09:24 24 Eylül 2020
Canlı Yayın

    'Ülkeler iç turizmi teşvik ediyor, 34 destinasyona uçanlar Türkiye’ye gelmiyorlar, hasar tespit raporu çıkarılmalı'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 34
    Abone ol

    Bahattin Yücel pandemi ile dünyada turizm ve yan sektörlerinin aldığı ağır darbeye dikkat çekerken, Türkiye'de 'açılma' ile 'herkes tatile hücum edecek' havası yaratıldığı görüşünde. AB ülkeleri ve Rusya'nın sadece iç turizmi teşvik ettiğini anımsatan Yücel, sektörün hasar tespit raporu çıkarıp 2021'e hazırlanması gerektiğini dile getirdi.

    Dünya çapında iki ay boyunca neredeyse hayatı durduran koronavirüs pandemisi henüz dinmemişken, pek çok ülke ekonomik kriz kaygısıyla 'yeni normalleşmeyi' gündeme aldı. Krizin özellikle birbirleriyle yakın bağlantılı olduğu turizm ve ulaştırma sektörlerindeki etkileri tartışılıyor. İnsanların her türlü hareketinin kısıtlanması nedeniyle bu sektörler belki de en büyük darbeyi aldı. Milyonlarca insanın işlerinden olması söz konusu. Alman hükümümeti Luftansa'ı kurtarmaya soyunması Avrupa Birliği içinde şimdiden tartışmalar yaratıyor. Turizm sektörü de aynı şekilde. Sınırların kapanmış olması, yavaş yavaş açılma ile birlikte hangi ülkeleri kapsayacağı giderek netleşirken, Türkiye gibi ekonomisinde önemli payı bulunan bu sektörün geleceği kaygı yaratıyor.

    Küresel çapta turizm ve ulaştırma sektörülerindeki durumu eski Turizm Bakanı Bahattin Yücel ile konuştuk.

    'Dünya Turizm Örgütü'nün varsayımları anormal felakete işaret'

    Bahattin Yücel'e göre, dünyada hava taşımacılığı, konaklama, yiyecek-içicek sektörü ve üst yapısını oluşturan turizmle sınırlı kalmayan çok ciddi bir kriz bulunuyor. BM'nin merkezi Madrid'de bulunan kuruluşu Dünya Turizm Örgütü'nün yayınladığı oranların bu sektörler için anormal bir felaket anlamına geldiğini dile getiren Yücel, Avrupa'da özellikle güney hattaki İtalya ve İspanya'nın büyük darbe yediğini anımsattı. Yücel, bu ülkelerin pandemiyi de iyi yönetemediklerini ve altyapılarının çok yetersiz kaldığını vurguladı:

    “Dünyada çok ciddi bir kriz var. Bu sadece özellikle hava taşımacılığını, konaklama, yiyecek-içecek sektörünü üst yapısı turizmi etkileyecek değil başka alanlarda da çok şiddetli biçimde göreceğiz olumsuzlukları. Dünya Turizm Örgütü bu konuda en iyisi, Birleşmiş Milletler’in yan kuruluşudur, merkezi Madrid’de. Geçenlerde açıklamış oldukları bir varsayım var. Minimum yüzde 40, ortalama yüzde 80’e kadar oluşabilecek bir risk bekliyorlar. Bu gerçekleşme oranları açısından net karları yüzde 5’in altında olan bir sektörler bütünü için anormal bir felaket demektir. Herkes işini, varlığını kaybedecektir gibi bir sonuca gidebiliriz. Buradan çıkış için henüz tıbbi anlamda hiç kimse ne yapacağını tam olarak bilmiyor. Aşı, ilaç vs. gibi tartışmalar var o yüzden. İnsanlardan bir karar vermeleri bekleniyor. Günlük hayatınıza dönün, geçmişi artık unutun, normal hayatınızın adı bundan sonra ‘yeni normal’dir. Buna hazırsanız çıkın deniyor. Bununla ilgili özellikle tatilci alan ülkeler var AB içinde. Özellikle İtalya ve İspanya çok büyük bir darbe yedi. İspanya Türklerin Bodrum’u gibidir İngilizler ve İskandinavlar için. Onlar bu krizi çok iyi yönetemediler. Tıbbi altyapıları da yetersiz kaldı ve çok ciddi kayıplar verdiler."

    'Açılma ile herkes tatile hücum edecekmiş gibi bir hava yaratıldı'

    Türkiye'de de alınan önlemlere karşılık açıklanan istatistiklere güven duymanın zor olduğunu belirten Yücel, bütün bunların ardından pandemi sonrası açılma ile herkes tatile hücum edecekmiş gibi bir hava yaratıldığını dile getirdi. Diğer yandan Turizm Bakanlığı'nın pandemi sonrası kurallarla ilgili sertifika arayışlarının olumlu olduğunu vurgulayan Yücel, bu konuda merkezi idare ile tatil yörelerindeki CHP'li belediyeler arasındaki sıkıntılara ve belediyelerin kendi aralarındaki koordinasyon sorunlarına dikkat çekti:

    "Bu kayıplar bizde de güncel. 65 yaş ve üzerinde ama genellikle bakımevlerinde yaşayan yaşlıları vurdu. Türkiye’de bir istatistik özenle saklıyor Sağlık Bakanlığı, bu konuda çok cimri davranıyor. Bu istatistikler ortaya çıksa, daha rahat karar verebiliriz ne olabileceğine ilişkin. Bütün bunlar dikkate alındı mı alınmadı mı bilmiyorum, suçlamak da istemiyorum. Ama birdenbire sanki açıldığı zaman herkes tatile hücum edecekmiş gibi bir hava var. İki faktör var. Bakanlık kendisine göre bir korona-free sertifikası içinde. Burada da olumlu bir şey yaptılar. Bu anlamda tecrübeli akredite edilmiş sertifika veren uluslararası bir kuruluşla çalışma yapıyorlar. Bu çalışmalarla konaklama ağırlıklı olarak yeme-içme hizmeti veren lokanta, bar vs. onların da en azından koronanın yayılmasını engelleyecek birtakım hijyenik önlemler alınmasına ilişkin bir düzenleme yapıyorlar. Fakat burada yerel yönetimlerle Ankara arasındaki çelişki ve Türkiye’nin tatil yörelerinde yerel iktidarda CHP olmasından kaynaklanan bir farklılık var. Ne yazık ki Cumhuriyet Halk Partisi oralarda iktidar olduğunun farkında değil. Bir bütün halinde çalışmıyor. Tek merkezden bunları koordine etseler hem kamuoyunda çok daha fazla yer alırlar hem de daha işlevsel olur. Ama her belediye kendine göre bu işlerle mücadele ediyor.”

    ‘Ülkeler iç turizmi teşvik ediyor, Yunanistan’a bile gidebilirler ama Türkiye dışarıda kalacak’

    Koronavirüs nedeniyle dünyada İkinci Dünya Savaşı döneminde bile yaşanmamış bir ekonomik küçülmenin söz konusu olduğunu anımsatan Bahattin Yücel, Türkiye istediği kadar turizmi açıp, sertifika almaya yönelsin, turistlerin gelmesini engelleyecek koşulların devam edeceğine dikkat çekti. Yücel, Rusya'nın veya AB ülkelerinin birlik içerisinde 'iç turizmi' teşvik ettiğini aktarırken, "Almanya, Lufthansa, SWISS ve Eurowings’in geçtiğimiz günlerde Türkiye dışında bütün uçuş programını açıkladılar. 34 destinasyona uçacaklar ama Türkiye’ye gelmiyorlar" anımsatması yaptı. Bu nedenle Türkiye turizminde 2020 için ışık görünmediği belirten Yücel, 2021 stratejilerinin masaya yatırılması gerektiğini söyledi:

    “Dünyadaki durum, ekonomileri çok ağır darbe yedi. Şu anda dünya ekonomisinin bir varsayıma göre yüzde 5 onda 4 küçüleceği. Bu İkinci Dünya Savaşı’nda bile böyle olmamıştı. 50 milyon insan üzerinde insan kaybedildi. Dünya ateş çemberine dönmüş. Buna rağmen bu kadar büyük bir etkileyici küçülme olmamış. Bu küçülme nedeniyle iki şey ortaya çıkacak. Biz istediğimiz kadar açalım, istediğimiz kadar sertifika verelim onlar gelmeyecekler. İki nedenle gelmeyecekler. Bir, ekonomik durumları sarsıldı, iki AB bir anda kendi içindeki ekonomik etkinlik artsın diye korumacı davranıyor. O yüzden birtakım vergi kolaylıklarında özendirmelerle bunlar uçakların iniş, kalkışları, yakıtları, hava trafiğini kullanırken verilecek birtakım desteklerle sağlanabilir. Öyle eğilimler de var. Kolaylaştırıcı önlemleri aynı zamanda kayırmacılık anlamına geldiği için bizi maalesef dışarıda bırakacak. Portekiz’e giderler. Biz istekliyiz. Yunanistan bu konuda bizimle mukayyet edilemez büyüklük açısından. Ama şu durum ortaya çıktı. Almanya, Lufthansa, SWISS ve Eurowings’in geçtiğimiz günlerde Türkiye dışında bütün uçuş programını açıkladılar. 34 destinasyona uçacaklar ama Türkiye’ye gelmiyorlar. Rodos’a geliyor Alman uçakları, karşısında 26 mil. Dalaman’a gelmiyor. Bunu uçuşla otaya koyamayız. Burada bir kayırmacılık var, iki toplum arasında kalsın durumu var. Bizim için de en önemlisi daha düşük, orta ve altındaki gelir gruplarına hitap eden bir şekilde geliştirdik turizmimizi maalesef. Bu şu anki hükümetten kaynaklı değil, son 25 yıllık hadisedir. Buradan kaynaklanan bir durum var. O kesim zaten seyahat edemeyecek. İçeride kalacak, kendi ülkesinde veya Avrupa Birliği içerisine gitmeye çalışacak. Uçaklardaki sağlık önlemleri konusunda insanlarda kuşku var. İnsanlar genelde kendi otomobilleri ile gidebilecekleri yerlere gidecekler. Biz uçakla ideal uzaklıktayız Rusya ile ama oradan arabayla buraya gelinmez. Almanlar, Avusturyalılar, güneye inecekler İtalya’ya, Hırvatistan’a gelecekler. Yunanistan’a bile gidebilirler, Portekiz ve İspanya’ya tabii ki gidecekler. İç turizmde zaten orta ve üzeri gelir grubunun yazlığı var. Fakat tatilci yani haftalık tatil yapma alışkanlığını yeni kazanmaya başlayan kesim tatile kadar üç aydır çalışmıyor. Müthiş bir gelir düşüşü var. Kredi kartı borçlarını mı ödesin, birikmiş kiralarını mı ödesin yoksa bu sene ‘Hükümeti de sevindirmemiz lazım, açmışlar her tarafı, bir tatile mi gidelim mi?’ desin, bu bana iyimser geliyor."

    'Hasar tespit raporu çıkartılmalı, sektör de inisiyatif almalı'

    Türkiye'de Turizm sektöründen ekmek yiyen milyonlarca insanın yanı sıra yan sektörleri de ilgilendiren yatay etki alanı ile çok ciddi kayıplar bulunduğunu belirten Yücel, sekterö ayakta tutmak için en başta 'hasar tespit raporu' çıkartmak gerektiğinin altını çizdi. Sektöre yatırımları kaybetmemeye çalışırken örneğin çok iyi yetişmiş rehberler gibi sektörün pek çok kesiminin işsiz kalmasının da engellenmesi gerektiğini söyleyen Yücel, TÜRSAB başta olmak üzere sektörün de inisiyatif alarak bakanlığa yol gösterici olması gerektiğini vurguladı:

    "Bu sektörde doğrudan 1.5 milyon insan çalışıyor. Bunu 4 ile çarpsak 6 milyon insan. Bir de farklı sektörler olduğu için 35 tane sektörü de etkileyen bir yatay etki alanı var turizmin. Oralarda da ciddi kayıplar olacağı için bu sektörü ayakta tutmanın tek yolu bir hasar tespit raporu çıkartmak gerçekçi anlamda ve bu sektörü ayakta tutmak yeni birtakım fonlar oluşturmak. Burada ben iki şeye bakarım, bir yatırımları kaybetmeyelim. Çünkü toplam 100 milyar dolar. İki bu 1.5 milyon insanı işsiz bırakmayalım. Önlem alınması lazım. Bunu Kültür ve Turizm Bakanlığı yapmalıydı ama Bakan biraz da kişisel nedenlerle sektördeki tek yasayla kurulmuş en köklü kuruluş TÜRSAB’ı dikkate almıyor. TÜRSAB da onu dikkate almadığı için ağzını açıp konuşmuyor. Halbuki bütün sektör paydaşları, etkilenen sektörler de buna dahil bir çözüm bulunabilir. Türkiye’nin çok ciddi yetişmiş rehber kitlesi vardır. Dünyanın en başarılı ve donanımlı rehberleridir. Turist gelmeyince onlar da işsiz kalıyorlar. Binlerce rehberimiz var. O yüzden bu konuyu enine boyuna tartışmamız lazım. Fakat genelde siyasetçiler bunu magazinleştiriyorlar. Yerel yönetimlerle Ankara arasındaki çekişme de olumsuz etkide bulunuyor. Bu sene resmi görüşe yansıyan beklentileri çok yüksek buluyorum. Ama gidilen yerlerin ve gidiş sırasında sağlık koşullarının elverişli olduğuna ilişkin birtakım inandırıcı etkiler yaratabilirsek, yerel yönetimlere, bakanlara ve tesislere de çok büyük görev düşüyor, insanlarda bir hareket olabilir. Neden bu konuda bir işbirliği olmadığını şaşırıyorum. Biraz da galiba sektörün de liderliğe ihtiyacı var. Sadece siyasetçileri suçlamıyorum. Bu bir tür son zamanlarda moda, ‘input-output’ meselesi. Ne kadar çok bilgi giderse siyasetçi de ona göre etkilenir ve karar verir. Sektörün bu konuda çok gerçekçi düşünmediği kanaatindeyim. Belki de olayların sıcaklığı yüzünden paniklediler. Ama oturup sağduyu ve akılcı çözümler bulunabileceği kanısındayım.”

    'Rus, İngiliz ve Hollandalı turist beklemek gerçekçi değil'

    Rusya'da pandeminin etkisi sürerken ve yetkililer bu yıl dış turizme dair ışık yakmamışken, Yücel, Rusya'dan da turist gelmesi açısından durumun parlak olmadığını kaydetti. Rusya'daki pandemi koşullarına petrol fiyatlarındaki düşüşün yarattığı ekonomik durumun da eklendiğini anımsatan Yücel, Rusya açısından da Kırım ve Karadeniz kıyılarına gidişin söz konusu olacağını, eylül sonrasında Rus turist beklentisinin de gerçekçi olmadığını dile getirdi. İngiliz ve Hollandalı turistlerin gelişi için de durumun parlak olmadığını belirten Yücel, "2021’de ne yapmalıyız onu konuşalım" vurgusu yaptı:

    “İki etkisi var. Bunlardan birincisi petrol fiyatlarının düşmesi. Rusya’da ruble dolar karşısında çok ciddi gerildi. 1 dolar 75 ruble, bu çok ciddi bir rakam. O yüzden Rusya’nın ekonomisi çok parlak değil. İkincisi salgın birdenbire tırmanış gösterdi. Birtakım önlemler aldık, çok başarılıyız diyorlardı ama şimdi o başarıyı gölgeleyen çok önemli sayıda artış var. Bunun da getirdiği kendilerini bir frenleme var. Rusların geleneksel bütün demiryolu yapıları tümü gelip Kırım’da düğümlenir. Karadeniz’e doğru tatil eğilimi vardır. Ama Türkiye özellikle bu açığı kapattığı için Türkiye’yi yazlıkları gibi kullandılar. Bunda da biz çok başarılı olduk. Bizim orada çalışan Türk kökenli operatörleri var, pazarın yüzde 50’sinden fazlasını kontrol ediyorlar. Ama geçtiğimiz hafta Misuştin net bir şekilde şunu söyledi. Bu sene yurtdışı tatil planı yapmayın. Yapanlar da iptal etsin, çünkü çıkış çok zor dedi. Temmuzda gelir, olmadı eylülde gelir diyorlar. Eylülde Ruslar çocuklarıyla yaparlar tatili, okula gider çocuklar. Mayısın sonunda tatil başlar. Ağustosta zaten dönerler. Türkiye ne yapmaya gelecekler? Bu iyimserlik iyi bir şey ama boş bir beklenti. Ama Ruslar bir numaraları alıcımız. İki numara da İngiltere’dir. Hollanda da çok parlak değil. 2020’yi kaybettik, telafi etmek için ne yapabiliriz kendi öz kaynaklarımızla. 2021’de ne yapmalıyız onu konuşalım. Biz reklam kampanyası yapalım diyoruz. Neyin reklamını yapacağız? Bir ürün vardır, talebi vardır, taleple ürünü birleştirmek için reklam yapılır. Türkiye’nin bunu iyi yönettiğini göstermesi lazım. Sağlık alanında bir başarı yarattı aslında. Cumhuriyetin kazanımlarından hareket eden tıp kadrosu, en fazla kaybı da onlar verdiler. Türkiye bu konudaki başarısının hikayesini dünya ile paylaşırsa çok katkıda bulunur. Bu arada maskeleri dağıtamadığımızı söylemeyi de unutmayalım."

    'BM pilot bölgelerle havacılık sektörünü hareketlendirmeye çalışıyor'

    Bahattin Yücel, ulaştırma sektörünün de durumunun vahimliğine "Dünyada 15 bin 500 yolcu uçağı yerde" diyerek atıf yaparken, iflasın eşiğine gelen havacılık şirketlerinin onbinlerce insanı işten çıkartmaya başladığını anımsattı. BM Dünya Turizm Örgütü'nün Doha ve Dubai ile birlikte Türkiye'yi 'turizmde pilot bölge' olarak anmasının sektörü harekete geçirme odaklı göründüğünü belirten Yücel, pandeminin ötesinde İran ve Körfez'deki gerginlik ile Çin ile batı arasındaki uçuşların azalmasından ötürü 'hub' olarak düşünülen İstanbul Havaalanı'nın gelişmelerden etkilenmesinin kaçınılmazlığını anımsattı:

    "Dünyada 15 bin 500 yolcu uçağı yerde. Ürdün’de çölde, ağırlıklı olarak Amerika’da Arizona ve Oklahoma çöllerinde, uçakları park edecek yerleri genişletiyorlar. Beklentileri 2021 Nisan’a kadar tam kapasiteli uçamayacakları yönünde. Bu çok kötü bir şey. Lufthansa iflas edebilir gibi o yüzden 10 bin kişiyi çıkartıyor. İskandinavya’da SAS 5 bin kişi çıkarttı, çoğu pilot ve uçuş personeli. Norweigan var Norveç Havayolları, uçaklarının hepsini Ürdün’deki çöle götürdüler. İngiltere’de aynı şekilde uçak şirketleri iflas tehlikesiyle karşı karşıya. Böyle bir durumda İstanbul çok önemli. Bu hub noktası sadece tatil anlamında değil. Son zamanlarda Katar bizim için çok önemli bir hale geldi. Ama turizm açısından değil hava yolcu trafiği açısından özellikle özel bölge konumuna gelsin isteniyor. İran ile gerginlik var Körfez’de. Ayrıca Çin ile batı arasındaki uçuşlarda bu salgın nedeniyle müthiş bir durgunluk söz konusu. Bütün bunları pilot bölge olarak seçip, uçakların sağlık koşulları açısından ne kadar güvenilir hale geldiği vurgulanır ise bu tam anlamıyla bir halkla ilişkiler projesidir. Dünya Turizm Örgütü’ndeki rakamlardaki düşüş de çok büyük. Rakamlara güncel olarak hakim oldukları için sanıyorum harekete geçtiler.”

    İlgili konular:

    Rosturizm: Uluslararası turizmin hızla yeniden başlaması için önkoşul yok
    BM Dünya Turizm Örgütü: İstanbul, Doha ve Dubai salgın sonrasında turizmde pilot projelerin lideri olacak
    Kıbrıs'ta turizm kampanyası: Virüs kapan turiste tatil bedava
    Etiketler:
    Bahattin Yücel, Turizm, Koronavirüs, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın