21:56 12 Nisan 2021
Canlı Yayın

    ‘Papa’nın Irak ziyareti Hristiyanlara moral oldu, Şiiler olumlu karşıladı, Sünniler pas geçilmekten ötürü memnuniyetsiz'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 21
    Abone ol

    Dr. Ziya Abbas’a göre Papa'nın Irak ziyareti varlıkları azalan Hristiyanlara moral oldu; Şiiler olumlu karşılarken, Sünnilerde 'pas geçilme' memnuniyetsizliği var. Sünnilerle El Ezher üzerinden uzlaşıldığı, 'İbrahim' anlaşmasıyla İsrail'e tehdidin kaldırıldığını belirten Abbas, Papa ziyaretinin Şiileri de sürece çekme arayışı olabileceği görüşünde.

    Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Françesko'nun, Kovid-19 pandemisi nedeniyle ara verdiği yurtdışı ziyaretlerine Irak'tan başlaması dikkat çekti. ABD'nin 2003'teki Irak işgali ile başlayan süreçte, mezhep çatışmaları ve IŞİD terörü nedeniyle adeta 'Hıristiyanlardan arındırılmış' ülke haline gelen Irak'a dört günlük ziyarette bulunan Papa, başkent Bağdat, Erbil, Musul ve Neynova'ya giderek üç semavi dini oluşturan İbrahimi dinler arası barış, bir arada yaşama ve hoşgörü mesajları verdi. Papa, Irak nüfusunun yüzde 65'ini oluşturan Şiiler tarafından misafirperverlikle karşılandı. Irak Başbakanı Mustafa el Kazımi de Papa'nın ziyareti vesilesiyle 6 Mart'ı Ulusal Hoşgörü ve Birlikte Yaşama Günü ilan etti.

    Ancak iki yıl önce El Ezher şeyhi ile bir ortak bildiriye imza koymuş olan Katolik Papa'nın Necef'te büyük Ayetullah Sistani ile görüşmesinden ise benzeri bir metnin çıkmaması dikkat çekti. Sistani'ye yakın kaynaklar, Papa'nın Irak'ta özellikle IŞİD saldırılarının hedefi olmuş Hıristiyanlarla Ezidilere ağırlık verirken, terör örgütüyle savaşta binlerce insanını yitiren Şiilere yönelik mesajlarının 'eksik kaldığını' dile getiriyor.

    Papa Françesko'nun Irak ziyaretinin nedenleri ve hedefleri ile Irak'taki yansılarını Dr. Ziya Abbas ile konuştuk.

    ‘Sünni kesimde bir memnuniyetsizlik söz konusu’

    Dr. Ziya Abbas’a göre, Papa'nın ziyareti Irak halkı genelinde ülkenin iyileşmeye yönelik istikrarlı bir döneme geçeceğinin göstergesi olarak algılanmış görünüyor. Irak'ın Hıristiyanların kadim topraklarından olduğunu anımsatan Abbas, bölgeden Hıristiyan göçlerinin 2003'teki ABD işgali ve sonrasında da Irak El Kaidesi ile IŞİD yüzünden daha da hız kazandığını vurguladı. Papa'nın da Hıristiyanların ülkede tutunmalarına yönelik mesajlarının dikkat çektiğini belirten Abbas, buna karşılık Iraklı Sünnilerin Papa'nın kendilerini 'pas geçtiği' fikri taşıdıklarını söyledi. Abbas'a göre, Papa'nın ziyaretini Şii kesim olumlu karşılarken, Sünnilerde bir memnuniyetsizlik söz konusu oldu:

    “Öncelikle Papa’nın pandemi sürecinde ziyareti basına verilen bilgiler bağlamında baktığımızda sürekli, ‘ziyaret ertelesin pandemi sürecinden dolayı, daha sonra yapılsın’ denildi. Ama bunlara rağmen Papa kimseyi dinlemeyip ziyareti ısrarla gerçekleştirmesi aslında işin insani boyutuyla alakalı. Irak’taki Hristiyanlar ve daha sonra belki ifade edeceğimiz 'İbrahimi yönelişle' alakalı bir durum. Ama Irak’ta özellikle Şii kesimde gayet olumlu, coşkulu şekilde karşılandı diyebiliriz. Halk genelinde Irak’ın artık iyileşmeye yönelik daha istikrarlı bir döneme geçeceğinin bir göstergesi şeklinde algılanıyor. Aynı zamanda Irak Hristiyanlarına baktığımızda son 40-50 yıldan beri batıya bir göç yaşanıyordu ama 2003’ten sonra daha da hız kazandı. Irak El Kaidesi ve IŞİD gibi örgütlerin Hristiyanların saldırılarının biraz daha hızlandığını görüyoruz. Hristiyanların orada tutulması, Papa’nın onlara verdiği mesajlar, yapılan ayinler gerçekten Hristiyanlar tarafından büyük bir anlam ifade ediyor. Iraklı Hristiyanlara ülkelerine tutunmaları bağlamında moral motivasyon kazandırdı. Irak, Hristiyanların aynen Anadolu toprakları veya Suriye’de olduğu gibi gerçekten en eski topraklarından bir tanesi. Havariler dönemine kadar gittiğini söyleyebiliriz. Genel anlamıyla bu şekilde karşılandı. Ama Iraklı Sünniler sanki memnun değiller. Niye bizi pas geçti. Konuşmalarında neredeyse Sünnilerden hiç bahsetmedi. Oradaki yıkılan kiliseler dile getirildi ama yıkılan çok daha Sünni camisi vardı, buralardan hiç bahsedilmedi gibi. Şiilerin dini lideri Sistani ile görüşürken Sünnilerin de dini lideriyle görüşebilirdi. Sanki Ortaçağ’da özellikle Haçlı Seferlerinde bir zamanlar Şii-Hristiyan ittifakı yapıldığı döneme vurgu yapılarak bunlar her zaman zaten Sünnilere karşı işbirliği yapıyorlardı gibi bir toplumsal algı var.”

    ‘Sünnilerle daha önce İbrahim Anlaşmaları yapıldı, Şii kesimini bu anlaşmaya çekebilme yolunu arıyorlar’

    Dr. Abbas'a göre, Papa'nın Irak ziyaretinin arka planında, Şiileri 'İbrahimi dinler barışına' çekme çabaları yatıyor. Özellikle Papa Françesko'nun Sistani ile görüşmesine dikkat çeken Abbas, daha önce Sünnilerle El Ezher üzerinden yapılmış olan İbrahim Anlaşmalarının Şii ayağının hedefleniyor olabileceğin vurguladı. Batı'nın bölgeye yönelik bakışında artık Sünni güçlerin İsrail'i tehdit etmediği görüşünün ağır bastığını anımsatan Abbas, Papa'nın ziyaretinin aynı zamanda İran'ın Arap Şiiler üzerindeki nüfuzu ve etkisinin azaltılmasının amaçlanmış olabileceğinin altını çizdi:

    “Şiiler üzerine çalışmalarım var. Daha önce Sistani ile de görüşmüştüm. Görüşmenin basına yansımayan taraflarından kulislerden edindiğimiz bilgiler bağlamında birlikte yaşanmış diyalog barış içinde yaşama gibi konular vurgulanıyor. Sistani ya da Şii dini müessesinde özellikle klasik Şii görüşü yani velayeti fakih görüşünden ayrı İran’dan. Çok fazla basın yayın organı bu konu üzerinde durdu. Ama Sünni yapılanmasından farklı. Her ne kadar kuruluş itibariyle bir Şii müessesi fakih döneminde kurulsa da daha sonra Sünnileştirilerek bugün aslında bir devlet kurma hayaline dönüşmüş. Yani bizlerdeki diyanet işleri gibi bir duruma gelmiş. Ancak Sünni dünyasında liderlik koltuğunu hala tutuyor elinde. Ama Şiilerle böyle bir görüşme yapılmamıştı. Trend olarak İbrahimi dinler sanki Ortadoğu barışını sağlamak anlamında bir Sünnilerle daha önce İbrahim anlaşması yapıldı bundan bir sene önce. Bunun öteki ayağının Şiilerle yapılması gerekiyordu. Çünkü son zamanlarda aslında barışın sağlanması için malum iyilerin yükselişi İran İslam Devrimi ile birlikte çok hareketlendi. Daha sonra 2003’te Irak’taki gelişmelerle. Hele IŞİD saldırısıyla Haşdi Şabi’nin ortaya çıkmasıyla çok daha fazla bir güç kazandı. Bana göre Batı'nın görüşünde İsrail’i de tehdit eden şu an Sünni güçler değil aslında İran’ın tutumuyla birlikte Lübnan Hizbullah’ını söyleyebiliriz, Haşdi Şabi ve bunun Suriye’deki uzantıları gibi. Dolayısıyla bu barışın diğer ayağını sağlamlaştırmak için aslında klasik Şii görüşüne yani radikal ya da Velayeti Fakih devresini cihadizmi çok fazla öne çıkarmayan Şii kesimini bu anlaşmaya çekebilme yolunu arıyorlar. Burada İran’ın da Şii nüfusu özellikle Arap Şiiler üzerindeki etkisini indirgemeye yönelik bir hamle olarak da algılanabilir. Bu bağlamda Sistani veya Papa’nın bu noktada yeterli derecede kendilerini doğrudan çalışması da olmayabilir. Belli bir senaryo içerisinde dolaylı şekilde buraya bir yere oturtmaya çalıştığını söyleyebiliriz. Ama temel amaç Ortadoğu’da şahsi kanaatimce İbrahimi dinler üzerine Hristiyanlık, Müslümanlık, Yahudiliğin bir arada daha önce olduğu gibi yaşayabilecekleri ve Ortadoğu barışının ancak bu şekilde sağlanabileceği yönündeki bir yapıya zemin hazırlanıyor.

    'Sistani'ye bağlı Haşdi birlikleri arasında Hristiyanlar da var. Şiilerle Hristiyanlar arasında gayrı resmi yakınlaşma bulunuyor'

    Hem Irak'taki hem Suriye'deki duruma bakıldığında Hristiyanlar ile Şiiler arasında gayrı resmi bir yakınlaşma bulunduğunu vurgulayan Abbas, IŞİD terörü döneminde Sistani'nin fetvasıyla kurulmuş Halk Savunma Birlikleri, yani Haşdi Şaabi güçlerinin Hristiyanları koruyup kollamasına atıfta bulundu. Abbas, ayrıca Haşdi güçleri içinde Babiliyyun gibi Hıristiyan birlikler bulunduğunu da anımsattı:

    "Resmi olmayan aslında Irak’taki Hristiyanlara da bakarsak, Suriye’deki Esad yönetimiyle hareket etmelerine baktığımız zaman resmi olmayan bir Şiilerle Hristiyanlar arasında bir yakınlaşma, anlaşma gibi bir durum var. Zaten ziyarette Sistani’ye de bu konuda teşekkür ettiklerini ifade ettiniz. Çünkü gerçekten bu noktada Sistani’nin öğretileriyle en azından Sistani’ye bağlı olan Haşdi Şabi birimleri, Hristiyanlara karşı çok iyi bir tavır sergiledi. Haşdi Şabi içerisinde Hristiyan birlikler de var, Babiliyyun gibi. Dolayısıyla bunun bir öteki ayağı da Lübnan’da vurgulanmak istenebilir. Lübnan’da Irak’ta da olduğu gibi göç devam ediyor. Hristiyan göçünün batıya devam ettiğini görüyoruz. Zamanla Hristiyan nüfusunun ülkedeki çoğunluktan azınlık kısmına geçtiğini görebiliyoruz. Bunun önüne geçmeye yönelik çalışmalar olduğunu da söyleyebiliriz.”

    ‘Irak’ın İbrahim Anlaşmasına katılmaya pek niyeti yok’

    Abbas, Necef'teki kaynakların Papa'nın Sistani ile görüşmesi ile ilgili değerlendirmelerini de yorumladı. Sistani'nin 2003'ten beri ABD'ye karşı tutumunun 'pasif direnişle' ifade edilebileceğini belirten Abbas, Büyük Ayetullah'ın Papa'ya da ABD'nin Irak'ın iç işlerine sürekli müdahil olmasından ve Irak'ı İran ile hesaplaşma sahasına dönüştürmesinden duyduğu rahatsızlığı ilettiğini aktardı. Irak'ın 'İbrahim anlaşmalarına katılmaya niyetinin görünmediği' değerlendirmesinde bulunan Abbas, böylesi bir anlaşmanın İslam'ın özüyle örtüşmediği görüşünün hakim olduğunu dile getirdi:

    “2003’ten beri Sistani’nin Amerika’ya tutumu aslında doğrudan silahlı mücadele değil pasif direniş anlamında. Örneğin askerlerini gördüğünüz her yerde icracı olduklarını hatırlatın. Sistemi kurup bize madem bir barış havarisi gibi demokrasi getireceklerini söylüyorlardı. O zaman o sistemi kursunlar çekilsinler, biz kendimiz yönetelim şeklinde çok sayıda fetvası var. Her fırsatta bunu dile getiriyor. Papa’ya da bu noktada Amerika’nın sürekli iç işlerine müdahil olmasından, Irak’ı İran ile bir hesaplaşma sahasına dönüştürmesinden çok rahatsız. Daha çok bu savaşın en zarar göreni Irak halkı. Hem toplumsal bazda hem de gerçekten çok derinden etkilendi. Bu noktada Amerika’nın İran ile Joe Biden’ın da görüşüne baktığımızda Trump gibi değil. İran ile nükleer anlaşmaya geri dönme sinyalleri vermişti. Dolayısıyla burada belki bir arabuluculuk yapacağı yönünde konuşmaların da sanki ima edildiği yönünde bilgiler vardı. Bunu önümüzdeki süreçte göreceğiz. Ama Sistani kendisi de mümkün mertebe siyasete İran ile diğer güçler arasında kalmasının önüne geçmeye çalışmaktadır. Irak’ın İbrahim anlaşmasına da katılmaya pek niyeti yok. Öyle bir izlenim vermedi. Bu noktada da harekete geçmeyecek. Genel olarak İslam dünyasında İbrahimi anlaşmanın neredeyse bir safsata olduğunu, İslam’ın özüyle örtüşmediği yönünde. Tüm dinleri bir tarafa bırakın İslam’ın özü aslında kendinden önceki dinleri artık doğru olarak görmüyor, kendisini doğru görüyor. Dolayısıyla bu noktada İbrahimi dinler çerçevesinde bir yapılanmaya gidilirse İslam’ın kendi özünden bazı tavizler vermek zorunda kalır. Bunu da Sistani başta olmak üzere hiç kimse kabul etmez. Sistani, Filistin meselesinde özellikle her zaman İsrail’in yapay bir oluşum olduğunu, gaspçı, zalim bir yönetim olduğunu belirtir. Filistin halkına da her zaman destek verdiğini ifade eden yorumlarını da görebiliyoruz.”

    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın