09:26 24 Ekim 2020
Canlı Yayın

    ‘Suudiler ABD ile ilişkisini kullanıp Arap Birliği'ni de Türkiye boykotuna katmaya çalışıyorlar, başarı şansları az'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 35
    Abone ol

    İslam Özkan'a göre Riyad ABD ile ilişkisine güvenip Arap Birliği’ni Türkiye'ye karşı boykota katmaya çalışıyor ama başarı şansı az. Özkan Arapça 'dijital sinek' denilen troller üzerinden 'Salman'a dil uzattı bu hale geldi' algısı yaratıldığını söyledi. Özkan boykotta İsrail'le normalleşme ve Türk mallarına alternatif bulmuş olmak etkili olabilir.

    Suudi Arabistan krallığının, Türkiye'ye yönelik geniş çaplı boykot kampanyası tartışılıyor. Suudi devleti boykotu resmi olarak ilan etmemişken, Suudi kamuoyunda boykot hareketi sosyal medya eşliğinde dalga dalga yayılıyor. Riyad'ın Türkiye ve Türk mallarına yönelik boykotuna Arap dünyasını da katmaya çalıştığı değerlendirmeleri öne çıkıyor. Suudi Arabistan Ticaret Odaları Başkanı Aclan Al Aclan, ekim başında yaptığı boykot çağrısını tekrarlarken, Suudi ülkede bulunan Türk şirketlerini boykot etmelerini istedi.

    Gelişmeleri Arap kaynaklarını yakından takip eden gazeteci İslam Özkan ile konuştuk.

    'Riyad ABD ile ilişkilerini ve Arap Birliği üzerinde hegemonyasını kullanarak boykotu yaymaya çalışıyor'

    İslam Özkan'a göre, Suudi Arabistan ABD ile ilişkilerini ve Arap Birliği üzerindeki hegemonyasını kullanarak Türkiye'ye yönelik boykot meselesini yaymaya çalışıyor. Riyad'ın Arap ülkelerini yanına alması halinde Ankara'ya güçlü bir darbe indireceğini düşündüğünü söyleyen Özkan, Fas, Tunus ve Mısır gibi ülkelerin telaffuz edildiğini belirtti. Özkan'a göre özellikle İhvan nedeniyle daha önce Mısır'da Türkiye'ye karşı hareketlenme yaşanmış olsa bile şu anda Türk mallarının alternatifi görülmediği için resmi bir ambargo söz konusu değil ve Suudi girişimi propaganda düzeyinde kalıyor:

    “Ciddi bir boykot var gibi gözüküyor. Sosyal medyada bu konuyla ilgili ciddi paylaşımlar var. Türk ürünlerinin boykotu adıyla bir hashtag açılmış durumda. Birkaç gündür sürüyor, yoğun bir şekilde devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde tt de olmuş. Şu anda Suudi Arabistan’da en çok konuşulan konulardan biri bu. Ama tüm Arap dünyasına yayıldığını söylememiz için henüz erken. Fas’ta bu konuyla ilgili gelişmeler var. Suudi Arabistan tabii ki BAE ile birlikte ekonomik nüfuzunu, para gücünü, Amerika ile olan ilişkilerini, Arap Birliği üzerindeki hegemonyasını kullanarak Arap dünyasında büyük bir etki yaratmaya çalışıyor ve bütün ülkeleri yanına alma arzusunda. Türkiye’ye karşı diğer Arap ülkelerini de yanına alırsa daha güçlü bir darbe indirebileceğini düşünüyor. Sosyal medyadaki paylaşımlarda sanki Mısır da bu işin içine girmiş gibi görünüyor. Mısır da henüz böyle bir ambargo resmi olarak ya da gayrı resmi olarak uygulama durumu yok. Rabia olaylarından sonra Mısır’daki askeri darbenin hemen ardından Müslüman Kardeşler’e yönelik imha operasyonunun ardından Türkiye ile ilişkiler gerilmişti. O dönemde de gündeme geldi aslında. Boykot uygulasak mı şeklinde. Fakat ekonomik olarak bunun çok fazla getirisinin olmayacağı, Mısır ekonomisinin zarar göreceği düşünüldü ki Mısır en çok Türkiye’den ev aletleri ithal ediyordu o dönemde. Türkiye’den hem belli bir kalitede hem de belli bir ucuzlukta alıyordu. Diyelim ki Avrupa Birliği’nden ithal ettiğinin dörtte bir fiyatına ama kalite olarak o kaliteye yakın ya da yarı kalitede bir ürün ithal ediyordu. Türkiye’den başka bir ülkeden ithalat yapmanın aslında çok da anlamlı olmadığını söyleyerek vazgeçmişlerdi o dönemde. O yüzden Suudi Arabistan’ın söylediği propaganda düzeyinde kalıyor."

    'Salman'a dil uzattı bu hale geldi algısı yaratılmaya çalışılıyor'

    Özkan, Suudilerin boykot hamlesinde Arapçada 'dijital sinek' diye anılan sosyal medya trollerinin etkili olarak kullanıldığını belirtirken, yanı sıra medyanın da öncü rol oynadığını aktardı. Kraliyete yakın Ukaz gazetesi dahil olmak üzere Suudi medyasındaki makalelerden örnek veren Özkan, Türkiye'deki ekonomik krizde Riyad'la ters düşme ve Suudi boykotunun rol oynadığı gibi bir algı yaratılmaya çalışıldığı görüşünü dile getirdi:

    "Ukaz diye bir gazete var Suudi Arabistan’da çıkan ve kraliyet ailesine çok yakın. Tam bir propaganda aygıtı olarak çalışan bir gazete. Türkiye’de de yasak. İki yazı gördüm burada, bir tanesinin yazarı Halit Süleyman. Türk ürünlerinin boykot edilmesiyle ilgili bir makale yazmış. Türk Lirası’nın serbest düşüşü başlıklı yazıyı yazan kişi de Ali Muhammed el Hazimi. Şöyle bir algı yaratmaya çalışıyorlar boykotla beraber. ‘Son dönemde doların aşırı değerlenmesi, Türk Lirası’nın düşüşü ve yoğun değer kaybetmesi aslında bizim sayemizde oldu’ gibi aslında doğrudan olmasa da ima yoluyla ‘Erdoğan bizimle aramızı bozdu, bu hale geldi. Suudi Arabistan’la ilişkilerine özen göstermedi, bu hale geldi. 'Kral Selman’a dil uzattı, bu hale geldi’ gibi bir algı yaratmaya çalışıyor. Suudi Arabistan’da trollere elektronik/dijital sinek diyorlar. Suudi Arabistan troller ordusunu en iyi tanzim eden ülkelerden bir tanesi. Özellikle muhalifler, İhvan üzerinde yoğun bir baskı aracı olarak kullanan ülkelerden bir tanesi. Böyle bir baskı havası diğer trol olmayan normal insanları da etkileme amaçlı kullanılıyor. Buradaki tüm amaç yeni kralın, ondan daha etkili olan Muhammed Bin Salman’ın iradesine boyun eğdirmek. İşin enteresan tarafı sadece Türk ürünleri değil, aynı zamanda Suudi Arabistan’da işletme, dükkan, lokanta çalıştıran birçok Türk var, onların da boykot edilmesi çağrıları var. Bir Suudinin Twitter mesajına bakıyorum şu an, Türk lokantaları, tatlı satan Türk dükkanları, Türk berberler, mobilya mağazaları demiş, en sonuna da ithal edilen tüm Türk malları diye etiketlemiş. Dolayısıyla Suudi Arabistan’da bulunup da belki Türk malı satmıyor, Suudi Arabistan malı satıyor veya Türk ürünü satsa bile Suudi Arabistan’da ithal edilen orada bulunan ürünlerden yapılan tatlılar, yemekler onları dahi eğer Türk vatandaşının sahip olduğu bir yerde satılıyorsa, onların da boykot edilmesi çağrısında bulunuyor.”

    ‘Haccı etkilemez ama Umre kısmen etkilenebilir’

    Özkan'a göre boykot kampanyasından hac etkilenmez ancak umre kısmen etkilenebilir. Özkan, Suudi Arabistan ile daha büyük krizler yaşayan İran için bile haccın bir sorun teşkil etmediğini dile getirdi.

    “Haccı etkileyeceğini zannetmiyorum. Çünkü geçmişte İran ile Türkiye ile yaşadığından çok daha büyük krizler yaşandı. Kabe olayları oldu, İranlı hacılar 1987’de öldürüldü. Çok yakın zamanda yoğun krizler yaşadılar. Bu hac işi biraz daha farklı, belli kotalar var. Onları tanımak durumunda, o anlamda bir durum yok. Ama Umre belki kısmen etkilenebilir. Onun da çok etkileneceğini zannetmiyorum."
    'Suudi vatandaşlarına baskıyla Türkiye'de aldıkları mülkleri sattırabileceklerinden emin değilim'

    Özkan, Suudi vatandaşlarının Türkiye'den daha önce almış oldukları  gayrımenkullerin bir sorun olacağını düşünmezken, boykotun bundan sonrası için yansımalarının olabileceği görüşünde. Ancak Arap dünyasındaki otoriterleşme ve Suudi Arabistan rejiminin güçlü prensleri bile cezalandırabilen karakterine atıf yapan Özkan, ülke dışında Türkiye yahut dünyanın başka bölgelerinde mülk edinen Suudi vatandaşlarının kendilerini garantiye almaya çalışmalarının engellenmesinin de zor olduğunu dile getirdi:

    "Suudi vatandaşlarının Türkiye'den aldığı gayrimenkuller meselesinde şöyle bir düşüncem var. Bundan sonraki alımlarla ilgili olarak bir baskı ya da yaptırım söz konusu olabilir. Şu ana kadar Türkiye’den alım yapan Suudi Arabistanlı vatandaşların ellerindekileri satması yönünde bir baskı ya da buna bir yaptırım uygulama biraz sıkıntılı ya da mantıksız olabilir. Bunun birçok nedeni var ama en temellerinden bir tanesi şu. Arap dünyasında çok ciddi bir otoriterleşme sorunu var, yarın ne olacağı belli değil. En önemlisi hukukun üstünlüğü sorunu var. Tüm dünyada var belki ama bu ülkelerde çok daha yoğun. Suudi Arabistan’ın bir anayasası yok, özel mülkiyeti korumaya ilişkin herhangi bir şey yok. Kralın bir emriyle herhangi bir özel mülkiyete rahatlıkla el konulabilir. 2017’de Prens el Velid bin Talal başta olmak üzere ki kendisi Twitter ortaklarından biri, birçok prens falakaya yatırılmıştı. Otelin bir yanı ‘işkencehaneye’ dönüştürülmüştü. Prensler, Suudi Arabistan’ın içinden geçmekte olduğu ekonomik krizi atlatmak için yardımda bulunmaya zorlanmışlardı. Genel olarak bakıldığında Suudi Arabistan vatandaşlarının bir kısmı kendilerini güvencede hissetmiyorlar. Dolayısıyla Avrupa ya da dışarıdan baktıklarında demokratik gördükleri Türkiye gibi bazı ülkelere yatırımlarda bulunuyorlar ki yarın bir gün ülkelerinde bir darbe olduğunda ya da ani bir siyasi değişim olduğunda ya da kendilerine yönelik hiç umulmadık gayrihukuki bir şey olduğunda anında başka bir ülkeye geçebilsin. Onları ihtiyati bir şey olarak elinde tutuyor Suudi Arabistan vatandaşları. O yüzden bunları satmaları yönündeki baskılar çok etkili olabilir mi ondan çok emin değilim. Bir de kimin ne aldığını çok fazla bilemeyebilirler. Suudi Arabistan bir istihbarat devleti olabilir ama bir yere kadar vatandaşlarını takip edebilir. Zaten çoğu da önlemini almış durumda. Farklı ülkelerdeki tanıdıkları üzerinde bu daireleri aldıkları için bundan önceki satışı yapılmış dairelere yönelik herhangi bir şey yapabileceklerini düşünmüyorum. Ama bundan sonraki daire satışlarını engeller. Zaten Kaşıkçı cinayetinden bu yana zaten çok ciddi anlamda Suudi Arabistan’dan alım yapılmıyor.

    'Kraliyetten resmi açıklama gelmediği sürece Ankara resmi açıklama yapmayacak'

    Ankara'nın Suudi boykotu girişimine karşı şu ana dek sessiz kaldığını belirten Özkan, Suudi Ticaret Odası Başkanı'nın açıklamasının 'resmi yetkili' olarak sayılmadığını söyledi. Özkan, kraliyet yetkilileri yahut bakanlar açıklama yapmadığı müddetçe Ankara'nın resmi açıklama yapmayacağı görüşünü dile getirdi. Özkan'a göre, Riyad zaten Dünya Ticaret Örgütü’nden (DTÖ) ceza almamak için boykot kararını henüz resmi makamlara taşımayacak:

    "Ankara bu konuyla ilgili şu ana kadar sessiz kaldı. Ama önümüzdeki günlerde açıklama yapabilirler. Çünkü aslında Suudi yetkililerden de şu ana kadar bir açıklama yok. Riyad Ticaret Odası Başkanı Al Ajlan’ın yaptığı açıklama var, bir resmi yetkili sayılmaz. Bugün itibariyle herhangi bir görevi olmayan prenslerden biri Abdurrahman bin Musaid bin Abdülaziz el-Suud açıklama yaptı, onun da resmi bir görevi yok. Veliaht Salman bin Abdülaziz’den ya da babasından ya da bir ticaret, maliye, ekonomiden sorumlu bakandan herhangi bir açıklama gelmiş değil. Benim anladığım kadarıyla Suudi Arabistan resmi bir ağızdan açıklama yapmadığı sürece Türkiye’den de resmi bir açıklama gelmeyecek. Zaten örtülü bir süreç. Bu resmi bir boykot değil sadece kağıt imzalatılıyor ya da psikolojik baskı uygulanıyor. Sosyal medya üzerinden hashtag’ler açılıyor ya da gazetelerde yayımlanıyor. Dünya Ticaret Örgütü’nden ceza almamak için ve bunun başka sıkıntıları da olacağı için Suudi Arabistan doğrudan böyle bir kampanya başlatmış değil. Zaten bu kampanya yeni değil. Şu anda çok daha vurucu bir hamle ya da gerçekten Türkiye’ye olan şeyleri bitirmek için yapılmış bir kampanya var ortada. Ama bundan önce başlatılmış bir süreç var zaten. Bu sık sık gündeme geldi. Yine sosyal medyada hashtag’ler açıldı. Bu boyuta belki hiç gelmemişti.”

    ‘Türkiye'nin Arap dünyasına müdahaleleri rahatsızlık yarattı, Kaşıkçı vakasından beri durum gergindi, bir cevap verilmesi gerektiğini düşünüyorlar'

    Türkiye’nin Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz’deki askeri girişimlerinin Suudileri rahatsız ettiğini, Cemal Kaşıkçı cinayetiyle de ilişkilerin son derece gerildiğini anımsatan Özkan, Riyad'da artık söz düellosundan daha büyük bir kapışmaya yönelik evrilme olduğu ve Ankara'ya cevap verilmesi görüşünün gündemde olduğunu aktardı:

    “Çeşitli açıklamalar var. Bir açıklamaya göre Türk ürünlerinin alternatifi yoktu. Mutlaka alternatifi vardı ama o fiyat ve kalitede alternatifi yoktu. Başka yerden de bunu temin etme durumu söz konusu değildi. Ama BAE ve Bahreyn, İsrail ile normalleşmeyi sağladıktan sonra İsrail ürünlerinin Bahreyn üzerinden Suudi Arabistan’a girme olasılığı var. Dolayısıyla Türkiye’nin alternatifini İsrail mallarında bulacak deniyor. Artık krizin doruğa çıktığı, yani 2017’den itibaren başlayan bir süreç var. Bu Katar’a yönelik boykotla başlayan bir süreç. Daha sonra Kaşıkçı olayıyla yavaş yavaş bir ivme, şu anda pik yapmış durumda. Mısır ve Türkiye’den rahatsız olan başka Arap ülkeleri de baskı yapıyor göründüğü kadarıyla. İşin içinde İsrail de var. Doğu Akdeniz meselesinden dolayı Mısır ve İsrail’i rahatsızlığını buna ekleyebiliriz. Bir de Libya’da Türkiye’nin doğrudan askeri müdahale içerisinde olması da buna eklenirse, muhtemelen Suudileri kızdırmış olan hususlar ya da harekete geçirme noktasında ivme kazandıran konular bunlar diye yorumlar yapılıyor. Türkiye’nin özellikle son 4-5 sene içerisinde Suriye’den itibaren Libya ve Doğu Akdeniz’de ortaya koyduğu tutum nedeniyle onlar tarafından tırmandırıcı bir şey olarak algılanıyor. Dolayısıyla işin artık karşılıklı söz düellosundan fiili bir çatışmaya doğru evrildiğine dair bir inanç var. Buna bir cevap verilmesi gerektiğini düşünüyorlar kendilerince ve Türkiye’ye karşı böyle bir hamle başlatmış durumdalar. Önümüzdeki süreçler daha da kontrolden çıkarsa, belki bunun resmi bir boykota dönüşmesi de mümkün."

    'Arap dünyasında boykotun karşılığı olması zor ama İsrail ile normalleşme Türk mallarına alternatif yaratabilir'

    Özkan, boykot girişiminin bütün bir Arap dünyasında karşılığının olacağını düşünmüyor. Ancak Özkan'a göre özellikle Birleşik Arap Emirlikleri ile Bahreyn'in İsrail ile normalleşme anlaşmaları Türk mallarına alternatif yaratabilir:

    Sosyal medyadaki Suudi trollere sorsanız, bütün Arap dünyasının Türkiye’yi boykot etmeye başladığını söyleyecekler. Şu aşamada bu çok doğru değil. Mısır bile henüz boykot etmeye başlamış değil. Tunus’u, Fas’ı dahil ediyorlar. Fas’taki durum biraz şöyle. Fas’ta 1200 Türk ürününe vergi artışı uygulanmış vaziyette. Tam bilmiyorum Fas’ta yüzde 23’ten 27’ye, yüzde 4’lük bir artış var. Özellikle hazır giyim, konfeksiyon ihracatı fazla yapılıyor. Fas’ta ciddi anlamda Türk ürünlerinin satışını engelleme ya da düşürme gibi bir şeyi olacak mı ondan emin değilim. Rekabet koşullarına bakmak lazım. Mutlaka Türk ürünlerinin rakipleri de vardır. Sadece Türkiye’ye uygulanacak. Bu Türkiye açısından çok büyük dezavantaj. Ama bu kadarlık bir artışın bütünüyle ticareti engelleyeceğini düşünmüyorum. Sanki bana çok gerçekçi gelmiyor. Bir neden daha var gerçekçi gelmeyen. Fas’ta Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarda. Koalisyon ortakları var, muhtemelen Türk ürünleriyle ilgili açıklamayı yapan Fas Adalet ve Kalkınma Partisi’nden değil. Başka bir partiden dahi olsa iktidarın büyük ortağı FAS AKP’si. İhvan’ın bir kolu olan FAS AKP’si Türkiye ile en iyi ilişkilere sahip olan ülkelerdeki siyasi partilerden biridir. Şu anda Başbakan Saadeddin Osmani daha düne kadar Türkiye’de yaşayan bir insandı. Burada dersler veriyordu, konferanslar veriyordu siyaset bilimi üzerine. Faslı diğer AKP’li yetkililer Türkiye’ye çok sık geliyorlar. Bu kadar içli dışlı oldukları bir ülkeye karşı seyirci kalırlar mı böyle bir olaya, çok zannetmiyorum. Ama biraz bir şey var gibi. Bir de denk de gelmiş olabilir. Faslı Bakan yaptığı açıklamada 1 milyar dolarlık bir kayıptan bahsediyor Türkiye ile yaptığı ticaret anlaşmasından dolayı. Fas aleyhine bir cari açık dengesi ya da ithalat-ihracat açığından bahsediyorlar. Bunun ticari yollardan giderilmeyip de vergi ya da başka şeyler üzerinden giderme yönünde alınan kararlar tamamen tesadüf de olabilir. Bu döneme denk gelmiş olabilir. Çünkü boykot kararı her zaman konuşuluyor. Dolayısıyla şu an için en azından tüm Arap dünyasında böyle boykot olması söz konusu değil. Arap Birliği üzerindeki nüfuzunu kullanarak Suudi Arabistan yönetimi bütün Arapları işin içerisine katmaya çalışıyor.”

    Etiketler:
    Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), ABD, Arap Birliği, Boykot, Suudi Arabistan, İslam Özkan
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın