15:47 28 Eylül 2020
Canlı Yayın

    ‘İran meclis seçiminde reformcular boykota giderek muhafazakarlara sistemin meşruiyeti üzerinden yanıt verdi'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 00
    Abone ol

    Ramazan Bursa'ya göre sıkıntılı bir süreçten geçen İran'da liderlik, meclis seçimine halkın katılımını sağlayamadı. İslam Devrimi sonrası ilk kez yüzde 42 ile en düşük katılım çıktı. Bunda koronavirüs kadar iç siyasi rekabetin rol oynadığını belirten Bursa, reformcuların boykota giderek muhafazakarlara 'meşruiyet' üzerinden yanıt verdiğini söyledi.

    ABD yaptırımları ve abluka siyaseti karşısında geçen yıl benzin zamlarının tetiklediği protesto gösteriyle sarsılan İran, 2020'ye sıkıntılı girdi. İran liderliği ocak başında en önemli komutanı Kasım Süleymani'yi ABD suikastında yitirdikten sonra koronavirüs salgını ile uğraşırken, düzenlenen yeni meclis seçimlerinde halkın sistemin meşruiyetini sorguladığı bir tablo ile karşı karşıya kaldı. Seçimlere katılım yüzde 42.5 ile İran İslam Devrimi sonrası en düşük düzeye gerilerken, mecliste muhafazakarların kontrolü sağlamlaştı. Yine dini lideri belirlemede etkin Uzmanlar Meclisi'ne de önde gelen muhafazakarlar yerleşmiş oldu.

    İran'da gelecek yılki cumhurbaşkanlığı seçimlerini ve hatta Hamaney sonrasını etkileyecek gelişmeleri, gazeteci yazar Ramazan Bursa ile konuştuk.

    ‘2019’un ikinci yarısı ve 2020’nin ilk ayları, İran açısından zorlu geçti’

    Ramazan Bursa'ya göre, 2019’un ikinci yarısında benzin zammı protestoları ile sarsılan İran’ın, 2020’ye Süleymani suikastı ve koronavirüs gündemiyle girerken, zorlu bir süreçten geçiyor:

    "İran 2020'ye çok iyi başlamadı. 2020'nin üçüncü gününde Kasım Süleymani'ye düzenlenen suikast, dünyanın gündemine oturdu. Çok önemli bir gelişmeydi. Bunun ardından ise seçim gündemi ve sonrasında koronavirüs meselesi ortaya çıktı. Ama tüm bu süreçten önce de kasım ayında benzin zammıyla alakalı ciddi protesto gösterileri yapıldı. Bu gösterilerde ölenler oldu fakat tam net olarak ölenlerle alakalı da resmi bir açıklama yapılmadı. Dolayısıyla İran için 2019'un ikinci yarısı ve 2020'nin ilk iki ayı çok zorlu geçti diyebiliriz."

    ‘Seçimlerin meşruiyet göstergesi olduğu İran’da katılım İslam devrimi sonrası en düşük seviyede kaldı'

    Bursa'ya göre, İran liderliği ikazlarına karşılık, bu kritik dönemde sistemin 'meşruiyeti' açısından önem atfedilen meclis seçimlerine halkın katılımını sağlamakta da başarısız oldu. İran genelinde katılım oranının, önceki seçime oranda yüzde 18'lik bir düşüşle yüzde 42'de kaldığını belirten Bursa, bunun İslam Devrimi sonrasının en düşük sonuç olduğuna dikkat çekti. Bursa, başkent Tahran'da da bu oranın yüzde 26'da kaldığını vurgularken, geçen sefer reformcuların aldığı Tahran'da bu sefer muhafazakarların zafer kazandığını söyledi:  

    "İran’da son yapılan meclis seçimleri, İslam İnkılabı’nın ardından yapılan seçimlerin en düşük katılımlısı oldu. Bundan önceki en düşük katılımlı seçim, %51 ile 2004 seçimleriydi. Şimdi ise yüzde 42.5’lik bir katılım sağlandı. Bir önceki seçimde ise yüzde 60 oranında bir katılım vardı. Dolayısıyla yüzde 18 oranında bir düşüş var. Bunun iki nedeni var. Seçim öncesinde yapılan anketler vardı. Bu anketlerde katılımın çok düşük olacağına dair veriler ortaya çıkmıştı. Ondan dolayı, başta İran İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamaney olmak üzere Cumhurbaşkanı Ruhani, İran Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi'nin kayınpederi de olan Meşhed Cuma İmamı Alemelhuda gibi önde gelen ayetullahlar ve cuma imamları, seçimlere katılmanın çok mühim olduğunu ifade ettiler. Hatta Ayetullah Hameney, seçimlere katılımın ‘İslami bir cihat’ olduğunu söyledi. Çünkü doğal olarak cumhuriyetlerde, seçimlerin yapıldığı ülkelerde seçimlere katılım meselesi rejimin meşruiyeti ile direk ilintilidir. Bazı ülkelerde ise seçimlere katılım aslında hükümetin meşruluğu üzerinden değerlendirilir. Katılım üzerinden hükümetin meşru olması olmaması tartışılır. Ama monarşilerde böyle bir tartışma zaten yoktur, çünkü oralarda zaten seçim yoktur. Bu bakımdan İran İslam İnkilabı'nın meşruiyetini ve gücünü gösteren noktalardan bir tanesi seçimler, seçimlere olan katılım ve seçimlerin varlığıdır. Bilhassa seçime katılım oranını İran hep önemsemiştir. Bu seçimde ise İslam İnkilabı’ndan beri en düşük katılım oranıyla karşı karşıyayız. Hatta başkent Tahran'da bu oran yüzde 26'ya kadar düştü. Yapılan en son seçimlerde başkent Tahran’daki 30 milletvekilinin tamamını reformistler kazanmıştı. Muhafazakarlar bir tane dahi milletvekili çıkaramamıştı. Bu seçimde ise tam tersi oldu. 30 vekilin tamamı muhafazakarlardan, hatta muhafazakarların en önemli isimlerden bir tanesi olan, aynı zamanda Tahran eski belediye başkanı Galiba,1 milyon oy alarak seçildi. Ama katılım oranı yüzde 26 ile çok düşüktü."

    ‘İran’da iç dinamikler arasındaki mücadele sertleşti’

    Bursa'ya göre İran meclis seçimlerinde elde edilen bu sonuçlarda, koronavirüs salgınına dair Batı kaynaklarından yapılan yayınlar kadar İran sisteminin iç dinamikleri arasındaki iktidar mücadelesinin sertleşmesi de yatıyor:

    "Aslında burada, İran iç dinamiklerinin kendi aralarındaki mücadelesinin ciddi anlamda sertleştiğini söyleyebilirim. Şöyle ki, seçim sonrası İslam İnkilabı Rehberi Ayetullah Hameney, katılımın çok yüksek olduğunu ifade etti. İçişleri Bakanı da benzer bir açıklama yaptı. Hatta bazıları, katılımın düşük olduğuna dair eleştirilere yönelik -Batıyı ve Amerika'yı kastetmek suretiyle- düşmanın koronavirüsünü seçimlere katılımı düşürmek için kullandıklarını ifade ettiler. Aslında böyle bir gayretin olmadığını da söylemek yanlış olur. BBC gibi, Batılı medya gruplarının Farsça yayınları var. Bunun dışında Batılı ülkelerde yaşayan muhalif İranlıların da yayın organları var. Koronavirüs gündemi üzerinden, seçim bölgelerine oy kullanmak için gidildiğinde, burada oluşacak kalabalıkların virüsün yaygınlaşmasına sebebiyet verebileceğine dair yayın yaptılar. Fakat bu düşüklüğün, yani bir önceki seçimle kıyasla yüzde 18 gibi büyük bir katılım düşüklüğünü tamamen koronavirüsle izah etmek de mümkün değil. Fakat ben burada bu düşüşte Batılı yayınların bir iki puan da olsa payının olduğunun kanaatindeyim. Koronavirüsü olmasa, yüzde 18 değil de  yüzde 15 oranında katılım düşüklüğü olacaktı. Bu yine de çok büyük bir oran’’.

    ‘Reformcular boykota giderek muhafazakarlara meşruiyet üzerinden yanıt verdi'

    İran seçiminde düşük katılımda en çok da adaylıkları engellenen reformcu kanadın boykotunun yol açtığı görüşündeki Bursa, reformcu kanadın bu şekilde muhafazakarlara 'meşruiyet' üzerinden yanıt vermek istediklerini vurguladı. Bursa, kavganın asıl nedeninin Hamaney sonrası İran siyasetinin şekillenmesi olduğu görüşünde:

    "Muhafazakarlarla reformistler arasındaki mücadele ciddi bir anlamda derinleşti ve keskinleşti. Bu kavganın temel nedeni, Hamaney sonrası İran'ın 1 numaralı koltuğuna kimin oturacağı sorusu. Bu seçimin bu kadar düşük olmasının temel nedenlerinden birisi de reformcuların zımnen seçimleri boykot etmesi oldu. Reformistlerden bazılarının adaylıkları, anayasayı koruyucular kurulu tarafından iptal edilince, muhafazakarlara meşruiyet üzerinden cevap verilmek istendi. Bunun en önemli adımı da katılım oranının düşük tutulmasıydı. O açıdan başarılı olmuş gibiler. Muhafazakarların yüzde 79'una karşılık reformistlerin yüzde 6 gibi oyu var. yüzde 15 de hiçbir ekole girmeyen  bağımsızlar var. Burada ciddi anlamda reformcuların boykotuyla karşı karşıyayız. Reformcu kanadın, Ruhani hükümetinin birçok sözünü hayata geçirememesinden dolayı ciddi bir hayal kırıklığı olsa da, Tahran'da bir milletvekili bile çıkaramamış olmaları söz konusu olamaz."

    ‘Ruhani, son senesinde muhafazakarların baskısı altında olacaktır’

    Bursa'ya göre, bu koşullarda İran'da gelecek sene düzenlenecek cumhurbaşkanlığı seçiminde koltuğu yeniden muhafazakarlar ele geçirecek gibi görünüyor. Bursa, yeniden aday olamayacak olan Ruhani'nin de kalan süresinde muhafazakarların baskısı altında kalacağını söyledi:

    "Ruhani'nin 1 yıl daha görev süresi var. Bu süreçte muhafazakarların baskısı altında olacaktır. Parlamentoda yapacağı kanuni ve hukuki değişikliklerde fevkalade zorluk çekecektir. Zorluktan öte muhafazakarların isteklerini daha çok ciddiye almak zorunda kalacaktır. Ama son dönemi ve yeniden aday olamıyor. Bu durum 2021'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde reformistleri nasıl etkiler diye sorarsak, burada cumhurbaşkanlığı koltuğunun da yeniden muhafazakarların eline geçmesi ihtimalinin güçlenmiş olduğunu söyleyebiliriz."

    ‘Muhafazakar meclis, dini lider seçiminde aktif rol oynayacak’

    İran Anayasası’nda Ayetullah seçime dair net olmayan ifadelerin olduğunu aktaran Bursa, yeni seçilen muhafazakar meclisin bu noktada aktif rol oynayacağına dikkati çekti:

    "Hamaney 80 yaşına gelmiş ve bu yaşından dolayı yaşlılıktan kaynaklı birtakım hastalıkları söz konusu. Birtakım farklı iddialar dolaşsa bile bunlar netleşmiş hastalıklar değil. Bu noktada anayasada İslam İnkılabı Rehberlik Makamı gibi farklı, net olmayan hükümler var. Yeni seçilen muhafazakar meclis buraların yorumlanmasında aktif rol oynayacak. Buralar netleşirken meclisin onayı gerekiyor. Burada her ne kadar ‘uzmanlar meclisi’ rehberi seçecek olsa bile, o kanuni değişiklikler mecliste yapılacak. Bu meclis tam da bu noktada aktif rol üstlenecek. Dolayısıyla İran'da siyasi ekoller arası mücadelenin derinleştiğini söyleyebiliriz. Son olarak özetlersek koronavirüsün 1-2 puan da seçimlere katılım üzerinde etki yarattığı söylenebilir ama bu durumun temel iki nedeni var. Halkın sandığa ve siyasete olan güveninin zedelendi. Reformistlerin seçime katılıyor gibi gözükmesine rağmen büyük oranda seçimi boykot etme girişimi gösterdiği görülüyor. Dolayısıyla bunun, reformistlerin muhafazakarlarla sertleşen kavgalarında meşruiyet tartışması yaratmak için attıkları bir adım olarak görebiliriz."

    Etiketler:
    Kasım Süleymani, Yaptırım, Ayetullah Ali Hamaney, İran İslam Devrimi, Hasan Ruhani, Koronavirüs, İran, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın