04:19 30 Ekim 2020
Canlı Yayın

    ‘Muhafazakar kitleye ‘düzen sağlayıcı’ başkan imajıyla gitmek isteyen Trump, orduya oynayarak yanlış hesapladı’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 27
    Abone ol

    Doç. Eralp'e göre anketlerde geriye düşen Trump protestolara karşı güçlü başkan imajı çizmek için orduyu kullanmak istedi ama geri tepti. ABD'deki sosyolojik değişime işaret ederek, muhafazakarların da sistematik ırkçılığı teslim ettiğini anlatan Eralp, Trump'ın yanlış hesap yaptığı görüşünde.

    Koronavirüs pandemisinin merkezi haline gelen ABD’de, 46 yaşındaki siyah George Floyd’un öldürülmesi sonrası çıkan protestoların dozajı yavaş yavaş azalırken, dikkatler 3 Kasım seçimleri için girişilen rekabette. Pandeminin üzerine gelen protestoları yönetiş biçimi yüzünden eleştirilerin odağındaki Başkan Donald Trump askerleri sokağa salarak 'güçlü başkomutan' imajı çizmeye çalışırken, Demokratların başkan adayları Biden eşliğindeki tutumları da tartışılıyor.

    Amerika'daki tepkiler, protestoların çeşitli kesimlerdeki tezahürleri ve Amerikan siyasetine yansımalarını Washington'daki Amerikan Üniversitesi'nden Doç. Ulaş Doğa Eralp ile konuştuk.


    ‘Olaylar biraz yatışınca Washington’da sokağa çıkma yasağı gevşedi’

    Ulaş Doğa Eralp, Washington’daki protestolar hakkında bilgi verirken sokağa çıkma yasağının delinmesine rağmen protestocuların şiddete başvurmadıkça polis müdahalesi olmadığını anlatırken, olayların bir nebze teskin olmasıyla yasağın da gevşediğini belirtti:

    ’’Washington’da önceki 2 gün, sokağa çıkma yasağını saat akşam 7’den sonrası için ilan ettiler. Pazartesi gecesi yağma ve benzeri olaylar gerçekleşince burada belediye başkanı sokağa çıkma yasağını akşam saat 7’ye çekti. Ancak 2 gün üst üste olaylar yatışınca dün geceden itibaren 11’e çekildi. Ama insanlar, özellikle salı gecesi ve çarşamba gecesi 7’den sonra dışarıda olsalar bile şiddete başvurdukları sürece polis müdahalesiyle karşılaşmadılar. O yüzden buradaki güvenlik görevlileri temkinli davranıyorlar. Göstericiler de buna göre çok daha yumuşak yaklaşıyor.’’

    'İsyan yasasını devreye sokma girişimi geri tepti'

    Eralp'e göre, Trump kasındaki seçimler öncesinde anketlerde rakibi Biden'ın gerisinden geldiği için muhafazakar kitlesine 'düzeni sağlayan güçlü başkan' imajı çizmek istiyor. Eralp, 1807 tarihli İsyan Yasası'nı devreye sokmak dahil askeri hamlelerin arkasında bu bakışın yattığını ancak bunun geri teptiğini dile getirdi:

    ’’Trump’ın yürürlüğe sokmaya çalıştığı İsyan Yasası 1807 yılına ait. Thomas Jefferson, bunu İsyan kanunu olarak geçiriyor. Buna göre herhangi bir kalkışma anında devlet, güvenlik güçlerini, orduyu kullanarak isyanı bastırabilir. Bu en son 1992 yılında baba Bush tarafından Los Angeles’ta ortaya çıkan ‘Rodney King isyanı’ sırasında kullandı. Trump’ın bunu yeniden devreye sokmaya çalışmasındaki sebep, Kasım seçimlerine doğru yaklaşırken kamuoyu yoklamalarında Biden’ı 10-11 puan geriden takip etmesiyle ilgili. Kendisi, ABD'nin muhafazakar kitlesine ‘düzeni sağlayan’ güçlü başkan imajıyla gitmek istiyor. Orduyu kendi lehine kullanmak istiyor. Yalnız bu geri tepti. Özellikle ABD’de ordunun siyaset içinde kullanılmasına yönelik geleneksel olarak büyük bir tepki vardır. Hatta kendi eski savunma Bakanı Mattis dahil olmak üzere eski emekli generaller ve hala bilfiil görevli olanlar tarafından da uygun bulunmadı. Trump da dün geri adım attı. ‘Ulusal Muhafızları şu an kullanmaya gerek yok, elimizde başka türlü yöntemler var onları kullanırız’ demeye getirdi. Ama ona kalsa çok daha sert bir şekilde, ‘isyanı bastıran güçlü başkan’ imajıyla seçime girmek istiyor. Anladığım kadarıyla ABD’de son yoklamalara göre toplumun yüzde 65’i Trump’ın olayı yönetme biçimini yanlış ve bölücü buluyor.’’

    ‘Trump olayı yanlış hesapladı, halk değişiyor ve protestolarda sadece siyahlar yok’

    Protestolara yönelik yaklaşımıyla Trump’ın olayı yanlış anladığını ve buradan puan çıkaramayacağını düşünen Eralp, halkın ve muhafazakar kitlenin de değiştiğine vurgu yapıp sokaklarda sadece siyahların bulunmadığına dikkat çekti:

    ’’Trump protestolara yönelik söylemleriyle puan toplayamaz. Çünkü Trump’ın özellikle aklında bulundurduğu ve atıf yaptığı dönem, Martin Luther King’in öldürülmesinden sonra ABD’nin birçok kentine sıçrayıp, yağma ve mahallelerin ateşe verilmesiyle yaşanan 1-2 aylık süreç. Ama 50 sene geçti, halk değişti. Muhafazakar kitle yaşlandı. Özellikle muhafazakar genç kitle sessiz kaldı Trump’ın yaklaşımı karşısında. 1968’den farklı olarak zengin mahallerinde de Apple dükkanları dahil olmak üzere yağmalandı. Sadece siyahlar yok sokakta, birçok beyaz genç ve çok değişik arka plandan gelen yurttaşlar da dahil, özellikle gençler arasında her türlü ırktan, etnik kimlikten insanları bulmak mümkün. O anlamda Trump'ın yaklaşımı arkaik kalıyor. Onun ne kadar farkında orası net değil. Muhafazakar kitle de çok çok büyük şekilde destek vermedi. O da Trump’ın olayı yanlış hesaplamasıyla ilgili.’’

    ‘Demokratlar tepki vermekte gecikse de sonunda kazanacak olan onlar’

    ABD’deki protestolara karşı muhalefetteki Demokratların tavrını değerlendiren Eralp, genç Demokrat kitlenin protestolara dahil olduğunu ancak ‘yaşlı’ yönetim kademesinin kuşaksal algılamalarla tepki vermekte geciktiğini vurguladı:

    ’’Demokratların seçmen kitlesi, özellikle de genç kitle protestolara çok dahil oldu. Benim kendim öğrencilerim arasından da biliyorum çoğu sokağa çıktı. Ama Demokrat Parti’nin tepesinde bulunan yaşlı kitle tepki vermekte çekindi. Onların da kuşak olarak algılamada bir takım sorunları var. Geç de olsa tepki vermeye başladılar. Connetticut Senatörü Richard Blumenthal bir yasa tasarısı senatoya sürecek. Bu da Trump’ın isyan yasasını kullanmaktaki kapsamı daraltacak şeyler içeriyor. Demokratlar geç tepki veriyorlar ama en sonunda gene kazanacak olan onlar olacak. O anlamda yeniden Joe Biden’ın seçim kampanyasında bu işlere biraz daha ağırlık vermesi gerekiyor. Biden bunun farkında. Özellikle siyah oyun Biden’a sarkması durumunda (büyük ihtimalle sarkacaktır) başkan seçilmesi işten bile değil.’’

    ‘Biden konuştukça pot kırıyor, siyahlardan bir kadın yardımcı seçebilir’

    Demokratların başkan adayı Joe Biden’ın konuştukça pot kırdığını, konuşmadığı takdirde oyunun artacağını belirten Eralp, bu sebeple Biden’ın yanında aday olacak başkan yardımcısının kimliğinin çok önem kazandığına vurgu yaptı:

    ’’Biden’ın en büyük avantajı konuşmuyor olması. Konuşmadıkça oyu artacak, konuştukça daha fazla pot kırar ve oyu düşer. O yüzden yapması gereken kendine tanınmış, siyah bir kadın başkan yardımcısı adayı seçmek olacaktır. Özellikle Kamala Harris’i seçti diyelim. Bu özellikle genç siyah ve aktif seçmenin de oyunu Biden’a kesinlikle getirecektir. Onun dışında sessiz kalması onun avantajına. Yanındaki insanlar da ‘çok konuşma, sakin kal şeklinde’ önerilerde bulunuyorlar. Biden de onu yaptığı sürece, özellikle Trump gibi zayıf bir başkan karşısında kazanma olasılığı yüksek. Biden arada potlar kırabiliyor. O nedenle seçeceği, yanında aday olacağı başkan yardımcısının kimliği çok önem kazandı. Muhtemelen kendisi de siyah, tanınmış, kadın bir politikacıyı seçecek.’’

    ‘ABD toplumunda ırkçılığa dair ön kabuller değişti, Obama ‘nın sessizliğiyle Biden başkanlığının vereceği tepkiler farklı olacaktır’

    ABD’de ırkçılığa dair algının değiştiğini ve büyük çoğunluğun sistemik bir ırkçılığın var olduğunu kabul ettiğini anlatan Eralp, bunun başkanların vereceği tepkileri de farklılaştıracak bir durum olduğunu savundu:

    ’’Öncelikle şunu tespit edelim: 2014’te Missouri’de Michael Brown’ın öldürülmesi sonrası yapılan kamuoyu yoklamalarında olayın kendine özgü bir olay olduğu şeklinde algı vardı. Ama son kamuoyu yoklamalarında toplumun yüzde 75’i ABD’de sistemik, yaygın, kurumsal bir ırkçılığın olduğunu kabul etmiş durumda. Şu anda Obama başkan olsaydı çok daha farklı bir tepki verebilir durumda olurdu. O nedenle Obama’nın başkanlığı dönemindeki tepkisizliğiyle önümüzde muhtemelen Biden başkanlığının vermiş olacağı tepkiler arasında büyük bir fark olacaktır. Özellikle ABD toplumun genel kesimlerinin yaygın bir ırkçılığın sistemin içinde var olduğuna dair önkabul oluşmuş durumda. Özellikle de gençler arasında bu böyle. Görünüyor ki anne babalarını da ikna etmiş görünüyorlar.’’

    ‘Polis şiddeti siyahlar üzerinde daha ağır ve sistemik’

    Eralp, ABD toplumunun bütününün polis şiddetinden muzdarip olduğunu ancak siyahlar üzerindeki şiddetin orantısının çok daha ağır olduğunu söyledi:

    ’’Mesele orantılı meselesi. Orantıya baktığımızda ABD nüfusunun yüzde 13’ü siyahlardan oluşturken, polis şiddetine maruz kalıp ölenler arasındaki yüzdeleri 24 oranında. Bu neredeyse 2 katı. Tabii toplumun yüzde 50-51’i hala Avrupa kökenli ABD’liler. Genel rakamlara baktığımızda siyahlar dışında polis şiddetine maruz kalıp yaşamını yitiren Avrupa kökenli Amerikalıların olduğunu varsayabiliriz ama polis şiddetinin temsil oranına baktığımızda siyahlar üzerine daha ağır ve sistemik bir şekilde ırkçılığın uygulanmış olduğunu görüyoruz. Polis teşkilatları birçok kentte ırkçılığa karşı ne denli önlem alacakları konusunda hemfikir değiller. Polis sendikasının başkanı olan kişi çok yakın bir Trump destekçisi. O nedenle polis kadroları arasında ırkçılığın, şiddetin ve benzer işkence yöntemlerinin nereye konacağı üzerinde bir fikir birliği yok.’’

    ‘Eyaletler arasındaki tepkilerde farklılık olsa da polislerle Trump arasında işbirliği devam ediyor’

    Eralp’a göre, federal sistem yüzünden eyaletler arasında protestolara tepkilerde farklar olsa bile Trump ile polisler arasında işbirliği hala devam ediyor:

    ’’ABD’deki protestolar ve tepkilerde kesinlikle eyaletler arasında fark var. Türkiye’deki insanlar Houston’un Emniyet Müdürü, ‘sen nasıl başkana posta koyarsın’ şeklinde tepkiler vermişler. Bunun tek sebebi federal sistemin olması. Houston Emniyet Müdürü’nü seçen oranın ilerici belediye başkanı. Öyle olduğu zaman çeşitli kentlerde polislerin yurttaşlara yönelik uygulamarında da farklılıklar görüyor. New York hariç, orayı ayrı değerlendirmek gerekiyor. Ama onun dışında baktığımız zaman polisler ile Trump arasında işbirliği hala devam ediyor.’’

    ‘Merkez yapısı olmayan Antifa’nın terör örgütü ilan edilmesinin koşulları yok’

    Trump’ın protestolarla birlikte diline doladığı ‘Antifa’ söylemlerine değinen Eralp, Antifa’nın otonom ve merkezi olmayan yapısına değinerek, Trump’ın ‘Terör örgütü ilan edeceğim’ demesinin bir şey ifade etmediğini belirtti:

    ’’Antifa, kuruluş zamanı Almanya’daki neo-Nazi harekete karşı çıkış olarak ortaya çıkan anarşist, sosyalist, demokratik bir alternatif öneren otonom grupların, gene otonom bir şekilde eylem yapmalarıyla örgün bir yapılanma biçimi. Merkez bir yapılanması yok. Antifa’nın yükselişe geçmesi 2013-2014 ‘Black Lives Matters’ hareketinin öne çıkmasıyla onların da müttefiki olan otonom, sosyalist, feminist, çevreci gruplarının tamamen kendi güdümleriyle hareket etmelerinden oluşan bir olay. Bizim burada polis istasyonlarının duvarlarına bile ‘şu numaraya sms gönderirseniz, hemen destek olacak şekilde para gönderebiliyorsunuz’ gibi şeyler asıyorlar. Burada önemli olan Trump’ın tweet atması. Trump’ın ‘Antifa’yı terör örgütü olarak nitelendireceğim’ demesi pek bir şey ifade etmiyor. Bunun için kongreden sürecin geçmesi gerekiyor. O nedenle Antifa hala terör örgütü değil. Kabul edilmesi için de bir liderlik yapısı olması gerekir ama o da yok.’’

    ‘Dış güçler söylemiyle çok dalga geçildi, Demokratlardan da böyle lafların gelmesi şaşırtıcı değil’

    Ulaş Doğa Eralp, son olarak ABD’deki protestolarda Antifa üzerinden gelişen ‘dış güçler’ söylemleriyle çok dalga geçildiğini söylerken, Antifa’nın özellikle genç nüfusun da sahiplenmesiyle ırkçılığa karşı büyük rol oynayacağı görüşünü dile getirdi:

    ’’Dış güçler söylemiyle özellikle Demokrat cephede oldukça alay ediliyor. Hatta Zimbabwe bile suçlanmıştı Antifa’ya desteklemesi dolayısıyla. Demokratların içinden bu şekilde çıkan laflara ise şöyle bakmak lazım: Demokrat parti çok büyük bir kapsayıcılığı olan siyasi parti. Susan Rice gibi insanlar ABD’de politikasında ortanın solunda yer alıyormuş gibi görünüyor. Onlardan da böyle açıklamalar gelmesi şaşırtıcı değil. Aynı şekilde Türkiye’deki hükümetin de Antifa’nın arkasında saydığı örgütlere yönelik benzer şekilde suçlamalar yaptığını gördük. Bu gibi şeyleri çok kulağa asmaya gerek yok. Önümüzdeki süreçte Antifa, ırkçılığa karşı önemli bir rol oynayacaktır. Özellikle genç kamuoyunun yönlendirilmesinde Antifa’nın etkili olacağını düşünüyorum. Zaten Demokrat Parti’de ‘yükselen demokratik sosyalist hareket grubu’ var. Bunlar da Antifa’nın siyasi tabanda en azından görüşlerinin temsili alanında büyük rol oynayacaktır.’’

    Etiketler:
    Ceyda Karan, Irkçı, Irkçılık, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın