14:04 26 Kasım 2020
Canlı Yayın

    ‘Erdoğan-Putin görüşmesi yeni bir mutabakat ve haritalandırmayla sonuçlanabilir’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 57
    Abone ol

    Dr. Volkan Özdemir'e göre, İdlib'de Erdoğan ve Putin’in mart başında olası görüşmesi yeni mutabakat ve haritalandırmayla sonuçlanabilir. S-400’lerin nisanda aktifleşecek olmasından ötürü ABD'nin Türkiye'yi eksenine çekmek istediğini söyleyen Özdemir, İdlib'deki sıkışmanın asıl stratejik önemi taşıyan Libya'da pahalıya mal olabileceği görüşünde.

    Suriye ordusunun Suriye'nin İdlib vilayetinde Soçi mutabakatında yer alan HTŞ'nin (El Kaide) ve diğer terör gruplarının ortadan kaldırılmasına yönelik operasyonları nedeniyle bölgede gerilim dorukta. Erdoğan'ın Suriye ordusunun İdlib vilayetinde Eylül 2018'teki sınırlara çekilmesi için verdiği şubat sonu ültimatomun ardından geçen hafta Ankara'da sonuçsuz kalan müzakereler Moskova'ya taşındı. Ancak iki gün süren görüşmeler sonuçsuz kalmış görünüyor.

    İdlib için yeni görüşmeler ve ABD'nin etkisini Dr. Volkan Özdemir ile konuştuk.

    'Bu mesele şubat sonu mart başı liderler zirvesinde hallolabilir'

    Dr. Volkan Özdemir, Suriye ordusunun Soçi mutabakatı çerçevesinde İdlib vilayeti topraklarının yarısını yeniden kontrol altına aldığın belirtirken, Ankara'nın ültimatomuna rağmen Türkiye ve Rusya liderlerinin şubat sonu veya mart ayı başlarında yüz yüze görüşmesiyle bir sonuca ulaşılabileceği kanaatinde:

    “Bu görüşmelerin içeriğini bilmiyoruz. Özellikle Türk tarafının daha çok iç kamuoyuna yönelik açıklamaları var. Politikacılardan geliyor bu açıklamalar. Bunlar da gerçeği ne kadar yansıtıyor bu ayrı bir konu. Ama elimizdeki verilerden yapacağımız analizde bakmamız gereken iki husus var. Birincisi, Moskova’nın 2018 Soçi mutabakatı çerçevesinde Suriye’nin M4-M5 Karayollarına odaklanmasını istediği ve bu yönde son 2 aylık operasyonlarla da Suriye ordusunun İdlib’in yüzde 50’sini tekrar topraklarına kattığı gerçeği. Buna mukabil Türk tarafından gelen eğer ay sonuna kadar rejim kuvvetleri daha önceki yerlerine çekilmezse, biz burada gerekeni yaparız açıklaması. Geçen hafta Ankara’da heyetlerarası görüşmeler vardı, bu hafta Moskova’da devam etti. Alt düzeyde gerek sivil gerekse askeri bürokratlar arasında bu tür müzakerelerin devam etmesi bence büyük olasılık. Fakat bu müzakereler olumlu ya da olumsuz neticelensin. Türk-Rus ilişkilerinin son yıllarda gelmiş olduğu duruma bakarsak nihai sözü bu ikili ilişkileri ayrı ayrı konu başlıklarında değil de paket halinde değerlendiren, şubat sonunda mart gibi liderler zirvesinde ancak bu meselenin hallolabileceğini düşünüyorum. Mart ayında Putin-Erdoğan görüşmesi yüz yüze gerçekleşirse, bu meselenin ancak orada nihai bir sonuca evrilebileceğini düşünüyorum. Tarafların görüş farklılığı zaten ortada, özellikle Soçi mutabakatından sonra belirginleşti."

    'Türkiye ile ilişkilere son derece önem veren Rusya’nın sabrı tükendi’

    Özdemir, Barış Pınarı Harekatı sonrası yapılan Soçi zirvesinde İdlib'in gündeme getirilmemesi ve yıl sonuna kadar sakin geçen sürecin bazı terör gruplarının saldırılarıyla hareketlendiğini anımsattı. Özdemir, bu noktadan sonra bir yıldan fazladır müsamahalı davranan Rusya'nın Türkiye ile ilişkilerine büyük önem vermesine rağmen sabrının tükendiğini belirtti. Rusya'nın müttefiki Suriye'yi Soçi mutabakatının yerine getirilmesi yolunda teşvik ettiğini belirten Özdemir, Türkiye'nin ciddi bir karar vermesi gerektiği görüşünü dile getirdi. Özdemir'e göre küçük bile olsa TSK'nın Suriye ile çatışması olasılığının bulunduğunu ve Türk askerleri için en büyük sorunun o bölgede kontrolsüz terör unsurları olduğunu da kaydetti:

    "Barış Pınarı Harekatı’ndan sonra en son yapılan Soçi zirvesinde Erdoğan ile Putin arasında İdlib meselesinin çok gündeme getirilmemesi, aslında yıl sonuna kadar da sakin geçen bir süreç vardı, tarafların farklı konumlarını ön plana çıkarmama konusu da anlaştığını gösterdi. Fakat ne olduysa yılbaşından itibaren özellikle oradaki bazı terörist grupların saldırılarıyla tekrar bu operasyon gündeme geldi. Bu dakikadan sonra da artık Rusya’nın sabrı tükendi. Çünkü Türkiye ile ilişkilere son derece önem veren bir ülke, özelinde Rus Devlet Başkanı Putin. Rusya’nın ama bir noktaya kadar buna müsamaha gösterdiğini, Türkiye için bir yıldan fazla beklediğini görüyoruz. Aslında orada Rus askerlere, özel kuvvetlere yapılan saldırı neticesinde bu operasyonlar şiddetlenmeye başladı, ciddi bir provokasyon gündeme geldi. Buradan bakınca Rusya’nın Suriye’deki M4-M5 Karayoluna kadarki hedeflerden biri şu anda tutturulmuş durumda. Oraya kadar gidişine sonuna kadar destek verdiği, müttefiki Suriye’yi teşvik ettiğini ve bundan vazgeçmeyeceğini düşünüyorum. Dolayısıyla ay sonunu beklemek lazım. Ay sonunda Türkiye de ciddi bir karar vermek durumunda kalacak. Küçük de olsa bir çatışma olasılığı TSK ve rejim kuvvetleri arasında var. Fakat askerlerimiz açısından da en büyük sorun o bölgedeki kontrolsüz ve önemli bir kısmının da HTŞ, El Kaide ve bu teröristler tarafından oluşturulan unsurlar. Bunların bazı iddialara göre Türk Silahlı Kuvvetleri içerisine sızarak çatışma bölgelerinde bir nevi kalkan olarak kullanması ve provoke etmesi söz konusu oluyor. Zaten Cumhurbaşkanı’nın son açıklamalarından da bunu anladım.

    ‘ABD, S-400’ler aktif hale getirilmeden önce Türkiye’yi kendi eksenine çekmek için son kartları oynuyor'

    S-400 hava savunma sistemlerinin nisan ayında aktif hale getirileceğine dikkat çeken Özdemir, ABD’nin bu yüzden bunun öncesinde Türkiye'nin Rusya ile ilişkilerini kopartmak ve kendi eksenine çekmek için kartlarını oynadığını belirtti. Özdemir, Türkiye'de bazı iktidar çevrelerinde de Rusya ile ilişkilerde fren gerekliliği görüşü taşıdıkları izlenimini aktardı. Özdemir, ABD'nin İdlib'de karışıklığın sürmesini isterken, diğer yandan da Suriye'nin kuzeydoğusundaki PYD varlığını uzatabilmeyi hedeflediğini söylerken, ABD'nin rejim değişikliğini beceremese de Suriye'ye bölme politikasının net olmasına karşılık asıl kafa karışıklığının Ankara'da olduğunu dile getirdi:

    "Türkiye’de bazı iktidar çevrelerinde Rusya ile ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğini son 3 yıldır görmekle birlikte bazılarında ise bu ilişkilerin fazla bir noktaya ulaştığı, Türkiye’nin Rusya’ya asimetrik olarak bağlanmaya başladığı iddiasıyla bu ilişkilerde bir fren gerekliliği hissiyatına kapıldım. Dolayısıyla acaba buradan bir bahaneyle Türk-Rus ilişkilerinin baltalanmak istenmesi ki Amerika Birleşik Devletleri’nin bu konuda son derece hevesli olduğunu biliyoruz. Birkaç yıldır bu konu için uğraştığını ve Jeffrey’nin son gelişiyle bir fırsatı eline geçirdiğini biliyoruz. Acaba Türkiye’de iktidar da şubat ayı sonu içinde bu yönde mi ilerleyecek, yoksa tekrardan Libya meselesinde olduğu gibi sorunlar bir şekilde yeni bir mutabakat ve haritalandırmayla mı sonuçlanacak? Benim tahminim şu anda durumun belirsiz olduğu. Fakat Erdoğan ile Putin’in yüz yüze görüşmesi gerçekleşirse yeni bir mutabakat ve haritalandırmayla bu meselenin de şimdilik hallolacağı kanaatindeyim. Bence burada Amerikan politikası son derece net. Kafası karışık olan kısım daha çok Ankara. Amerikan politikası Beşar Esad rejimini devirmeye çalışmanın gereksizliğini gördü. Son yıllarda Rusya’nın Suriye’de ana aktör olduğunu kabullenmek durumunda kaldı. Burada Amerika açısından tek ulusal çıkar kazanımı İdlib üzerinden Türk-Rus ilişkilerinin sadece şu anda yumuşak karnı neresi diye soracak olursanız bence Libya’dan da öte İdlib. Buradan Türkiye’yi tekrar batı kampına dahil etme ve kendi müttefiki haline getirme amacını, politikasını uyguladığını görüyoruz. Artık ABD'nin Esad’ı devirme gibi bir hedefi uzun yıllardır zaten kalmadı ama son şansını burada deneyecek. Süreç çok kritik, nisan ayı itibariyle S-400’lerin aktif hale getirilmesi gerekiyor. S-400’lerin aktif hale gelmesinden önce tekrar Türkiye’yi ABD kampına sokmak için Washington’da birilerinin son kartlarını oynayacakları belliydi. Son kart İdlib üzerinden oynanıyor. Buradaki temel amaç Türkiye’yi bir yandan kendi çizgisine götürmek, öbür yandan da Suriye’nin toprak bütünlüğü için daha büyük ve geniş olan Suriye’nin kuzey doğusundaki Amerikan destekli PYD’nin varlığını uzatabilmek. Çünkü İdlib’de ne kadar karışıklık devam eder Türkiye, İran ve Rusya ile karşı karşıya gelirse işte burada Suriye sahasından en çok faydalanacak ülke ABD. Çünkü hamisi olduğu PYD’yi ülkenin doğusunda bir şekilde varlığını sürdürmesini devam ettirecek. Bu şekilde Suriye’nin bölünmesi amacına da rejim değişikliği olmasa da ulaşmaya çalışacak. Ama İdlib’deki temel gayesi ki bunda şu ana kadar kısmen başarılı olduğunu görüyoruz, Türkiye’yi Rusya ile fazla yakınlaşan durumundan koparmak.”

    'Türkiye'nin ABD ile Rusya'yı dengeleyici tutumundan rahatsız oluyorlar'

    Türkiye'de son üç senedir Rusya ile ilişkilerde S-400 alımından enerjiye uzanan konularda 'asimetrik ilişki' argümanının kullanıldığını ancak bunların Ankara'nın ihtiyaçları uyarınca verdiği bağımsız kararların sonucu olduğunu anımsatan Özdemir'e göre, bu söylemleri ortaya atanlar, Türkiye'nin ABD ile Rusya arasında dengeleyici tavrından rahatsızlık duyuyorlar. Özdemir, ABD'nin de bu konuda birden fazla koza sahip olduğunu söylerken, İdlib'in de bu konulardan birisi olduğunu dile getirdi:

    “Sürekli olarak asimetrik ilişki kavramı kullanılıyor son 3 yıldır Türkiye ile Rusya arasında. Bu argümanları ortaya atanlarla birebir konuşuyorum, asimetrik kastınız ne dediğimde şunları sıralıyorlar; S-400 alımı, enerjide olan bağımlılık gibi… S-400 Türkiye’nin isteğiyle kendi ulusal çıkar ve güvenlik tanımlamasına yönelik olarak almış olduğu bir proje, Türkiye’nin ihtiyacı. Enerjide en son rakamlar açıklandı, Rusya’nın tarih boyunca ilk defa Türkiye doğalgaz piyasasındaki payı yüzde 30’lar seviyesine çekildi. Aslında çok öyle asimetrik bir ilerleme gelişme yok. Fakat bu söylemleri ortaya atanların, bilhassa bazı politikacıların buradaki temel kastı Türkiye’nin ilk defa ABD ile Rusya arasında son 3 yıldır daha dengeleyici, daha bağımsız bir pozisyona sürüklenmesinden duymuş oldukları rahatsızlık. Türkiye tekrar Atlantik kampının bir üyesi olsun isteniyor. Amerika Birleşik Devletleri burada birkaç tane koza sahip hükümeti sıkıştırmak konusunda. Onların en etkilisi sahada İdlib’di. Biz aslında bu süreci yaşıyoruz. Eğer İdlib üzerinden Türk-Rus ilişkilerini baltalamayı başaramazlarsa, Türkiye önemli bir eşik atlayacak. Fakat bu konuda da Amerikalıların çok hevesli olduğunu görmek için de kahin olmaya gerek yok."

    'Türkiye, İdlib'deki sıkışmanın kendisine Libya'da çok daha pahalıya mal olacağını görüyor'

    Türkiye'nin Suriye'de bir askeri hamleye kalkışması halinde Batı kampından yardım gelmeyeceğini de belirten Özdemir, bu meselenin Türkiye'nin Rusya ile ilişkilerini dondurmak ve ülkeyi tekrar Batı kampına çekmek için araç olarak kullanıldığı görüşünde. İdlib meselesinin Doğu Akdeniz ile ilişkisine dikkat çekerken, İdlib'in taktiksel çıkarlar, Doğu Akdeniz'in ise stratajik çıkarlar barındırdığına atıf yapan Özdemir, İdlib'deki sıkışmanın Ankara'ya Libya'da çok daha pahalıya mal olabileceğine dikkat çekti:

    "(Suriye'ye askeri bir müdahaleye, destek Batı kampından veya ikili ülkelerden Türkiye’ye gelmeyecektir, gelemez. Biz bu filmi Rus uçağı düşürüldükten sonra gördük. O zaman Türkiye, NATO’ya başvurduğunda bir nevi yalnız bırakıldı. Hiçbir şekilde şu anda hele ki daha da güçlenmiş sahadaki Rusya, İran ve Suriye’ye karşı NATO ülkeleri Türkiye’nin yanında yer almayacaktır. Siz Suriye ile savaşı göze alsanız bile, bu çok net görünüyor. Buradaki amaç askeri olmaktan öte siyasi. Siyasi amaç Ankara’nın Rusya ile ilişkilerini dondurmak ve tekrar batı kampına çekmek. Bunun için ekonomik, iç siyasi ve İdlib üzerinden de güvenlik alanlarında her türlü baskı ve araç şu anda kullanılıyor. Sadece İdlib değil hem Fırat’ın doğusu hem de öbür taraftan İdlib’in hemen batısında Doğu Akdeniz meselesi var, birbiriyle doğrudan ilişkili. Türkiye’nin taktiksel çıkarlarının İdlib’de ama stratejik çıkarlarının Doğu Akdeniz’de olduğunu düşünen biriyim, oradaki rezervler bakımından. Bu anlamda Libya meşru hükümetiyle yapılan deniz yetki sınırlandırma anlaşmasını da olumlu bulmuştum. Türkiye burada İdlib’deki sıkışmanın kendisine Libya’da çok daha pahalıya mal olabileceğini de bir yandan bence görüyor. Bu şekilde uluslararası kamuoyunda veya ikili ilişkilerde, diplomaside bu kartı oynamaya çalışıyor.

    'Ankara'dan gelen açıklamalar Rus dış ve güvenlik politikasının yeterince etüt edilmediğini gösteriyor'

    Özdemir, son dönemde Ankara'dan gelen açıklamaların Rus dış ve güvenlik politikasının yeterince etüt edilmediğini gösterdiğini dile getirirken, "Acaba Rusya kışkırtılmak mı isteniyor" sorusunu yöneltti. Türkiye'nin İdlib'den göç konusunda Rusya ile birlikte çözüm bulabileceğini de belirten Özdemir, güç dengelerinden bağımsız sert açıklamalarda bulunmanın olumlu sonuçlar elde etmeyi getirmeyeceğinin de altını çizdi:

    "Fakat son birkaç haftadır Ankara’dan gelen açıklamalarda Rus dış ve güvenlik politikasını yeterince etüt etmediklerini görüyorum. Bu tarz kartlar, kozlar Rusya’yı ikna etmeyi bırakın kışkırtabilir. Acaba kışkırtılmak mı isteniyor Rusya, bu soru da akla geliyor. Vitaliy Naumkin’in açıklamaları insani mesele göç konusunun halledebileceği yönünde, bir nevi yumuşak güç gösterisi. Ama Türkiye’nin gerçekten amacı sınırların ötesinde göçü karşılamaksa bence burada Rusya’nın yardımcı olabileceği bir durum söz konusu olur. Ay sonuna kadar bu tarz ikili açıklamaların karşı taraftan geleceğini, Türkiye’den devam edeceğini düşünüyorum. İdlib ile Libya tabii ki birbirinden ayrılmaz iki parçadır. Türkiye eğer İdlib’de Rusya ile bir şekilde anlaşmanın yolunu bulmazsa, Rusya veya İran ile Suriye üzerinden karşı karşıya gelirse, bu Doğu Akdeniz’deki menfaatlerimiz açısından son derece olumsuz olacak. O yüzden ilişkilendirme doğru ama dengeleme, uluslararası ilişkilerde güç dengesinden bağımsız değil. O kadar büyük bir gücünüz yoksa kalkıp da bu tarz açıklamalarla dengelemeyi aramanız size olumlu olarak yansımayacaktır.”

    Etiketler:
    TSK, S-400, İran, Astana, Soçi, İdlib, Suriye, Türkiye, Rusya, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın