19:40 25 Mayıs 2018
Ankara+ 13°C
İstanbul+ 23°C
Canlı Yayın
    Eksen

    'Baskın seçim nedeniyle ciddi sıkıntılar olabilir, AİHM'e taşınırsa şaibe yaratabilir'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 22

    Zeynep Gürcanlı’ya göre, Batılı diplomatlar erken seçim bekleseler de bu kadar kısa sürede yapılmasını ummuyordu. ABD ve AB’nin OHAL şartlarında seçimden rahatsızlığını anımsatan Gürcanlı, özellikle sürenin kısalığının seçilme hakkına engel teşkil etmesinden ötürü AİHM’de sıkıntı çıkabileceğini belirtti.

    AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 24 Haziran'da hem genel hem de Cumhurbaşkanlığı için baskın seçimlere gitme kararı almasıyla dikkatler Ankara'ya çevrildi. Türkiye'nin son dönemde ilişkilerinde sıkıntılar yaşanan Batı'dan tepkiler de art arda geldi. Seçimleri izlemek misyonu da bulunan ve Türkiye'nin üyesi bulunduğu Avrupa Konseyi erteleme çağrısı yaparken, ABD'den de OHAL (olağanüstü hal) şartlarında seçimlerin adil ve şeffaflığına dair endişeler belireceği saptamalarında bulundu.

    24 Haziran seçimlerinin Ankara'daki diplomasi kulislerindeki yankıları ve Batı ile ilişkilerde yaratacağı yeni soru işaretlerini Sözcü Gazetesi Ankara Temsilcisi Zeynep Gürcanlı ile konuştuk.

    'DİPLOMASİ KULİSLERİNDE ERKEN SEÇİM BEKLENİYORDU FAKAT BASKIN SEÇİM BEKLENMİYORDU'

    Zeynep Gürcanlı, Ankara'daki diplomasi kulislerinde Türkiye'de kötü giden ekonomiye koşut olarak erken bir seçim olmasının beklendiğini fakat bu şekilde bir baskın seçimin beklenmediğini aktardı. Gürcanlı'ya göre, kulislerde konuşulan başka bir konu da Abdullah Gül'ün adaylığı oldu:

    "Bir kere şunu söylemek lazım; kulislerde erken seçim bekleniyordu fakat baskın seçim beklenmiyordu. Herkesin beklentisi sonbaharda bu seçimin olma ihtimaliydi, bunu da ekonomiye bağlı olarak söylüyorlardı. Daha dün Avrupalı bir grup büyükelçi ile beraberdim. Söyledikleri şey Türkiye'de ekonominin çok iyi gitmediği, dolayısıyla hükümetin bu durumu gözeterek daha kötü bir tabloyla birlikte seçime gitmemek için bir erken seçim bekledikleriydi. Ama bunu ekim-kasım gibi sonbahar aylarında beklediklerini söylediler. Bu baskın seçim herkes için hakikaten büyük bir sürpriz olmuş durumda. Diplomasi kulislerinde bir başka konuşulan konu ise Abdullah Gül'ün durumu. Çünkü Abdullah Gül önce Dışişleri Bakanlığı ardından da Cumhurbaşkanlığı yaptığı için uluslararası camiada da çok yakından tanınan bir isim. Uluslararası camia son dönemde Türkiye'de Abdullah Gül aday olacak, çatı adayı olacak, sadece bir partinin adayı olacak ya da hiç aday olmayacak tartışmasını çok yakından izliyorlar ve bir an önce bunun ortaya çıkmasını bekliyorlar ki —Avrupalılar ve Batılılar özellikle- bir pozisyon alabilsinler. Seçimlerde taraf tutmak manasında söylemiyorum ama en azından neler olup bittiğini anlamak adına bunları merakla izliyorlar."

    'ABD, OHAL ŞARTLARINDA SEÇİM KARARINI SORGULAYAN BİR AÇIKLAMA YAPTI'

    Erken seçim kararı ile OHAL durumunun uzatılması kararının art arda alınmasının da Batılı ülkelerin dikkatini çektiğini belirten Gürcanlı, ABD'nin Dışişleri'nin seçimlerin bu koşullarda adil olmayacağı açıklamasının da rahatsızlığın tezahürü olduğuna vurgu yaptı:

    "Bütün Batıda, ABD'de de Avrupalı ülkelerde de bu erken seçim kararı, ne oluyor gibisinden bir soru işareti yarattı. Çünkü erken seçim kararı alındıktan hemen sonra bir olağanüstü hal kararı da (OHAL) çıktı meclisten. Erken seçim kararıyla OHAL'in uzatılması kararı hemen arka arkaya çıktı. İlk soru işareti bu oldu; demokratik bir hukuk devletinde OHAL şartları altında bir seçim yapılır mı yapılmaz mı, bu çok büyük bir soru işareti yarattı. Bu konuda ilk tepki ABD'den geldi. ABD, açık bir şekilde, Dışişleri Bakanlığı kanalıyla yani çok ağır bir şekilde bu OHAL şartlarında yapılacak bir seçimin adil olup olmayacağını sorguladı."

    'AVRUPA KONSEYİ VENEDİK KRİTERİNİ ANIMSATTI'

    Gürcanlı, Türkiye'nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi'nin Türkiye'deki seçimlere partilerin hazırlanacak zamanları olmadığı yönündeki eleştirisini hatırlatarak, Konsey'in seçim sürecinin Venedik Kriterlerine uygun olmayacağı şeklindeki uyarısına dikkat çekti:

    "Avrupalılardan pek ses gelmedi, çünkü Avrupalılar bireysel ses çıkarmak yerine bu işi daha kurumsal yapmak taraftarı. Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa Konseyi iki ayrı Avrupa kurumu, bir tanesine Türkiye üye diğerine değil, ilk ses Avrupa Konseyi'nden geldi. Bu çok önemli çünkü Avrupa Konseyi'ne Türkiye de üye. Öyle hani dışardan gazel okumak gibi değil Avrupa Konseyi'nin söylediği, bizim de üye olduğumuz ve hakikaten seçim güvenliği konusunda çok dikkatli incelemeler yapan bir kuruluştan bahsediyoruz. Oradan gelen uyarı ciddiydi, bu durumun Venedik Kriterleri'ne uygun olmayacağını söylendi ve bir başka uyarısı da bu seçimlere hazırlanacak partilerin yeterli zamanının olmadığı, yeni seçim sistemine partilerin hazırlanacak zamanı olmadığı yolundaydı ki bu da doğru bir eleştiri. Mesela Ankara'da bağımsız adayların aday olabilmeleri için beş gün içinde 100 bin imza toplamaları gerektiği konusu konuşuluyor. Yani bunun fiziksel olarak son derece zor olduğunu söylüyorlar."

    'BASKIN SEÇİMLER NEDENİYLE CİDDİ EKSİKLİK VE SIKINTILAR BEKLENİYOR'

    Bağımsız aday olmak için beş günde toplanması gereken 100 bin imzanın, mevcut örgütlü partiler açısından bile toplanması zor olduğu yorumunu yapan Gürcanlı'ya göre baskın seçimler olması nedeniyle seçimde ciddi sıkıntılar yaşanması bekleniyor:

    "Demokratik bir sistemde cumhurbaşkanı adayı olma kriterleri bellidir. Mesela 40 yaşını aşmış olmak, dört yıllık üniversite mezunu olmak gibi. Bu kriterlere sahip her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kâğıt üstünde anayasal hak olarak bu seçime aday olma hakkına sahip. Bir kriter daha var; 100 bin imza kriteri. Hem 130 bin liralık parayı koyacaksınız, hem 100 bin imzayı toplayacaksınız? Bunun için makul bir süre verilmesi gerekir. Beş gün içinde hâlihazırda örgütlü partilerin bile herhangi bir adaya 100 bin imza toplamaları fiziken son derece zor. Çünkü seçmenlerin gruplaştığı alanlar var, bazı seçim kurullarında kimse imza vermezken bazı seçim kurullarında kuyruklar olacak, yetmeyecek. Çünkü her dilekçe başına dört-beş dakikalık bir süreden bahsediyoruz ve büyük merkezlerde buna yetecek eleman var mı yok mu belirsiz. Sonra bir de nasıl kontrol edeceksiniz? Ben mesela gidip bir adaya imza veririm, arkasından gider bir başka seçim kurulunda bir başka adaya da oy verirsem bu mükerrer imzaları nasıl kontrol edeceksiniz? Bu da ciddi bir soru işareti. Yani baskın seçim olmasının getirdiği sistemle bir anlamda fiziki yetersizlikler ve eksiklikler, zaman sorunu nedeniyle ciddi birtakım sıkıntılar çıkması bekleniliyor."

    'SEÇİMLERİN KISA SÜRE İÇİNDE YAPILMASI ŞAİBE DÜŞÜREBİLİR'

    Gürcanlı, seçimlerin kısa süre içerisinde yapılmasının soru işaretlerini ve şikayetlerini arttıracağını, bu durumun da seçimlere şaibe düşürebileceği yorumunu yaptı:

    "Avrupa Konseyi de bu kaygılara işaret etti. Çünkü şöyle bir şey var, biz ülke olarak seçimlerimizi düzgün yapmak istiyoruz. Yarın öbür gün bir kişinin çıkıp da ‘ben aslında aday olabilecektim ama yeterli süre yoktu onun için aday olamadım' demesi seçim iptalini bile gündeme getirebilecek. Ya da bu durum şaibeyi getirebilecek bir konu olacak. Türkiye Cumhuriyeti öyle bir çadır devleti değil ki. Seçimlerin düzgün bir şekilde yapılıp, sonuçlarına herkesin saygı duyulmasını gerektiren bir ülke aslında ama bu kadar kısa bir süre içinde yapılınca soru işaretleri, şikayetler çok büyük bir oranda olabilecek gibi görülüyor. Bu da seçimlere şaibe düşürür, bu da bizi üzer açıkçası."

    'SÜRENİN KISALIĞI YÜZÜNDEN ADAY OLAMAMA SEÇİLME HAKKININ İHLALİ OLUR, SEÇİM İPTALİ GÜNDEME GELEBİLİR'

    Kısa süre zarfında vatandaşların bağımsız aday olabilmelerinin çok zor olduğunu ve bunun da seçilme hakkının engellenme anlamına geldiğini söyleyen Gürcanlı'ya göre bu durumun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gitmesiyle seçim iptali bile gündeme gelebilir:

    "Bu kadar kısa süre zarfında aday olamayan vatandaşlar gidip de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurduklarında ne olacak? Ya haklı bulursa o vatandaşı? Yani o seçim aday olamadıktan sonra zaten vatandaşın seçilme hakkını siz engellemiş oluyorsunuz, bu çok ağır bir konu ve tam bir insan hakları ihlali olur. O zaman ne olacak? Kim seçilirse, seçilmiş olan kişinin cumhurbaşkanlığı sorgulanmayacak mı? Bunlar hakikaten çok büyük soru işareti ve Türkiye Cumhuriyeti gibi büyük ve güçlü bir ülkenin bu soru işaretleriyle uğraşması üzüntü verici bir konu olacak. Ama çok soru işareti var, herkes bekliyor, bütün diplomatik kulisler bekliyor; süre dar, en büyük sıkıntı bu. Üç aylık bir süre olsaydı, insanlara: ''Kardeşim sen aday olmak istiyor musun, al sana iki ay süre, kullan, bankadan kredi mi çekeceksin, çevrenden mi o parayı toplayacaksın topla, bir de aday olmak için imza mı toplayacaksın, git yap kampanyanı iki ay içinde, ne kadar toplayabilirsen topla, götür seçim kurullarına'' denebilirdi. Bir başka konu daha var, aslında çok önemli; yeni seçim yasası sisteminde seçmenler de değişti. Şimdi seçmenler bu kısa süre zarfında kendi yerlerini, etraflarındaki aile bireylerinin nerede oy kullanacağını kontrol etmekte güçlük çekecekler. Mükerrer oy konusunda da sıkıntı çıkma ihtimali var. Bunlar da diplomatik kulislerde çok konuşuluyor, özellikle Batılı ülkeler sürekli seçim yaşayan ülkeler ve kendi yaşadıkları sıkıntılardan da dolayı Türkiye'nin de yaşayabileceği sıkıntıları biliyorlar. Sürenin kısıtlı olması en büyük mesele."

    'AVRUPA'DA SEÇİM KONUSUNDA TÜRKİYE'YE KAPILAR KAPANDI'

    Zeynep Gürcanlı son olarak Almanya, Hollanda ve Avusturya'nın seçim kampanyası konusunda Türkiye'ye kapıyı kapattığını, diğer Avrupa ülkelerinin de bu şekilde tavır göstermesinin beklendiğini söyledikten sonra, bu durumun Türk demokrasisi açısından sıkıntı yaratacağını sözlerine ekledi:

    "Ortaya çıkan adayların kimisi Avrupa ülkeleri tarafından daha fazla tanınıyor, kimisi hiç tanınmıyor. Tabii bu da o adaya olan ilgiyi etkiliyor ama nüfuz kullanmak açısından bilemiyorum, hakikaten bu çok ciddi bir konu, ben buna ilişkin bir emare göremiyorum, şu aday olsun bu aday olsun diye. Dış bağlantılarda da bu ortalıkta yok. Öyle bir emare görmedim ama tabii bir başka handikap daha var Avrupa açısından, açıkçası herkes merakla bekliyor, nasıl yapılacak yurt dışındaki kampanya? Almanya'da bir yasa çıkarıldı bu konuda, yani üç ay önceden birtakım önlemler almazsanız, bildirimde bulunmazsanız kampanya yapamazsınız diye. Yine Türkiye'deki seçim sürelerinin kısıtlı olması bu tür başvuruların yapılıp izin alınması imkanını ortadan kaldırdı, dolayısıyla Almanya'da bir kampanya yapmak son derece zora girdi. İkinci konu ise, Hollanda, bir önceki referandumda kampanya yüzünden çok ciddi sıkıntılar yaşadığımız bir ülke, onlar da kapıyı kapattılar, Avusturya'nın tutumu zaten belli, Türkiye ne yapsa zaten hayır deme eğilimindeler. Dolayısıyla Avrupa'da kapılar teker teker kapandı. Ben bu kampanya konusunda diğer Avrupa ülkeleri tarafından da bu tavrın benimseneceğini ve Türkiye'ye izin verilmeyeceğini düşünüyorum. Tabii bu çok ciddi bir sıkıntı yaratabilir Türk demokrasisi açısından da. Çünkü bir de yurtdışı seçmen kayıtları var, onlara da adayların ulaşmak isteyeceklerini tahmin edebiliyorum fakat ulaşmanın en azından yüz yüze mümkün olmayacağını söylemek lazım. Başka yöntemler denenecek. Hep aynı noktaya geliyoruz, bu kadar kısa bir süre içinde, iki ay içinde hadi seçime gidelim gibi bir yaklaşımda bulunulmasaydı, erken seçim gayet normal ama bu kadar kısa süre içinde olunca pek çok konuda sıkıntı çekiliyor."

    Etiketler:
    OHAL, erken seçim, Zeynep Gürcanlı, Recep Tayyip Erdoğan
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın