00:21 22 Kasım 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘Türkiye, Suudi Arabistan’la ilişkileri kötüleştirmemek için özel hassasiyet sarf ediyor’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 13

    Yasin Aktay’a göre Erdoğan, Kaşıkçı soruşturması bitmediği için yeni bir şey söylemese de ‘kendi söylemini hukuki söylemden ayırdı’, ‘adalet gerçekleşecekse bunun kralın uhdesinde olacağını’ anımsattı. Aktay, Kılıçdaroğlu’nun ‘resmi makamları haberdar etmesine rağmen geç kalındı’ sözlerine 'Suyu bulandırıp balık avlamaya çalışıyor' yanıtını verdi.

    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Suudi vatandaşı köşe yazarı Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesiyle ilgili açıklamaları eşliğinde dünyaya mal olan cinayet tartışılmaya devam ediyor. Öncesinde ‘olayı tüm detaylarıyla açıklayacağını' söylemiş olan Erdoğan, basına zaten yansımış bilgiler eşliğinde ortaya sadece sorular koyarken, cinayetin ‘planlı olduğu' ve ‘sorumlularının güvenlikçilerin ötesinde' aranması gerektiği mesajı eşliğinde zanlıların Türkiye'de yargılanmasını önerdi. Riyad yönetimi öneriyi kabul etmiş görünmüyor.

    Türkiye'deki tartışmalarda ise ‘soruşturmanın titizlikle yürütüldüğü' söylemine karşılık Suudi başkonsolosluğunda aramanın geç yapılması eleştiriliyor ve Ankara'nın krizi ekonomik fırsata çevirmeye çalıştığı yorumları öne çıkıyor. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay'ın yakın dostu Kaşıkçı'nın kayboluşuna dair resmi makamları uyarmasından hareketle zanlıların elden kaçırıldığı eleştirisi getirdi. Aktay ise Kılıçdaroğlu'nu "suyu bulandırarak balık avlamaya çalışmakla' suçlayarak, "Balık yok da suyu istediğiniz kadar bulandırın, balık tutamazsınız. Kılıçdaroğlu yine insanların zekasıyla dalga geçer gibi konuşuyor" yanıtını verdi. Aktay'a göre Türkiye, soruşturmayı dünyaya mal ederek başarılı biçimde yürüttü.

    Kaşıkçı cinayetiyle ilgili soruları ve Cumhurbaşkanı'nın açıklamalarını, olayı resmi makamlara bildirerek 8 Ekim'de "Kaçırılmasına veya (halen bir iyimserliği korumaya çalışıyorsak da) vahşi bir biçimde öldürülmesine mani olamadık" sözleriyle ilk duyurmuş isimlerden birisi olan AK Parti Genel Başkan Danışmanı ve Yeni Şafak gazetesi yazarı Yasin Aktay ile konuştuk:

    ‘CUMHURBAŞKANI YARGIDAN ÖNCE KESİN KANAATİNİ SÖYLEYECEK DEĞİL'

    Yasin Aktay'a göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kaşıkçı olayıyla ilgili tüm detayları açıklacağını söylemesine rağmen genel durumu ifade etmekle yetinmesi soruşturmanın henüz tamamlanmaması ve iddianamenin ortaya çıkmamasından kaynaklanıyor. "Erdoğan siyasi pozisyonu itibarıyla yargıdan önce kesin kararını, kanaatini söyleyecek değil" diyen Aktay, önemli olanın kendi söylemini hukuki söylemden ayırt etmiş olması olduğunu ifade etti:

    "Soruşturma henüz tamamlanmadı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürütmekte olduğu bir soruşturma var. Hem bütün veriler hem yüzde 100 toplanmış ve bir iddianameye dönüştürülecek duruma gelmiş değil. İddianame aşamasına gelmiş olsa bile cumhurbaşkanı siyasi pozisyonu itibariyle tabii ki yargıdan önce bu konuda kesin kararını, kanaatini söyleyecek değil. Burada dikkat çeken cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu net tavır. Kendi söylemini hukuki söylemden ayırt etmiş olmak, yani yargının söyleminden ayırt etmiş olmak. Her şeyiyle şu ana kadar ulaşmış olduğumuz genel durumu ifade edeceğini söylemişti, ben şahsen böyle anladım. Anladığım yönde bir açıklama da geldi. Açıklama şu: Şu ana kadar ulaşılmış verilerin bize imkan kıldığı bütün sözleri söyledi aslında cumhurbaşkanı. Olayın olduğu günden bugüne kadar dün itibariyle 3 hafta geçmiş oldu, dün 22.'ci gündeydik. 22 gün içerisinde aslında tablo giderek netleşiyor; kim geldi, nasıl geldi, nasıl öldürüldü… Hatırlarsanız ilk günlerde öldürülmüş olduğu da net değildi. Doğrusu ilk etapta kaçırılma ihtimali üzerinde duruluyordu."

    ‘AÇIKLAMALARIM HİÇBİR ŞEKİLDE KESİN VERİLERE DAYANMIYORDU'

    Aktay, Türk Arap Medya Derneği Başkanı Turan Kışlakçı ile birlikte Kaşıkçı'nın ortadan kaybolmasının hemen ardından yaptıkları ve ‘öldüğünü' beyan eden açıklamaların aslında kesin verilere dayanmadığını söyledi. Resmi makamlardan edindiği verilere göre ‘ihtiyatla' konuştuğunu, Kaşıkçı'nın ‘yaşama ihtimalini açık tuttuğunu' belirten Aktay, "Birini aklamak gibi bir endişemiz olsaydı zaten olayın üzerine gitmezdik" vurgusu yaptı:

    "Turan Kışlakçı'nın açıklamayı ne zaman yaptığına baktığımızda kaybolmasından birkaç gün sonra yaptı, hemen ilk gün yapmadı bu açıklamayı. Birkaç gün sonra ortaya çıkmasından itibaren bu nasıl oldu, hakikaten insanlar şok oldu. Ben şahsen o açıklamaya sadece duyulan duyumlar olarak baktım. Benim de açıklamalarım oldu. Bu açıklamalarım hiçbir şekilde kesin verilere dayanmıyordu. Ben de duyduklarıma bazı kaynakların ‘resmi kaynaklardan' edinmiş olduğu verilere dayanarak konuştum, ihtiyatla konuştum. Yaşama ihtimalini hep açık tuttum. Çünkü cumhurbaşkanımızdan yedi ya da sekizinci gün bir açıklama geldi, ‘Her ne kadar böyle bir ihtimal varsa da yaşıyor olma ihtimalini de hala düşünüyorum' şeklinde. Cumhurbaşkanımızın hukuku göz önünde bulunduran bir söylemin ihtiyatla konuşması her zaman faydalıdır. ‘İşin başında kimseyi itham etmek konumunda değiliz' dedim diye neredeyse linç edilecektim. ‘Siz birlerini mi aklıyorsunuz?' dediler. Birini aklamak gibi bir endişemiz olsaydı zaten olayın üzerine gitmezdik. Olayı ortaya çıkaran biziz neredeyse. Olayın bu şekilde dünya kamuoyuna yansıtılmasını sağlayan biz bile ‘birilerini aklıyor olmak' gibi bir söylemle töhmet altında bırakıldık. Birini suçlamıyor olmak onu aklıyor olmak anlamına da gelmiyor. Biz peşin peşin kesin bir şey söylemiyoruz tabii ki. Ama veriler ortada. Cumhurbaşkanımız dün çok net biçimde ulaşılmış olan bütün verileri ve aslında şu ana kadar birçoğu kamuoyuyla paylaşılmış verileri, paylaşılmamış olan birkaç veriyi de takdim etti aslında. Beni de şaşırttı, bilmediğim bir veriydi gelip olay gününden önce keşif yapmış olmaları. Bu ekibin sadece ve sadece öldürmek için gelmiş olduğu, önceden planlanmış olduğu bilgisini artık kesinleştirmiş oluyor bu."

    ‘KILIÇDAROĞLU'NUN ZEKASINI TAKDİR EDEBİLECEĞİMİZ HİÇBİR ŞEY ORADAN ÇIKMAZ'

    Yasin Aktay, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Katiller herkesin gözünün önünde özel uçaklara binerek Türkiye'den ayrılıyor. Ne diyordu Yasin Aktay; ‘Kısa bir süre içerisinde bütün makamlar olaydan haberdar oldular ve gereken tedbirler alındı'. Kuş değil, katiller uçtu!" yönündeki eleştirilerine de yanıt verdi. Aktay, kendisinin olayla ilgili resmi makamları bilgilendirdiği ve önlemlerin derhal alındığını savunurken, Kaşıkçı'nın ölmüş olabileceğinin bilenemeyeceğine atıf yaparak Kılıçdaroğlu'nu ‘suyu bulandırıp balık avlamaya çalışmakla' suçladı:

    "Hatice Hanım beni tam tamına 16:41'de aradı, ben de aradığı andan itibaren ilgili bütün her yere haber vermeye çalıştım. Kılıçdaroğlu suyu bulandırıp yine balık avlamaya çalışıyor. Balık yok da suyu istediğiniz kadar bulandırın, balık tutamazsınız. Kılıçdaroğlu yine insanların zekasıyla dalga geçer gibi konuşuyor. Ben haber verdiğim andan itibaren her tarafta önlemin alınmış olduğunu biliyorum ama ilk kuşkular rahmetli Kaşıkçı'ya ne olduğuyla ilgili aklımıza gelen ilk senaryo kaçırılabileceği ihtimaliydi. İlk anda bu adamın öldürülmüş olacağını kim, nereden bilecek? Zanlıların hemen tespit edilmesi mümkün olabilir mi? Ben size ‘Şu şu isimler öldürdü, hadi koşun' gibi bir ihbarda bulunmadım ki. Benim yaptığım ihbar Kaşıkçı'nın konsolosluğa girdiği ama çıkmadığı. İlk anda üzerinde durduğumuz ihtimal Kaşıkçı'nın havaalanından kaçırılmış olabileceği. Nitekim havaalanından kaçırılmadı, kaçırılamadı. Daha doğrusu öyle bir tedbir üzerinde ilk etapta duruldu. Zaten o tedbir alınmış durumda. Kılıçdaroğlu ne umuyor? Buradan kendisine hiçbir şey çıkmaz. Ona zekâsını takdir edebileceğimiz hiçbir şey oradan çıkmaz. Bir komplo teorileri, bir ‘Oradan kuş uçmadı ama katil uçtu' ifadesi… Sen o adamın katil olduğunu ilk dakikadan nasıl tespit ettin? Filmi geriye saralım. On dakika önce bir ifade alınmış ve on dakika içerisinde çıkıp gitmiş olan insanların katil olduklarını nereden bileceksiniz? Adamın katledilmiş olduğunu da bilmiyoruz. Sadece konsolosluktan çıkmamış olduğunu biliyoruz. Belki de konsolosluktadır daha."

    ‘DELİLLERİ KARARTMA PERFORMANSLARI BİLE AYRI BİR İŞARET'

    Türk yetkilileri soruşturmanın titizlikle yürütüldüğünü söylerken, Aktay, Viyana sözleşmesi diplomatik misyonlarda cinayet gibi halleri kapsamazken 10 gün sonra müdahale edilmesi ve bu süre zarfında Suudi Arabistan'ın ‘temizlik çalışmalarını rahatlıkla yürütebilmesini' uluslararası sözleşmelerdeki ihtilaflı durumlara bağladı. Aktay, Riyad'ın bu şaibeli tavrının da ‘delillerin saklanmaya çalışılıyor olduğuna dair bir delil teşkil ettiği' görüşünü dile getirdi:

    "Değişik yerlerde şu ifadede de bulundum. Sayın Kaşıkçı'nın bana da ifade ettiği, çevresinin de ifade ettiği şey hiçbir zaman öldürülmek değildi. Dolayısıyla biz onun öldürülmüş olma ihtimalini hakikaten uzun süre çok fazla düşünmedik. İşin doğrusu öldürülmüş olduğu anlaşıldığından itibaren artık nerede, nasıl öldürüldü hususu ayrı bir çalışma tekniği niteliği kazanıyor. Türk istihbaratı elindeki verilerle, bilgilerle zaten öldürülmüş olduğunu tespit etmiş durumda. Gerisi bunun delillendirilmesi ve bunun tüm açıklığıyla ortaya konulması. Şu ana kadarki süreç içerisinde bence kamuoyuyla paylaşılan bilgilerin neticesinde tablo netleşmiş durumda. Hiçbir delilimiz olmasa bile ortada Suudi Arabistan makamlarından gelen itiraf söz konusu. Bu itiraf biraz da ortaya konulan bilgilerle ve verilerle ortaya kondu. Her zaman uluslararası sözleşmeler tartışma konusu olabilir, ihtilaf konusu olabilir. Bunlar çok hassas konulardır. Lalettayin konuşan insanları, Kılıçdaroğlu'nu biraz aşan konular bunlar. Temizlik görevlilerinin konsolosluk binalarının içine girip çıkmış olmaları, o kadar laubali biçimde davranmış olmaları bile elimizde şu anda birtakım delillerin hakikaten saklanmaya çalışılıyor olduğuna dair bir delil. Aslında orada temin edeceğimiz çok da fazla ciddi bir durum kalmamış durumda. Belki de bunların kendi delillerini karartma konusunda ortaya koyacakları performans bile bizim için ayrı bir işaret, ayrı bir karine, ayrı bir delil haline gelmiş oldu. Bu da tüm dünyanın gözü önünde cereyan etti."

    ‘KİMSEYİ TÖHMET ALTINDA BIRAKMAK İSTEMİYORUZ'

    Aktay, Türkiye'nin Kaşıkçı cinayetini sınırları içerisinde cereyan eden bir olay olmaktan çıkartıp dünyanın mevzusu haline getirmeyi başardığını söyledi. Kimseyi töhmet altında bırakmak istemediklerini vurgulayan Aktay, failleri Türk mahkemesinde yargılamak mümkün olmasa bile uluslararası mahkemenin mümkün olabileceğini belirtti:

    "Türkiye'nin en başarılı şekilde yaptığı şey bu olayı sadece Türkiye sınırları içerisinde cereyan eden bir olay olmaktan çıkarıp bütün dünyanın mevzusu haline getirmesi oldu. Bu mevzu artık Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki bir mevzu sınırlarında değil. Mutlaka öncelikli olarak Türkiye'yi ilgilendiren bir sorun. Çünkü Türkiye'nin egemenlik alanları içinde cereyan etmiş böyle vahşi bir cinayet söz konusu. Ama konu aynı zamanda bütün uluslararası kamuoyunun da takip etmekte olduğu bir olay olduğu için olayın sorumlulukları bilinse bile Türkiye şu anda cezalandırabilecek bir konumda değil. Yine kimseyi töhmet altında bırakmak istemiyoruz ama olayın sorumlusu bir devlet görevlisi ve o gün Suudi Arabistan'dan gelmemiş bir kişiyse onu bir Türkiye mahkemesine getirip yargılamak mümkün değil. Onu ancak uluslararası bir mahkemede yargılamak mümkün olabilir. Türkiye'nin yapması gereken topu biraz daha geniş bir alana yaymak. Yani süreci ve müdahale alanını biraz daha geniş bir alana yaymak. Talip olabileceğimiz, talip olmanın makul sayılabileceği, buna rağmen hukuki açıdan ihtilaf konusu olmakta olduğunu gördüğümüz bir konu var. O da 15 kişinin Suudi Arabistan Konsolosluğu dahilinde cereyan etmiş bir hadiseden dolayı Türkiye'de yargılanmalarının mümkün olup olmadığı."

    ‘TÜRKİYE SUUDİ ARABİSTAN İLİŞKİLERİ İYİ OLACAKSA BU ŞAHISLARIN ÖTESİNDE BİR ŞEY'

    Aktay, ekonomik kriz vesilesiyle Suudi Arabistan'la siyasi ilişkilerini bozmak istemeyen Türkiye'nin cinayeti örtbas edebileceği değerlendirmelerine ise itiraz etti. ‘Bir takım dolduruşlara gelip erken sözler sarf etmekten kaçındıklarını' kaydeden Aktay, Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinin ‘şahısların ötesinde olduğunu' belirtti. Aktay, Cumhurbaşkanı'nın da konuşmasında çok net bir ayrıma giderek ‘adalet gerçekleşecekse bunun Suudi yönetimi ve kralın uhdesinde gerçekleşme ihtimalini hatırlattığının' altını çizdi:

    "Birtakım dolduruşlara gelip çok erkenden söylenmemesi gereken sözleri söylemekten kaçınıyoruz. Elbette ki işin içerisinde var olan cinayeti örtbas etmeye hiçbir şey bizi ikna da edemez, ne de asla böyle bir siyasi rüşvete razı edebilir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı tanıyanlar eğer ona isnat edilen böyle bir şey varsa iyi tanımışlar ki uydururken bile doğrusunu söylüyorlar. Yani sayın cumhurbaşkanı böyle bir rüşveti kabul etmeyeceğini de eklemiş olarak söylemiş oluyorlar. Ben böyle bir rüşvet talebinin Suud makamlarından Türkiye'ye böyle bir talebin olup olmadığını bilmiyorum, hiç böyle bir şey duymadım. Uydurulmuşsa bile sayın cumhurbaşkanımız bilinerek onun kişiliğine uygun biçimde uydurulmuş böyle bir teklifi reddetmiş denilerek. Ama ben böyle bir şey duymadım açıkçası. Buna mukabil Türkiye ile Suudi Arabistan ilişkileri çok iyi olacaksa bu şahısların ötesinde bir şey. Bu olayın sorumlusu her kim görülürse görülsün cumhurbaşkanı çok net biçimde bu ayrımı yaptı. Şu anki Suudi Arabistan yönetiminin baş sorumlusu olarak kralın var olduğunu, bir adalet gerçekleşecekse onun uhdesinde bunun gerçekleşebilme ihtimalini hatırlatmış oldu."

    ‘CUMHURBAŞKANIMIZ BİR DEHA OLARAK NİTELENSE YERİDİR…'

    Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinin son dönemde ideal seviyelerde olmadığını teslim eden Aktay, Türkiye'nin itidalli tutumuna karşın özellikle Suudi medyasında Türkiye aleyhtarı yayınlar yapıldığını söyledi. BAE veliahtının da ilişkilerdeki olumsuzluklardaki rolüne dikkat çeken Aktay, "Buna rağmen Türkiye bu işi kestirip atmış değil" diyerek Erdoğan hükümetinin ‘özel hassasiyet sarf ettiğinin' altını çizdi:

    "Türkiye ile Suudi Arabistan ilişkileri son zamanlarda çok da ideal seviyelerde değil. Sayın Bin Selman'ın iş başına geldiğinden itibaren aramızda sorunlu çok alan olmuştu. Onlardan bir tanesi Katar meselesi, demokratikleşme süreçlerine yaptığı köstek, darbecilere destek. Yanı sıra bazı Suud makamlarının Kuzey Suriye'de bir Türk devletinin kurulması sürecine destek vereceklerini açıklamış olmaları. Suudi Arabistan medyasında Türkiye aleyhine yapılan yayınlara Türkiye genellikle özellikle sorunu daha da büyütmemeye çalışıyor. Bunlar ciddi problem alanları. Suudi Arabistan Veliaht Prensi'nin Birleşik Arap Emirlikleri Veliahtı Muhammed bin Zayid ile ittifakı şu anda Türkiye'ye karşı birçok yerde çok olumlu bir tutum içerisinde değiller. Buna rağmen Türkiye bu işi kestirip atmış değil. Birçok yerde Suudi Arabistan ile ilişkileri daha da kötüleştirmemek için özel hassasiyet sarf ediyor. Bunda başarılı da oluyor. Çünkü diyalog kapılarını kapatmak her türlü etkileşimi de yok etmeyi getiriyor beraberinde. Birbirimizle dolaylı yoldan konuşmaya değil, doğrudan konuşmaya ihtiyacımızın olduğu çok açık. Birilerinin böyle bir beklentisi olabilir, bu sorun ciddi bir sorun, çok hassas içerimleri de olabilecek bir sorun. Onun için kriz de aynı zamanda. Bu krizin yönetimi konusunda herkes takdir etmelidir ki cumhurbaşkanımızın gerek kullandığı dil gerek olayı yönetme biçimi dünyada bir deha olarak da nitelense yeridir. Nitekim öyle niteleyenler de çok oluyor. Adaletin gerçekleşmesi iddiasından hiçbir şekilde vazgeçmeden ama aynı zamanda bunu ilişkileri daha fazla bozmayacak şekilde, kişilerin ötesinde devletlerarası bir ilişki düzeyinde kalacak şekilde sürdürülüyor olması bilinmesi gereken, takdir edilen de bir husustur."

    Etiketler:
    Birleşmiş Milletler (BM), CHP, AK Parti, Cemal Kaşıkçı, Prof. Dr. Yasin Aktay, Muhammed bin Selman, Suudi Arabistan, Türkiye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın