19:34 23 Temmuz 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'İdlib'e girilmemesinin tek sebebi, Rusya'nın Türkiye'ye açtığı kredi'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 32

    Musa Özuğurlu’ya göre Suriye ordusunun İdlib’deki cihatçı grupların son saldırılarına karşı güney hattındaki operasyonları salt askeri değil siyasi mesajlar içeriyor. İdlib’e girilmemesinin tek sebebinin Rusya’nın Türkiye’ye tanıdığı kredi olduğunu anımsatan Özuğurlu, Moskova’nın son dönemde Soçi mutabakatına dair ikazlarına dikkat çekti.

    Türkiye'nin Rusya Federasyonu ile yaptığı Soçi mutabakatına rağmen İdlib'deki cihatçı grupların hakimiyetinin devamı ‘Sünni unsuruna' dayandırılıyor. Ankara'nın Rusya ile koordineli tutumu derinleştirme vurguları eksik olmazken İdlib'de ağırlık sahibi Heyet Tahrir Şam ve unsurları diğer grupları Suriye ve Rusya ordularına karşı cihada çağırıyor. Bölge sınırlarında Suriye ordusundan 20 askerin kaybına sebep olan son saldırılar hafta sonunda Suriye ordusunun bölgenin güney hattında karşı operasyonunu tetikledi. Rusya Savunma Bakanlığı ise hava saldırılarında bulunduğunu yalanladı. Diğer yandan Türkiye'nin gözetiminde İdlib'deki grupların ortak hükümet için Antakya'da buluşacakları iddiaları Türkiye basınına yansıdı.

    İdlib'de ‘dondurulmuş' görünen statüko etrafındaki resmi, Fırat'ın doğusundaki son gelişmelerle birlikte Suriye'de uzun yıllar görev yapmış Artı TV yorumcusu ve Gazete Duvar internet sitesinin yazarı Musa Özuğurlu ile konuştuk.

    ‘RUSYA, İDLİB İLE İLGİLİ OLARAK DOZAJ YÜKSELTMEYE BAŞLADI'

    Musa Özuğurlu, Türkiye'nin Soçi mutabakatında yer alan İdlib'de bulunan grupların ağır silahlarını teslim ederek belli bazı bölgelerden çekilmeleri gibi yükümlülükleri yerine getiremediğini ve ateşkes konusunda da sıkıntılı bir görüntü bulunduğunu belirtirken, Rusya'nın bu konuda ‘dozajı yükseltmeye başladığı' görüşünü dile getirdi.

    "İdlib'i bir kare şeklinde düşünecek olursak bu karenin iki taraflı Türkiye sınırı, iki tarafı da Suriye'nin kendi iç sınırı. Dolayısıyla batısı, güneyi ve doğusundan iki taraflı olarak Türkiye ve Rusya'nın yapmış olduğu anlaşma ile bu sınır, yani şehrin idari sınırları diğer illerden ve dolayısıyla da Suriye ordusundan ayrılmış durumda. Ancak Halep tarafında çok yaşanmasa da güney tarafında Hama sınırlarında son günlerde özellikle birtakım saldırlar artmıştı Suriye ordusu mevzilerine yönelik. En son saldırılardan bir tanesinde 20 Suriye askeri hayatını kaybetmişti. Eğer bütün Suriye geneline bakacak olursak, Kürt bölgesinde Deyri Zor'daki bir iki nokta hariç çatışmaların ya da bu tip saldırıları yaşandığı yer burası. Burada Türkiye'nin garantörlüğü de olduğu için ve bu garantörlüğe bu grupların ağır silahlarını teslim etmeleri, belli bölgelere çekilmeleri gibi birtakım maddeler vardı. Bunların önemli bir kısmı yerine getirilmedi. Daha da önemlisi bunlara ateşkesin sağlanmış olması da giriyordu. Dolayısıyla bu saldırmazlık anlaşmasıydı. Fakat bunun ihlal edildiğini görüyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Rusya gezisinden önce Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zaharova'nın yaptığı açıklamada olduğu gibi Türkiye'nin bu konudaki taahhütlerini tam olarak yerine getiremediği eleştirilerinin olduğunu görüyoruz. Son dönemde Rusya'dan dozaj da yükselmeye başladı bu konuyla ilgili olarak. Daha öncesinde Cevad Zarif'in de böyle bir açıklaması vardı, Suriye Cumhurbaşkanlığı Siyasi Danışmanı Büseyna Şaban'ın böyle bir açıklaması vardı. Suriye ordusunun da son olarak 20 askerin öldüğü saldırıdan sonra yaptığı açıklamada sonsuza kadar sabredemeyiz denildi."

    ‘İDLİB'İN GÜNEYİNDEKİ KIRSAL BÖLGELERDEKİ SON OPERASYONLAR SİYASİ MESAJ DA İÇERİYOR'

    Suriye ordusunun İdlib'e yönelik olarak askeri hazırlıklarına atıf yapan Özuğurlu son günlerde el Kaide unsurlarının bulunduğu noktalara operasyonlar düzenlendiğini aktarırken, bunların şehir merkezi değil Hama sınırında yer alan kırsal alandaki bölgeler olduğunu vurguladı. Bu hamlelerin sadece askeri operasyon olarak görülmemesi gerektiğini belirten Özuğurlu, bunların aynı zamanda siyasi mesajlar içerdiğini vurgularken, Rusya ile Türkiye arasında devam eden pazarlıklara da atıf yaptı:

    "Bütün bunlarla birlikte aslında iki yıldır İdlib'e yönelik askeri hazırlık söz konusuydu ve son günlerde birtakım noktalara yönelik Suriye ordusunun bombardıman yaptığını gördük. Bu noktalar tabii Hama ile İdlib il sınırlarına yakın olan bazı bölgeler. İdlib derken burada İdlib merkezi kastetmiyorum. Tam kırsalda Hama sınırında yer alan bir iki kasaba, köy burası. Fakat burada birtakım örgütlerin konuşlanmaları mevcut. Onun ötesinde Cisr el Şuğur, İdlib deyince akla ilk gelen yerlerden birisi. Cisr el Şuğur'a bir hava saldırısı oldu. Bu hava bombardımanı Rus hava kuvvetleri tarafından yapıldığı ifade edildi. Rusya bunu teyit etmiş değil ama bunun belki bir örtülü operasyon olduğunu düşündürecek birtakım veriler var elimizde. Hama ile İdlib kırsalındaki bazı yerlerin ve aynı zamanda Cisr el Şuğur'un vurulduğunu görüyoruz. Bunları sadece askeri operasyon olarak görmemek lazım aynı zamanda siyasiler. Çünkü Türkiye'nin bir garantörlüğü söz konusu. Esad'ın Tahran'a yapmış olduğu bir gezi vardı, orada alındığı ifade edilen birtakım kararlar söz konusuydu, yani askeri açıdan daha da sertleşilmesi ya da harekete geçilmesi bakımında. Türkiye ile Rusya arasında devam eden İdlib ile ilgili olarak pazarlıkların olduğu söyleniyor."

    ‘İDLİB'E GİRİLMEMESİNİN SEBEBİ RUSYA'NIN TÜRKİYE'YE TANIMIŞ OLDUĞU KREDİ'

    Özuğurlu'ya göre Rusya ve Suriye ordusunun bugüne kadar İdlib'e girmemesinin sebebi Moskova'nın Türkiye'ye tanımış olduğu kredi. Ancak İdlib'in Rusya'nın bölgedeki stratejik üssünün burnunun dibinde bir bölge olarak şu anda bulunduğu cihatçı grupların kontrolünde kalmasına izin verilmesinin imkansız olduğunu belirten Özuğurlu, sürecin bir şekilde tamamlanacağını dile getirdi. Suriye'nin kuzeydoğusunda ABD varlığı nedeniyle daha durağan bir süreç bulunduğunu da belirten Özuğurlu, Şam yönetimi açısından aynı anda yürütülmesi zor İdlib ve kuzeydoğu başlıklarından birisine öncelik tanınmak durumunda kalınacağı görüşünü dile getirdi:

    "Böyle bir şeyin olması mümkün değil. Rusya açısından da mümkün değil, Suriye açısından zaten hiçbir şekilde mümkün değil. Kürt bölgesi ile ilgili olarak bir siyasi tartışma da söz konusu. Amerika Birleşik Devletleri'nin orada bulunması küresel çapta yapılan birtakım pazarlıklar ya da çekişmeler içerisinde orası daha farklı bir şekilde değerlendirilebilir, farklı bir süreç yaşanabilir. Ama İdlib bölgesi ile ilgili olarak çok net şekilde, Suriye yönetiminin orayı bırakmayacağını söyleyebiliriz. Şu ana kadar gecikmiş olması ya da bugüne kadar net bir biçimde oraya girilmemesinin sebebi de bence Rusya'nın Türkiye'ye tanımış olduğu kredi. Çünkü sonuç itibariyle Rusya açısından da baktığımızda orada terör örgütleri var, İran da bu şekilde tanımlıyor, Suriye zaten bugüne kadar 8 yıllık savaş süresince orada çatışma içerisinde olduğu örgütler orada. Dolayısıyla herhangi bir şekilde İdlib'in sonsuza kadar böyle kalması mümkün değil. Ne zaman harekete geçilir, bunu kestirebilmek çok da mümkün değil. Ama tahminlerde bulunabiliriz. Belki Türkiye'deki seçim sonrasında harekete geçilecek ya da Kürt bölgesindeki gelişmelerin ne olduğu görülmek istenecek belki ondan sonra harekete geçilecek. Hatta ben bugünlerde böyle bir operasyonun yapılmasını aslında Kürt bölgesindeki durağanlığa da bağlıyorum. Orası ile ilgili olarak hiç kimsenin ne açıklaması var, ne herhangi bir hamlesi var. Belli ki sürecin olgunlaşması bekleniyor. En azından Amerika Birleşik Devletleri'nin ne yapacağı konusunda herhangi bir şekilde fikir oluşmadığı için buna karşı net bir tavır alınmıyor o bölgede. O yüzden herkes bir şekilde durmuş durumda. Suriye açısından baktığımız zaman iki tane başlık var. Bir tanesi Fırat'ın doğusu, Kürt bölgesi, ikincisi de İdlib başlığı atında Fırat'ın batısı. Bu iki başlığı aynı anda yürütmek çok da mümkün olmadığı için muhtemelen birine öncelik tanıyacaklardır."

    ‘İDLİB ER YA DA GEÇ SURİYE YÖNETİMİNE DÖNECEK'

    Suriye ordusunun son dönemde nokta operasyonlarıyla İdlib'deki gruplar saldırıya devam ettiği için harekete geçebileceği sinyali verdiğini belirten Özuğurlu, bu meselede Rusya'nın da sabrının sonsuz olmayacağını herkesin bildiğini anımsattı:

    "Bugünlerde zannediyorum Kürt bölgesi ile ilgili herhangi bir gelişme olmadığı için ve aynı zamanda İdlib'teki örgütler saldırmaya devam ettiği için Suriye harekete geçebileceği sinyalini verdi. Bugünlerde halledilir mi bilmiyorum ama eninde sonunda İdlib'in Suriye yönetimi egemenliğine tekrar dönmesi kaçınılmaz bir durum. Böyle bir şekilde bunu bırakmaları mümkün değil. Eğer Suriye bunu sürüncemede bırakırsa, önüne ikinci bir Golan vakası çıkar ki Suriye'de kamuoyu böyle bir şey kabul etmez. İkincisi zaten askeri bir kararlılık da söz konusu. Rusya'nın Türkiye'ye tanıdığı bir kredi söz konusu. Bunun da başka sebepleri var. Bu sadece Suriye ile ilgili bir kredi değil yani. Ama Rusya'nın da sabrının bu konuyla ilgili sonsuza dek olmadığını da herkes biliyor. Türkiye de orada kalabilecek bir durumda değil. Eninde sonunda işin doğasına aykırı olduğu için Türkiye de belli bir süre sonra oradaki güçlerini çekmek zorunda kalacak. Çünkü altyapısını oluşturan örgütler var orada ve Suriye yönetiminin düşmanı. Dolayısıyla Suriye yönetimi bunları bir şekilde elimine edecek ve Türkiye'nin orada kalması için herhangi bir maddi zemin de kalmayacak, sebep de kalmayacak. Dolayısıyla İdlib'in Suriye yönetimine döneceğine, bu erken olur geç olur, kesin gözüyle bakabiliriz."

    ‘SURİYE KÖRFEZ İLİŞKİLERİNİN KİLİDİ ŞAM'IN İRAN İLE İLİŞKİLERİ'

    Özuğurlu, Suriye'nin Arap Birliği'nde yerini alması konusunun Arap medyasında da farklı görüşlerle değerlendirildiğini aktarırken, sekiz yıllık savaşta rol almış bu ülkelerle yeniden bir araya gelmenin zorluklarına işaret etti. Geçtiğimiz ay bazı ülkelerin diplomatik misyonlarını yeniden açmalarına atıf yapan Özuğurlu'ya göre burada asıl kilit Şam yönetiminin İran ile müttefiklik ilişkisi. Özuğurlu, Türkiye'nin Suriye'deki varlığının da Araplar için giderek kaygı konusu olduğunu anımsattı:

    "Bu ay içerisinde Arap Birliği'ne Suriye'nin tekrar kabul edilmesi de bekleniyordu. Fakat İran üzerinden anladığım kadarıyla Arap ülkeleriyle Suriye arasında birtakım pazarlıklar döndü. Suriye taviz vermeyen tutumunu devam ettirdi. Bunun üzerine de öncelikle Suudi Arabistan'dan açıklama geldi, ‘Hayır bizim Suriye'ye dönmemiz şu anda söz konusu değil'. Bazı konularda arabulucu rolü üstlenmiş olduğu iddia ediliyor olmasına rağmen Katar'dan da aynı şekilde bir açıklama oldu. Bu iki ülkenin birbirlerinden çok farklı ajandaları söz konusu. Zaten Birleşik Arap Emirlikleri'nin Sudi Arabistan ile hareket ettiğini düşünecek olursak, bu ülkelerin Suriye'ye karşı tavrı devam ediyor. Suriye'nin İran konusunda taviz vermesi durumunda ya da en azından buna niyetli olduğunu belli etmesi durumunda bu ülkelerin ben derhal zaman geçirmeden Suriye'de tekrar diplomatik misyonlarını açacaklarını düşünüyorum. Şu anda bunu durdurmalarının sebebi Trump ile koordinasyon halinde İran'a yönelik hamle ve Suriye'nin bu konuda hala taviz vermiyor olması. Bu eninde sonunda bir şekilde aşılacak. Suriye Arap dünyası çok kötü günler geçirdi, savaş geçirdi, zayıfladı. Ama hala çok önemli bir ülke. Diğerlerinin aynı zamanda en sazından umut olduğu için ve Suriye'yi sonsuza dek İran'a kaptırmamak için böyle bir hamle yapması da zorunlu. Suriye ile tekrar ilişki kurmaları da zorunlu. Bu nedenle çok sancılı olacak olsa da önümüzdeki dönemde Suriye ile bu ülkeler arasında temasın tekrar başlayacağını öngörebiliriz."

    ‘ESAD ARAPLARLA DENGE POLİTİKASI ARAYIŞINDA'

    Özuğurlu Suriyelilerde Arapların kendilerine ihanet ettiği hissiyatının yoğun olduğunu da anımsatırken, her şeye rağmen Şam yönetiminin Arap şemsiyesinin dışına da çıkmayacağı görüşünde. Suudi/BAE bloğunun ise hem İran hem Türkiye karşıtı bir tutum almasının işleri zorlaştırdığını kaydeden Özuğurlu, Suriye yönetiminin de normalleşme için dengeleri tutturma ihtiyacı içerisinde bulunduğunun altını çizdi:

    "Daha önceden bu akım (Arabizm) Suriye'de çok daha güçlüydü savaş öncesinde. Fakat Suriye kamuoyu şu anda Arapların kendilerine çok büyük ihanet etiklerini düşünüyor. Bu nedenle aslında Suriyelilik vurgusu daha çok yapılıyor. Ama her şeye rağmen Suriye de Arap vurgusundan vazgeçemez. Sonuç itibariyle kendisini o kampın dışında göremez, o kampın dışına çıkartamaz. Dolayısıyla bir denge politikası devam edecek. Zaten aslında Esad'ın Arap ülkelerine anlatmaya çalıştığı da bu anladığım kadarıyla. ‘Biz size karşı değiliz, İran ile herhangi bir şekilde işbirliği yapıyor olmamız size karşı olduğumuz anlamına gelmiyoru' anlatmaya çalışıyor fakat karşı taraf bu konuda tavizsiz olduğu için Esad kıskaç durumunu yaşıyor. Bunun yanında Suriye'nin daha önce Türkiye'ye yönelik politikaları aslında olumluydu İran'a karşı ya da İran ile birlikteydi Suriye. Ama her zaman için Türkiye'yi tercih ettiğini ifade ediyordu. Türkiye'nin de İran ile bugünlerde iyi ilişkiler içinde olması belki Türkiye tehlikesini de getiriyor Suudi Arabistan ya da Birleşik Arap Emirlikleri açısından. Bu nedenle de aslında Esad bir kıskaç içerisinde. Dolayısıyla bundan bir şekilde çıkmaya çalışacak. Ama bir tarafa tamamen sırtını dönecek bir pozisyonda da değil. Esad'ın bunu da göz önüne alması gerekiyor. Karşısında sonuç itibariyle kendisine karşı savaşmış olsa da Suudi Arabistan gibi Birleşik Arap Emirlikleri gibi sorunlar yaşamış olsa da katar gibi birtakım mali açıdan çok güçlü ülkeler var. Dolayısıyla Esad bir denge politikası yürütecek gibi görünüyor."

    Etiketler:
    Operasyon, HTŞ, YPG, IŞİD, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Musa Özuğurlu, Beşar Esad, İdlib, İran, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın