21:16 18 Haziran 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'Putin ile Ruhani'nin Soçi açıklamaları, İdlib'de harekete geçileceğine işaret'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 11

    Ömer Ödemiş’e göre, Putin ve Ruhani’nin Soçi’deki açıklamaları, İdlib’de harekete geçileceğine işaret. Esad’ın son beyanında Şam’ın ‘Anayasa komitesinde Türkiye’yi temsil edenleri’ kabul etmeyeceği mesajını verdiğini söyleyen Ödemiş, Suriye liderinin YPD/YPG’yi de ABD ile işbirliği konusunda uyardığını belirtti.

    Rusya, Türkiye ve İran liderlerinin Soçi zirvesinde Suriye sahasında Astana ortaklarının işbirliğini sahada canlandıracağı beklentileri oluşmuşken, Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ın son açıklamaları özellikle Ankara-Şam diyaloğunun tesisinin kolay olmadığı izlenimi yarattı. Soçi'de Adana mutabakatı uyarınca Türkiye ile Suriye hükümetlerinin işbirliği vurguları eksik olmamışken, Esad, hem PYD/YPG hem de Ankara'ya sert mesajlar verdi.

    Soçi'de ortaya çıkan resim ve Esad'ın mesajlarını Suriye'deki çalışmalarıyla tanınan araştırmacı gazeteci ve yazar Ömer Ödemiş ile konuştuk.

    ‘ADANA MUTABAKATI SURİYE DEVLETİNİN ONAYINI GEREKTİRİR'

    Ömer Ödemiş, Soçi zirvesinde de öncesinde Erdoğan'ın Moskova ziyaretinde de atıf yapılan Adana Mutabakatı'nın öne çıkmasını değerlendiren Ödemiş, bu mutabakatın ancak Türkiye'nin Suriye devletinin onayını alması halinde bir anlam taşıdığına dikkat çekti:

    "Adana mutabakatı 1998 yılında imzalanan bir anlaşma. (Bugünlerde) Gözden kaçırılmaya çalışılan en önemli noktası da (anlaşmanın) Türkiye'nin Suriye'deki terör örgütleri için operasyon yapabilmesi için Suriye devletinin onayını almasının gerekliliği. Anlaşmanın mihenk taşı burada. Suriye devleti onay vermeden anlaşma gereği böyle bir operasyona kalkışılamıyor. Erdoğan bu anlaşmayı önümüze gelecek açısından koyduk derken öncelikle bunu kabul etmiş olması gerekiyor. Bunun dışında Adana mutabakatı bir ifade taşımıyor.

    ‘ESAD ANAYASA KOMİTESİ İÇİN TÜRKİYE'Yİ TEMSİL EDENLERİ KABUL ETMEYECEKLERİ MESAJI VERDİ'

    Suriye liderinin yerel yöneticilerle yaptığı toplantıda verdiği mesajların bir nevi ‘zafer psikolojisi' de içerdiği değerlendirmesini yapan Ödemiş, Esad için ‘ilk kez bu denli sert konuştuğu' saptamasında bulundu. Esad'ın Erdoğan için ‘İhvancı' tanımı yapmasının yeni olmadığını belirten Ödemiş, asıl meselenin Anayasa Komitesi ile ilgili olduğu görüşünde. Ödemiş, Esad'ın verdiği mesajların Anayasa Komitesi'nde Suriye değil Türkiye'yi temsil eden isimlerin Şam tarafından kabul edilmeyeceğine işaret ettiğini vurguladı:

    "İlk defa Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad bu kadar sert konuştu. Aslında konuşmalarda kavramlara dikkat eden bir özelliği vardır. Biraz da zafer kazanmış olmanın verdiği bir psikolojik etkiyle daha egemen, daha belirleyici, daha sert, daha köşeli konuşmalar yaptı. (Erdoğan için) ‘İhvancı' nitelemesini Suriye savaşının başından beri yapıyor Beşar Esad. Yani Erdoğan için ilk defa kullandığı bir kavram değil. Hatta değişik kademelerde röportaj yaptığında, Dışişleri Bakan Yardımcısı Faysal Mikdad dahil, Erdoğan ve Davutoğlu'na ilişkin sıklıkla ve ısrarla kullandıkları bir kavram bu. Yani Müslüman Kardeşler örgütünün ideolojik katkılarının da olduğunu ifade eden bir kavram kullanıyorlar. Bunun dışında da özellikle anayasa komisyonuna sokmaya çalıştığı muhalif kesimlerin Erdoğan'ı temsil ettiğini, Suriyelileri temsil etmediğini özellikle belirtti. Suriye anayasasını Suriyeliler yapar, Türkleri temsil edenler değil diyerek bir çizgi çizmiş oldu. Buradan anlıyoruz ki Soçi'de yapılan görüşmelerde anayasa konusu da gündeme gelmişti. Anayasa konusunda Suriye yönetiminin tavrı çok net. Yani Türkiye'yi temsil ettiğini düşündüğü, Türkiye'nin önerdiği, sözde Suriyeli ılımlı muhalifler dediği yapıyı bu komisyon içerisinde görmek istemiyor."

    ‘ESAD TÜRKİYE'NİN KORUDUĞUNU SÖYLEDİĞİ CİHATÇILARI TEMİZLEMEKTE KARARLI GÖRÜNÜYOR'

    Ömer Ödemiş'e göre, Esad, ülkesinin topraklarında işgalci olarak gördükleri güçlere karşı mücadeleyi sürdürme mesajı verirken, ‘güvenli bölge' girişimlerine atıfla Türkiye'yi de ‘ABD'den icazet alarak Suriye topraklarına saldırmak isteyen güç olarak' anması dikkat çekiciydi. Ödemiş, Esad'ın ‘Türkiye tarafından korunduğunu' ifade ettiği cihatçı grupları temizlemekte kararlı göründüğünü de ekledi:

    "Bir başka önemli konu, işgal altında olduğunu yani yabancı tüm güçlerin Suriye'de işgalci olduklarının altını çizdi ve ‘Vatanımıza tecavüz eden herkesi vatanımızdan söküp atacağız. Hiç kimse burada kalıcı işgalci olarak kalmayacaktır. Vatana ihanet edenleri de kimse koruyamayacaktır' diye çok net bir ifade kullandı. Zaferin Suriye halkına ait olduğunun altını çizdi. Arada da dostlarımızın yardımı ve önerileriyle Suriye direnişçileri kazanmıştır bu zaferi açıklamasında bulundu. Bu da şu açıdan önemli. Rusya ve İran sahaya girdikten sonra zafer kazanmıştır gibi tartışmalar konusunda düşüncesini çok net olarak ortaya koydu. Erdoğan için ‘Suriye'ye saldırmak için ABD'den icazet istedi ama yeşil ışık alamadı' dedi. Erdoğan'ın böyle bir isteği olduğunu, bunu değişik defalar gerçekleştirmeye çalıştığını ama ABD'nin bölgedeki durumu dikkate alarak böyle bir işgale izin vermediğini çok net olarak anlattı. Bir de Erdoğan'a ilişkin söyleyeceği sözler son aşamaya gelmiştir. ABD kuklası birinin gelecekte bölgede alacağı bir rol olmayacaktır diye bir ifade kullandı. Yani Soçi'de, Astana'da görüşmelerde varılan nokta ile masada ulaşılan noktada son sözlerini söyleme noktasına geldiğini, Erdoğan'ın koruduğu olarak ifade ettiği cihatçı çetelerin İdlib'te sıkışıp kaldığını, İdlib'in de mutlaka temizlenerek özgürleştirileceğini vatanın bir karış toprağının bile işgal altında ve cihatçı teröristlerin kontrolü altında bırakmayacağını söyledi."

    ‘MART'IN İLK HAFTASI GİBİ İDLİB OPERASYONU BAŞLAYABİLİR'

    Ödemiş, Soçi zirvesi sırasında Putin ve Ruhani'nin yaptıkları açıklamalardan yola çıkarak HTŞ'nin giderek el üstünlüğünü ele aldığı İdlib'de ise operasyonunun mart ayının ilk haftasında başlama ihtimali bulunduğu görüşünde. Özellikle Putin'in İdlib'deki durumun ilelebet böyle kalmayacağını vurgulamış olmasına atıf yapan Ödemiş, bölgeden aldığı bilgilere göre, Rus askerlerinin İdlib kırsalında mevzilemekte olduklarını ve bu yüzden operasyonun yakın olduğu görüşünün hakim olduğunu da aktardı:

    "Zaten Soçi'deki görüşmeler sonrası yapılan açıklamalarda şunu görüyoruz. İdlib masaya yatırılmış ve İdlib'e bir operasyon için gündem oluşturulmuş. Türkiye daha önce değişik gerekçelerle Tahran'da yapılan görüşmelerde ateşkes gibi gerekçeler sunmuştu. Ancak Ruhani ve Putin'in açıklamalarından şunu çok net olarak görüyoruz. İdlib operasyonu çok yakında gerçekleşecek. Artık geçici bir çözüm açıklaması var Putin'in, yani bu kalıcı olamaz, kalıcılığını kimse savunamaz şeklinde. Ruhani'nin kesinlikle temizlenip, Suriye ordusunun kontrolüne geçmeli şeklinde bir açıklaması var. Bölgede benim yaptığım araştırmalar ve görüşmelerde de bir hareketlilik olduğu, Rus askerlerinin de İdlib kırsalında bir mevzilenmeye gittiği görülüyor. Ortadoğu'da savaşlar, büyük çatışmalar, operasyonlar daha çok yaza doğru başlar. Büyük savaşlar kışın yapılmaz gelenek olarak. Büyük ihtimalle bu ayın sonu gibi Mart'ın ilk haftası gibi İdlib operasyonu başlayacak gibi görünüyor. Türkiye'nin artık oradaki cihatçı güçleri korumaya dönük veya oradaki bir operasyonu engellemeye dönük çok daha kalıcı mazeretler üretme zorunluluğu ortadan kalkacak diye düşünüyorum. Çünkü sadece orası kaldı Suriye'de. Yaklaşık 60 bin olduğu söylenen cihatçı teröristlerin bulunduğu bir nokta. Daha önce İdlib'in nüfusunu 2 milyona, 3 milyona çıkartarak sivil göçler gelecektir gibi iddialar ile bu operasyon engellendi. Daha sonra bu iddianın çok seslendirilmediğini de gördük. Çünkü orada coğrafya olarak bile bu kadar insanın yer almasının mümkün olmadığını zaten realite de biliyordu. Büyük ihtimalle mart başı gibi İdlib operasyonu başlayacak diye düşünüyorum."

    ‘ABD, IRAK'TAKİNDEN FARKLI OLARAK KAZANDIĞI İÇİN DEĞİL KAYBETTİĞİ İÇİN SURİYE'DEN ÇIKIYOR'

    Ödemiş, Esad'ın PYD/YPG'ye yönelik mesajlarını ise ‘işgalci güç' olarak görülen ABD ile işbirliklerinin devamının kabul edilemeyeceği olarak değerlendirmek gerektiği yorumunu yaptı. Trump'ın Suriye'den çekilme kararı sonrası akıllara Irak işgali ve ABD'nin çekilirken ülkede bıraktığı ‘parçalı' yapı gelirken, Ödemiş bu sefer koşulların aynı olmadığını anımsattı. "ABD Suriye'de kazandıktan sonra çekilmiyor, Irak'ta kazanmıştı" diyen Ödemiş, Washington'ın Irak'taki gibi Suriye'de istediği düzeni tesis edememiş olduğunu anımsattı:

    "PYD yani Suriye'deki Kürt silahlı güçlerinin başından bir özellikle de ABD'nin Suriye topraklarına girmesinden bu yana çok tutarlı olmayan bir çizgileri var. Savaşın ilk başlarında Suriye hükümetiyle yakın ilişki içirişinde davranıyorlardı. Daha da ötesi iç silahlandırmayı Suriye devleti yaptı, kendi bulundukları bölgeleri cihatçı terör örgütlerinden ve dışarıdan gelen saldırılardan korumaları için. Ama daha sonra ABD'nin bölgeye girişi ve yoğun silah sevkiyatları sonrası bu Kürt silahlı grupları kendilerini Suriye devletinden daha bağımsız görerek, yer yer Suriye devletinin silahlı güçleri ile çatışarak belli alanlarda hâkimiyet kurdular. Bu konuda sürekli uyarılarda bulunuldu. Suriye'de birçok general ve askeri unsurla yaptığım görüşmelerde böyle bir özerklik gibi bir şeyin söz konusu olamayacağını, Kürtlerin de bir an önce kendilerine çekidüzen vermesi gerektiğini söylediler. Burada Kürtlerden kasıt silahlı unsurlardır. Çünkü Suriye'deki Kürtlerin önemli bir kısmı bu bölgede değiller. Bu siyasi duruşa sahip değiller. Bu konuda değişik defalar uyarılarda bulundular. Hatta yoğun çatışmaların bir ara Haseki'de yaşandığı dönemlerde de bu tekrarr gündeme geldi. Dünkü açıklamadan şunu anlıyoruz ki doğrusu budur ve bunu değişik defalarca söyledik. ABD'nin hiçbir halkın dostu olmadığını, tarihsel olarak yüzlerce yıldır birlikte yaşadıkları halkın gerçekte dost olduğunu, bu bölge halkını da dışarıdan ve içeriden gelecek saldırılara karşı koruyabilecek tek gücün de Suriye ordusu olduğunu çok açıkça ifade etti. Bu aynı zamanda çağrıdır. ABD çekilirken, Türkiye'ye dönük başka bir mesaj veriyor, Kürtlere dönük başka bir mesaj veriyor. Aslında Irak'tan farklı olan orada tek bir nokta var. ABD kazandıktan sonra çekilmiyor, Irak'ta kazanmıştı. Mevcut yapıyı darmadağın etmiş, yeni bir yapı kurmuştu. Onun üzerine bir Barzani ve Kürt özerk bölgesi biçimlenebildi. Ama Suriye'de kazandığı için değil kaybettiği için çıkıyor. Suriye devletini yıkamadı, yapıyı dağıtamadı, kendi istediği bir sistemi kuramadı. Yani kaybettiği bir savaş sonrası çıkışta Irak'taki benzer bir sonucu yaratamayacağını zaten biliyor. İki, Suriye'deki Kürtlerin yapısıyla Irak'taki Kürtlerin yapısı da çok çok farklı ve süreçleri de çok farklı. Burada önemli olan şey şu. Suriye'deki Kürtlerin silahlı unsurlarının temsilcilerinin yönetimle de görüştüğünü ve görüşmenin de yerel özerklik anlamında bir noktada olduğunu, yani bağımsızlık, federasyon gibi bir noktada zaten tartışılmadığını biliyoruz. Anlaşmanın bir biçimde sağlanacağını, siyaseten ve tarihsel olarak geleceklerini Suriye halkı ile birlikte göre Kürt unsurları ABD'nin ve ABD ile işbirliği yapan güçlerin bu oyuna gelmeyeceğini düşünüyorum. Beşar Esad da bunun için uyarıyor. ‘Sizi pazarlık konusu olarak kullanacaklardır. Asıl dostunuz değillerdir, buna dikkat edin' diyor."

    ‘TÜRKİYE'NİN ISRARLI SURİYE POLİTİKASINDAN VAZGEÇMESİYLE PEK ÇOK ŞEY DAHA KISA SÜREDE SONUÇLANACAK'

    Ödemiş'e göre Rusya ve İran, Suriye devletinin onayı olmayan bir anlaşma yapmaz. Ankara'nın ise Şam ile işbirliği yapması halinde Suriye krizinin çok kısa sürede çözümleneceğini belirten Ödemiş, ‘güvenli bölge' beklentilerinin ise dün olduğu gibi bundan sonra da karşılığının olmayacağı görüşünü dile getirdi. Ankara-Şam arasında doğrudan değil ancak aracılar dolayımı eşliğinde bazı temasların olabileceğini söyleyen Ödemiş'e göre Esad'ın son açıklamaları yakın zamanda doğrudan bir teması doğrulayacak nitelikte değil:

    "Bu güvenli bölge meselesinde çok net bir şey söylüyor Esad. Savaşın başından beri Erdoğan güvenli bölge istiyor. Yeni bir şey değil. Ama şimdiye kadar başaramadı bunu. Son bir çırpınışla kendi kontrolündeki cihatçıların egemenliğinin kalıcı olacağını düşünüyor. Böyle bir şeye kesinlikle izin vermeyeceğiz' diyor. İran ve Rusya'nın, Suriye devletinin onayı dışında bu tür anlaşmalara yanaşmayacağını biliyoruz. Soçi sonrası Erdoğan'ın yaptığı açıklamalarda güvenli bölge noktasında bir anlaşmaya geldik şeklinde bir açıklaması vardı. Öyle bir sonucun çıkmadığı da anlaşılıyor Soçi'de. Yani güvenli bölge önerisi 5-6 yıl getirildiği gibi yeniden getirilmiş ve karşılığı olmayacak bir öneri olarak kalacakmış gibi görünüyor. Doğrudan bir pazarlık süreci yok diye çok net olarak bana kullanılan ifadeler var. Aynı masada oturulmadığı ancak aracılarla sürdürülen bir görüşme olduğu söyleniyor. El altından da olsa karşılıklı iki tarafın unsurlarının aynı masada oturmasının söz konusu olmadığı ki bir kaynak da Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ın açıklamalarının böyle bir görüşmenin yakın zamanda olmayacağına işaret ettiğini de söylüyor. Böyle bir görüşme şu an için yok. Gelecek süreçte Adana mutabakatının kabulü çerçevesinde Suriye'nin ısrarlı talebi de Türkiye'nin bulunduğu topraklardan çekilmesi ki bunu işgal olarak ifade ediyor, sonrasında böyle karşılıklı bir tanınmanın söz konusu olabileceğini düşünüyorum. Ama şu an için henüz erken olduğunu düşünüyorum. Türkiye'nin bugüne kadarki yürüttüğü politikadan, ısrarından vazgeçmesiyle pek çok şeyin çok daha netleşeceği, pek çok şeyin çok daha kısa sürede sonuçlanacağı da görünüyor."

    Etiketler:
    Adana Mutabakatı, YPG, IŞİD, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Ömer Ödemiş, Beşar Esad, İdlib, Soçi, İran, Irak, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın