02:48 18 Haziran 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'Erdoğan'ın 'Fırat'ın doğusuna operasyon yapacağız' açıklamasına karşın ABD'nin izin vermesi zor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 512

    Cahit Dilek, Erdoğan’ın Suriye’nin kuzeydoğusuna yapılacak operasyonun birkaç güne başlayacağı çıkışına karşılık ABD’nin buna izin vermeyeceğini düşünüyor. Erdoğan’ın operasyonu adeta davul-zurna ile duyurmasının anlamsız olduğunu söyleyen Dilek, ABD’nin uçuşa yasak bölge tesisi olasılığına dikkat çekti.

    Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Suriye'nin kuzeydoğusunda ABD desteğiyle hakimiyet alanı kuran YPG/PYD'ye yönelik Fırat'ın doğusunu kapsayan operasyonun birkaç gün içinde başlayacağı sözleriyle dikkatler bölgeye çevrildi. Erdoğan'ın ‘ABD askerlerinin hedef alınmayacağını' vurgulaması da dikkat çekti. ABD yönetiminin ‘Türkiye'yi IŞİD'den korumak için gözlem noktaları kurulduğu' söylemi eşliğinde gerilim dinmemişken Pentagon, Erdoğan'ın sözünü ettiği operasyonun ‘kabul edilemez' olduğunu duyurdu.

    ABD'nin itirazlarına rağmen Türkiye operasyona girişir mi? TSK ABD ordusuyla karşı karşıya kalır mı? Böyle bir operasyon neye yarayabilir?

    Gelişmeleri 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı ve Yeniçağ yazarı Cahit Armağan Dilek ile konuştuk.

    ‘OPERASYONUN DAVUL ZURNA İLE BİLDİRİLMESİ ÇOK ANLAMSIZ'

    Cahid Dilek'e göre Türkiye'nin Erdoğan'ın açıklamaları doğrultusunda harekat planları bulunsa da böylesi bir operasyona kalkışması kolay değil. Cumhurbaşkanı'nın açıklaması öncesinde sahada operasyona dair belirti bulunmadığını anımsatan Dilek, operasyonun davul-zurna ile duyurulmasının da anlamsızlığına dikkat çekti. Dilek, Erdoğan'ın çıkışlarını başka alanlarda ABD'nin verdiğgi sözleri tutmaması olasılığına yorup, mesaj verilmeye çalışıldığı değerlendirmesinde bulundu:

    "Kavramlar, tahayyüller karıştı. Süreç karıştı. Eğer Türkiye dediğini yapan bir ülkeyse Cumhurbaşkanı'nın sözüne atıf yapacak olursak bu hafta sonu operasyonun başlaması gerekiyor. Ama sahadaki veriler bunun böyle olmadığını gösteriyor. Bunlar bizim açık kaynaktan aldığımız bilgiler. Yani Cumhurbaşkanı öyle bir açıklama yaptı ki birkaç gün sonra derken sahada bunun hiçbir emaresi, belirtisi yoktu. Bu tankların sevki vs. gibi şeyler açıklamadan sonra başladı. Daha önce buna ilişkin hiçbir haber yoktu. Türkiye'nin her zaman için Suriye'ye dair mutlaka planları var. Her ülkenin olması gerekir. Ama bir de bunun hazırlığının yapılması gerekiyor. Hazırlığı da biz göremedik. Mesela önceki gün CNN'e bağlanan Amerikalı yetkililer de benzer değerlendirme bulunuyorlar. ‘Bölgedeki duruma baktığımız zaman Türk Silahlı Kuvvetleri veya Türkiye, Erdoğan'ın bahsettiği şekilde kapsamlı bir harekat yapacak pozisyonda değil. Yakın zamanda öyle bir harekât beklenmemeli' diyorlar. Zaten Cumhurbaşkanı'nın bugünkü açıklamasında şöyle diyor: ‘Bundan sonra tek bir gün bile bekleyecek halimiz yok' diyor. Yani bıçak kemiğe dayanmış demek istiyor. Ama bana göre bıçak aslında sağlandı. Ama buna rağmen böyle bir operasyonu Türkiye niye böyle davul zurna ile bildiriyor? Ben askeri strateji çalışan birisi olarak bunu çok anlamsız buluyorum. Kapsamlı bir anlaşma olduğunu zannetmiyorum. Ama karşılıklı mesajların verildiğini ve iki tarafın da birbirini anladığını düşünüyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu çıkışının arkasında başka alanlardaki konularda Amerika'nın bize verdiği bir sözü getirmeme mi var? Acaba ona mı kızdı da böyle bir çıkış yaptı diye ben aklımdan geçiriyorum. Çünkü biz papazı bıraktık, onun karşılığında Amerikalılardan bir adım gelmesi gerekiyor."

    ‘OPERASYON KARARIYLA TÜRKİYE İNİSİYATİFİNİ KAYBETTİ'

    Türkiye'nin açıklamalarına karşılık ABD'nin bir uçuşa yasak bölge tesisi olasılığı bulunduğuna da dikkat çeken Dilek, Ankara'nın tutumunun aslında inisiyatif kaybı anlamına geldiği görüşünü dile getirdi:

    "Trump ile görüşmesinden sonra böyle bir böyle bir hava yayıldı. Ama bunun sonucu çıkmadı, somutlaşmadı. Belki de buna kızarak böyle bir çıkış yaptı. Onun haricinde hem istihbarat yönetiminde bu olur, algı yönetiminde bu olur, karşı taraf sizi bir şey yapmaya yönlendirir, siz onun nereye gideceğini fark etmeyebilirsiniz. Biz geçenlerde YPG taciz atışları yaptı. Onlar bizim buna karşılık vereceğimizi biliyorlar. Biz de karşılık verdik. Ben bu taciz atışlarının Amerika'nın yönlendirmesi ile olduğunu düşünüyorum. Çünkü bizim verdiğimiz karşılığın hemen sonrasında Amerikalılar gözlem noktalarını kuruyoruz diye karar aldılar. Bize bir şey yaptırdılar ve onun karşısında bize bir hamle yaptılar. Burada da bize verdikleri bir sözü belki de yerine getirmemenin karşılığında Türkiye'den sert bir tepkiye yol açtılar. Bunun karşılığında Türkiye'de çok konuşulmayan ama Jeffrey'nin ve YPG'nin dile getirdiği konular var. O da Fırat'ın doğusunda Afrin'i de katacak şekilde bir uçuşa yasak bölge konusu var. Türkiye'yi kızdırıp, operasyon kararını deşifre ettirip bu açıklamadan sonra bugün yarın Amerikalılardan bir yasak bölge kararı gelirse biz bu operasyondaki inisiyatifimizi de kaybetmiş olacağız. Bu sefer biz düşünmeye başlayacağız. Yasak bölgeye acaba girelim mi, girmeyelim mi? Çünkü adam uçağını düşüreceğim demek istiyor. İnisiyatifi kaybettik aslında bu kararı açıklamakla."

    ‘ERDOĞAN YÖNETİMİNİN AKLINDA BİR SİYASİ HEDEF OLMADIĞI ORTADA'

    ABD'nin Türkiye'nin operasyonu gerçekleştirmesine müsaade etmeyeceğini savunan Dilek'e göre, Türkiye'nin açıklamaları da birbirini tutmuyor. Bir gün Menbiç ertesi gün Fırat'ın doğusunun öne atıldığını belirten Dilek, Erdoğan'ın aklında bir siyasi hedef bulunmadığının ortaya serildiği görüşünü dile getirdi. Dilek ‘Türkiye'nin kapsamlı bir Suriye politikası olmadığı için hangi politikayı uygulayacağını bilemez hale getirildiğini' de ekledi:

    "Bence Amerikalıların özellikle Fırat Kalkanı Harekatı'ndan ders çıkardığını düşünüyorum. çünkü Fırat Kalkanı Harekatı'nda da o zamanki Merkez Kuvvetler Komutanı Votel aynen şunu söylemişti. ‘Türkler bir fırsatını buldu, girdiler. Dolayısıyla şu anda müdahale edemiyoruz' demişlerdi. Yani bir adım attıktan sonra onun nerede duracağını kestirmek çok zor. Dolayısıyla Amerikalıların ben buna izin vereceklerini sanmıyorum. Sınıra doğru hamleler var. ‘Biz burada gözlem noktaları kurduk. Siz de benzer şekilde gerekirse tam sınır hattının üzerinde bazı gözlem noktaları kurun ve ortak devriye yapalım, Menbiç'te yaptığımızı burada yapalım' önerisiyle karşılaşmamız mümkün. Hiçbir şey elde etmezseniz bazı yerlerde gözlem noktaları tesis etmiş olursunuz. Oradaki YPG'lileri etkisiz hale getirmedikçe, onların kazandığı imkanları ortadan kaldırmadığınız sürece bu sefer 5 km güneyde size yine tehdit olmaya devam edecek. Sizin nihai hedefinize de ulaşmaz. Karışık açıklamalar, yönlendirmeler, bir gün Menbiç'i söyleyip öbür gün Fırat'ın doğusunu söylemek gibi Erdoğan yönetiminin aklında da bir siyasi hedef olmadığı ortaya çıkıyor aslında. Siz bir askeri operasyon yapacaksanız siyasi bir hedefe hizmet etmesi lazım. Türkiye'nin kapsamlı bir Suriye politikası olmadığı için hangi politikayı gerçekleştireceksiniz ki buna göre bir operasyon yapasınız? Bu olmadığı için askeri operasyondan da bir fayda beklemek olmaz. Orada ufak bir yeri ele geçirirsiniz ama size hiçbir fayda sağlamaz. Sadece operasyon yapmış olursunuz. 24 Haziran öncesi benzeri bir senaryo ile karşı karşıya olduğumuzun emareleri daha fazla gerçek bir operasyon olacağından ziyade. Daha Türkiye'nin gündemine girmediği zamanlar bile Fırat'ın doğusuna bir operasyon yapılması gerektiğinden bahsediyordum. Bir strateji uygularken üç tane temel unsuru var. Zaman, mekan, kuvvet. Yer değişmedi ama zaman değişti. Üç yıl içinde sizin karşınızdaki tehdidin niteliği değişti. Bir ordu haline geldi. Amerika, Körfez ülkeleri, Fransa, Almanya oradaki bizim hedef gördüğümüz, çerez terörist dediğimiz unsurun arkasında. O büyüdü orada. Dolayısıyla üç yıl önce operasyon yapsaydınız, tereyağından kıl çeker gibi halledebilirdiniz. Şu anda Türkiye operasyon yapabilir. Kurtuluş Savaşı'nda yedi düvele karşı savaştı, riske göze aldı, nasıl Kıbrıs Barış Harekatı'nda Amerika'ya karşı bunu yaptı, yine yapabilir asker açısından. Bunun bedeli fazla olur. Bunu zamanında yapmalısınız. Bu stratejisizlik, siyasetsizlik, politikasızlık. Her geçen gün bizi ağır bir bedelle karşı karşıya bırakıyor."

    ‘AMERİKA, YPG'Yİ GÖRÜNMEZ HALE GETİRİYOR'

    Buna karşılık Dilek'e göre ABD bölgede YPG'yi ‘görünmez hale getirme' politikası güdüyor. SDG içinde Arap unsurların sayısının artırılmasının bilinçli bir politika olduğunu anlatan Dilek, diğer yandan Menbiç'ten çekilme varmış gibi yapıldığını kaydetti. Dilek'e göre ABD kendisini Türkiye ile Suriye Kürtleri arasında arabulucu konuma getirmeye çalışıyor:

    "Menbiç'i Menbiçlilere devretmek, Rakka'yı Rakka'ya devretmek. Amerikalılar da aynı şeyi söylüyorlar. Son zamanlarda hamleleri var zaten. Bizim bu çıkışımızı bertaraf etmek, etkisizleştirmek istiyorlar. Ama SDG içindeki Arap unsurları sayısını artırıyorlar. Fırat nehrinin doğu kıyılarına yani Cerablus ile Menbiç sınırı arasındaki Arap SDG'lileri yerleştirdiler son bir haftada. Diğerlerini de peyderpey Türkiye-Suriye sınırına getiriyorlar. YPG'nin görünürlüğünü azaltıyorlar. Onları görünmez hale getiriyorlar. Zaten talimat verdiler. Burada Apo'nun posterleri, amblemleri, YPG bayraklarını buradan kaldırın dediler. Onları kaldırıyorlar zaten. Her şeyi biz görüntü üzerinden götürüyoruz. Onlar bizim şekil üzerinden hareket etiğimizi anladılar. Aynı şekilde Menbiç'te de. öne çıkmış kamuoyuna medyada fotoğrafları yayılmış kişileri görevden alarak onların yerine ismi çıkmamış başkalarını getirerek YPG'yi Menbiç'ten çekildi diye satmaya çalışıyorlar. En son Jeffrey'nin açıklamasında da o vardı. Şu ana kadar 40-50 kişiyi gönderdik. Türkiye'ye söyledik, bir o kadar daha kaldı. Onları da gönderdikten sonra Menbiç'ten YPG temizlenmiş olacak diyor. Bunun benzeri Fırat'ın doğusunda yapmak istiyorlar. Dolayısıyla Türkiye buna razı olduktan sonra Amerika'nın Menbiç modeli hayata geçmiş olacak. Ama Çavuşoğlu'nun bize anlattığı Menbiç modeli bu değil. Biz girecektik içeriye, şehir merkezini dolaşacaktık, daha sonra Fırat'ın doğusunda da dolaşacaktık. Amerika'nın hiçbir açıklamasında buna benzer bir ifade bulamazsınız. Kesinlikle girilmeyeceğini söylüyorlar. Aynı şekilde Fırat'ın doğusuna da giremeyecekler. Türkiye, Suriye sınırında önümüzdeki dönemde Amerikalılarla ortak devriye yapmaya başlarız, biz kendi tarafımızda Amerikalılar da kendi tarafında Arap unsurlu SDG'lerle birlikte ortak devriye yaparlar. Amerikalıların Suriye Kürtleri ile Türkiye Kürtlerini uzlaştırma bir müzakere sürecinde bir araya getirme projesi var. Şu anda Jeffrey, Türkiye'den gitti ama şu anda Suriye'nin kuzeyinde. Orada bir operasyon yapılacak olsa Jeffrey orada niye dolaşsın? Bir arabulucu rolü de var. Suriye Kürtlerini Türkiye'ye yönlendirme projesi var. Yani Türkiye ile iş birliğine ikna etmeye çalışan bir proje var."

    Etiketler:
    YPG, TSK, IŞİD, IŞİD ile Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın