06:09 22 Nisan 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'Fransa'da Sarı Yelekler devlet gücü ile yenişememe halinde'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 0 0

    Ragıp Duran’a göre Sarı Yelekler, soldan destek görse de klasik sağ popülist özellikleriyle Fransa’ya has bir hareket. Şiddet nedeniyle katılımın düştüğüne işaret eden Duran, hareketin, örgütsüzlük, lidersizlik, açık siyasi ve ideolojik çizgi yokluğu yüzünden devlet gücü ile ‘yenişememe hali’ yarattığını belirtti.

    Fransa'da neoliberal Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a karşı 17 Kasım 2018’de başlayan ‘Sarı Yelekler’ isyanı dinmiyor. Başkent Paris ve önde gelen kentleri sarsan gösterilerde polisin şiddeti nedeniyle 11 kişi hayatını yitirdi, 2 binden fazla insan yaralandı yine 2 bine yakın insan hapis cezasına çarptırıldı. Fransız polisinin de Sarı Yelekler’in de şiddete başvurmasının eksik olmadığı protestolar giderek ‘Macron’un istifası’ talebine dökülmüş durumda. Ancak Fransa lideri, popülaritesinin düşüklüğüne karşılık ‘istifa etmeye’ niyetli görünmüyor.

    Fransa’yı sarsan isyah hali ve Avrupa’nın ‘liberal demokrasisine’ olası gazeteci yazar Ragıp Duran ile konuştuk.

    ‘SARI YELEKLER KÜÇÜK BURJUVA ÜLKESİ FRANSA’YA HAS BİR HAREKET’

    Ragıp Duran’a göre, ‘Sarı Yelekler’ hareketi ‘Fransa’ya özgü’ oldukça karmaşık yapıda bir hareket. Sarı Yelekler’in daha ziyade Fransa’nın orta ve orta alt sınıfının tepkilerinin vücut bulmuş hali olduğunu belirten Duran, Fransız polisinin önlemleri ve şiddet uygulamaları nedeniyle katılım düzeyinin giderek düştüğünü kaydetti. Hareketin örgütlü olmaması, partisi ve lideri bulunmaması ve açık siyasi ve ideolojik çizgi barındırmaması nedeniyle karşısındaki devlet gücüne ‘toslamış bir görünümde’ olduğunu anlatan Duran, gösterilerin inişli-çıkışlı sürdürülmesinden ötürü adeta bir ‘yenişememe haline’ vurgu yaptı:

    “Oldukça karmaşık bir hareket. Şimdiye kadar gördüğümüz herhangi bir toplumsal muhalefet hareketine benzemiyor. Gerçi şimdiye kadar Gezi’ye benzeten oldu, Ocupy Wall Street’e benzeten oldu. Ama benim okuduğum son tahlillerde Fransa’daki Sarı Yelekliler hareketini mesela İtalya’daki Beş Yıldız hareketine, İngiltere’deki Brexit hareketine veyahut Amerika’da son seçimlerde Trump’a oy verenlerin hareketine benzettiler. Yani klasik bir sağ popülist bir hareket. Ama çok özgün bir hareket, Fransa’ya has bir hareket bu. Çünkü Fransa aslında devasa bir küçük burjuva ülkesi. Dolayısıyla çok geniş, çok büyük bir orta ve orta alt sınıf var. Bu Fransız küçük ve orta burjuvazisinin de birtakım hasretleri var. Otomobil çok önemli onlar için, vergi çok önemli. Biraz bencildir o kesim, biraz da ‘dırdırcıdır’. Her şeyden şikayet eder. Baktığımız zaman Sarı Yelekli harekete bütün bu özellikler var. Mesela Fransa’nın hatta dünyanın önemli iki sosyoloğu Alain Turen ile Edgar Morin’in bu konuda sohbetlerinde şu ortaya çıkıyor. ‘Bu yepyeni bir hareket. Onun için eski kalıplarla anlayabileceğimiz bir şey değil, çok özgün bir şey’. 17 Kasım’da başladı, Cumartesi 13. Hafta. Aslında tam da hiçbir şey olmadı değil. Böyle acayip inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Genellikle son dönemde yani Fransız polisinin tedbirleri ve şiddet uygulaması nedeniyle katılım giderek azalıyor, 50 bine 40 bine kadar düştü ki ilk başlarda 130-140 bin kişi Fransız çapında eylemlere katılıyordu. İşin özü şu: Şimdi bir yandan örgütlü olmayan, partisi, lideri olmayan, çok net, berrak, açık siyasi ve ideolojik çizgisi olmayan bir Sarı Yelekliler hareketi var. Çok çeşitli parçalardan oluşuyor. Onun karşısında son derece örgütlü polisi, mahkemesi, medyasıyla bir devlet var. Ne onlar devleti alt edebiliyor ki zaten devleti alt etmek gibi bir hedefleri yok ne de devlet buna gerek polisi gerek medya veya mahkeme aracılığıyla karşı çıkamıyor, devam ediyor gidiyor.”

    ‘FRANSIZ POLİSİNİN ŞİDDET KULLANIMINI AÇIKÇA TEŞHİR EDİLDİ’

    Duran’a göre eylemlerin olumlu yanı Fransız polisinin sergilediği şiddetin teşhir olması. Geçen hafta meclisin hedef alınması, Porsche marka bir aracın yakılmasıyla ‘düzen karşıtı bir karakterin’ de ortaya serildiğini belirten Duran özellikle neoliberal akım ve Macron’da cisimleşen topluma ‘tepeden bakan’ tutuma yönelik müthiş bir tepkinin de ortaya serildiğini ekledi. Yine de Duran’a göre harekette parlamento dışı sol unsurlar da bulunsa da karmaşık doğası siyasi bir hedef ortaya konulmasına geçit vermiyor:

    “Belirsizlikler var bir sürü. Olumlu yanları var. Bunlardan bir tanesi, Fransız polisinin şiddet kullanmasının açığa çıkıp teşhir olması. İçişleri Bakanı şu ana kadar polislerin uyguladığı şiddetle ilgili olarak 133 soruşturma başladı. Gözü çıkanlar var. Plastik mermi kullanımı gündeme geldi. Onu da yasaklamaya çalışıyorlar. Bu cumartesi günkü eylemler de ilginç. Hedef olarak belirlenen üç yer var. Cuma günü Facebook üzerinden örgütleniyorlar. Polis de bilemiyor nerede ne zaman yapılacağını. Onun için polis de biraz şaşkın durumda. Bu Cumartesi Paris’te bahsediyorum. Hedeflerden biri Millet Meclisi idi. Giderek direkt siyasi hedeflere yöneliyorlar. Diğer hedef, bir Porsche marka araba yaktılar. Bir tane de Fransız anti-terör polisinin minibüsünü yaktılar. Giderek ciddi bir yerleşik düzen karşıtı bir hareket halini alıyor. Çünkü hakikaten küçük orta burjuvazi, bütün bu neoliberal akımlardan, Macron’un tepeden bakan, ukala, kasıntı havasına karşı müthiş bir nefret, tepki duyuyorlar. Zaten yayınlamışlardı yanılmıyorsam 5. Haftada, 19 maddelik talepleri vardı. Ama aslında tek talepleri var: ‘Macron istifa’. İlginç bir hareket, izlenilmesi gerekir. İlk başta aşırı sağ ve milliyetçi temalar ortaya çıktı. Siyasi partiler, sendikalar ve STK’lar uzak durdu, çünkü ne olduğu belirsizdi ilk başta. Daha sonra aşırı sağ temalar azaldı. Parlamento dışı sağ demek doğru olur. Parlamento dışı sol da katıldı onlara. Cumartesi günü Lyon’da biz oradaydık. Parlamento dışı sağ ile parlamento dışı sol kapıştı. Her ikisi de Sarı Yelekliler. Dolayısıyla karmaşık bir hareket.

    ‘AP SEÇİMLERİNE KATILIM SARI YELEKLİLERİ YERLEŞİK DÜZENE KATMA ANLAMINDA HÜKÜMETİ MEMNUN EDER’

    Ragıp Duran, Sarı Yelekler hareketinin siyaseten partileşmesinin tartışılmaya başlandığını ancak bölgesel düzeyden merkezi bir yapıya evrilmesinin kolay olmayacağına dikkat çekti. Son dönemde hareketin mayıs ayında düzenlenecek Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılması da gündeme taşınırken, Duran’a göre böylesi bir durum ‘yerleşik düzene katma’ anlamı taşıyacağından iktidarı memnun da edebilir.

    “Önce bu hareketin geleneksel anlamda siyasi partileşmesi sorunu tabii ki Sarı Yeleklilerin kendi içinde tartışılıyor. Kendi içinde derken bunlar daha çok bölgesel olduğu için merkezi bir yapıları, örgütlenmeleri olmadığı için herhangi bir karar çıkması söz konusu değil. Mesela medyatik de bir yanı olan genç bir kadın Sarı Yeleklilerin sözcüsü olarak çıkıyordu. Hakikaten Avrupa Parlamentosu seçimlerine girelim şeklinde bir tez geliştirdi. Kadın daha sonra vazgeçti, istifa etti. Dolayısıyla merkezi bir şekilde bütün Sarı Yeleklilerin taleplerini karşılayacak bir siyasi örgütlenme zayıf gözüküyor. Aslında hükümet de memnun. Eğer Avrupa Parlamentosu seçimlerine girerlerse böylece özellikle dört yol ağızlarını tıkayıp sağa sola saldırmaktan vazgeçerler diye belirli ölçüde yerleşik düzene katmaya çalışıyor.”

    ‘MACRON DA KENDİ ‘MUHTARLARIYLA’ TOPLANIYOR

    Sarı Yelekler karşısında önce bocalayan Fransa liderinin ise önce bazı ufak tefek tavizler verdiğini anımsatan Duran, bu durum hareketi tatmin etmeyip şiddet olayları artınca bu sefer polisiye önlemleri sertleştirmeyi seçti. Macron’un ‘radikalleşmeyi’ artıran bu faktör karşısında ‘ulusal tartışma’ dediği bölgelerin yöneticileriyle canlı yayınlarda konuşma taktiğine geçtiğini anlatan Duran, Fransa liderinin henüz tam olarak bu isyan haliyle nasıl baş edebileceğini bulamadığı görüşünü dile getirdi:

    “Macron meselesi de ilginç. Macron 13 hafta önce aslında acayip şaşırdı. Beklemediği bir yerden müthiş kitlesel sert bir muhalefet geldi. Aslında ilk başta yelkenleri indirdi. Sadaka gibi 100 euro da olsa Mayıs’a kadar karbon vergisini erteleme, benzin zammını erteleme gibi yarım ağızla da olsa talepleri karşılayacağına dair açıklamalarda bulundu. Fakat bu kesmedi Sarı Yeleklilerin hareketini. Bu sırada şiddet eylemleri de arttı. Bu şiddetin bir kısmı doğrudan Sarı Yeleklilerin nefretini, hıncını gösteriyor, bir yandan da bu banliyödeki çocukların fırsattan istifade Şanzelize’de dükkanları boşaltması durumu var. Çok güzel bir sahne vardır. Çoğu banliyölerde oturan genç çocuklar, işsiz, güçsüz, yarın için umutları olmayan çocuklar Şanzelize’deki lüks mağazalara girip oraları soyuyorlar. Dışarıdakilere de bağırıyorlar, ‘Gelin, vergilerinizi geri alın’ diye. Orada da bir sürü insan ‘Ben şiddete karşıyım ama bu çocukların şiddetini de anlıyorum. Bu kadar tepeden bakarsanız, bu kadar çözümsüz bir yönetim olursanız, bu çocuklar da bunu yaparlar’ şeklinde destekliyorlardı. Macron baktı tavizle, şunla, bunla olmuyor. Özellikle 6. haftadan sonra Fransa’da 68 Mayıs’ından sonra bu yana görülmemiş çok güçlü bir polisiye düzen kuruldu. Bunlar gaz kullanıyor. Plastik mermi kullanıyor. Bizim panzer dediğimiz zırhlı araçları kullanıyor ki topu topu Fransa’da 12 tane var. Sırf Bakırköy’de 20 tane var. O bakımdan geriler biraz. Dolayısıyla şiddet belirli ölçüde katılımı azalttı. Ama katılım azalmasına rağmen Sarı Yelekliler’de bir kere radikalleşme başladı. Mesela Meclis Başkanı’nın evini yakmaya yönelik bir kundaklama girişimi var. Bir iki daha böyle sembolik alana saldırılar var. Sonuç olarak baktığımız zaman Macron da bunlarla nasıl başa çıkacağını bilmediği için başka bir sahaya geçti. Ulusal tartışma dediği özellikle 60’yakın belediye başkanını toplayıp haftada iki gün ceketini çıkarıyor, gömleğinin kollarını sıvıyor, kravatını gevşetiyor, ‘Hadi gelin tartışalım’… Biraz oyun. Fransa’da belediye başkanı ile muhtar aynı sözcüktür. Avrupa Parlamentosu seçimleri var, Macron başladı kampanyaya. Üstelik bunlar televizyondan naklen yayınlanıyor. Gerçi giderek reytingleri düşüyormuş Macron’un ulusal tartışmaların. Çok da bir anlamı yok. Doğru dürüst bir yönetim halkın, Sarı Yeleklilerin, toplumların çeşitli sınıfların taleplerini bilir, çok daha önce incelemiştir ve onları uygular. Bunu yapamıyor. Macron da nasıl başa çıkacağını henüz şiddetle mi, taahhüt vererek mi iki yolun ortası mı bilmiyor.”

    ‘MACRON İSTİFA EDİP ERKEN SEÇİME GİTSE KAYBEDER’

    Duran’a göre Macron, Avrupa’nın liberal demokrasi geleneği uyarınca istifa taleplerini karşılamıyor çünkü bu iktidara tamamen veda etmek anlamına gelecek. Macron’un güçlü bir siyasi örgütten gelmediği, aşırı sağcı Marine Le Pen’e karşı bir takım iş insanları ve büyük şirket yöneticilerinin desteğiyle başlattığı hareketle, Fransızlar tarafından gönülsüz biçimde seçildiğini anımsatan Duran, erken seçime gitmesi halinde kazanma olasılığı yok:

    “Parlamenter demokrasilerde veya demokrasilerde şiddet olmadığı sürece halkın, toplumun çeşitli kesimlerinin sokağa çıkıp gösteri yapması gibi talepler arasında en önemlisi de Macron istifa talebi. Macron biraz farklı. Klasik ve eskiden beri kökleşmiş bir siyasi örgütten gelmiyor. Sosyalist parti döneminde bakanlık yaptı. Ama iktidara gelirken ‘Ben hem sağcıyım hem solcuyum’ diyordu. Sarı Yelekliler de ‘Biz ne sağcıyız ne solcuyuz’ diyorlar. Böyle bir tenakuz var. Gelenek olarak çok çeşitli batı ülkelerinde her Cumartesi belki son dönemlerde daha noktasal şiddet eylemleri oluyor. Ama 13 haftadır bir sorunu çözemeyen bir iktidarla karşı karşıyayız. Buradaki çözüm de talep olarak istifaydı ve erken seçimlere gitmektir. Erken seçimde kazanırsa kendi haklı olduğu gösterir. Macron iktidara belki büyük bir farkla geldi ama insanlar Macron’a değil Le Pen’e oy vermemek için benim tanıdığım sosyalist partili hatta komünist partili insanlar bile Macron’a neredeyse yüzde 90 karşı oldukları halde oy verdiler ikinci turda. Birinci turda da verdiler iki tane sağcı kalmasın diye sanki kendisi solcuymuş gibi. Dolayısıyla çok da sağlam bir tabanı yok. Cumhuriyet partisi de öyle sağlam bir parti değil. Partinin içinde ilk defa hayatında siyaset yapan birtakım iş insanları, büyük şirket yöneticileri var. Onlar da birbirlerini yiyorlar. Güçlü bir blok yok arkasında. Dolayısıyla istifa ettiği anda olası bir erken seçimde kazanma ihtimali yok. O bakımdan büyük bir ihtimalle iktidara belirli ölçüde yapışmış koltuğuna duruyor. İstifa ederse yenilgisini kabul etmiş olacak.”

    İlgili konular:

    Hollande: Sarı Yelekler krizinde benim de sorumluluğum var
    Sarı Yelekler 12. haftada yaralıları anmak için sokakta
    Sarı Yelekler: Avrupa Parlamentosu seçimlerine hazırlanıyoruz
    Plastik mermi yüzünden gözünü kaybeden Sarı Yelekler lideri Rodrigues: Davacı olacağım, ne olursa olsun pasifist duruşumu koruyacağım
    'Kırmızı Fularlar'dan Sarı Yelekler'e karşı gösteri
    Etiketler:
    Sarı Yelekler, Ragıp Duran, Emmanuel Macron, Fransa
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın