14:00 21 Kasım 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘Kapsamlı bir ekonomik ambargo olursa, bundan Avrupa da ABD de zarar görür’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 61
    Abone ol

    Prof. Hasan Ünal, Türkiye’nin başlattığı Barış Pınarı Harekatı yüzünden olası yaptırımların AB ülkelerine ve ABD’ye de zarar vereceğini söyledi. Türkiye’nin silahlarının yüzde 60’ından fazlasını kendisinin ürettiğini belirten Ünal, silah ambargosunun da işe yaramayacağı görüşünde.

    Türkiye'nin Suriye harekatının beşinci gününde sahada sürpriz gelişmeler yaşandı. Trump'ın ABD güçlerini Suriye'den çekme yolunda attığı adımlara paralel olarak Suriye ordusu da topraklarında tam kontrol için harekete geçerken, Türkiye ile Suriye arasında çatışma yaşanması endişeleri ortaya çıktı. Rusya'dan da ikazlar eksik olmuyor.

    Diğer yandan Ankara Suriye harekatını mümkün kılan ABD Başkanı Donald Trump'ın açık onayına karşılık ABD ve Avrupa'dan gelen tepkilerin de odağında. Trump, Türkiye’yi yine Twitter’dan tehdit ederek, "Büyük yaptırımlar geliyor" derken, AB de hareketlenmiş görünüyor.

    Gelişmeleri Maltepe Üniversitesi’nden Prof. Hasan Ünal ile konuştuk.

    ‘ABD, TÜRKİYE’NİN YPG’Yİ BİR ŞEKİLDE KABULLENECEĞİNİ SANDI’

    Prof. Hasan Ünal, ABD’nin Türkiye’nin YPG’yi kabulleneceği yanılgısını taşıdığını söylerken, Trump'ın birbiriyle bağdaşmaz gibi görülen twitter mesajlarının çok da çelişkili olmadığı görüşünü dile getirdi. Türkiye'nin 'başarılı bir kriz yönetimi' uyguladığını söyleyen Ünal, ABD yönetiminin yıllarca dünyaya IŞİD'la savaştıkları için YPG'yi 'cici çocuklar' olarak sunmaya çalıştığını ancak Türkiye'yi 'kaybetmeye' giden bu oyunun harekat ile sona erdiği değerlendirmesinde bulundu:

    “Bir açıdan çok karmaşık olaylar zinciri var. Olaylar hızla akıyor ve nereye doğru aktığı konusunda karar verirken yeni haberler geliyor. Özellikle sosyal medya üzerinden pompalanan haberler bir anda gidişatın değiştiğini gösteriyor gibi. Ama genel hatlarıyla baktığımda operasyonun planlandığı gibi icra edilmekte olduğunu görüyorum. Türkiye daha önce de Amerika’dan şunu istiyordu; en az 20 mil derinliği olan bir koridor istiyorum. Bu koridor Suriye’nin bütün Fırat’ın doğusundaki sınırlarını kapsamalı diyordu. Amerika’yı buna mecbur etti Türkiye. Türkiye başarılı bir kriz yönetimi ile Amerika’yı, ‘ben buraya müdahale edeceğim, silahlı kuvvetlerim hazır, artık bu konuyu seninle müzakere etmekten bir fayda mülahaza etmiyorum. Dolayısıyla ya PYD’ye destek olarak benimle savaşacaksın ya da birliklerin koordinatlarını versinler ya da çekilsinler. Yoksa ben giriyorum bölgeye’ deyince, Amerika’nın diyeceği buydu zaten. Trump’ın da Twitter’da sıklıkla ifade ettiği gibi ne yani Türkiye ile mi savaşacaktık diyor. Öte yandan da Trump’ın bana pek de çelişkili gelmiyor. Amerikan Kongresi isyan halinde, Amerikan ve Avrupa basını, YPG’ye yapılan silah yardımlarını ve burada bir devlet oluşturma çabalarını o kadar destekledi ki yıllar içinde. Bunları desteklerken de IŞİD’cilere karşı savaşan medeni dünyanın cici çocukları diye sattı. Türkiye’nin bütün itirazlarına rağmen bunu yaptılar ve şunu zannettiler: ‘Türkiye bunu bir şekilde kabullenir’. Bir önceki dönemin Amerikan yetkililerinin bu konuda açıklamaları var: ‘Biz Türkiye’yi kaybetme pahasına yapmıyoruz bu işi, Türkiye bir şekilde bunu kabullenecek’. Ama Türkiye bunu kabullenmeyeceğini önce Afrin’de şimdi de burada ortaya koyunca o zaman Trump’ın dediğine döndü iş. Trump, Kürtler diyor ama aslında PKK/PYD. Bizim İkinci Dünya Savaşı’ndan beri müttefikimiz mi, ne diye bunun için Türkiye ile savaşacağız demek istiyor.”

    ‘TÜRKİYE KULLANDIĞI SİLAHLARIN YÜZDE 60’INDAN FAZLASINI KENDİ YAPIYOR ZATEN'

    Trump'ın açıkça Suriye operasyonuna onay veren açıklamalarına rağmen ABD Kongresi ve hatta AB yaptırım tehditleri savururken Ünal, bunları çok da gerçekçi bulmuyor. Türkiye'yi yaptırımla tehdit eden senatör Lindsay Graham'ın daha birkaç yıl önce PYD'yi PKK'nın uzantısı olarak andığını anımsatan Ünal, bütün olup bitenlerin de aslında ABD'deki İsrail lobisinin başının altından çıktığı görüşünü aktardı. Ünal'a göre ABD ve AB eğer Türkiye'ye yaptırıma kalkışırsa bundan kendileri de zararlı çıkar:

    “Bence ciddileşmez. Graham’ın birkaç yıl önceki yönetimin yetkililerine, Savunma Bakanı’na, Senato’da sorduğu sorular var. Orada PYD diye bir varlık var, haberin var değil mi diyor, o da evet diyor. Peki, bu doğrudan PKK’nın uzantısı onu biliyor musun diyor, evet diyor. Türkiye bundan rahatsız, bunu biliyor musun, evet diyor. Peki, biz ne yapıyoruz diyor, öbürü de diyor ki; biz idare ediyoruz, Türkiye’nin şimdilik bunlarla şimdilik sorunu yok diyor. Graham da, ‘Hayır, ben daha yeni Türkiye’den geldim ve Türkler bu konuda çok rahatsız. Ben de Türklerin bu konudaki rahatsızlığını gayet anlayışla karşılıyorum. Böyle bir şey olamaz, biz yanlış yoldayız’ diyor. neden bu noktalara gelindi derseniz, Türkiye-İsrail ilişkileri çok kötü olduğu için Amerika’daki İsrail lobisi de aslında amacını aşan bir şekilde ve aslında İsrail’in çıkarlarına da hizmet etmeyecek bir tarzda Türkiye’yi cezalandırmaya kalkıyor. İsrail lobisinin şunu anlaması lazım. Türkiye, böyle kolayca dizginlenemeyecek bir noktada, hele hele konu PKK/PYD olursa. Bugün bütün kamuoyu operasyona tam gücüyle destek veriyor, bu işler şaka değil. Yaptırım uygularız diyorlar, ne yaptırımı uygulayacaksınız? Bu kapsamlı bir ekonomik ambargo olursa, zaten bundan Avrupalılar da kendileri de zarar görür. Eğer bir silah ambargosu olursa Türkiye kullandığı silahların yüzde 60’ından fazlasını kendi yapıyor zaten. Mühimmatının yüzde 90’ının üzerine çıkmış. Türkiye çok büyük bir ekonomi ve çok büyük bir askeri güç. Çin’i karşınıza almışsınız, Rusya’yı karşınıza almışsınız, İran ile neredeyse savaşacakmışsınız gibi bir havadasınız ve Türkiye’yi karşı kampa itiyorsunuz. Bu nasıl bir stratejidir? Bu İsrail lobisinin kafası vardı eskiden, nerdeyse akıllarını yitirmiş gibiler. Böyle bir şey akıllıca bir şey değil. Kendileri açısından. Dolayısıyla burada ben bir sorun görmüyorum. Rusya’nın arabuluculuğunda PYD/PKK, Suriye ile anlaştı haberlerinin tümünü ihtiyatla karşılıyorum. Çünkü bu filmi biz aynen Afrin’de görmüştük. Afrin’e Türk kuvvetleri girmeye başlayıp Amerika’nın PYD’yi sattığı netleşince oradaki PYD’liler aynı oyunu oynamışlardı. Şam’a yönelik çağrılarda bulunarak, biz size tabi olalım lütfen kuvvetlerinizi gönderin. Gelin burayı kontrol altına alın, Türkiye’ye karşı birlikte mücadele edelim. PYD basit ve taşeron bir örgüt olduğu için devletleri de kendisi gibi zannediyor. Devletler akıllı varlıklardır. Şimdi Suriye akıllı bir devlettir, kalkıp da orada Türkiye ile çatışma riskini alır mı, Rusya buna izin verir mi?”

    ‘SURİYE BÖYLE BİR İŞE GİRMEZ, ÇATIŞMA RİSKİ OLMAZ’

    Ünal, Suriye hükümeti ve ordusunun da Türkiye ile çatışma seviyesine gelmeyeceği görüşünde. Ünal, Cumhurbaşkanı danışmanı Yasin Aktay’ın Suriye'nin kuzeyindeki toprakları Suriye hükümeti ve ordusuna verilmeyeceği ve Türkiye'nin oluşturduğu 'Suriye Milli Ordusu'nun rejim değişikliği için savaşmaya devam edeceği yönündeki sözlerini, 'talihsiz' buldu. Ünal'a göre, Türkiye'nin Suriye ordusu ve Rusya ile çatışma riski de yok:

    “AK Parti Genel Başkan Danışmanı Aktay’ın söyledikleri bence talihsiz bir açıklama. Çünkü bunu İngiliz bir diplomata ya da bakana sorsalar, der ki olması muhtemeller üzerine şu anda bir açıklama yapmayı gereksiz görüyorum. Bir de böyle zamanlarda dış politika üzerine herkesin açıklama yapmaması bence daha yerinde olur. Dolayısıyla alandaki vaziyeti tam bilmiyoruz. Ama benim görebildiğim hadise şu. Peskov’un dediği gibi böyle bir çatışma riski olmaz. A, Suriye böyle bir işe girmez; B, Rusya izin vermez. Suriye kendi toprakları üzerinde egemenlik tesis etmeyi tabii ki ister. Ama bu Türkiye ile silahlı çatışma riskine rağmen olmaz, olamaz. Bu Suriye açısından çok tehlikeli bir senaryo olur ve Suriye böyle bir işe girmez. Suriye bunun yerine Türkiye üzerinde pens yapmayı veya Türkiye’nin aslında kendi ulusal çıkarları da Suriye ile uzlaşmaktan geçtiğine göre, dolayısıyla Türkiye’nin böyle bir noktaya gelmesini arzu eder, bekler ve bunun diplomatik hamlelerinin yapılmasını ister. Suriye ordusu niye hareketlenir? Bir defa Türkiye’nin girdiği bölgelerin güneyine doğru insan kaçışları var, PYD’liler kaçıyor, bunları yakalamak ister. SDG, on laf söylüyor, bunun onu birden yalan oluyor. SDG’yi ben ciddiye alamam, uygulanabilir değil alanda. SDG orada faktör olmaktan çıktı. Çünkü Amerika tarafından bilmem kaçıncı defa satışa getirilmiş bir terör örgütü.”

    ‘TERÖR ÖRGÜTÜNÜN SÖYLEMLERİNE DEVLETLER ALET OLMAZ’

    Türkiye'nin harekatının 'bir terör örgütünün kökünün kazınması' olarak anlaşılması gerektiğini söyleyen Ünal, ne Ankara ne de Şam’ın provokasyona gelmeyeceği görüşünde:

    “Burada mevzi birtakım şeyler olabilir. Ama Türkiye onların Suriye ile çatışma riski doğuracak şekilde taşkınlıklar yapmasına kesinlikle izin vermez, vermemeli. Bir terör örgütünün kökünün kazınmasına yönelik bir operasyon yapılıyor. Şimdi o terör örgütünün koca koca devletleri parmağında oynatacağını zannetmesine o devletler alet olmazlar. Dolayısıyla burada ne Suriye ne de Türkiye bu terör örgütünün provokasyonlarıyla hareket edecek kadar basit durumdalar. Bir de alandaki durumu gerek Suriye gerek Türkiye gayet iyi görüyor. Öte yandan 16 Eylül, Birleşmiş  Milletler’e yaptıkları bildirimi hatırlayacak olursak, orada çıkan o af onları da kapsıyor. Dolayısıyla şu anda hızlı akan olaylar zincirinin içinden geçiyoruz. Sonuçlarını ve bütününü birlikte değerlendirdiğimizde durum biraz daha belirgin açık geliyor bana. Türkiye daha önceden belirlenmiş olan 30 km veya biraz daha fazla derinliği olan bölgede M4 karayolu da dahil olmak üzere kontrol sağlamaya çalışıyor. Bunu sağlamasında büyük bir engel çıkmayacak. Çünkü PYD’liler bu sefer Afrin’dekinden de az direniş sergiliyorlar, kaçıyorlar, çekiliyorlar. Suriye ile yapacakları işten de bir şey olmaz. Ancak bir şey olabilir, doğru da bir iştir: oradaki Suriye Demokratik Güçleri adı altında faaliyet gösteren PYD ve yan kuruluşları oradaki halka baya zulmettiler, özellikle Arap aşiretlere ve bir kısım Türk/Kürt aşiretlere. Onların bir kısmı Suriye hükümetiyle görülüyor, bir kısmı da Türkiye ile görüşüyor. Suriye ile yapılan bu görüşmelerin tümünü PYD kendisi görüşüyormuş gibi naklediyor. Oysa PYD adına görüşmüyor o insanların çoğu. Suriye ve Rusya bu ayrımların farkında, Türkiye zaten farkında. Burada PYD ortada kaldı, kendi oturduğu ve tabanı zannettiği insanlar tarafından da reddedilme riskiyle yüz yüze, o yüzden böyle haberler yayıyorlar. Savaş ve harekat hukukuna, bütün Cenevre sözleşmelerine, operasyonlarında en ama en fazla uygun hareket eden, dünyadaki silahlı kuvvetler arasında Türkiye, tartışmasız ilk üçtedir. Suriye Milli Ordusu’nun TSK ile bağlantıları, TSK’nın onlara ne kadar hareket alanı verip vermediği bunları da bilmiyoruz. Mesela bahsi geçen siyasetçi ölen kadını kim öldürdü, nasıl öldürdü? Bunların her birinin tek tek incelenmesi gerekir ve silahlı kuvvetlerin bu konuda dikkatli olması gerekir. Eminim de çok dikkatlidirler. Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bu konuda geçmişi oldukça başarılı, dünyadaki bu konularda uluslararası hukuka en uygun şekilde hareket eden silahlı kuvvetlerden olduğuna şüphemiz yok.”

    Etiketler:
    Menbiç, Kobani, NATO, Güvenli bölge, Vladimir Putin, Recep Tayyip Erdoğan, Donald Trump, Avrupa Birliği, Barış Pınarı Harekatı, ABD, Rusya, Türkiye, YPG, Suriye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın