06:49 18 Ağustos 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘S-400’lerde artık erteleme opsiyonu yok’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 0 0

    Metin Gürcan’a göre S-400’ler ve F-35’lerin tedarik süreçlerinin çakışması Türkiye’yi büyük bir diplomatik krize sürüklüyor. S-400’lerde erteleme opsiyonunun artık bulunmadığını belirten Gürcan, Ankara’nın Trump’a bel bağlayarak hata yaptığını söylerken, haziran sonundaki G20 zirvesinden krize çözüm çıkmayacağını belirtti.

    Baltık Bölgesi Bilgi Destek Departmanı
    Türkiye’nin Rus yapımı S-400 hava savunma sistemlerini temmuz ayında teslim almaya başlaması öncesinde ABD yönetimiyle kriz tırmanıyor. ABD Savunma Bakanı vekili Shanahan’ın Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a S-400’lerden vazgeçilmemesi halinde atılacak adımları listelediği bir mektup ilettiği ortaya çıktı. Mektupta, ‘Türkiye'nin S-400'leri teslim alması halinde F-35 projesinden çıkartılacağı’ dile getirilirken, ABD’nin hasımlarına karşı mücadele yasası gereği yaptırımlara uğrayacağı tehdidi de yer aldı. Washington, Ankara’ya nihai kararını vermesi için temmuz sonuna kadar süre verdiği belirtilirken, Ankara’dan henüz ses çıkmış değil. Rusya Federasyonu ise S-400 teslimatının planlandığı gibi yapılacağının altını çiziyor.

    Gelişmeleri güvenlik uzmanı Metin Gürcan ile konuştuk.

    ‘F-35 VE S-400’LERİN TEDARİK SÜREÇLERİNİN AYNI ZAMANA DENK GETİRİLMESİ VE POLİTİZE EDİLMESİ TÜRKİYE’Yİ KRİZE SÜRÜKLEDİ’

    Türkiye’nin hava savunma mimarisinin yapısal reform süreci ihtiyaçlarına dikkat çeken Metin Gürcan’a göre, hem 15 senelik geçmişi olan F-35’ler hem de S-400 sistemleri yakıcı bir ihtiyaç. “Özellikle Ortadoğu’daki ve küresel anlamdaki değişen güenlik ortamına baktığımızda her ikisi de olmazsa olmaz” diyen Gürcan, ancak tedarik süreçlerinin aynı zamana gelmesi ve politize edilmesinin büyük bir zamanlama hatası olduğunu ve Türkiye’yi büyük bir diplomatik krize sürüklediğini dile getirdi:

    “Türkiye’nin F-35 projesi yaklaşık 15 yıldan beri devam eden Türkiye’yi hava kuvvetlerinin tabiriyle uzaya taşıyacak yüzyılın projesi olarak nitelendirilen bir proje. Yani tüm silahlı kuvvetlerdeki F-16’ların modernizasyonu ve F-35’lerle NATO’ya ve batı savunma blokuyla entegre bir biçimde modifiyesi. Buna sadece uçak olarak bakmayın. F-35’lerle birlikte biz buna askeri anlamda hava savunma mimarisi diyoruz. Bütün hava, taarruz, savunma, hava savunma, alçak-orta-yüksek irtifa, uzay çalışmalarınızı bile etkileyebilecek çok köklü yapısal reform sürecinden, dönüşüm sürecinden bahsediyoruz F-35 ile. Aynı şekilde Türkiye’nin orta menzil yani 24 km’nin üstü hava savunma ve balistik füze savunma ihtiyacı. Bu da yaklaşık 10-15 yıldan beri dillendirilen hatta iptal edilen ihaleleri hatırlayın. Önce Çin, müteakiben Patriot ile anlaşamadık, en son S-400’te karar kıldık. F-35 ile Türkiye’nin orta irtifa hava ve füze savunma ihtiyacı, her ikisi de çok yakıcı bir ihtiyaç. Özellikle Ortadoğu’daki ve küresel anlamdaki değişen güvenlik ortamına baktığımızda her ikisi de olmazsa olmaz. Halk tabiriyle bir koltuğa iki karpuz, bunların bir şekilde sığdırılması gerekiyor. Ama zamanlama hatasına dikkat çekmek istiyorum. 15-20 yıldan beri ihale süreçleri devam eden iki çok kritik sürecin birbirine yapışması ve bu yapışmanın çok hızlı şekilde politize olması ve her ikisinin de Temmuz 2019’a çakışması. İnsan burada ister istemez bir zamanlama hatası olmadı mı, Ankara ne için bu zamanlama hatasına sebebiyet verdi, niçin Ankara kriz süreçlerini iyi yürütemedi sorusunu sormak durumunda kalıyoruz.”

    ‘TRUMP’A BAĞLANAN UMUTLAR ÇIKMAYINCA NATO’YA TAŞINDI. BEN BUNA AĞIR ÇEKİM TREN KAZASI DİYORUM’

    Gürcan, ABD ile krizin bir seneden beri ‘geliyorum’ dediğini ancak Ankara’nın Trump’ın Amerika’nın güvenlik yapılanmasını aşarak süreci yönlendirebileceğine yönelik inancının krizi bu boyutlara taşıdığı görüşünde. Ankara’nın Trump’ın beklentilerini karşılayamayacağını anlayınca meseleyi NATO’ya taşıdığını ve ikili kriz yerine çoklu krize yönelindiğini söyleyen Gürcan, diğer üye ülkeler üzerinden çözüm bulma girişiminin sonuç vermesine ihtimal vermeyerek gelişmeleri ‘ağır çekim tren kazası’ diye nitelendirdi:

    “Bu krizin buraya kadar yükseleceği tahmin ediliyordu. Son bir seneden beri Washington net sinyaller veriyor. Ama Ankara biraz Trump etkisiyle, Trump’ın özellikle Senato ve Pentagon ve güvenlik bürokrasisine olan etkisine güvendi. Trump’ı araya koyarak, Washington’da Trump’ın gücüyle ve Beyaz Saray’ın etkisiyle bu kriz sürecini yönetebileceğini düşündü. Ama görünen o ki Shanahan mektubu ve gelmiş olduğumuz seviye Trump’ın da yönetebileceğinin çok ötesine geçmiş bir şey. S-400 ile F-35 nasıl 2019’a çakıştıysa, ikincisi acaba insan şu 3-4 ay gibi kritik bir dönemi Trump’a biz aşırı şekilde güvendik ve güvendiğimiz dağlara kar yağdı şeklinde mi nitelemeliyiz, bunu da soru olarak kenara not etmek lazım. Trump’ın Washington’da vadettiklerini veremeyeceğini anladığı zaman Ankara ki bu geç bir anlamaydı, son bir ayda Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın NATO’daki bağlantılarını kullanarak konunun NATO’laştırılması. Amerika ile Türkiye arasındaki ikili bir krizin çoklu bir krize dönüştürülmesi çabası. Stoltenberg ziyareti, müteakiben NATO’nun başat ülkeleri Almanya, Fransa, İspanya gibi Avrupa ülkeleri de işin içine katarak orta yol bulma gibi bir çözüme gidilmeye çalışılıyor şu anda. Ben buna ağır çekim tren kazası diyorum. Kendini hissettire hissettire, bağıra bağıra geliyor. Temmuz ayında da görülen o ki S-400’lerle F-35’lerin aynı anda Türkiye’ye yönelik tedarik süreçlerinin çakışması nedeniyle büyük bir diplomatik kriz bizi bekliyor, önce Amerika ile sonra Rusya ile.”

    ‘S-400’LER KONUSUNDA ERTELEME OPSİYONU ARTIK YOK’

    Diğer yandan Gürcan’a göre S-400’lerin Rusya Federasyonu’ndan alınması konusunda herhangi bir ertelenme yaşanmayacak. “Erteleme bundan 4-5 ay önceki pazarlıkların konusuydu” diyen Gürcan, Pentagon şefi Shanahan’ın Akar’a yolladığı mektubun da ‘çok net’ olduğunu anımsattı. Gürcan, ABD’nin olası yaptırımlarının Doğu Akdeniz’deki gelişmelerle bağlantılarının da altını çizerken, Türkiye’nin bölgede elini zayıfladığı, yalnızlaştığı, müttefik ve partner bulmakta zorlandığı bir jeopolitik süreçte karşısında ortak bir blok bulduğunu da vurguladı:

    “Ben erteleme beklemiyorum. Erteleme bundan 4-5 ay önceki pazarlıkların konusuydu. Bu krizi nasıl aşarız, birinci opsiyon Türkiye satın alır S-400’leri ve Katar, Kıbrıs, Azerbaycan isimleri geçiyordu, üçüncü bir ülkeye doğrudan transfer yapar. Yunanistan’ın S-300 sürecine yaşananlar gibi. Bu opsiyon şu anda gözükmüyor. İkincisi ise krizi dondurmak, zaman kazanmak, teknik komite kurulması. F-35 NATO hava savunma mimarisi ve S-400’lerin uyumlaştırılmamasını gözetecek ve tek başına kullanılacak, hiçbir sisteme entegre edilemeyecek şekilde. Bu konuda teknik komitenin kurulması ve çalışmalarını bitirinceye kadar tedarikin ertelenmesi, bu da 5 ay önceki konulardı. Mektup çok net, mektuptan anladığımız şu. Artık bu erteleme ve üçüncü ülkelere transferin masada değil. Sadece Amerika yaptırım olarak tedarik veya S-400’lerin NATO sistemine entegrasyonu değil eğitim ve askeri işbirliği boyutunda da, bizim askeri personelimizin F-35’lerin eğitimlerinin iptal edilmesi gibi enteresan yaptırım maddeleri var. Karşılıklı harekat yapabilme kabiliyeti, yani müştereklik ve birleşik harekât yapabilme kabiliyeti diyoruz biz buna. Mesela Türkiye, Doğu Akdeniz’de NATO misyonu kapsamında görevini icra ediyor. Ama bu görevini yaparken Amerika’ya ait olan NATO’nun uçaklarından veri alıyor. NATO’nun Kürecik radarından veri alarak kullanıyor. Kendisi data hazırlıyor bunları NATO sistemine gönderiyor. Bu açıdan müştereklik ve birleşiklik. Yani birkaç ulusun aynı anda NATO şemsiyesi altında ortak harekat yapabilmesi, bunlara da çok ciddi sekteye uğratacakmış gibi duruyor. Türk askeri personelin ortak eğitim, işbirliği süreçlerinin kısıtlanması ve bu konudaki yaptırımların daha sembolik ve daha önemli olduğunu düşünenlerdenim. Sadece F-35 ile S-400 çakışmadı, Doğu Akdeniz’deki gelişmeler, Türkiye’ye karşı kurulmakta olan bir blok var. Bu blokun da lokomotifi Yunanistan ve Kıbrıs. İsrail bu blokun içerisinde, Mısır, Lübnan, Ürdün bir dereceye kadar, İtalya. Amerika’nın Güney Kıbrıs ve Yunanistan ile yapılan askeri işbirliği, Amerika’nın insansız keşif hava araçlarını Yunanistan’a ilk kez vermesi, kiralaması, müteakiben tedarik sürecini açması. Yani Doğu Akdeniz ve Ege’de de Türkiye’nin elini zayıfladığı, yalnızlaştığı, müttefik ve partner bulmakta zorlandığı bir süreç jeopolitik açıdan.”

    ‘TÜRKİYE, İTALYA VE İSPANYA PARTNER OLABİLİR’

    Gürcan’a göre Türk hükümetinin krizi öncelikle ABD-Türkiye krizi olmaktan çıkartması ve NATO’yu arabulucu olarak işin içine sokması gerekiyor. ABD ve Almanya’nın çekmesine karşın Türkiye’de İtalyanların Maraş’ta, İspanyolların da Adana’da orta irtifa hava savunma sistemleri bulunduğunu söyleyen Gürcan, bir formül geliştirilebileceğini belirtti. Ancak Gürcan, her halükarda Rusya’nın da bu süreçte hoşnutsuzlukları olacağı görüşünde. Rusya’nın da kendi sistemlerinin NATO’ya bu denli yakın olması ve açılmasını istemeyeceğini anımsatan Gürcan, ABD ile yaşanan riskli sürecin Rusya ile de yaşanması olasılığına dikkat çekti:

    “Bir şekilde bu krizi öncelikle Amerika-Türkiye krizi olmaktan çıkarmak lazım. NATO’nun işin içine sokulması lazım ciddi bir arabulucu olarak. Özellikle Türkiye’de hiç konuşulmuyor. Türkiye’ye hava sahasını koruyacak şekilde orta irtifa hava savunma sistemi var Türkiye’de. Maraş’ta var. İtalyanların bizim de almayı düşündüğümüz Eurotem’in üretmiş olduğu, şu anda Maraş’ta tutuyorlar. İspanyollar Adana’da İncirlik’te tutuyorlar, Amerikalı ve Almanlar çekmelerine rağmen. Aslında partner olabilir Türkiye, İtalya ve İspanya. Macron’un yine çok önemli bir açıklaması vardı. Kıbrıs sürecinde biz Fransa’nın elindeki Aster 30’ları bir müddet Türkiye’ye gönderebiliriz hatta kiralayabiliriz gibilerinden. Bence bu önemli bir fırsat. Önce biz bir Trump’a çarpacağız ikili kriz, ondan sonra onlara karşı kanat kurmaya çalıştıktan sonra bu sefer Kremlin ve Putin’e çarpacağız. Çünkü daha Kremlin ve Putin bekle-gör politikası izliyor. Şu anda biz hep Amerika’yı ikna etmeye çalışıyoruz; Washington’da yapılan toplantılar, oraya giden üst düzey heyetler, teknik komite. Amerika ve NATO F-35 konusunda çok kaygılı ve Türkiye’de teknik komite kurulsun. Peki, S-400’ün F-35’lerle ve NATO sistemleriyle kullanılmasından sizce Moskova hiç rahatsız değil midir, niçin Moskova’dan bir teknik komite kuralım, ben S-400’ü farklı ülkelere satıyorum, benim sistemimin prestiji ve tutarlılığı da önemli, ben sistemimin bütün verilerinin Amerika ve NATO’ya bu kadar yakın olmasını istemiyorum da diyebilir. Belki de diyor, bu kamuoyunda bu tartışılmıyor. Şimdi biz F-35 konusunda NATO ve Amerika’ya yaklaştığımızda S-400’ler yarı bitmiş bir iş. Temmuz ayında gelmeleri söz konusu. Haziran sonu temmuz başı Rus askeri ve teknik heyetinin Türkiye’ye gelmesi söz konusu. Shanahan mektubundan anlıyoruz ki Türk askerlerinin S-400 eğitimi kapsamında Çinlilerle birlikte Rusya’daki hava savunma kolejinde eğitim almasından Amerikalılar çok rahatsız olmuş. Rus askerler ve teknik personel Türkiye’ye geldiğinde daha da rahatsız olacaklar. S-400 tedariki olarak görmeyin, bunun harekat merkezinde ortak operasyonel anlamda kullanılması var. Bunun aynı zamanda keşif, istihbarat, radar boyutu var, tedarik, işletme boyutu var. Hal böyle olunca da aynı harekat merkezinde aynı ekrana bakan Rus ve Türk subaylar, sahada aynı görevleri yapan Rus ve Türk subaylar, bakım konusunda koordineli çalışan Rus ve Türk subaylar. İster istemez bu batı başkentlerinde ve Amerika’da kaşların kalmasına neden oluyor. Şu anda biz hep krizin Amerika-NATO-Avrupa boyutunu konuşuyoruz. Ama S-400’lerde de aynı risk var. Bu riski niçin Moskova paylaşır? Demek ki ya şu anda Moskova, Amerika ile bu işin nereye varacağını görmek istiyor, bekle-gör politikası izliyor veya kapalı kapılar arkasında kendi yaptırımlarını Ankara’nın önüne ev ödevi olarak koymuş, Ankara bunlarla Amerika’nın önüne ev ödevi olarak koyduğu yaptırımlarını uyumlaştırmaya çalışıyor, onu bilmiyoruz, temmuz ayında belli olacak.”

    ‘OSAKA ZİRVESİNDEN NET BİR SONUÇ ÇIKMAZ’

    Gürcan, Türkiye’nin F-35 konsorsiyum toplantısından dışlandığını anımsatırken, sırada Rusya’nın S-400’lerin konuşlandırılacağı yerlerle ilgili olarak teknik heyetlerini göndermesinin de bulunduğunu vurguladı. Gürcan’a göre, krizden çıkış için 27-28 Haziran’da Osaka’da düzenlenecek G20 zirvesinde Trump’la görüşme yapılması da işe yarayacak görünmüyor. Gürcan krizden Ankara’yı çıkartacak formül bulunması olasılığı için ise “Umarım güvendiğimiz dağlara kar yağmaz ama son 1.5 senedir epey bir kar yağdı, karın yüksekliği artıyor” ifadelerini kullandı:

    “Osaka zirvesine Trump 2 gün için gidiyor. Böylesine yapısal bir sorun da önceden heyetlerin karşılıklı çalışması gerekirken, yüzde 80 oranında bitti dedikten sonra liderler zirvesine taşınması gereken çok teknik ve sofistike bir konudan bahsediyoruz. Burada belki ayaküstü yarım saat belki bir saat olacak görüşme.  Osaka zirvesi bir güvenlik zirvesi değil, G20 formatında ekonomi ağırlıklı olan bir şey ve ajandası da gündemi de çok yoğun. Bir yandan Çin, bir yandan Rusya. Trump’ın vakit bulup da bu konuyla alakalı bitirici noktayı koyması bana zor geliyor. Savunma bakanlığından sızdırılmış mektup konusunda da Trump’ın özellikle güvenlik bürokrasisiyle aradaki güreşte limitli olduğunu, gücünün yetmediğini görüyoruz. Osaka zirvesinden 27-28 Haziran’dan net bir sonuç çıkar mı, ben bu mektuptan ve yaptırımların Türkiye’nin bir ev ödevi olarak sunulduğunu gördükten sonra pek ihtimal vermiyorum. En önemlisi önümüzdeki hafta olacak sanıyorum, F-35 konsorsiyum koordine toplantısı var. Türkiye’yi davet edecekler mi, etmeyecekler mi bu önemli bir gösterge. Şu anda görünen projeksiyon davet etmeyecekleri yönünde. Eğer böyle de bir şey olursa, Türkiye bu konsorsiyum koordine toplantılarından dışlanırsa, komple programın dışına çıkarılmasının da ilk sinyalleri olarak algılanabilir bu. bir senede beri Ankara, krizi değişik şekilde yönetmeye çalışıyordu, ama zaman daralıyor. Yavaş yavaş Rusya boyutu da işin içine girmeye başladı. S-400’lerin söz verildiği şekilde tedarik sürecinin başlaması ve Türkiye’ye gelmeden önce muhtemel konulacak yerler nereler olacak? Yine açık kaynaklardan gördüğümüz, Suriye sınırı, İran sınır, Ankara, Doğu Akdeniz özelikle Mersin, Akkuyu bölgesi, bunlar adı geçen yerler. Buralarda kesinlikle teknik keşfin yapılması lazım, Rus heyetinin gelmesi lazım. Ankara’nın sessizliğine ben harıl harıl şu kritik bir ayda nasıl olur da bir koltuğa iki karpuzu sığdırırız’ın son hamleleri olarak görüyorum. Osaka zirvesine ve kritik Trump görüşmesine çok ciddi umut bağlanmış durumda. Bunu Ankara’daki yüksek düzeydeki karar alıcıların açıklamalarından anlıyoruz. Umarım güvendiğimiz dağlara kar yağmaz ama son 1.5 senedir epey bir kar yağdı, karın yüksekliği artıyor.”

    Etiketler:
    Donald Trump, Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye, ABD, Rusya, F-35, S-400
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın