20:56 22 Ekim 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘Cemal Kaşıkçı öldü ve cesedine işkence yapıldı deniliyorsa bunun birtakım delilleri olması lazım’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 13

    Ramazan Bursa’ya göre Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda ortadan kaybolan ve öldürüldüğü öne sürülen Cemal Kaşıkçı, mutlak monarşi ile derin bağları olan bir kişilik. Bursa, Kaşıkçı'nın öldüğü iddialarının aksine hayatta olma olasılığına da dikkat çekti ve iddialar için kanıt gerektiğini vurguladı.

    Suudi Arabistan vatandaşı gazeteci Cemal Ahmet Kaşıkçı'dan, 2 Ekim'de ülkesinin İstanbul'daki Başkonsolosluğu'na girdiğinden beri haber alınamıyor. Türk yetkililer Kaşıkçı'nın konsoloslukta öldürüldüğünü söylerken, Suudi yetkililer ise iddiaları reddediyor. Suudi Arabistan mutlak monarşisiyle yakın bağları bulunan ve son bir senede muhalefet saflarına geçerek Washington Post gazetesinde yazılar da Kaşıkçı'nın kaybolmasını Kudüs TV İran Temsilcisi Ramazan Bursa ile konuştuk.

    ‘SUUDİ ARABİSTAN'IN EN ETKİLİ AİLELERİNDEN BİRİSİNİN MENSUBU'

    Ramazan Bursa, Cemal Kaşıkçı'nın ‘sıradan bir gazeteci' olmadığı ve kraliyet ailesine danışmanlık ve basın sözcülüğü görevleri de icra etmiş mutlak monarşi ve hanedanlığın bir parçası konumunda olduğuna dikkat çekti. Kaşıkçı'nın ailesinin kökenlerinin vaktiyle Kayseri'den göç etmiş ünlü aileye dayandığını belirten Bursa'ya göre, Cemal Kaşıkçı, Suudi Prensi Turki Faysal'a olan yakınlığı sayesinde mutlak monarşinin pek çok sırlarına haizdi::

    "Gazeteci Cemal Haşıkçı, aslında Kaşıkçı diyelim ona biz. Türkiye, Kayseri'den Kaşıkçı ailesinden. Ama çok eskiden Suudi Arabistan'a göçmüşler. Oradaki resmi ismi Cemal Haşıkçı ama özel isimler bire bir tercüme edilir. Aslında Cemal Kaşıkçı ailesi uzun zamandır dünyanın değişik zamanlarında ve değişik noktalarında karşımıza çıkmış bir aile. Kaşıkçılar, Suudi Arabistan'a göçtükten sonra Suudi Arabistan'ın ilk kurucu kralı Abdülaziz el-Suud ile yakın ilişki kuruyor Cemal Kaşıkçı'nın ataları. Oradan başlayan bir hanedan yakınlığı ve bunun beraberinde getirmiş olduğu ekonomik ve siyasi güç karşımıza çıkıyor. Ve şu anda hem hanedana yakınlığı bakımından hem de ekonomik bakımdan Suudi Arabistan'ın en etkili ailelerinden bir tanesinden konuşuyoruz. Hatta meşhur Adnan Kaşıkçı olayı vardır. Onunla da akraba oldukları söyleniyor. Zaten biliyoruz. Diğer taraftan Cemal Kaşıkçı, elbette atalarının Suud hanedanına olan yakınlığını devam ettirmiş bir isim. Suud hanedanının asil ismi ifade edilen Prens Turki Faysal ile yakın ilişkisi olmuş hatta çalışma arkadaşlığı yapmışlar. Prens Turki Faysal, Londra ve Washington büyükelçisiyken bası danışmanıydı Cemal Kaşıkçı. Sonra Prens Turki Faysal, büyükelçilik görevlerinden sonra Suud istihbaratının başına geçti ve uzun dönemde burada kaldı. Buradan ayrıldıktan sonra enteresan bir şekilde Prens Turki Faysal iki yıl evvel karşımıza çıktı. Prens Turki Faysal, İran'da son olaylarda da ismini tekrar duyuran İran-Irak savaşında çok aktif rol üstlenen Halkın Mücahitleri Örgütü'nün Paris'te 2016'da yapılan yıllık toplantısını finanse ettiği ortaya çıktı, hatta toplantıya katıldı. Toplantıda bir konuşma yaptı. Bu da dikkat çekici. Dolayısıyla Cemal Kaşıkçı, hem hanedanı olan yakınlığı hem yaptığı görevler itibarıyla bilhassa Prens Turki Faysal'a olan yakınlığı münasebetiyle birçok işin içerisinde olmuş ve Suudi Arabistan ile ilgili birçok bilgiye sahip, hatta belgeye sahip olduğunu söyleyebilirim."

    ‘GEÇMİŞTE EL KAİDE İLE İLİŞKİSİNİN YANI SIRA PRAGMATİK DÜŞÜNCE DÜNYASI VARDI'

    Ramazan Bursa, Kaşıkçı'nın ABD'deki seçimlerde Trump'ın seçilmemesi gerektiğini yazdığı için kendisine Twitter kullanma, konferans verme ve televizyon programlarına katılma yasağı konduğunu anımsatırken, kendisinin de kısa bir süre hapse dahi girdiğini belirtti. Kral Salman'ın tahta geçmesiyle Türkiye'den de bazı isimlerden bir ekip kurulduğunu anlatan Bursa, bu kişilerin ülkede düzenlenen ‘operasyonda' da rol oynadıkları görüşünü dile getirdi:

    "Aslında Kaşıkçı, Suudi Arabistan'da bildiğimiz Vahhabiliği düşünceye tam olarak bağlı olduğunu söyleyemeyiz. Kaşıkçı biraz daha Vehhabilikten ve Selefi çizgiden uzak daha liberal diyebileceğimiz bir düşümce yapısına sahip. Dolayısıyla biraz da pragmatik bir zihin dünyası var. Hatta 1980'li yıllarda El-Kaide ile ilişkisi ve El-Kaide ile Afganistan'a gidip Bin Ladin ile röportajları vs. bunlar zaten biliniyor. Şunu hatırlatmam gerekir. Kral Selman tahta geçtiği zaman bir ekip kuruldu. Abu Dabi merkezli bir ekipti bu ve birçok ülkeden insan bu kuruluşun içerisindeydi ya da ilintiliydi. Türkiye'den de isimler var. Bunlar finanse edildiler. O dönemde şöyle yazılar çıktı. Cemal Kaşıkçı o zamanlar El Hayat gazetesinde yazıyordu. O zamanda köşelerinde şunu savundular. Ölen Kral Abdullah, bir Amerikancıydı ve dolayısıyla Kral Selman öyle değil. Kral Selman ile ciddi anlamda Suud dış politikası değişecek ve İslam dünyasına Suudi Arabistan daha yakınlaşacak iddiaları vardı. Yani eskiyi karalayarak yeniyi sunmak istiyorlardı. O zaman Türkiye'de buna benzer yazılar çıktı bazı gazetelerde, bazı isimler böyle yazılar yazdı. Aslında Türkiye'de bu çıkan yazılara baktığımız zaman belki birileri fark etmemiş olabilir ama birebir aynı manaya gelecek farklı cümlelerle farklı yazılar çıktı Arap coğrafyasının tamamında. Bu bir operasyondu. Bu operasyonun içerisinde Cemal Kaşıkçı rol almıştı. Ta ki 2016 Amerikan seçimlerine kadar bu ilişki devam etti. 2016 Amerikan seçimleri döneminde Cemal Kaşıkçı Amerikan halkının Trump'ı seçilmemesi gerektiğini yazdı. Bu yazı El Hayat gazetesinde yayınlanmadı. Cemal Kaşıkçı'ya Twitter kullanma yasağı, konferans verme yasağı ve televizyon programlarına katılma yasağı verildi. Kısa bir dönemde bir grupla beraber hapse alındı. Ve ilk çıkanların içerisindeydi. En Amerikancı olarak Muhammed Bin Nayef bilinirdi. Ama Amerika, Muhammed Bin Nayef'e karşı Muhammed Bin Selman'ı destekledi. Bu sadece bir veliaht değişimi değildi. Bunun Mısır ile Süveyş Kanalı ile Tiran ve Sanafir adalarının Suud'a geri verilmesiyle ve aynı şekilde bu iki ada stratejik adalar. Burada Amerika ve İsrail askeri üssü kurulmasıyla ilişkili."

    ‘CEMAL KAŞIKÇI BAŞLI BAŞINA BİR MUHALİF DEĞİLDİ'

    Bursa'ya göre Suudi monarşisiyle derin bağları olan Cemal Kaşıkçı ‘başlı başına bir muhalif' değildi ancak veliaht prens Muhammed Bin Selman'ın geçen sene ülkedeki rakip prensler ve önde gelen iş adamlarını lüks bir otelde hapsedilmesinden de tedirginlik duymuştu:

    "Muhammed bin Nayif'in devrilip Muhammed Bin Selman'ın tahta geçmesi sonrası Cemal Kaşıkçı, Suudi Arabistan'dan ayrıldı. Çünkü ciddi bir değişiklik olduğunu fark etti. Neyin nasıl olacağı belli değil, tedirgin oldu ve ayrıldı. Amerika'ya yerleşti, zaten Amerikan vatandaşıydı. O sırada da eşi ondan boşandı. Hanedanın eşine boşanması konusunda baskı yaptığı iddia ediliyor. Washington'a yerleşti. Kaşıkçı, Kasım 2017'de Muhammed Bin Selman'ın prens ve iş adamlarını otelde hapsedene kadar gayet rahattı Amerika'da. O dönemde Suudi Arabistan, İngiltere'de, İsviçre'de bazı operasyonlar yaptı. Orada muhalif birkaç ismi ve birkaç prensi derdest edip Riyad'a getirdi. Öyle ki Londra'dan uçağa binen prens Mısır'a gidecekti. Uçağın Riyad'a indiğini gördü. Bu onu çok tedirgin etti, korkuyordu zaten. Yakın dostlarına da tedirgin olduğunu söylüyordu. Nişanlısı da ayrıca bir tartışma konusu. Riyad'daki aile biz bir nişanlısı olduğunu bilmiyoruz diyor. Fakat neticesinde Cemal Kaşıkçı, konsolosluğa girerken telefon ve cüzdanını ona teslim ediyor. Yasin Aktay'ı ve Turan Kışlakçı'yı ara diye tembihleme yapıyor. Zaten Cemal Kaşıkçı'nın medeni durum belgesi almak için konsolosluğa gittiği belirtiliyor. Cemal Kaşıkçı, otelde yaşanan gelişmeler sonrası bir tedirginlik sahibiydi. Başlı başına bir muhalif değildi. Suudi Arabistan'ın uzun dönem operasyonlarının içerisinde bulunan Prens Turki Faysal gibi bir isimle uzun yıllar çalışmış bir adamda bahsediyoruz ve bu adam bir zaman sonra muhalif oluyor."

    ‘SUUDİ ARABİSTAN, TÜRKİYE'NİN İRAN YAPTIRIMLARINA UYMAYACAĞINI AÇIKLAMASINDAN RAHATSIZDI'

    Bursa, Türkiye'nin İran'a yönelik Amerikan yaptırımlarına uymama yönündeki açıklamalarından Riyad'ın oldukça rahatsızlık duyduğunu anımsattı. Türkiye'nin Cemal Kaşıkçı'nın hayati durumuyla ilgili resmi bir açıklama yapmadığını söyleyen Bursa, tüm öldü haberlerinin aksine Cemal Kaşıkçı'nın sonraki günlerde kameralar karşısına çıkma ihtimalinin bulunduğuna değindi:

    "Aslında Türkiye, İslam ordusunun içinde bulundu. Türkiye yapısı itibarıyla zemini ciddi mezhepçiliğe dayanan bir projenin içerisinde bulunası onu rahatsız eder. İslam ordusu kuruldu ama yakın dönem içerisinde Arap NATO'su kurulması planlanıyor. Dolayısıyla Pakistan ve Türkiye'nin İslam ordusuna yüklenen görevleri bir bölümüne itiraz ettiğini düşünüyorum. Ortadoğu'da mezhepçilikten ziyade milliyetçiliğin yükselişte olduğunu değerlendirirsek o zaman taşların yerli yerine oturduğunu görebiliriz. Muhammed Bin Selman, bu operasyonu yapmak suretiyle kime ne mesaj verdi, bunu aslında sorgulamak lazım. Bir defa muhaliflere şunu söyledi: ‘Belki Suudi Arabistan toprakları içinde yaşamıyor olabilirsiniz, belki Batı'da yaşıyor olabilirsiniz. Ama muhalif olsanız bile sesinizi kesin, oturun oturduğunuz yere'. Bir benzeri sizin başınıza gelebilir. Suud muhalifine verdiği tepki bu. İkincisi ise Türkiye'ye bir mesaj verdi. Türkiye'nin hem Katar politikasından hem Suriye politikasından bilhassa Astana süreci sonrası politikasından hem de bir Amerikan müttefiki olarak Suudi Arabistan, İran yaptırımlarına Türkiye'nin uymayacağını açıklamasından fevkalade rahatsızdı. Suudi Arabistan'ın Türkiye ile birtakım konu bazlı problemleri olabilir. Ama Suudi Arabistan'ın İran ile ontolojik problemi vardır, yani varoluşsal problemi vardır. Dolayısıyla yaptırımlara uymamak ontolojik bir sorun yaşadığı ülkenin kuvvetlenmesi anlamına geliyor. Bu kabul edilemez bir hataydı bu yüzden. Türkiye yetkililerinden habersiz bir şekilde bir operasyon gerçekleştirilmeye çalışıldı. Şimdi öldü mü kaldı mı diye bir tartışma var. Bir iki uçakla 15 kişi geldi. Aynı saatlerde konsolosluktaydı Kaşıkçı. Ama son bir gündür benim de kaynaklarımdan aldığım bilgiye göre hayatta olduğu durumu kuvvetlendi. Suudi Arabistan'ın İstanbul konsolosu şunu söyledi: ‘Bu konuda Türk yetkilileri dahil Suud'u suçlayacak her kim açıklama yaparsa yapsın bu Katar ve İhvan komplosudur.' Bu Suud propagandasıdır. Fakat şöyle bir şey var. Cumartesi günü de Suud'dan bir istihbarat heyeti geldi. Türkiye bununla yakından ilgileniyor. Kaşıkçı'nın ölüp ölmediğini bilmiyoruz. Bu kadar Türk-Arap medya derneği dün öldü, başımız sağolsun, gıyabi cenaze namazına hazırlanıyoruz dese de son elde ettiğim bilgiler bunu tam desteklemiyor, hatta öldüğü haberi bir ağırlık kazanmıştı Cumartesi günü. Şimdi ölmediği haberi bir ağırlık kazandı. Çünkü bu öldü ve cesedine işkence yapıldı diyorsa bunun birtakım delilleri olması lazım. Türkiye henüz bir açıklama yapmış değil. Önümüzdeki günlerde Cemal Kaşıkçı'yı kameralar önünde görürsek şaşırmamak lazım."

    Etiketler:
    Cemal Kaşıkçı, Suudi Arabistan, İstanbul, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın