21:18 19 Ocak 2021
Canlı Yayın

    'Sosyal medya şirketlerinin 'biz sadece aracıyız' söylemi bitti, Batı komplolar kendi sistemini bozunca tepki verdi'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 30
    Abone ol

    Nebil’e göre, ortalığı komploların kaplamasıyla sosyal medya şirketlerinin ‘biz sadece aracıyız' söylemi geride kaldı. Batı'nın kendisine dokununca tepki verdiğini belirten Nebil, sosyal medyanın sonunun geldiği görüşünde. Whatsapp'ın Türkiye'de AB'deki gibi bir yasa olmamasından faydalandığını belirten Nebil, açık kaynak yazılımlarını tavsiye etti

    ABD'de Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump'ın seçimi yenilgisini kabullenmeyip taraftarlarını Kongre baskınına teşvik etmesi sosyal medya varlığının da sonu olurken, ABD siyaseti müthiş bir dijital savaşı da tetikledi.

    Son dört yılda sadece ABD'de değil dünyada en tartışmalı sosyal medya fenomenine dönüşen Trump'a karşı Amerikalı sosyal medya devi şirketler adeta savaş açtı. Daha önce verdiği bilgileri etiketlemekle yetinmiş Twitter ve Facebook, Trump'a topyekün bir yasak koyarken, onbinlerce taraftarının hesaplarını da tümden sildi. Trump'ın tabanının yöneldiği Parler gibi uygulamalar Amazon'dan çıkartıldı. Bu gelişmenin ardından Trump kendi platformlarını oluşturacaklarını söyleyerek meydan okumuş durumda.

    Diğer yandan Facebook'un da sahibi olan Mark Zuckerberg'in milyonlarca kullanıcısı bulunan Türkiye'de Whatsapp için yeni bir güncelleme politikasını devreye sokması fırtınalar koparttı. Türkiye çapında Whatsapp boykotu başlatılırken, çok sayıda insan Telegram ve Signal gibi kanallara yöneldi. Telegram'ı yarım milyondan fazla Amerikalı'nın da indirdiği belirtiliyor.

    2021'le gelen 'dijital kapışma', sürgünler ve boykotlarla ilgili tartışmaları bilişim ve teknoloji uzmanı T24 yazarı Füsun S. Nebil ile konuştuk.

    ‘İnsanlık tarihinde Trump’tan daha fazla komplo teorisi paylaşan yok’

    Füsun Nebil'e göre, sosyal medyada sansüre varan bu gelişmelerin tetiklenmesinde ABD'de Trump'ın öncülük ettiği 'komplo söylemlerinin' giderek çığrından çıkması etkili oldu. Sosyal medyanın insanların kendilerini özgürce ifade edebildiği bir platform olduğunu ancak bu tür platformların kötüye kullanımının mümkün olduğunun eninde sonunda anlaşıldığını anımsatan Nebil, 'biz sadece paylaşılmasına araca oluyoruz, editörlük yapmıyoruz' söylemlerinin de artık geçmişte kaldığını vurguladı:

    “Doğrusunu isterseniz 'sosyal medyanın ölümü' denilen olayı 3-4 senedir merakla bekliyordum. Olacağını düşünüyorum. Bir araştırma var, Peter Singer tarafından yapılmış. Rakamlara göre insanlık tarihinde hiç kimse Donald Trump’tan daha fazla sayıda insanla daha fazla komplo teorisi paylaşmadı. Bu araştırma 4 Mayıs 2019’dan itibaren yani Trump’ın Twitter açmasından itibaren takip eden 57 bin tweeti incelemiş ve onun sonuçlarını açıklıyor. Sosyal medya çok güzel bir yer. İfade özgürlüğünün olması, insanların paylaşması, hem de kendi çevrenizin çok daha ötesinde, diğer ülkelerdeki insanlarla bir sürü fikri paylaşarak çoğaltmak çok güzel bir şey. İnsanlık tarihi zaten birbirinin üzerine koyarak gelişiyor hem buluşlarla hem fikir dünyasında. Birisi bir şey söylüyor, öbürü onun üzerine bir fikir koyuyor. Ama böyle bir ortamın günün birinde kötüye kullanılması, merakla beklediğim dediğim şey bu, çok mümkündü. Bunu 2016’da Cambridge Analytica ile gördük. İnsanların bu kadar çok olduğu ve de fikirlerini ortaya koyduğu bir yerde tabii günün birinde kötüye kullanım olacaktı. Şimdi aynı araştırmadan bir başka mesaj vereyim. Sosyal medya şirketleri nihayet savaş alanlarının sahipleri olarak rollerini tam olarak ortaya koydular. Bu ortamlar hatırlarsanız biz sadece bir şeyleri paylaşıyoruz, paylaşılmasına öncü oluyoruz. Ama biz katiyen editörlük yapmıyoruz, karışmıyoruz gibi cümleler kullanıyorlardı geçmişte. Geçen yıl birdenbire Twitter müdahale etmek zorunda kaldı. Çünkü gördüğünüz gibi Amerika’ya bir çeşit Arap baharı ithal edilmiş oldu Trump sayesinde."

    'Sosyal medya aracı, CIA Musaddık'ı devirirken de pehlivanları sokağa salmayı kullanmıştı'

    Diğer yandan sosyal medyanın aslında işin özünde bir 'aracı' konumu olduğunu vurgulayan Nebil, geçmişte bu konuda kullanılan geleneksel yöntemlere dikkat çekti. Amerikalı gazeteci Stephen Kinzer'in kitabına atfen, CIA'nın İran'da Musaddık'ı devirme planları sırasında 'sokağa pehlivan salıp kaos yaratmayı' bile kullandığını anımsatan Nebil, Arap dünyasında 'bahar' diye anılan sürecin dönüp ABD'ye 'patladığını' dile getirdi. Nebil, sosyal medya için artık gidecek fazla yer kalmadığını belirtip, "Türkiye’de de kalmadı, dünyada da kalmadı" dedi:

    "Sosyal medya bir aracı. Sosyal medya konusunda bir şey söylememize gerek yok. Eğer İran’ın 1953’teki Musaddık’ın devrilmesine bakılırsa, orada CIA, Amerikalılar Şah’ın Bütün Adamları isimli Stephen Kinzer’ın kitabında gayet detaylı anlatılıyor. Orada pehlivanları sokağa salmışlar. Pehlivanlarla kaos yaratmışlar. Şimdi sosyal medya ile kaos yaratılıyor. Bunun ismi bahar kendisi bahar değil. Sahte bir insanlarda provokasyonlarla bir heyecan yaratıyorlar. Amerika’daki olay da aynı. Amerika’da sıkıntılı olan insanlar var. Amerika içindeki işler çok uzun zamandır, 40 yıldır Çin veya Endonezya, Vietnam, Hindistan’a outsource ediliyor. Bunun sonucunda Amerika’da 2 bin dolar maaş alan orta direk yok oldu. Bu insanlar şimdi saldıracak yer arıyorlar. Bunun Trump ile ilgisi sadece şu. Birini bekliyorlardı, bu Trump oldu. Trump olmayacaktı, ‘Mrump’ olacaktı. Sonuçta bu bir yerlerde patlayacaktı. Sosyal medyanın bu sene başı dertte. Artık sosyal medya için fazla gidecek yer kalmadı. Türkiye’de de kalmadı, dünyada da kalmadı."

    'Kendi sistemlerini bozmaya başladığı anda...'

    Amerikalıların sosyal medyada Hamaney'in hitap ettiği kitleye yahut muhaliflerine mesaj verirken meseleleri umursamadıklarını ancak Trump gibi birileri kendi sistemlerini bozmaya başladığı anda tepki gösterdiklerini belirten Nebil, QAnon grubunun komplo teorilerine atıfta bulundu:

    "Bu sosyal medya Hamaney’in hitap ettiği kitleye veya onun muhaliflerine bir mesaj verirken umurlarında değil. Ama tam tersine kendi sistemlerini bozmaya başladığı anda ki Trump bunu yapıyor. Trump bol miktarda komplo teorisi ve yalan üretiyor. PizzaGate vardı diğer seçimde. Ben de bu kadar büyük yalan olur mu deyip inanmaya başlamak üzereydim. Bütün Demokratların Suriyeli, Iraklı annesiz babasız küçük çocukları alıp taciz ettiğine dair, bir pizzacının bu çocukları getirdiğine dair bir komplo teorisiydi, yalan olduğu ortaya çıktı. Bu sene de benzer bir şeyi farklı şekilde söylediler. Bu başka komplo teorilerde de birtakım çocukları ritüellerle kurban ettikleri gibi bir şey uydurdular. Bize de daha önce yansıyan bir bölüm oldu. Dolabın ismi çocuğun ismi e-ticaret sitelerinde çocuk satılıyor. Wayfair komplo teorisi. Dolayısıyla bu kadar büyük yalanlar toplumu alt üst ediyor. Dolayısıyla bunun durdurulması lazım. Trump’ın içinde olma olasılığı var.”

    'Zaten hepsi alıyor lafına mı kızayım, güleyim mi...'

    ABD'de Trump ve Cumhuriyetçi seçmen üzerinden dezenformasyon ve sansür bu denli tartışılırken, Türkiye'de de Facebook'un yeni güncellemesi gündemin baş sıralarında yer alıyor. Facebook'un gerekenden fazla veri toplaması meselesinin yeni olmadığını anımsatan Nebil, bunun yeni idrak edilmesinin önemini azaltmadığını dile getirdi. Nebil, "'Zaten hepsi alıyor, lafına kızayım mı, güleyim mi, 'Bırakın bu aptalları mı' diyeyim diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı:

    “Bütün bunlarda sokağa çıktığınız anda da güvenliğinizde bir problem var, salgından bahsetmiyorum. Hırsızı var, trafik kazası var. Sosyal medyanın da tehlikeleri var. Sokakta yürürken nasıl ki hırsıza karşı korunmalı veya trafik kazası ihtimaline karşı karşıdan karşıya geçerken dikkatli olduğumuz gibi sosyal medyada da dikkatli olmak zorundayız. Trafik kazası için nasıl olsa kaza oluyor deyip karşıya geçiyor musunuz? Bu ama zaten hepsi alıyor laflarına kızayım mı, güleyim mi, ‘Bırakın bu aptalları mı?’ diyeyim diye düşünüyorum. Facebook-WhatsApp olayı şu; Facebook alması gerekenin çok üzerinde veri topluyor. Bu yeni değil, bundan 4-5 sene önce gölge profili ortaya çıkarmışlardı. Sizin Facebook’a verdiğiniz birtakım veriler var; adım, soyadım, ana-baba adı, şu okulu bitirdim, şu müziği seviyorum gibi bilgiler. Fakat ne fark edildi? WhatsApp-Facebook bunun çok üzerinde verileri biliyor. Bunu da 23 Aralık’ta gazetelere koskocaman verdiği ilanlarla öğrendik. Facebook’un kalkıp ben bu verileri kullanmıyorum diyecek hali yok, çünkü kullanıyor. Kobilere zarar verilecek. Çünkü ben kobilerin pazarlaması için platform sağlıyorum gibi saçmalıklar söyledi. Ama arka planda Apple."

    ‘WhatsApp Türkiye’de Avrupa'daki gibi bir sosyal medya kanununun olmamasından faydalanıyor’

    Füsun Nebil, Whatsapp'ın Türkiye'de yaptıklarını Avrupa'ta yapamıyor olmasının ise Avrupa’nın çok kapsamlı bir kişisel koruma kanunu bulunmasından kaynaklandığının altını çizdi. Meselenin 1980'lere uzundığını, Avrupa'nın ise sosyal medyanın gelişmesiyle önlemlerini aldığını vurgulayan Nebil, Türkiye'nin ise hala 1995'ten kalma bir veri kanunu bulunduğunu belirtti. Aynı şeyin Apple için de söz konusu olduğunu belirten Nebil, "Çünkü Türkiye'de önünde dur diyen yok" dedi:

    "Avrupa’da çok güçlü bir kişisel veri koruma kanunu var, 2016 yılında çıktı. Bu kişisel veri koruma kanunu 1981’den geliyor. O zaman bilgisayarlar yayılmaya başladığı yıllarda bunlar elektronik veri işleme sözleşmesi diye bir şey çıkardılar. Biz de Türkiye olarak imza koyduk. 1985 yılına geldiğimizde internet yayılmaya başlamıştı. Bunlar bu sözleşmeyi elden geçirdiler ve bunu daha internet üzerindeki verilerin de korunmasını getirecek şekilde genişlettiler. 2016’da ise ki çok kolay olmadı 2010’dan itibaren çalışmaya başladılar. Bunu sosyal medyanın gelişmesiyle birlikte sosyal medyayı içerecek hale getirdiler GDPR’ı. Biz ise maalesef daha 95 versiyonuna eşdeğer yani internetin yayılmasıyla ilgili bir veri kanunumuz var. Sosyal medya ile ilgili yok. Bu nedenle adam bunu uygulayamıyorken biz de şakır şakır uygulamaya kalktı. Çünkü önünde dur diyen yok. Ama temelde konu şu. Apple’ın bize 23 Aralık’ta yeni gösterdiği konu; cep telefonunuza Apple store’dan iPhone’a bir sürü uygulama indiriyorsunuz, oyun, e-ticaret sitesi, online bankacılık vs. Bu indirilen uygulamaların cep telefonunuzdaki hangi verileri kullandığını gösteriyor Apple, artık yeni güncellemesiyle birlikte.”

    ‘WhatsApp’ın kullandığı kapalı kaynak yazılımı, uçtan uca şifrelemeyi kuranlar eleştirilerle ayrılmışlardı’

    Facebook’un sadece kendi isteğimizle verdiğimiz bilgileri değil telefonda bulunan tüm bilgilere erişebildiğini belirten Nebil, artık 2016'ıdaki güncellemeden de ötesinin söz konusu olduğunu kaydetti. "Anlıyoruz, ücretsizse ürün biziz, bunu kabul ederek giriyoruz. Ama bu kadar çok veri olduğundan haberdar değildik" diyen Nebil, WhatsApp’ın kapalı kaynak yazılımı kullanmasından ötürü nereye nasıl eriştiğinin, neleri alıp nerelerde kullanabileceğinin bilinemediğini vurguladı:

    “Burada Facebook ile ilgili gördüğümüz şu: Facebook bizim sadece kendi isteğimizle verdiğimiz bilgileri değil, cep telefonunuzda ne varsa, ne alıp sattığınıza, bankacılığa, ne oynadığınıza, Chrome’dan hangi sitelere girdiğinize her şeye bakıyor. Dolayısıyla burada bir terslik var. Bunlara niye bakıyor, reklam için. Anlıyoruz, ücretsizse ürün biziz, bunu kabul ederek giriyoruz. Ama bu kadar çok veri olduğundan haberdar değildik. Aslında bu konuda bizi kurucuları uyardı. 2016’da ilk güncellemeyi yayınladı WhatsApp, bugün daha fazlasını entegre edeceğini söylüyor. Açıklamasında bunu yayınlıyor. Ama açık kaynak değil kapalı. Biz bilemiyoruz. Neden bunu yapıyor, neden bizden tekrar böyle bir izin istiyor, bu bir soru. Burada istedikleri verilerin ne olduğunu da bilmiyoruz. Ben verilerinizi kullanabilirim diyor. Peki, neyi kullanacak; bunu da açıkça söylemiyor. İlk defa 2010’dan önce bir tarihte Prof. Dr. Korkmaz Alemdar, Facebook’a dikkat edilmesi gerektiğini söylemişti. 2010’dan sonra Edward Snowden’dan da duyuyoruz. Yakın zamanda Elon Musk’tan da duyduk. Dolayısıyla herkes sosyal dilemmada. Abartı diyorlar ama aslında çok abartı değil. Gölge profilden bahsediyor bize. Arka planda bizim hareketlerimizle bizi neye merak saldırmaya çalıştıklarını ki Cambridge Analytica bunun en önemli örneği resmen Trump’a oy attırdılar. 3 kişilik zenci grubuna şöyle bir haber yolladı. Hillary Clinton restorana girdi, zencileri görünce yüzünü buruşturdu, çıktı. Böyle bir haber. Bu sadece bu üç kişiye microtargetingle gittiği için diğerleri böyle bir sahte haberden haberdar bile olamadılar. Facebook’un ne halt karıştırdığını bilmiyoruz."

    'Ben açık kaynak tavsiye ediyorum'

    Whatsapp'ta uçtan uca şifrelemenin kurucularının da kişisel verilerin korunmasına tepki göstererek geçmişte şirketten ayrılmış olmalarına dikkat çeken Nebil kullanıcılar için açık kaynak yazılımına sahip ürünleri tavsiye ediyor. Nebil, "Bence Facebook’u da WhatsApp’i de silin. Bence bankacılık da kullanmayın telefonunuzdan” diye konuştu:

    "Ben açık kaynak tavsiye ediyorum. Açık kaynak ne iş yaptığını görebildiğimiz yazılımdır, açık işte adı üstünde. Kapalı kaynaksa Facebook’tur, WhatsApp’dir. Bu açık kaynak birtakım internette deep hub siteler var. Geliştiriciler buraya yazılımlarını koyuyor, herkes içine bakabiliyor. Signal’in de Github’da kodu gayet açık ne yaptığını görüyoruz. Kalkıp da buradan başka bir şey yapıyor mu demiyoruz. Ama WhatsApp için diyoruz. Zaten son açıklamasında diyor ki biz Ceyda Karan ile Füsun Nebil arasındaki iletişimi göstermiyoruz, uçtan uça şifreleme. Öyleydi, bunu kuranlar şirketten ayrıldılar. Protesto ederek ayrıldılar, dümdüz ayrılmadılar. Zuckerberg’in verilere yaklaşımından hoşlanmıyoruz diyerek ayrıldılar. Arkasından çok ilginç bir şey oldu. NSO denilen İsrailli grup hackledi WhatsApp’i. Bir de açıklama yaptı; Facebook WhatsApp’i engellememiz için bizi tuttu dedi. Arkasından Facebook bunları mahkemeye verdi. Bu hackleme olayı Ceyda Karan ile Füsun Nebil arasındaki iletişimin içine girmekle ilgili. Yani uçtan uça şifreleme de burada artık geçersiz hale geliyor. Birçok böyle nokta var. Ben herkese silmesini tavsiye ediyorum. Cep telefonunuzda hele bankacılık yapıyorsanız, Facebook’u da WhatsApp’i de silin. Bence bankacılık da kullanmayın telefonunuzdan.”

    Etiketler:
    Türkiye, Avrupa Birliği, İran, Komplo teorisi, Komplo, Twitter, WhatsApp, Sosyal medya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın