları askeri yenilgiler de önemliydi ama önemli bir sebep daha var. Burada Rusya’ya bu sebeple daha fazla yükleniyorlar. Guta’nın temizlenmesinde Rusya’nın ortaya koyduğu kararlı tavır vardı. Almış olduğu askeri kararın bir an önce yürürlüğe konularak, bunun çok hızlı bir şekilde Suriye ordusu tarafından yapılabilmesi, Guta’nın temizlenmesinde önemliydi.”

    ‘RUSYA’NIN NÜFUZUNUN ORTADOĞU’DA HİSSEDİLMESİ ABD VE MÜTTEFİKLERİNİ TEDİRGİN ETTİ’

    Yuva’ya göre Rusya’nın Suriye üzerinden bölgedeki etkisinin giderek artması, Ortadoğu’yu kendi arka bahçeleri olarak gören Batılıları ve bölgedeki müttefiklerini tedirgin etti:

    “Rusya’nın almış olduğu bu önemli karar ve Suriye’nin bütünlüğü, egemenliği konusunda da ortaya koyduğu bu kamu diplomasisi, İran ve Türkiye ile bu işi akıllıca yürütülmesi, Rusya’nın nüfuzunun sadece Suriye’de değil Suriye üzerinden bölgede çok ciddi olarak hissedilmesi, Putin’in şahsında Ortadoğu’daki kamuoyunda çok olumlu bir puana sahip olması durumu, şüphesiz geleneksel olarak bu bölgeyi kendilerinin arka bahçesi olarak gören ABD’yi, İngiltere’yi, Fransa’yı, İsrail’i, Suudileri de Birleşik Arap Emirlikleri’ni tedirgin edip,  kaygılandırdı.”

    ‘RUSYA’NIN KARARLILIĞI İLE TÜRKİYE’NİN SÖYLEMLERİ İKİ GÜNDE DEĞİŞTİ’

    Yuva’ya göre Rusya’nın Suriye’ye yönelik olası bir saldırıya karşı gösterdiği kararlılık, Türkiye’nin söylemlerini iki gün içerisinde değiştirdi:

    “Rusya Suriye’deki bu işi Türkiye ile akıllı bir politika ile yürütmektedir. Türkiye de kendince hem ABD’yi hem de Rusya’yı eleştirerek, hem ABD hem de Rusya ile görüşerek kendi menfaatlerini özellikle de askeri kazanımlar üzerinden siyasi kazanımlarını nasıl koruyabilir ve arttırabiliriz üzerinden bir genel politika yürütüyor. Biz Trump’ın bu çıkışlarını eleştirirken geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Guta’yla ilgili yaptığı açıklamalara baktığımızda Trump’ın füzelerini selamlayan bir kesim varken, bugün itibariyle hükümete yakın Star, Yenişafak ve diğer medya organlarına baktığımız zaman farklı bir konseptin ve pozisyonun olduğunu göreceksiniz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylemlerinde de bu değişikliği Putin ile yaptığı görüşme sonrası ortaya koyduğunu göreceksiniz. Genel itibariyle Duma ile ilgili ABD’nin askeri çıkışı ile ilgili Türkiye’nin iki gün öncesine kıyasla farklı bir söylem içinde olduğunu görüyoruz. Bu söylemi sağlayan öncelikle Rusya’nın ortaya koyduğu kararlılıktır. Yani ABD’nin tehditlere pabuç bırakmayacağı, bu konuda kamu diplomasisini sonuna kadar kullanacak olmasıdır. Rusya, bir savaşın tetikçisi olmayacaktır.”

    ‘AFRİN’İN SAHİBİ GUTA’DAN ÇIKARTILAN ÖRGÜT MENSUPLARI MI?’

    Türkiye’nin Afrin konusundaki açıklamalarının muhtevasının net olmadığını söyleyen Yuva’ya göre Guta’dan ve Duma’dan çıkarılan örgüt mensuplarının Cerablus’a götürüldüğü ve belki de Afrin’e götürüleceklerini söyleyip, Afrin’in asıl sahibi Guta’dan çıkartılan örgüt mensupları mı sorusunu sordu:

    “Afrin ile ilgili Savunma Bakanı Canikli haklı bir gerekçe ortaya koymuştu. Bozdağ’ın da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da söyleminde bu vardı. Afrin’de egemen meşru devletin otoritesi mevcut değil. Bundan dolayı ortaya çıkan boşluktan dolayı Türkiye’nin müdahale ettiği söylemi var. Afrin sahiplerine teslim edilecek söyleminin muhtevası ise net değil. Kimdir bunun sahibi? Duma’dan çıkan binlerce örgüt mensubu Cerablus’a gitti, bunların belki de bir kısmı Afrin’e taşınacak. Afrin’in yerli insanları Duma’dan ve Guta’dan giden örgüt mensupları mıdır? Yoksa oradan çıkmak zorunda kalan sivil halk oraya dönecek midir? Gerçekten yerel meclisler kurulup orada insanların kendi kendilerini yönetmesi sağlanacak mı? Canikli’nin ifadesindeki ‘seçimlere kadar, yeni meşru hükümet ortaya çıkıncaya kadar’ söyleminde bunun Esad ile mi yoksa Esad’sız mı olacağı da ifade edilmedi. Meşru hükümete bırakılacaktır denildi. Eğer böyle bir savaş ihtimali söz konusu olur, Rusya ile ABD kapışır, ABD ısrarla bölgede kalır, Suriye askeri başka bölgelerde meşgul edilir ve o bölgeye gelmesi engellenebilirse orada devam eden otorite boşluğunu TSK doldurmaya devam edecektir. Belki birilerinin zihninde bu boşluğun doldurulması ve TSK’nın uzun vadede orada kalması düşüncesi olabilir ama böyle bir senaryonun gerçekleşmesi için o savaş senaryosunun gerçekleşmesi zaruri ve şarttır.”

    ‘ABD’NİN KISMİ BİR FÜZE SALDIRISI OLABİLİR AMA KAPSAMLI SAVAŞ GÖZE ALINMAZ’

    Mehmet Yuva son olarak ABD’nin bu aşamadan geri çekilmesinin imajına darbe olacağını bu yüzden kısmi bir füze saldırısını gerçekleştirebileceğini ancak kapsamlı bir savaşı göze alamayacağı görüşünü dile getirdi:

    “Bu aşamadan sonra bunu kesin olarak söyleyebiliriz. TSK ve AKP’nin, ABD ile aleni ve birlikte, hele ki ABD’nin savaş senaryolarında direkt yer alması ihtimali çok zayıftır. Zira Rusya’nın bu askeri kararlılığı devam edecektir ve ettiği sürece ABD, kısmi veya kendisini rahatlatması için verdiği sözlerin bir bölümünü doldurabilmesi için —çünkü bu aşamadan sonra geri çekilmesi imajına darbe olacaktır- kısmi bir füze saldırısı yapabilir ama kapsamlı bir savaşı göze alamayacaktır. Bu çıkışlar Rusya ve ABD arasındaki siyasi diyalogun kapısının açılmasını sağlayacaktır. Bundan vazgeçelim görüşelim ama benim Doğu Akdeniz’de ve Suriye’de ekonomik çıkarlarım var siz bunu Rusya olarak sağlayın ve böylece de bu askeri kapışmanın yerine uluslararası diplomasiyi devreye sokalım anlayışı zuhur edecektir. Ama Rusya bu yemi de yutmayacaktır. Çünkü Rusya, nihai stratejik hedef olarak Suriye’nin tümünde Suriye ordusunun ve oluşacak siyasi süreç sonrası oluşacak meşru hükümetin orada hâkim olması konusunda kararlıdır.”

    İlgili konular:

    Trump ve May, Suriye'ye yönelik 'ortak tavırda' anlaştı
    ÖSO komutanı: ABD, Suriye'ye saldırırsa Türkiye'nin kararına göre hareket ederiz
    May, kabineden onay aldı: Suriye'ye yönelik 'harekete geçme ihtiyacına' yeşil ışık
    Etiketler:
    Şam Üniversitesi, Mehmet Yuva, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın