18:08 28 Mayıs 2020
Canlı Yayın

    'Demokratlar, Senato'dan çıkmayacağını bilerek ve Trump'ı güçlendirme riskine rağmen azil süreci yürüttü'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 31
    Abone ol

    Doç. Ulaş Doğa Eralp'e göre ABD'de Demokratik Parti, Senato'dan geçmeyeceğini bile bile ve Trump'ı güçlendirme riskine rağmen seçmene 'ahlaki mesaj' verme kaygısıyla azil sürecini yürüttü. Demokratların Iowa ön seçimi içinse 'rezalet' diyen Eralp, parti yönetiminin Bernie Sanders gibi sol adaylara şimdiden set çekmeye çalıştığını söyledi.

    ABD Başkanı Donald Trump, bekleneceği üzere Demokratların 'görevini kötüye kullanmak' ve 'Kongre'nin işleyişini engellemek' üzerinden kendisine yönelik azil girişimini Senato'da bertaraf etti. Geçtiğimiz aralık ayında Demokratik Parti'nin çoğunlukta olduğu Temsilciler Meclisi'nin aksine Cumhuriyetçilerin çoğunlukta bulunduğu Senato'da Trump'ın azli reddedildi. Süreci atlatmasının ardından 'zafer ilan eden ABD Başkanı, başka hiçbir başkanın başına böylesi bir durumun gelemeyeceğini söyledi.

    Trump'a karşı 'azil davasında' yenilen Demokratik Parti ise 3 Kasım 2020 başkanlık seçimi öncesi bir başka darbeyi de ön seçim yarışının başladığı Iowa eyaletinde aldı. Iowa'da Cumhuriyetçi Parti'nin ön seçiminden yüzde 97 oranıyla Trump çıkarken, Demokrat adayların yarışının sonucu 'kodlama' hatası nedeniyle dört gün sonra açıklanabildi. Genç ve deneyimsiz eski South Bend Belediye Başkanı Pete Buttigieg ile 'sosyalist' olmakla itham edilen Vermont Senatörü Bernie Sanders yüzde 26.2'ye yüzde 26.1 oranlarıyla burun buruna çıktı. Iowa ön seçimi Demokratik Parti tarihine 'fiyasko' olarak geçti.

    Gelişmeleri Washington DC'deki Amerikan Üniversitesi’nden Doç. Ulaş Doğa Eralp ile konuştuk.

    'Trump'ı güçlendirme riskine rağmen azil sürecini işleterek stratejik bir karar aldılar'

    Ulaş Doğa Eralp'e göre, Demokratların Senato'dan döneceğini bile bile Trump'ı azle taşıma girişimi 2018 ara seçimlerinde Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu ele geçirmeleri üzerinden şekillendi. Demokratların bunu bir fırsat gördüklerini belirten Eralp, bunun bir 'stratejik karar' olduğunu ve seçmen kitlesine de ahlaki tutum mesajı içerdiği görüşünü dile getirdi. Eralp, bu kararın Trump'ı güçlendirme riskine rağmen alındığını da belirtti:

    “Öncelikle 2018 ara seçimlerine bakmak gerekiyor. O dönemde Demokratlar, Kongre’de Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu ele geçirdiler ve bu onlar için çok önemli bir fırsat oldu. Çünkü 2016’nın Kasım ayında Trump’ın seçildiği ilk haftadan bu yana Demokratlar bir şekilde Trump’ı azletmeye kafaya koymuştu. Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu elde edince ellerine Ukrayna Başbakanı ile olan telefon görüşmesinin kayıtları geçince bu fırsatı kaçırmak istemediler. Bunun iki önemli bence noktası var üzerinde durulması gereken. Birincisi bu bir stratejik karardı. Yani Demokratlar tabii ki bu azil sürecinin Senato’dan geçmeyeceğinin farkındaydılar: yalnız Demokratların kendi seçim kitlelerine yönelik net ahlaki tutum mesajı verme gereği hissettiler. Yani bu kadar açık bir şekilde parlamenter sisteme veya temsili sistemin gereklerini yerine getirmeyen bir başkanın işlemiş olduğu suçlara karşı sırtlarını dönemeyeceklerini düşündüler. Trump’ın güçlendirileceğine dair kesinlikle bir risk vardı. Ama bu riski aldılar yani sonuçta seçmenlerine bir mesaj vermek istediler. Ama öte yandan Trump’ın kendi kitlesini de daha bir bağdaştırdı birbiriyle, daha bir güçlendiler. Tehdit algısı oluştu çünkü onların kendi aralarında da."

    'Biden'ın gençler arasında karşılığı var, Biden eski ABD'nin temsilcisi görülüyor'

    Demokratların Iowa önseçimlerinde Pete Buttiglieg ile Bernie Sanders'ın öne çıktığını anımsatan Eralp, özellikle gençlik kitlesinde Sanders'ın büyük karşılığı bulunduğunu belirtti. Eralp'e göre, Joe Biden ise gençler için ABD'nin eski sistemini temsil eden birisi:

    "Bizim üniversitenin öğrencilerine baktığımızda genelde Bernie’ye yönelik özellikle bir eğilim seziyorum. Bernie Sanders’ın vermiş olduğu vaatler, ücretsiz üniversite sağlık sigortası vs. benzeri vaatler özellikle genç kitlelerde karşılık buluyor. Kendini demokratik sosyalist olarak tanımlayan Bernie Sanders’ın çok büyük bir karşılığı var 20’li yaşlar grubunda. Öte yandan aynı genç kitle bu ana akım medyayı zaten takip etmiyor, öyle bir kaygıları yok, ilgi alanlarına da girmiyor. İkinci önemli isim Indiana eyaletindeki South Bend şehrinin eski belediye başkanı Pete Buttigieg, Iowa ön seçimlerinde çok başarılı bir performans sergiledi. Önümüzde New Hampshire seçimleri var ve ondan sonra 3 Mart’ta süper Salı olarak adlandırılan yanılmıyorsam 9 veya 10 eyalette birden ön seçimler gerçekleştirecek. Pete ile Bernie ön plana çıkıyor. Öte yandan Joe Biden Amerika Birleşik Devletleri eski sistemini temsil eden biri olarak çok da fazla açıkçası takdir görmüyor. Tulsi Gabbard gibi isimler de var, onların genel olarak seçmen kitlelerinin çok bir karşılığı yok. Üç isim öne çıkıyor Bernie, Pete ve Joe Biden. Bir noktada belki Elizabeth Warren da biraz zorlayabilir. Ama bu iki-üç isim arasında geçecek gibi gözüküyor.”

    ‘Demokrat Parti yönetimi sol adaylara şimdiden set çekmeye çalışıyor’

    Eralp, Trump'ın 2016'da 'sisteme karşı' bir görünümle sahneye çıktığı ve o gün bugündür de 'Beni kimse tutamaz' tavrı sergilediğini anımsarken, bunun Demokratik Parti tabanındaki karşılığının da sol adaylara eğilimin artması olduğu görüşünde. Ancak Demokratik Parti yönetiminin şimdiden sosyal demokrat adyalara set çekmeye çalıştığını belirten Eralp, Iowa seçimlerinde de aslında Sanders’ın kazandığını ama parti yönetiminin ana akım medyayla beraber bunu örtme gayretine giriştiği izlenemi ortaya çıktığını aktardı. Eralp, Iowa önseçimi için 'rezalet' derken, seçim sonucunu dört günde açıklayan şirketin, Pete Buttigieg ve Joe Biden’ın kampanyasına bağışta bulunmuş olmasına da işaret etti:

    “Trump 2016 yılında başkan olarak seçildiğinde seçim kampanyasını tamamen ‘Ben bu sistemi takmıyorum, bir şekilde bu sistemi deler geçerim, kimse de bana hesap soramaz’ üzerinden kurguladı. Bu azil sürecinde de aklanarak ‘Beni kimse tutamaz’ mesajını net bir şekilde verdi. Öte yandan Demokratlar veya liberallerin, daha sol kesimin özellikle seçmen kitlesine söyledikleri ‘Bu adam hiçbir şekilde vergi vermiyor, hırsızlık yapıyor’. Bunun kesinlikle Cumhuriyetçi kitle üzerinde bir etkisi yok. Tam tersine takdir ediyorlar. Böyle bir durumda Demokrat kitle de giderek sola kaymaya başladı. Eğer sistem bu adamı yakalayamıyorsa, biz de sistemi daha hakkaniyetli bir hale getiririz diye düşünüyorlar. Bunu da Bernie ile yapacaklarını varsayıyorlar. Demokrat Parti’nin kendi delege sistemi, kendi parti içindeki sistem Bernie’yi ne derecede aday yapar orası belirsiz. O anlamda genç kitlenin de Demokrat Parti’nin daha dinozor olarak tabir edilebilecek elit kesimine yönelik tepkileri var. Mesela Iowa'da Bernie kazandı diyorlar ama Demokrat Parti ve ana akım medya Bernie’nin kazandığını belli etmemek için elinden geleni yapıyor şeklinde bir tepki de var. Iowa'daki rezaletin en büyük müsebbibi de Demokrat Parti yöneticilerinin seçimlerde yolsuzluk olmasın, Rusya bizim seçim uygulamamıza bir şekilde müdahale etmesin diye Pete Buttigieg ve Joe Biden’ın kampanyasına bağışta bulunmuş olan bir şirketin seçim sayımını gerçekleştirmesi için o şirketle anlaşma yapmış olmaları. O nedenle Bernie veya Elizabeth Warren seçmenleri arasında şimdiden ön seçimlerden itibaren Demokrat Parti’nin ilerici adaylara, Türkiye tabiriyle sosyal demokrat adaylara karşı şimdiden bir set çekmeye çalıştığına yönelik bir gözlem var. Trump da çok kurnaz bir adam sonuçta. Iowa seçimleri biter bitmez ‘Bu seçimin galibi benim’ diye hemen tweet attı. Trump, Demokrat Parti’nin beceriksizliklerinin çok farkında. CHP’ye çok benzetiyorum. Rahmetli Demirel demişti, ‘iki koyunu güdemezler’. Aynen ona tekabül edecek şekilde davranıyor Demokrat Parti’nin yöneticileri. Bu da seçmene olumsuz yansıyor. Önümüzde 7 aylık süreçte çok şey değişebilir. Ama bu ön seçim süresinde kimin ön plana çıkacağıyla ilgili bir durum bu.”

    ‘Trump seçmeni Sanders’ı komünist olarak suçlamakla korkutmaya çalışıyor’

    Eralp, Hillary Clinton'ın hırsından vazgeçmeyerek bu kez başkan yardımcısı olarak ortaya çıkabileceği söylentilerini de yorumladı. Clinton'ın Demokratik Parti yönetiminde hala etkili olduğunu belirten Eralp, Bernie Sanders'ın seçmen kitlesinde de 2016'daki gibi yine önünün kesileceği kaygıları bulunduğunu belirtti. Eralp'e göre, Trump da Sanders’ı 'komünist' gibi göstererek Amerikan toplumunu şimdiden korkutmaya girişmiş vaziyette. Ancak Eralp, sağlık sigortası olmayanın bir ambulans için 6 bin dolar ödediği ABD'de özellikle de gençlik kesiminin sol vaatlere daha fazla dikkat kesildiğini de belirtti:

    “Hillary Clinton, kendisinden başkanlığın çalınmış olduğunu düşünüyor. Daha çok oy aldı Trump’tan ama Amerikan seçim sisteminde en fazla eyalette kazanan başkan oluyor. Federal sistemin gerekliliği o. Bu nedenle bir de Hillary’de bir nefret oluşmuş galiba. En son Bernie hakkında bir tweet attı: ‘Bernie’yi zaten kimse sevmiyor, Bernie’nin seveni yok. Kongre’de kimse Bernie ile konuşmuyor’. Tam böyle ortaokul lise tarzı gruplaşma vs. şeklinde tavır alıyor. Hillary ve onun çevresinde örgütlenmiş olan birtakım insanlar var Demokrat Parti’nin yönetici kadrosunda, bunlar bir şekilde Bernie’nin önünü keser diye Bernie’nin seçmen kitlesinde bir korku var. Böyle bir durum olursa aynı 1968 ön seçimlerinde Chicago’da olduğu gibi çok büyük kıyamet kopar. Bu sefer Demokrat Parti’nin ben bu riski alabileceğini zannetmiyorum. Eğer önümüzdeki 3-4 ön seçimden de galip çıkarsa, bir şekilde Demokrat Parti yöneticileri, elit kesim, Bernie bağımsız, bir partiye bağlı değil, bir şekilde orta bir yol bulup en azından başkan yardımcılığı için daha ortaya yakın bir isim öne sürebilirler ama kesinlikle Hillary olmaz. Olursa, daha ortaya yakın biri olabilir, Tulsi Gabbard diye duydum ama ona da çok bir ihtimal vermiyorum. Trump seçildikten sonra ben artık hiçbir şeye şaşırmıyorum. Bernie’yi Avrupa standardına soktuğunuz zaman tipik İsveç sosyal demokratı. Sosyalist bizim standartlarımızda değil, devrimci bir insan olarak tanımlamak biraz zor. Sovyetler Birliği’nde ikinci evliliğini yapıyor, düğününü Moskova’da yapıyor. Trump şimdiden bahsetmeye başladı. ‘Kim Moskova’da evlenir ki? Moskova zaten çok güzel bir şehir ama düğün için Moskova’ya mı gidilir, üstelik de Sovyet döneminde? Bu adam kesinlikle komünist’ demeye başladı şimdiden. Amerika’nın 1950’lerin erken dönemine dayanan komünist ürkekliğini kullanmaya çalışıyor. Ama ben gençlerle konuşuyorum, sosyalizm iyi bir şey diyorlar. O eski korku gitmiş durumda ama 55 yaş üstünde onlarda var. Trump’ın kendi seçmen kitlesine satılır ama Demokratların seçmen kitlesinde pek bir karşılığı yok. Mesela hastaneye gidiyorsunuz ambulansla, size 6 bin dolar fatura kesiyorlar, sağlık sigortanız yok zaten. Bernie geliyor her şey bedava olacak diyor. O zaman sosyalist olmuş olmamış seçmen kitlesi için çok fark etmiyor.”

    Etiketler:
    Joe Biden, Azil, Bernie Sanders, Seçimler, Donald Trump, ABD Demokrat Parti, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın