12:05 25 Ocak 2020
Canlı Yayın

    ‘Birleşik Krallık, son birleşik günlerini yaşıyor olabilir’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 0 0
    Abone ol

    Sertaç Aktan'a göre, Johnson'ın zaferinde halkın Brexit belirsizliğini istememesi ve Corbyn'in vaatlerine ikna olmaması etkili. AB'den istenen ticaret anlaşması alınamazsa Brexit'in yine zorlaşacağını belirten Aktan, İskoçya, K. İrlanda ve hatta Galler'in hareketlenmesiyle 'Birleşik Krallık’ın son birleşik günlerini yaşıyor olabileceği' görüşünde.

    Birleşik Krallık, yılan hikayesine dönen Brexit girişimlerinin ardından 12 Aralık'ta erken genel seçimlere giderken, sandıktan AB'den çıkışı engelleme çabalarının tam aksi sonuçlar çıktı. Brexit'in ve hatta anlaşmasız çıkışın savunucusu Muhafazakar Parti'li Başbakan Boris Johnson, bu kez seçmen desteğini de arkasına alırken, kampanyasında ülkenin iç meseleleri ve sosyal devleti öne çıkartıp, Brexit konusunda son derece belirsiz tutum alan İşçi Partisi ağır bir yenilgi aldı. İşçi Partisi'nin lideri Jeremy Corbyn ülkenin siyasi gelenekleri uyarınca liderliği bırakacağını duyururken, Johnson da AB'den çıkış için kolları sıvadı.

    Son ertelemeye göre Birleşik Krallığın 31 Ocak itibarıyla Brexit'i gerçekleştirmesi gerekiyor. Ancak kuzeydeki İskoçya'da büyük zafer kazanan İskoçya Milliyetçi Partisi'ni yeni bir referandumla Londra'yla yolları ayırma arzusunu dile getirirken, Kuzey İrlanda'da Birlikçi partilerin kayıplarına karşılık İrlanda yanlısı Cumhuriyetçiler kazanımlar elde etmiş durumda.

    Birleşik Krallık'taki seçimler ve Brexit'e etkilerini Brüksel'den Sertaç Aktan ile konuştuk.

    'Halk Brexit konusunda belirsizliği satın almak istemedi'

    Sertaç Aktan'a göre, seçimlerden Boris Johnson bile beklemediği düzeyde bir zaferle çıktı. Johnson gibi bir karakterin böylesine bir tarihi zafer kazanmış olmasını durumun 'şahıslar üstü' olmasına bağlayan Aktan, sonuçların Birleşik Krallık halkının Brexit sürecinde yaşadıkları bıkkınlık ve en kötü kararın kararsızlıktan iyi olduğu görüşüne işaret olduğunun altını çizdi. Halkın Brexit konusunda bir belirsizliği 'satın almak' istemediğini vurgulayan Aktan, İşçi Partisi lideri Corbyn'in bu konuda tarafsız tutum alarak büyük kaybettiğinin altını çizdi:

    “Gerçekten birçok kişi beklemiyordu. Boris Johnson’ın kendisinin dahi beklemediğini düşünüyorum. Tarihine baktığımızda büyük bir zafer. Boris Johnson gibi bir karakterin bu zaferle çıkmış olması, bu kişilerüstü olduğunu gösteriyor. Ciddi bir bıkkınlık ve en kötü kararın kararsızlıktan daha iyi olduğu algısının satın alınmış olunduğunu toplum tarafından, bunu netleştirdi. Çünkü buna genel bir seçimden ziyade Brexit seçimi dendi. Bu seçim için Brexit Partisi gibi partiler kuruldu. Böyle bir konuda bu kadar ana teması bu olan bir seçimde ana muhalefet partisinin Brexit konusunda bir kararı yoktu. Halk belirsizliği satın almak istemedi. Bir taraf 'ben aynen bunu yapacağım, bu işi halledeceğim' dedi. Öbür taraftan da 'bakacağız, ikinci referandumu yapacağız, halk ne derse buna tamamım, benim kendi görüşüm yok' gibi bir liderin asla söylememesi gereken tavırda bulundu. Bununla birlikte Corbyn bu konuyla ilgili sorumluluk üzerine aldı, istifa edeceğini söyledi."

    'Kendine özgü siyasi kültürü, sosyalizme yakınlık duymak yerine bir gün zengin olabileceği fırsatlar ortamını tercih ediyor'

    Aktan'a göre İşçi Partisi'nin yenilgisinin arkasında sadece Brexit de yok. Corbyn'in zengin kesimden yüksek vergi kesintileri ve millileştirmeler de içeren iddialı politikalarının da halkı ikna edemeyerek sonucu etkilediğini düşünen Aktan, bunu da ülkenin kendine özgü siyasi kültürüne bağladı. Aktan'a göre bu ülkede yaşayanlar, sosyalizme yakınlık yerine bir gün kendilerinin de zengin olabileceği fikrine dayanıyorlar, bu sebeple de serbest piyasa, kişisel mülkiyet, servet, kapital gibi şeylere kötü gözle bakmıyorlar:

    "İşçi Partisi’nin gölge maliye ve ekonomi bakanı, yani muhafazakar partideki ekonomi bakanını yaptıklarını yakından takip eden ve muhalefetin iktidara gelmesi halinde ekonomi bakanı olacak olan John McDonnell, Corbyn’nin ekonomi politikalarının onu hazırlayan takımın beyni. En önemli isimlerden biri İşçi Partisi’nde. Zengin kesimden çok yüksek vergiler kesilmeye başlanacak olması, çok iddialı ekonomi politikası ortaya koymuştu Jeremy Corbyn. Özel birtakım hizmetlerin millileştirilmesi, bunlarla ilgili İngiltere’de oldukça köşeli, aşırı sol şeklinde değerlendirilen birtakım önerileri ve programı olmuştu. Bununla ilgili McDonnell’da çıktı ve BBC’de, bir sorumlu arıyorsunuz esas sorumlu benim, bu yenilgiyi ben de kabul ediyor ve sorumluluğu üzerime alıyorum dedi. Bu yüzden burada sadece Brexit ile ilgili kararsızlık değil, ekonomi ile ilgili ortaya sürülen İngiltere gibi bir ülkede millileştirme kelimelerinin kullanıldığı bir programın öne sürülmesinin de çok ciddi bir etkisinin bir kayıp yaşattığını söyleyebiliriz. Ülkelerin belli kültürleri var. Bir insan fakir ve ihtiyaç içindeyse, zengin insanlara baktığında öyle de düşünebilir. Bir servet düşmanlığı onda var bende yok diye de bakabilir. Fakat bazı insanlar o sistemin avantajlı olduğuna da bakabilir. O kişide servet var ama sistem böyle işlediği sürece, sistemin yeterince iyi çalıştığına inanıyorsa, eğitim de iyiyse, birtakım fırsatların önü açıksa, meritokrasi varsa o ülkede, liyakat ehliyete iş verilmesi gibi şeyler söz konusuysa, yeterince çalışırsa, belki bugün o kişi zengin ama bu ülkede yarın benim çocuğum, ben de zengin olabilirim. Ben de zengin olabilirim bir fikir bulursam, bir ürün üretirsem, hizmet sunarsam, bir şekilde bende kefeni yırtabilirim diye bakıyorlar bu ülkelerde. Sadece zenginlerden alınacak parayla bunun karşılanamayacağını, sadece onlardan kesilen vergilerle her şeyin kurtulamayacağını belki görüyorlar. Sanayi devrimini icat etmiş, modern kapitalizmin kurulduğu ülkeden bahsediyoruz. İngiltere’de Türkiye gibi diyebiliriz özünde soldan ziyade sağda bir ülke. Ekonomik ve milliyetçilik anlamında da bunu dini eksende söylemiyorum ama bu tip konularda daha sağda bir ülke. Amerika için daha Cumhuriyetçi bir ülke. Buralarda serbest piyasa, kişisel mülkiyet, servet, kapital gibi şeyler öcü, kötü gözle bakılmıyor. İşçi Partisi gibi ana muhalefet partileri kulağa sosyalist gelebilecek şeyler dediklerinde en fakir tabanda bile bunun alıcısı olmuyor. Amerika’da böyle bir akım var. Evrensel temel gelir gibi şeyler giderek daha fazla yükseliyor.”

    'Genç nüfus, sosyal refah devletinden yana, yaşlılarda sağ taban baskın geliyor'

    Buna karşın Corbyn ve İşçi Partisi'nin gençlik tabanından yoğun olarak oy aldığı anımsatılınca, Aktan, Avrupa’da genç nüfusun sosyal refah devletinden yana olduğunu ama çoğunlukta olan yaşlı nüfusta sağ tabanın baskın geldiği görüşünü aktardı. Aktan'a göre bunun nedeni, gelecekteki otomasyonun ve yapay zeka olgusu nedeniyle gençlik kesiminin sosyal refah devletine ihtiyaç duyacağını bilmesi:

    “Çünkü gençlik biliyor ki; gelecekte otomasyon var, yapay zeka var, bir şekilde sosyal refah devletine çok daha fazla ihtiyaç olacağını biliyorlar. Bazı sektörler iş imkanları artıyor ama yeteri kadar fazla sektörde artmıyor. Sektörler daralıyor tam tersine, daha fazla beyaz, mavi yakalı işler otomasyona geçiyor. Artık birçok meslek yitiyor. Yeni meslekler çıksa bile yeteri kadar hızlı şekilde çıkmıyor. Dolayısıyla gençler geleceklerinde daha fazla sosyal refah devleti görmek istiyorlar. Ama neticede nüfus çoğunluğunu onlar oluşturmuyor. Avrupa’da şu an yaşlanan nüfus çoğunluk. Onlar da daha fazla ulusal sağlık sisteminin kalmasını istiyorlar."
    'Brexit Partisi büyük fedakarlık yaptı'

    Aktan, aslında Brexit fikrini topluma pazarlayan aşırı sağın da benzeri yerlere oynadığı görüşünde. Örneğin Brexit Partisi lideri Nigel Farage'ın halka Avrupa bütçesine katkı yapmak yerine paraların içeride harcanmasına vurgu yaptığını ve seçimleri Muhafazakarların kazanabilmesi için siyaseten fedakarlık da yaptığını anlatan Aktan, bu sayede AB'den çıkış hedefini de garantilemiş göründüklerini belirtti:

    ''Brexit fikrini satan taraf da hep bununla oynadı. Avrupa bütçesine katkı yapmak yerine polisimizi güçlendireceğiz, size güvenlik sağlayacağız, göçü önleyeceğiz, sizin işlerinizi alan kişiler gelmeyecek artık buraya. Size emeklilikte daha iyi hizmet verecek olan ulusal sağlık sistemine aktaracağız bu parayı dendi. Toplum bir şey gördü, isteyenler daha kararlıydı. Adı Brexit olan parti, kimsenin beklemediği bir adım attı. Lideri Nigel Farage, ‘Biz muhafazakar partinin aday gösterdiği yerlerde adaylığımızı çekiyoruz dedi. Sadece İşçi Partisi’nin kazanacağından emin olduğumuz yerlerde adaylarımızı koyacağız’ dedi. Bu neredeyse parlamentoya girmemeyi kabul ediyoruz demek. Brexit olsun diye böyle bir fedakarlıkta bulunduk demek. Nigel Farage, Boris Johnson’ın Avrupa Birliği ile yaptığı anlaşmadan haz etmiyor. Boris Johnson’ın anlaşması yerine Brexit’ten anlaşmasız çıkmayı tercih ediyorlar. Bir anlaşma olmasın, Dünya Ticaret Örgütü kuralları çerçevesinde ayrılalım gitsin demeyi tercih etme noktasına kadar gidiyorlar. Fakat anladılar ki eğer çekilmezlerse muhafazakar partinin oyları bölünecek sonuçta Brexit hiç gerçekleşmeyecek. Böyle bir fedakarlık yaptı Nigel Farage. Brexit eğer bir devrimse ilk 7 evladı Nigel Farage oldu, sert Brexitçiler oldu. Öngörülememiş bu adımla birlikte Brexit gerçekleşmiş olacak ocak sonunda.”

    'AB ile ticaret anlaşması istedikleri gibi çıkmazsa...'

    Aktan'a göre Brexit açısından geriye bir tek AB ile ticaret anlaşması görüşmeleri kalmış durumda. Bu konuda Johnson'ın istediği anlaşmanın çıkmaması halinde çıkışın yine kolay olmayacağı görüşündeki Aktan, Birleşik Krallık halkının önümüzdeki senelerde hatalı karar verdiklerini düşünmeye başlayacakları görüşünü aktardı:

    “Bir tek ihtimal kaldı ne ters gidebilir de Brexit olmayabilir diye. Boris Johnson, Brüksel’e gelecek ve 31 Ocak olmadan ticaret anlaşmasıyla ilgili görüşmeler başlayacak. Yarın ilk toplantıları var Brexit sürecinin nasıl işleyeceği ile ilgili. Bugün de Johnson parlamentoda bir konuşma yapacak. Ticaret anlaşmasında eğer İngiltere’nin tam istediği şekilde bir ilişki kuramayacağı, istediklerini alamayacağı ortaya çıkarsa, çok kolay olmayacağını düşünüyorum bu görüşmelerin, bir örneği yok bunun çünkü. Dolayısıyla bir tek bu konuda pürüz çıkacaktır. Amasız fakatsız kesinlikle çıkacağız diyor Boris Johnson. Eğer istediği şekilde bir ticaret anlaşması zemini oluşturamazsa dönüp ne diyecek İngiltere’de kendine oy verenlere. Brexit olacak ama sonuçlarını değiştirmeyecek bu mesele. İngiltere böyle karar aldı diye Brexit’in meydana getireceği olumsuz etkilerin hiçbiri değişmeyecek. İngiltere halkı şimdi algılamadıysa Brexit’in neler yapabileceğini, önümüzdeki seneler içerisinde kesinlikle acaba biz hatalı karar verdik diye düşünmeye başlayacaklarını düşünüyorum."

    'İskoçlar ikinci referandum istiyor, Kuzey İrlanda ve Galler de hareketlenebilir'

    Aktan, seçimlerin ardından Birleşik Krallık'ta 'parçalanma' alametlerinin de başladığına dikkat çekti. Kaderini AB'de gören İskoçya'nın ikinci bir bağımsızlık referandumundan bahsettiğine atıf yapan Aktan, Kuzey İrlanda'nın ve hatta Galler'in de hareketlenebileceği görüşünü dile getirip, "Dolayısıyla Birleşil Krallık’ın son birleşik günlerini yaşıyor olabiliriz” diye konuştu:

    "İskoçya biz artık kendi irademizin tersine AB’den çıkarılmak istemiyoruz diyor. Johnson, Brexit ile ilgili İngiltere halkından bir yetki almış olabilir, ama meseleye böyle bakıyorsa, o zaman aynı mantıkla İskoçya’dan da almadığını görmesi lazım diyor İskoç Ulusal Partisi lideri Nicola Sturgeon. Meclisteki bütün İskoç Ulusal Partisi’ndeki bütün sandalyeleri aldı neredeyse. Dolayısıyla onların da aldığı yetki son derece belli İskoç halkından, ikinci bir bağımsızlık referandumu. Bu konuda İngiltere’nin ikinci referanduma müsaade etmesi lazım. Ama İskoçya’da bu referanduma müsaade edilmezse ne olacak, nasıl bir gerginlik yaşanacak? Kendi başlarına da gidebilirler referanduma, ama sonucunu meşru sayar mı Londra, böyle durumlar var. Seçimlerden hemen önce yapılan son anketlere göre bir önceki bağımsızlık referandumun İskoçlar yüzde 53 seviyesinde hayır demişti. Biz birlik içinde kalalım demişlerdi. Seçimler oldu, İngiltere’nin çıkacağı kesinleşti, şimdi İskoçya ne yapacak? İskoçların zaten epey zamandır buna hevesli olduğu, Brexit’in de kesinleşmesiyle birlikte bunun yüksek bir ihtimal haline geldiği ve İskoçya’nın çıkması haline İngiltere ile İskoçya arasındaki sınır yine bir mesele olacak. İskoçlar, Londra’ya nasıl girecek, Londra’dakiler İskoçya’ya nasıl gidecek. Bunlar sonuçta etle tırnak gibi, birbirlerinde çalışanlar ve yaşayanlar var. Bunlar son derece komplike meseleler olmakla birlikte aynı durum Kuzey İrlanda ile İrlanda Cumhuriyeti için de geçerli. AB’den kaynaklanan yok muamelesi gören bir sınır var, dolayısıyla İskoçya onu nasıl oluşturacak. Bu olduğu takdirde İskoçya, Avrupa Birliği’nin bütün imkanlarından yararlanacak. Tek Pazar içinde olacak. İngiltere içerisinde birçok şirket bir anda merkezini İskoçya’ya taşımak isteyecek. Çünkü muhtemelen İskoçya ile İngiltere arasındaki sınır çok daha gevşek bir sınır olarak işlev görecek. Oradakilere vize olmayacak. Dolayısıyla yatırımcılar, işverenler, firmalar İskoçya’ya kaçmaya başladığı zaman bu sefer daha sefer milliyetçi politikacı Kuzey İrlandalılar da demeye başlayacak ki biz bu İskoçya ile çok büyük bir adaletsizlik oldu. Bizim firmalarımız İskoçya’ya kaçmaya başlıyor diyecek. Kuzey İrlanda’da da hareketlenmeye başlayacak, Galler de milliyetçi bir yer. Brexit konusunda İngiltere ile Muhafazakar partiyle aynı hareket ediyor durumda gözüküyorlar. Galler’de üstelik başka bir dil konuşuluyor, İngilizce bile değil. Kuzey İrlanda ve İskoçya’dan bazı alanlarda milliyetçi tutumları var. Kuzey İrlanda ve İskoçya’nın hareketlenmesini gören Galler de hareketlenmeye başlayacak. Dolayısıyla Birleşil Krallık’ın son birleşik günlerini yaşıyor olabiliriz.”

    Etiketler:
    Avrupa Birliği, İskoçya, Galler, Britanya, İngiltere, Brexit, Boris Johnson
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın