22:29 25 Nisan 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘Sudan’daki protestolar Arap Baharı’nın artçı isyanları, el Beşir bu krizi kolay kolay atlatamayacak’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 11

    Sudan’daki protestoları ‘Arap Baharı’nın artçı isyanları’ olarak gören İslam Özkan, Arap isyanlarını atlatan el Beşir rejiminin bu kez krizin üstesinden kolay kolay gelemeyeceği görüşünde. Özkan’a göre gerekli ekonomik önlemler alınmazsa, Ömer el Beşir’in devrilme ihtimali çok yüksek.

    Sudan'da 19 Aralık'ta başlayan protestolar devam ediyor. Ülkede yaşanan ekonomik sıkıntılara bağlı olarak gerçekleşen protestolar 29 yıldır iktidarda bulunan Devlet Başkanı Ömer El Beşir'in bugüne kadar karşılaştığı en büyük tehditlerden biri olarak değerlendiriliyor. Gelişmeleri Arap kaynaklarını yakından takip eden gazeteci İslam Özkan ile konuştuk.

    ‘ÖMER EL BEŞİR DE DARBEYLE İKTİDARA GELDİ'

    Sudan'da gelişen olayların darbe çağrısı olarak nitelenmesiyle ilgili İslam Özkan, Sudan Devlet Başkanı el Beşir'in de iktidara darbeyle geldiğini anımsattı. Özkan, petrol zengini Sudan'ın bunca kaynağına rağmen, halkın hala yoksul olduğunu dile getirdi:

    "Sudan'da olup biten olayları Arap Baharının ya da Arap isyanlarının artçı isyanları olarak değerlendirmek mümkün. Çünkü Sudan diğer Arap ülkeleri gibi Arap Baharının yoğun olarak yaşandığı bir ülke değildi. 2013 yılında Arap isyanlarının zirveye çıktığı noktada küçük birtakım hareketlilikler olmuştu. Ama Sudan yönetimi bu ayaklanmaları polisiye tedbirlerle bir şekilde bastırabilmişti ve Arap isyanları dönemini çok ucuz şekilde atlatmıştı. Ancak biriken sorunların varlığı Sudan'da Arap isyanları bu kez bile bastırılsa önümüzdeki süreçlerde yeniden gündeme gelmeyeceğini kimse garanti edemez. Hatta tam tersine Sudan aslında petrol zengini bir ülke olmasına rağmen ve yer altı-yer üstü kaynaklarının zenginliğine rağmen bir türlü ekonomik kalkınmasını başaramamış, uluslararası siyaset literatüründe başarısız devlet olarak geçen literatüründe bu ismi hak eden en temel ülkelerden bir tanesi. Bu kadar zenginliğe rağmen halkı hala fakir. Çok ciddi gelir uçurumu var, sınıflar arasında toplumsal tabakalar arasında. Ömer el Beşir, 1989'da Ulusal Kurtuluş Devrimi olarak adlandırdıkları bir darbeyle iktidara geldi. Şu an itibariyle 30. Yılını deviriyor Ulusal Kurtuluş Devrimi, tabii bu bir darbeydi. 30 yıl boyunca neler yaptığına baktığımızda, darbenin gerekçesi şuydu aslında. Kendinden önce Sadık el Mehdi hükümetine yönelik Güney Sudan'daki ayrılıkçı hareketle uzlaşması, onunla masaya oturup anlaşma imzalaması, şeriat kanunlarının rafa kaldırılması, İslam hukukunun uygulanmayacağının ilan edilmesi ve buna benzer birtakım gerekçeler ileri sürülerek darbe yapılmıştı. Darbeden sonra darbeciler neden başta el Beşir olmak üzere neden darbe yaptıklarını bu şekilde izah ettiler. Ama Sadık el Mehdi'ye yani 1989'tan önce iktidar olmuş demokratik seçimlerle iş başına gelmiş hükümet ne yaptıysa, karşı çıkmasına rağmen aynısını da Ömer el Beşir hükümeti yapmak zorunda kaldı. Hatta daha da ötesini yaptı. Güney Sudan'daki ayrılıkçı harekete bütünüyle bağımsızlık verdi. Yaklaşık olarak 4'te 3'ü petrolün, yer altı ve üstü kaynaklarının önemli bir bölümü Güney Sudan'da kaldı."

    ‘SUDAN'DA CİDDİ BİR KRİZ VAR, BU YÜZDEN DIŞ MİHRAKLAR SÖYLEMİNE ÖMER EL BEŞİR DE SARILDI'

    Sudan'da ekonomik krizin ciddi boyutlara ulaştığını ifade eden Özkan, Ömer el Beşir'in bu yüzden diğer otoriter yöneticilerin de yaptığı gibi ‘dış mihraklar söylemini' diline doladığını, bu yönde açıklamalar yaptığını belirtti. Özkan'a göre Güney Sudan'da el Beşir'den önceki lider Sadık el Mehdi'nin imzaladığı anlaşma devam ettirilseydi, büyük kayıplar yaşanmamış olacaktı:

    "Abyei, Güney Sudan'ın başkenti. Orada yıllar süren bir savaş vardı. Belki anlamaya çalışmak lazım. Çok yıpratıcı, 30-40 yıldır devam eden bir savaştı. Ülkenin yer altı ve yer üstü zenginlikleri imha oluyordu, yağmalanıyordu. Yeteri kadar ülke kalkınamıyordu. Ömer el Beşir hükümetinin neden Güney Sudan ile anlaşma masasına oturduğuna ilişkin birtakım meşrulaştırmalar, haklılaştırmalar anlaşılabilir. Ancak kendinden önceki hükümete bu yüzden eleştirilerde bulunmuştu, darbeyi bunun için yapmıştı. İkincisi, 2011 yılında Güney Sudan bağımsızlığını kazandı. 1989'tan 2011' kadar on binlerce insan hayatını kaybetti. Kaldı ki Sadık el Mehdi'nin imzaladığı o anlaşmayı devam ettirmiş olsalardı durum çok farklı olacaktı. Bir de el Beşir'in şöyle bir özelliği var. Arap dünyasındaki seküler diktatörlerden biraz farklı biraz İslami yönü güçlü olan, şeriatı hayata geçirmek İslam hukukunu uygulama iddiasıyla darbe yapmış ve iktidara gelmiş bir isim olması hasediyle de önemli. Hasan Turabi dediğimiz yani İslam dünyasında çok tanınan önemli bir entelektüel olan büyük bir Müslüman düşünürün entelektüel desteğiyle, onun partisinin desteğiyle iktidara gelmişti. Ama 1999 yılında onunla da yollarını ayırdı. Ömer el Beşir iktidara geldiği kim varsa hepsini teker teker elimine etti. Şu anda kendi partisine hakim yapıyla mevcut durumu devam ettirmeye çalışıyor. Müslüman Kardeşler de işin içerisinde. Neredeyse el Beşir hükümeti bütün partileri, siyasal yapıları, örgütleri, İslamcısından Marksistine, sosyalistinden birçok siyasal harekete kadar hepsini karşısına almış durumda. Dolayısıyla bu krizi kolay kolay atlatabilecekmiş gibi gözükmüyor. Yıllardır birikmiş olan sorunların üstüne eklemek gerekirse, dolar kurunun aşırı şekilde yükselmesi ki bunu biz de yaşıyoruz, İran yaşıyor, ama özellikle ekonomik açıdan zayıf olan, kırılgan yapıdaki ülkeler Trump'ın ulusalcı ve içer kapanmacı politikasından ya da dolar noktasında daha farklı politikalardan daha fazla etkilendiler. Sudan da bu ülkelerden biri. Hem doların bu kadar yükselmesi hem de ekmek ve benzin gibi ihtiyaç maddelerinin anormal, herhangi bir şekilde uluslararası ülkelerle mukayese edilemeyecek şekilde aşırı bir sıçrama kaydetmesi de artık bombanın pimini çeken unsurlardan bir tanesi oldu. Ekmek 50 kuruştan 3 TL'ye fırladı. Yani bazı bölgeler yüzde 600'e yakın bir ekmek zammı gördü. Benzin de öylesine bir zamla karşılaştı. Devlet memurlarının büyük bölümü maaşlarını alamadı. En son bütün otoriter yöneticilerin başvurduğu söylem olan küresel güçler, dış mihraklar söylemine Ömer el Beşir de sarıldı. El Beşir'in ziyaretini bu minvalde okumak gerek diye düşünüyorum."

    ‘SUDAN, AMERİKAN KOMPLOSUNA KARŞI RUSYA'YI MÜDAHALE ETMEYE ÇAĞIRDI'

    Sudan rejimini son 10 yıldır siyasi anlamda büyük bir kriz içerisinde olduğuna dikkat çeken Özkan, el Beşir'in bu nedenle kendisini iktidarda kalmasını sağlayacak her şeye dört elle sarıldığını dile getirdi. Sıkışan el Beşir'in ülkesinin durumunu Amerikan komplosuna bağladığını belirten Özkan, Rusya'yı Amerika'ya karşı kendisini koruması için çağırdığını belirtti:

    "Yemen'de İran'ın desteklediği Ensarullah hareketine karşı paralı asker olarak savaşan Sudanlılar var. Sudan ordusundan olan ya da Sudan hükümetini desteklediği milisler bunlar. Yemen'de İran'a karşı savaşıyor Sudan. Ama Suriye'de İran'ın en büyük müttefiki olan Beşar Esad ile el sıkışıyor ve hiç kimsenin ziyaret etmeye cesaret edemediği bir süreçte kameraların önünde ziyaret ediyor. Anlaşılan o ki Suudi Arabistan'dan Muhammed Bin Selman yönetiminden beklediği desteği görebilmiş değil. Sudan'ın ilk başta Yemen savaşı başladığında kararlılık fırtınası harekatına desteğini 2015 yılında zihinlerinize getirirseniz, Haremeyn bölgesi Mekke ile Medine işgal tehdidi altında diye çok tepki çeken bir açıklama da yapmıştı Suud yönetimi. Yani desteğinde de dengesizdi. Radikaldi. Suudi Arabistan'ın bile o dönemde dile getirmediği şeyleri Sudan yönetimi dile getirmişti. Ömer el Beşir yönetimi özellikle son 10 yıldır çok ciddi bir siyasal politik kriz içerisinde ve kendisini iktidarda kalmasını sağlayacak her şeye dört elle sarılıyor. Bu bazen Suudi Arabistan oluyor, bazen Yemen savaşı oluyor, bazen Beşar Esad ziyareti oluyor. Rusya'ya da çağrıda bulundu. Geçtiğimiz günlerde uluslararası küresel Amerikan komplosuna karşı Rusya'yı Sudan'a müdahale etme ve Rusya'ya Sudan'da Amerika'ya karşı kendisini koruma çağrısında bulundu. Dolayısıyla Şam ziyaretini iki şekilde yorumlayanlar var. Birileri, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerinin finansörlüğünü üstlendiği, Arap Birliği'nin iteklemesiyle Şam'a gitti, onlar oraya gönderdi diyor. Birileri de Rusya'nın sempatisini kazanmak için Esad ziyaretinde bulundu diyorlar. Her ikisinin de olma ihtimali çok yüksek. Netice itibariyle son dönemde İran, Rusya'nın daha eski ittifakı olmasına rağmen, Muhammed Bin Selman döneminde, Suud da Rusya ile ilişkilerini geliştirdi. Eğer kesişim noktası Rusya ise işin içinde İran da Suudi Arabistan da olabilir. Rusya Ortadoğu'da çok dengeli bir siyaset güdüyor. Bütün politik aktörlerle ilişkilerini iyi tutmaya çalışıyor. Dolayısıyla bunun iki şekilde yorumlanmış olması çelişkili olmasını da getirmez."

    ‘EL BEŞİR EKONOMİK ÖNLEMLERİ ALMADA BAŞARISIZ OLURSA, İSYANIN BAŞARILI OLMA ŞANSI VAR'

    Özkan, Sudan lideri el Beşir'in ekonomik krizi ortadan kaldırmaya yönelik gerekli önlemleri almazsa, Sudan'daki isyanların başarılı olma şansının oldukça yüksek olduğunu dile getirdi. Fakat Özkan, el Beşir'in bundan sonra halkı memnun etmesinin de zor olduğu görüşünde. Özkan'a göre, dışarıdan maddi yardım gelmediği sürece Ömer el Beşir'in işi çok zor:

    "Bu isyanın başarılı olma şansı var. Burada ordunun rolü çok önemli. Arap Baharlarıyla ilgili olarak siyaset bilimi literatürüne baktığımızda başarılı olduğu ülkelerdeki en temel faktörün ordu olduğu görülüyor. Ordu eğer tarafsız kalır ya da göstericileri desteklediği ülkelerde Arap isyanları başarılı oldu. Ama ordunun rejimlerin arkasında bulunduğu ya da orduyla rejimin politik olarak bütünleştiği, ordunun rejimin politik uzantısı haline geldiği ülkelerde ise Arap isyanlarının başarısız olduğu ve ordu ile rejimin birlikte hareket ederek o isyanları bastırdığını görüyoruz. Burada da eğer milyonluk gösteri çağrısında bulunuldu 28 Aralık'ta ama henüz daha o gösteri gerçekleşmiş değil. Gösterilerde de bir düşüş var. Bu yeniden yükselmeyeceği anlamına gelmiyor. Eğer ekonomik önlemleri almada başarısız olursa Ömer el Beşir yönetimi, yıkılma, devrilme ihtimali çok yüksek. Hatta Londra'da yaşayan ama Sudanlı bir yazar olan Abdulvahab El Efendi gibi diğer Sudanlı entelektüeller Ömer el Beşir rejimin devrileceği kanaatindeler. Ömer el Beşir, meşruiyetini büyük ölçüde yitirmiş görünüyor. Ama el Beşir'in Şam ziyareti, Yemen savaşında oynadığı rol gibi küresel ölçekte birtakım atraksiyonlar yaparak ‘paçayı kurtarma' operasyonlarına girişeceğini düşünüyorum. Bundan sonra halkı memnun etmesi çok zor gözüküyor. Çünkü mevcut ekonomik imkanlar mevcut bütçe mevcut ekonomik yapı bu durumu kotarmaya çok müsait görünmüyor. Dışarıdan bir parasal yardım gelmediği sürece Ömer el Beşir'in işi çok zor. Bir de 30 yıl geçmiş aradan, bu yüzden çok yıpranmış bir rejim. Bu gösteriler istikrarlı bir şekilde devam ederse, muhalefet geri adım atmazsa, Ömer el Beşir'in sonunun ya bir askeri darbe ya da yine halk ayaklanmalarıyla yerle bir edilme ihtimalinin çok yüksek olduğunu düşünüyorum."

    Etiketler:
    Arap Baharı, Sudan Devlet Başkanı Ömer el Beşir, Sudan, Güney Sudan
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın