11:35 23 Haziran 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    'Bağırıp çağırmanın ötesinde Filistin halkına barış getirecek politikalar izlemek gerekiyor, Kudüs meselesi İslamiyet meselesi değil'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 0 0

    Faruk Loğoğlu, Kudüs meselesinde bağırıp çağırmanın ötesinde Filistin halkına barış getirecek adımlar atılması gerektiğini, bunun için de ABD’nin zorlanması gerektiğini söyledi. Loğoğlu’na göre Kudüs meselesi bir İslamiyet meselesi değilken, Türkiye, komşusu İran karşısında, Ortadoğu’ya yeni sorun katmanları ekleyen ABD’nin yanında yer almamalı.

    ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımasının ardından ABD'nin büyükelçiliğini Kudüs'e taşıması sırasında çıkan olaylarda 50'yi aşkın Filistinli yaşamını kaybederken, binlercesi de yaralandı.

    Erken seçimlere giden Türkiye, saldırıya en sert tepki veren ülkelerden olurken, karşılıklı büyükelçiler gönderildi. İsrail buna karşılık Türkiye'den tarım ithalatını durdurdu. Ayrıca Twitter üzerinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun girdikleri polemikte çok sert ifadeler kullanıldığı görüldü.

    Filistin'de yaşananları, Türkiye'nin tepkisiyle birlikte İsrail ile ilişkileri, emekli Büyükelçi Faruk Loğoğlu ile konuştuk.

    ‘TRUMP, ORTADOĞU'YA YENİ SORUN KATMANLARI EKLİYOR'

    Faruk Loğoğlu, Trump'ın aklına eseni politikaya dönüştürmesi sonucunda Ortadoğu'daki zaten kronik olarak var olan sorunlara yeni sorun katmanları eklendiğini söyledi:

    "Bölgedeki gelişmelere çok kaygıyla bakmak ve böyle okumak lazım. Çünkü zaten kronik sorunlarla dolu olan Ortadoğu'ya yeni sorun katmanları ekleniyor. Bunun ana sebeplerinden birisi de ABD Başkanı Trump. Yani bir noktada Trump —olumsuz anlamda- Ortadoğu'yu hallaç pamuğu gibi atıyor. Bu son Kudüs adımı, İran ile imzalanan anlaşmadan çekilmesi, söylemleri Ortadoğu'da yanlış dinamikleri güçlendiriyor, olumlu dinamikleri de çok gerilere atıyor. O bakımdan son gelişmeler Başkan Trump'ın eseri. Bu ABD yönetimi bakımından ve ABD'nin Ortadoğu'ya yönelik geleneksel iç güdülerinin —özellikle Obama dönemindeki politikalarının- ters yüz edilmesi ve bambaşka bir yörüngeye oturtulması demektir. Bu da Trump'ın aklına eseni politikaya dönüştürmesinin sonucu."

    ‘ABD'Yİ BARIŞTAN YANA TAVIR BELİRLEMESİ İÇİN ZORLAMAK GEREKİYOR'

    ABD ve İsrail'e tepki gösterilebileceğini ancak bunun Filistin-İsrail barışına katkı sunmadığı söyleyen Loğoğlu'na göre pratik bir sonuç alabilmek için ABD'yi barıştan yana tavır belirlemeye zorlamak gerekiyor:

    "Burada kilit sorun, Trump yönetiminin İran politikası ve İran'a yaklaşımı. Geriye saralım; Başkan Trump, seçim kampanyası sırasında ve seçildikten sonra İsrail, Filistin ihtilafı için ‘bu meseleyi çözecek tek kişi benim' dedi. Seçildikten sonra ABD Dışişleri Bakanlığı, Pentagon ve diğer kurumlara bir barış planı hazırlanmaı talimatını verdi. Fakat şimdi bu plandan ses yok. Aksine Filistin-İsrail uzlaşmazlığını daha da sertleştiren adımlar atıyor. Kudüs bağlantılı olaylar ve İsrail'in katliamı, savaş suçudur. Çünkü Filistin topraklarının büyük kısmı Doğu Kudüs ve Gazze, İsrail'in işgali altındadır ve uluslararası hukuka göre işgalci gücün, işgal altındaki halka karşı sorumlulukları vardır. Tam aksine İsrail gösteri yapanları katlediyor. Dolayısıyla savaş suçu işliyor. Bir de azmettiren var. İsrail'e tamamen gaz veren, her koşulda tamamen İsrail'in yanında yer alacağını söyleyen Trump'tan cesaret alan, İsrail ve Netanyahu var. Son İsrail yasalarında değişiklik yapıldı ve Netanyahu'ya tek başına savaş ilan etme hakkı tanındı. Daha önce daha karmaşık bir yöntem gerekiyordu. Her şeye rağmen şunu görmemiz lazım: İsrail'in yaptığı yanlıştır, ABD'nin büyük sorumluluğu vardır. Kınayalım, eleştiriler yapalım. Gösteriler yapılacak. Ama bu Filistin-İsrail meselesinin çözümüne katkı yapmıyor, yapamaz da. ABD olmadan İsrail-Filistin barışı olamaz. Mümkün değil. Ancak ve ancak ABD, barıştan yana tavır belirlerse, bunun üzerinden İsrail'e ikna etmeye başlayacak, o zaman barış gelebilir. Bu ortamda elbette ABD'yi de kınayalım. Çünkü sorumluluğu var. Öbür yandan da ABD'ye, İsrail'e istediğini veriyorsun, fakat büyük devlet olarak Filistin halklarına barış tesis etmek için sorumlulukların var söylemiyle gitmek lazım. Bir senedir ses çıkmayan barış planının ortaya çıkarak ona göre adım atması ve Filistin halkının diğer sıkıntılarını giderecek başka pratik adımlar da atılabilir. Bunların atılmasını el birliğiyle Başkan Trump'a anlatmak lazım."

    ‘KUDÜS MESELESİ BİR İSLAMİYET MESELESİ DEĞİLDİR'

    Kudüs meselesinin İsrail ile Filistin arasında varılacak bir nihai barışla çözülebileceğini ve bunun siyasi-diplomatik bir mesele olduğunu söyleyen Loğoğlu, Kudüs meselesinin İslamiyet meselesi olmadığını belirtti:

    "Kudüs meselesi bir İslamiyet meselesi değildir. Kudüs meselesi, İsrail ile Filistin arasında varılacak nihai bir barış çerçevesinde nihai statüsü belirlenecek bir meseledir. Bütün semavi dinlerin ortak olduğu Kudüs'tür. Bu siyasi, diplomatik meseledir. Bu İslam dünyasını mobilize ederek, Papa'dan yardım isteyerek çözmek mümkün değildir. Ortam yaratırsınız, psikoloji yaratırsınız. Daha önce de bunu yaptınız. Filistin halkının davasının yanındayız. Hiç şüphe yok. Ama bakın Filistin meselesinde barış getirebildik mi? Dünya getirebildi mi?"

    ‘BAĞIRIP ÇAĞIRMANIN ÖTESİNDE FİLİSTİN HALKINA BARIŞ GETİRECEK BİR POLİTİKA İZLEMEK GEREKİYOR'

    Türkiye'nin hem Filistin hem İsrail'i kapsayan bütüncül bir dış politikası olmadığını söyleyen Loğoğlu'na göre Türkiye'nin bağırıp çağırmanın ötesinde Filistin halkına barış getirecek bir politika izlemesi gerekiyor:

    "Türkiye açısından şöyle bir sıkıntı var; Türkiye'nin hem Filistin hem İsrail'i kapsayan bütüncül bir dış politikası yok. Bir kolunda ‘Filistinlilerin yanındayız', öbür kolunda ‘İsrail'e karşıyız'. Fakat önemli olan ikisi arasındaki irtibatı oluşturan bir politikayı oluşturmak. Türkiye zamanında bunu yapıyordu. Tabii ki İsrail ile ilişkiler Araplar bakımından eleştiriliyordu. Biz de diyorduk ki: Bizim gibi bir devletin İsrail ile iletişimde olması sizin menfaatinizdedir diyorduk. İsrail ile Suriye arasında Türkiye çok etkili bir rol oynadı. Türkiye ile İsrail'in ilişkilerinin stratejik bir değeri var. Türkiye tavrını hep barıştan yana koymalı. Filistin halkına yardımcı olmak istiyorsak, Filistin halkına barışı getirecek bir politika izlememiz lazım. Bu ABD'ye bağırıp çağırarak, İsrail'e —hissiyatımızı bildirelim- evet ama bu yeterli değil bunun ötesine geçerek barış için çalışmamız lazım."

    Paraguay - İsrail
    © REUTERS / Ronen Zvulun
    ‘TÜRKİYE, İRAN'A KARŞI ABD'NİN YANINDA YER ALMAMALIDIR'

    Bu olaylar sonrasında ABD'nin bölgeden gideceğini ancak İran'ın komşumuz olarak kalmaya devam edeceğini, bu yüzden İran'ı incitecek hareketlerden uzak durulması gerektiğini söyleyen Loğoğlu'na göre Türkiye, İran'a karşı ABD'nin yanında yer almamalıdır:

    "Türkiye birçok Avrupa ülkesi gibi, anlaşmaya taraf olan ABD dışındaki bütün ülkeler gibi İran ile anlaşmayı destekleyen bir ülkedir. Hatta zamanında bu iktidar döneminde İran meselesinin çözümü için Brezilya ile ortak girişim yapılmıştı ama kabul edilmemişti. Ama Obama tarafından neticelendirilen anlaşmaya birçok teklif Türkiye ve Brezilya tarafından gündeme getirilmişti. Demek ki Türkiye, bunun doğru bir anlaşma olduğunu, İran'ın hükümlere uyduğunu söyleyen bir ülke. Trump'ın çekilme kararına karşı Türkiye'deki yetkililer tarafından açıklamalarda da bunun yanlış olduğunu belirttik. İran konusunda Trump bu olumsuz tavrını sürdürmeye devam ederse, yaptırımların ötesine geçecek bir noktaya geldiğinde yani iyice gerginleştiği takdirde ABD, dost ve müttefik Türkiye'den yanında olmasını isteyecektir. Ama öbür yandan İran bizim bölgedeki en önemli komşumuzdur. Yıllardır aynı sınırları koruyan iki büyük bölge ülkesidir. Ben daha önce de; Türkiye'nin bu konuda ABD'nin yanında yer almaması lazım demiştim. İşler gerginleşirse ABD'nin İran'a yönelik hamleler için Türkiye'den taleplerinde artış olacaktır. Türkiye bu taleplere olumlu yanıt vermemelidir. ABD'nin yanında yer almamalıdır. Bunun için çok dengeli bir politika gerekir. ABD'ye karşı İran'ı ya da İran'a karşı ABD'yi tutuyoruz politikası değil. Daha nüanslı, daha dikkatli bir politika ama temel gerçek olarak İran'ın komşumuz olduğu, İran'ın bölgemiz ülkesi olduğunu da unutmamak gerekiyor. Bütün bu olaylar sonrasında ABD'nin gideceği ama İran'ın komşumuz olarak kalmaya devam edeceğini bilerek, İran'ı incitecek hareketlerden uzak durmak gerekiyor."

    ‘TÜRKİYE, AĞIRLIĞINI BARIŞTAN YANA KOYARSA KİLİT BİR GÜÇ HALİNE GELİR'

    Faruk Loğoğlu son olarak Türkiye'nin ağırlığını barıştan yana koyması halinde kilit bir güç haline gelebileceğini söyledi:

    "Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerini yeniden doğru bir rotaya oturtması lazım. İkincisi bölgedeki sorunların (Suriye, Irak, Filistin-İsrail, İran ve Yemen) çözümüne katkı yapacak bir politika dönüşümünün sağlanması lazım. Türkiye hakikaten önemli bir ülke. Ağırlığını hangi yana koyar ise orada başarı elde edebilir. Barıştan yana olması, çatışmaya karşı olması, diğer ülkelerin iç işlerine karışmaması şeklinde olması kaydıyla ağırlığını barıştan yana koyduğunda Türkiye hakikaten kilit bir güç haline gelecektir. Hem bölgesel hem de küresel anlamıyla bu böyle. Ama son zamanlarda bunları yapamadı. 24 Haziran'dan sonra bunları yapabilecek bir Türkiye, bölgede çok önemli meselelerde etkinliği artan, kilit bir ülke olacaktır."

    Etiketler:
    Faruk Loğoğlu, Filistin, İsrail
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın