00:17 22 Kasım 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘Türk-Amerikan ilişkilerinde sadece rahip meselesiyle üstesinden gelinemeyecek sıkıntılar var’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 20

    Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin olumlu yönde ilerleyebileceğini ancak bir anda kriz haline tekrar dönebileceğini belirten Metehan Demir’e göre iki ülke ilişkilerinde sadece bir rahip meselesiyle üstesinden gelinemeyecek sıkıntılar var.

    Hafta sonu gündeme damgasını vuran en önemli gelişme ABD'li rahip Andrew Brunson'ın tahliye edilmesi oldu. Brunson, yargılandığı davada 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası aldı, ev hapsi ile yurt dışına çıkış yasağı kaldırıldı ve ülkesine döndü.

    Rahip Brunson'ın tahliyesi ekseninde Türkiye-ABD ilişkilerini superhaber.tv sitesi yazarı, gazeteci Metehan Demir ile konuştuk.

    ‘TÜRKİYE'DE GİZLİ TANIK MESELESİ ÇOK CAN YAKAN BİR MESELE'

    Metehan Demir, Brunson'ın tutuklanmasına neden olan ve ifadelerini değiştiren gizli tanıklara değindi, Türkiye'nin en çok can yakan meselelerinden birinin Brunson meselesiyle tekrar gözler önüne serildiğini belirtti. Demir, piyasaların ‘deprem uyarı sistemi' haline geldiğini, sonuçları etkilediğini söyledi:

    "Türkiye'de bu karar verilmeden öncesinde de piyasalar var. Önceden sanki deprem uyarı sistemi gibi geliştirilen bir piyasa var. O piyasalar sonuçları satın almaya başlıyor. O çerçevede de piyasalar rahip Brunson salıverileceğine dair herhalde temennilerini dile getirerek doları belli bir seviyenin altına inmesini sağladı. Piyasalar önceden artık ne kadar siyasi ya da ekonomik okuma yapmaya çalışsanız da bir şekilde mesajlar veriyor. Ya da kendi istedikleri doğrultusunda yönetmeye çalışıyorlar süreci. Yurt dışı yasağının kaldırılmasıyla ilgili talep geldikten sonra resim biraz daha netleşti. Mahkeme bitmeden tabloyu görmemiz mümkün oldu. O günden beri çok ciddi bir tartışma var: ‘Eğer bırakılacaksa neden daha önce bırakılmadı ya da şimdi bırakılıyorsa o zamanki suçlamalar, iddialar ne den şimdi mesnetsiz kaldı?' Türkiye'de gizli tanık meselesi çok can yakan bir mesele. Ergenekon, Balyoz dönemlerinden beri bu çok konuşuluyor. Şüphesiz Adalet Bakanlığı'nın belki bu konuda daha iyi bir sistematik oluşturması lazım. Şu da bir gerçek, rahip Brunson'ın meselesi gönderilip gönderilemem üzerine kilitlendi. Hukuken ortada verilen bir ceza da var. Örgüte üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme suçu isnat edilerek verilen bir ceza var. Ama cezaya bakıldığında salıverilmesinin önünü de açıyor hükümlerden de yararlanarak. Hukuk, Türkiye'de çok önemli bir mesele. Çünkü Türkiye dünyanın sayılı devletlerinden biri olmaya çalışıyor. Bu tartışmanın biteceğini sanmıyorum. Rahip Brunson meselesiyle ilgili şunu da söylüyorlar. Bu adam bırakılacak durumdaysa bu kadar ekonomik anlamda piyasaların bu kadar sarsılmasına da gerek var mıydı deniliyor."

    ‘TÜRK-AMERİKAN İLİŞKİLERİNDE GELECEK DÖNEME ENDİŞEYLE BAKIYORUM'

    Türkiye ve ABD arsındaki sorunun sadece rahip Brunson olmadığına dikkat çeken Demir, iki tarafında kriz döneminde mantıkla hareket etmediğini ifade etti:

    "Türkiye kaça ayrıldı, madde madde sayalım. Bir, papaz Brunson gerçekten suçluysa neden bırakıldı, güçlü iddianameler de konuldu. Amerika'nın baskısından gitti diyenler var. İkincisi, gitti de ceza aldı gitti. Bu kadar Amerika'nın bastırdığı isme ceza verdi de öyle gönderdi ama sonuçta gitti diyenler var. Üçüncü bir grup daha var. Her koşulda da iki tarafta konuşuyor ama bilinçaltında da şunu söylüyor. ‘Aman iyi ki gitti, başımıza bela olacaktı' diyenler de var. Bunun eleştirilecek tarafları da var, iyi ki gitti denilecek tarafları da var. Kasım'daki seçim öncesi olduğu için söylemlerin bu nedenle sertleştiği söyleniyor. Ama Türkiye-Amerika ilişkilerinde iki taraftan da yürüyecek enteresan şekilde gelişecek olumlu gelişecek ilişkiler olmakla birlikte söylemlerin bazı noktalarda tekrar kriz noktasında buluşabileceği konusunda endişeliyim. Çünkü Türk-Amerikan ilişkilerinde son dönemde tahammülü o kadar kolay olmayan sadece bir rahip meselesiyle üstesinden gelinemeyecek şekilde sıkıntılar var. İki tarafında ‘rasyonel mantıkla yaklaşmaktansa farklı söylemlerle ortalığı gaza getirdiğini' gördüğüm için biraz endişeyle bakıyorum gelecek döneme Türk-Amerikan ilişkilerinde."

    ‘TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİ NE KADAR İYİ GİDERSE…'

    Türkiye'nin Rusya ile ilişkilerinin olumlu seyirde devam etmesi Demir'e göre ABD ile ilişkilerini sekteye uğratabilir. Demir, Türkiye'nin Suriye'de Rusya ile anlaşması olmasaydı ABD ile Menbiç konusunda daha rahat adımlar atabileceğine dikkat çekti:

    "Türk-Amerikan ilişkileri Münbiç ekseninde Türkiye'nin Rusya ile böyle bir anlaşması olmasaydı daha rahat daha yönetilebilir devam edilebilirdi. Ama Türkiye'nin Soçi'de cumhurbaşkanı ve Putin arasında iki liderin şahsi ilişkileriyle de güçlenen bir anlaşma imzalaması, İdlib'te Türkiye-Rusya ilişkilerinin yeni bir stratejik boyuta ulaşması ve daha güven tesisi üzerine kurulu yürümesi Münbiç'teki mesele üzerine olumsuz yansıyor Amerikalılar açısından. Bir samimiyet testi sıkıntısı olduğu için Türkiye'nin Amerika'nın önüne sürebileceği ‘Bak benim Rusya ile böyle anlaşmam var. İdlib'te biz bunları bunları beraber yapıyoruz ve bu somut adımları atıyoruz' diyebileceği bir dosya var. Amerika bunu gördüğü için Münbiç meselesini çok sağlıklı ya da idare edebilir şekilde yürütemiyor. Çünkü o zaman Amerika'ya Türkiye diyor ki ‘Aynı samimiyetle yürünmesini istiyorum. Aynı şekilde beraber adım atılmasını istiyorum'. Amerika da bunu yapamadığı için Münbiç meselesi gerilmeye başlıyor. Verilen takvim ile ilgili sarkmalar var. Bunlar Ankara tarafında rahatsızlığa yol açıyor. Türkiye-Rusya ilişkileri ne kadar iyi giderse bu Münbiç'e o kadar Türk-Amerikan ilişkilerinde olumsuz yansıyacak. Çünkü Amerika'nın Münbiç'te çok ciddi bir bagajı var. O da PYD-YPG ekseninde Türkiye'nin rahatsızlığının giderilmesi. Kazılan hendeklerin uzunluğu 30 km'yi aştı. Münbiç meselesinde bu konu nasıl başlamıştı, bu terör gruplarının bu yapıların Fırat'ın doğusu batısı demeden bir an evvel buranın terk etmesinin sağlanması istenmişti. Silahların bırakılması, bölgenin terkedilmesi gibi başlıklar vardı. Fakat sizin gözünüzün önünde birileri bu hendekleri bu kadar kazıyorsa siz orada hakim güçseniz bir şey demez misiniz? Türkiye, Amerika'ya diyor ki, ‘Anlaşmamamızı yaptık. Bunlar bu kadar tüneli nasıl bir cüretle, hangi ara nasıl kazdı?'. Tünellere bakıldığında gayet profesyonel tüneller. O açıdan bunlar Türkiye'de Fırat'ın doğusu, batısını silahsızlandırmadan bahsederken bunlar Türkiye'nin muhtemel operasyonuna karşı bir hazırlık yapmış ve bu hazırlığa da maalesef Amerika tarafı da göz yummuş diye bir rapor hazırlandı, Amerika'ya sunuldu. Herkes ortak devriye diyor. Ama Amerikan ve Türkiye askerleri beraber ortak birliğe çıktığında Türk ekipleri Amerikalı muhataplarına diyecek ki ‘Bu hendekler ne?'. Çünkü her devriye görevinden sonra resmi bir rapor hazırlanıyor. Ortak şekilde imzalanıyor. Devriyelerin belli bir süre sonra bir raporu da hazırlanıyor, sonuç raporu. Bu kadar devriye yaptık sonuç bu diye yoksa devriye gezmek, dolaşmak değil. Gerekirse silahlı çatışmaya girmekten çekinmeyen donanımlı birlikler toplamı anlamına geliyor devriye. Bunlar önümüzdeki dönemde Amerika ile Münbiç konusunda yaşanacak problemler."

    ‘DÜNYADA AYNI ANDA RUSYA VE AMERİKA İLE DEVREYE ÇIKAN İLK ÜLKE TÜRKİYE'

    Demir'e göre Türkiye, aynı anda iki küresel güç ABD ve Rusya ile ortak hareket eden ilk ülke konumunda. Demir, Türkiye için imzalanan anlaşmadan dolayı Rusya'nın daha ağır bastığını belirtti:

    "F-35 meselesinin Amerika tarafından biraz tribünlere oynanan bir kriz olduğunu düşünüyorum. Çünkü kısa bir süre önce iki F-35 uçağına ek olarak iki F35 daha verildi, 4 oldu şu an teslim edilenler. Esas 2019'un 3.'cü çeyreğinden sonra teslimatlar başlayacak. Şu an çok yoğun Türk pilotlarının ve yer bakım ekibinin Amerika'daki eğitimleri devam ediyor. S-400 meselesinde Türkiye'nin Rusya ile bir taahhüttü var. Teslimatlar kapıda. Belki ileride Türkiye zaman zaman stratejik ilişkisi olduğu ülkelerle şöyle bir adım atabiliyor. Bir ara Amerikan skorsky helikopterleri vardı. Avrupa Birliği sürecinde onlardan da başka helikopterler alınmıştı. Suriye'yi anlamak bizim Türkiye-Amerika ve Rusya-Amerika arasındaki ilişkileri aynı mercek altında incelememiz lazım. Türkiye'nin iki ülkeyle de ilişkileri var. Dünyada aynı anda Rusya ve Amerika ile devreye çıkan ilk ülke Türkiye herhalde. Rusya ile güven temeline dayanan yeni bir anlaşma imzalandığı için Rusya tarafı daha ağır basıyor. Ama Amerika bu çerçevede bakıldığı zaman Türkiye'nin Rusya ile yakınlaşması konusunda Türkiye'yi biraz daha yanına çekebilmek daha samimi bir havada ilişkileri yürütebilmek adına olumlu çıkışlar yapabilir. Kasım ayında İran ile ilgili ambargo konusu var. Amerika da bunlara uymayanları tehdit edebilecek kadar söylemleri iyice yukarıya taşıdı. Türkiye'nin enerji ihtiyaçlarının ciddi bir kısmı İran'dan geliyor. Türkiye Kasım'da Amerika'ya ‘Havalar soğuyacak. Bu ülkenin ısınması, enerji ihtiyacını karşılaması lazım. Bu alımların da bir yerden yapılması lazım. Bunlardan biri de İran' diyecek."

    Etiketler:
    Yaptırım, Kriz, F-35, S-400, Rahip Brunson, ABD Başkanı Donald Trump, Recep Tayyip Erdoğan, Menbiç, İdlib, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın