01:55 20 Nisan 2021
Canlı Yayın

    ‘İsrail’de sol partiler yerlerde sürünüyor, Netanyahu halkı rakiplerinin zayıf yönleriyle korkutuyor’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 20
    Abone ol

    Rafael Sadi’ye göre, Netanyahu’nun 23 Mart’taki seçimde işi çok zor ama 'açıkgözlüğü' ile zayıf rakipleri karşısında ipi göğüsleyebilir. Sadi, 'one minute' vakası sonrası üçe katlanan ticaret hacmine atıfla Türk-İsrail ilişkilerinin normalleşmesinin 'istek meselesi' olduğunu dile getirdi.

    İsrail iki yıl içerisinde ikinci genel seçimler için 23 Mart'ta yeniden sandığa gitmeye hazırlanırken, siyasi cephe karışık. Koalisyonlarla yönetilen İsrail'de dikkatler son seçimlerin tümünde şeytanın bacağını kırmayı başarmış Benyamin Netanyahu'nun bir kez daha siyasete hükmedip hükmedemeyeceğinde. İsrail yönetiminin pandemiyle mücadeledeki başarıları ve Arap dünyasıyla normalleşme başarısının, iç siyasette yolsuzluk soruşturmalarıyla sarsılmış Netanyahu için 'sınav' niteliğinde görünüyor.

    Diğer yandan Netanyahu ile yahut 'Netanyahusuz' Türkiye-İsrail ilişkilerindeki normalleşme de tartışılıyor. İsrail Başbakanı son olarak Bat-Yam kentindeki kampanyasında Türkiye ile görüşmeler yürütüldüğünü belirterek bunun 'iyi bir gelişme olduğu' vurgusu yaptı.

    İsrail'deki gelişmeleri Odatv yazarı Rafael Sadi ile konuştuk.

    ‘Arap nüfusa da hitap eden Netanyahu’ya ‘Abu Yair’ denilmesi sevildiğinin göstergesi’

    Rafael Sadi’ye göre, İsrail siyaseti de dönüşüm içerisinde. Likud partisinin lideri olan Benyamin Netanyahu’nun 23 Mart’taki seçimlerde işinin zor olduğunu belirten Sadi, sağcı lideri şimdiden kampanyasını sıkı tuttuğu ve İsrail'in Arap vatandaşlarına da ulaşmak için çaba sergilediğini dile getirdi. Sadi, İsrail'deki Arap vatandaşların Netanyahu'yu 'Ebu Yair' diye anmasına atıfta bulundu:

    “Bu seçimde Netanyahu’nun işi çok kolay değil. Bunun için biraz daha fazla çaba harcıyor. Arap nüfusa hitap eden söylemlerde bulunuyor, ziyaretlerde bulunuyor. Dürzilerle arasını iyi tutmaya çalışıyor. En güzel çarpıcı söylem, Arap kesimindeki halkın Netanyahu’ya Binyamin ya da Netanyahu dememesi, Abu Yair demesi. Abu Yair, Arap kültüründe Yair’in babası anlamına gelir. Kıyaslamak gibi olmasın ama Arafat’ın da adı çocuğu olmamasına rağmen Alilerde doğarsa çocuğunun babasının adı olarak geçiyor, Abu Ammar deniyordu. Bu bir onur bahşetme, saygı gösterme ifadesidir. Şimdiye kadar bunu hiç duymadık İsrail’de. gerek Arap nüfusunun gerek Filistinlilerin, kim Filistinli kim olmadığı ayrı bir tartışma konusu ama burada yaşıyorsa… Abu Yair denmesi adamın sevildiğinin bir ifadesi."

    'Netanyahu açıkgöz bir siyasetçi, parti içinde kendisinden nefret edenleri de yarattı'

    Rafael Sadi, Netanyahu’nun İsrail iç siyasetinde bir şekilde ayakta kalmayı başaran 'açıkgöz' bir siyasetçi olduğu görüşünde. Netanyahu'nun bunun yolunu partisi Likud içerisinde kendisine rakip olabilecek herkesi 'yok ederek' gerçekleştirdiğini aktaran Sadi, bunun sonucu olarak partide kendisinden 'nefret edenler' de oluştuğuna dikkat çekti. Sadi, Netanyahu'nun parti içinde kopmalara ve sağda yeniden bloklaşmalara neden olduğunu da vurguladı. Netanyahu parti içindeki tutumu nedeniyle dinci ortaklarına rağmen kazansa bile hükümeti kurmakta zorlanacağını düşünen Sadi, diğer yandan koalisyon pazarlıklarındaki muhataplarının zayıflığını anımsattı:

    "Binyamin Netanyahu’nun nasıl bir uyanık olduğunu, nasıl bir siyasetçi olduğunu açık kelimelerle izah etmiştim. Adam yeterinden fazla açık göz. Zorlanmasının nedeni şöyle. Netanyahu öncelikle parti içi siyasetinde kendisine rakip olabilecek herkesi yok etmenin yolunu buldu. Aslında partiler şirket değildir. Partiler para kazanma yeri değildir. Partiler ideolojinin savunulduğu, ideolojinin ön plana çıkması gereken kurumlardır. Likud Partisi de Vladimir Ze'ev Jabotinsky’nin Betar gençlik teşkilatının, Ehud’un, Menahem Begin’in devamı olan bir partidir. Yani milliyetçi Siyonist bir kurumun devamıdır. Bunun için daha fazla ideoloji içermesi gereken bir partidir. Burada işler biraz karıştı. Netanyahu, biri onun ayağını kaydırma ihtimali olsa bile hemen onu bizim tabirimizle 'kıyma makinesine koydu, öğüttü, attı'. Şaron dahil. Pek bir şey tutturamayacaklar gibi geliyor bana. Ama o bu konuda vakit kazanmanın yolunu çok iyi biliyor. Bu seçimlerin bir kısmı da bu vakit kazanmanın yan tesiridir, numarasıdır. Ama bunları beceriyor. Hep hukuki yoldan bunu nasıl yaparım diyor, kurmayları da iyi, altyapısı da fena değil. Ama parti içinde ondan nefret eden bir kısım var. Menahem Begin’in oğlu bile artık Gideon Saar’ın partisinde. Öyle bir durum söz konusu. Ama buna rağmen Saar, yani Netanyahu’nun sözüm ona rakibi görüntüsündeki milletvekili partiden ayrıldığı anda 25 milletvekili çıkartabilecek durumda görünmesine rağmen bugün yayınlanan anketlere göre adam 14 milletvekili zor toparlayacak. Bunun karşısında Sağa Doğru Partisi Naftali Bennet bugünkü anketlerde ilk defa Saar’ı geçti ve 13 milletvekili ihtimaliyle görüntüde. Sağ kanatta Netanyahu’nun Likud Partisi, iki tane dinci parti, Tevrat’ın Yahudiliği Partisi, bir de Dindar Siyonistler Paritsi ki onlar en aşırı gruptur, 47 milletvekili çıkartabilecek durumdalar ama hükümet kurmaya yetmez. Bennet bu gruba katılırsa 60 milletvekilini toparlıyorlar. Nasıl katılabilirler bu hükümete, pazarlık meselesidir. Hangi bakanlığın verilebileceği rotasyon olur mu o da bir başbakanlık. 13 milletvekiliyle başbakanlık alamaz Bennet. Parlamentoya girememe riskiyle karşı karşıya Gantz. Şu anda anketlerdeki durumu 4 milletvekili ve barajı aşamama tehlikesinde. Çünkü Netanyahu’nun kazığını yediği başbakan olmayı beklerken adam kendini neredeyse kapının dışında buldu. Kendi milletvekilleri, parti arkadaşları onu terk etti. Siyaset sahnesinde söylenen bu. Birbiriyle başa çıkamıyorlarsa etraftaki düşmanlarla nasıl başa çıkacak? Bundan ne olur?”

    ‘İsrail’de sol partiler giderek destek kaybediyor, yerlerde sürünüyor’

    Sadi, İsrail’de sol partilerin giderek destek kaybettiğini anlatırken, Meretz'in artık barajı aşıp milletvekili çıkartamayacak bir duruma geldiğini vurguladı. Yair Lapid'in 'Gelecek Var' partisinin ise kendisine 'sol' süsü vermesine rağmen solla ilgisi olmadığı görüündeki Saadi, Netanyahu'nun karşısında yükselen liderinin ise zayıf yönlerine işaret etti:

    “Meretz bugünkü anketlere göre iki hafta arka arkaya barajı aşamamış ve milletvekili çıkaramıyor, sıfır ile gösteriliyordu. Bugünkü anketlerde 4 milletvekili çıkarabilir gibi bir ihtimali var. Bu çok acı. İsrail’in kurucu partisi olan Ben-Gurion ve Şimon Peres’in İshak Rabin’in partisi, o da 3 hafta önce sıfırken bugün 6 milletvekili zar zor çıkartabiliyor. Bu da bir zamanların 45 milletvekiliyle hükümet olmuş partisidir. Yani sol yerlerde sürünüyor. Kendine sol süsü veren Yair Lapid, Gelecek Var partisi de aslında en kapitalist ailelerden biri. Babası da kendisi de gazeteci ama adamların durumları baya iyi, servetleri az değil. Ne sosyalizmle ne solculukla bir alakası yok. Kendine o havayı veriyor. İyi yapıyor tabii ki onun mesleği bu. Nasıl becerirse oy almayı onu yapacak. Adam 19-22 arası milletvekili çıkartma ihtimali olan bir parti durumuna geldi. Çünkü Gantz’ın partisindeki oylar ile Ya'alon Netanyahu’nun savunma bakanıydı. O da siyaseti bıraktığını ilan etti. Adam aslında Likud partili eski bir milletvekili. Netanyahu’nun kızdırdığı insanlardan oluşan bir kitle var. Bu parti içinde olduğu gibi halkın arasında da var. Ama Netanyahu çok uyanık. Milleti neyle korkutuyor? Diyor ki kimi başbakan yapacaksınız, Yair Lapid’i mi? Yair Lapid Netanyahu ile bir röportaj yapmış, televizyoncuydu eskiden Lapid. 'Sen bu ekonomiyi nasıl düzelteceksin' diye Netanyahu’ya soruyor. Netanyahu da neler yapacağını izah ediyor, 'niye soruyorsun bunları' diyor. Lapid de 'Ben ekonomiden hiç anlamam, ekonomi senin işin' diyor. Yani gazeteciyken Lapid bunu söylüyor. O da seçim kampanyasına 'işte kendi ağzıyla söylüyor, ekonomiden anlamam diyor, onu mu başbakan yapacaksınız' die kullanıyor. Ekibi iyi çalışıyor, güzel noktaları yakalıyor. Ama bir de şu var, anketler çok yanıltıcı İsrail’de. Anketlere nasıl inanacağını partiler ve halk çok iyi öğrendi. Anketçileri yanıltıcı cevaplar vermeyi çok iyi öğrendiler.”

    'Netanyahu hem İsrail doğalgazının reklamını yaptı, hem Türkiye'ye mesaj verdi'

    Türkiye-İsrail ilişkilerinde ise son olarak Netanyahu'nun Bat-Yam'daki kampanyası sırasında Doğu Akdeniz'deki duruma atfen "Türkiye ile konuşuyoruz" sözleri yansırken, Rafael Sadi, bu mesajın eski gemilerin son dönemde Akdeniz'deki kazalarla denizi kirletmesi üzerinden gündeme taşındığını aktardı. Sadi, Netanyahu'nun da temiz yakıt kullanımı ve İsrail doğalgazının hem reklamını yaptığını hem de Türkiye'yi andığını vurguladı. Sadi normalleşme için öncelikle konuşmanın gerektiğinin altını çizdi:

    “Bat-Yam toplantısında hem belediye meclisi hem milletvekilleri iki hafta evvel İran’dan Suriye’ye petrol götüren bir tanker İsrail sahillerinde petrol sızıntısı yaptı, bilerek veya bilmeyerek, burada hala tartışılıyor. O haber de çarpıtıldı, kaynağı benim. Çevre Bakanı Gila Gamliel, o toplantıdaydı. Netanyahu tabi ki bilerek isteyerek kadına sordu, 'ne yapıyorsun, sahilleri temizliyor musun' diye. Kadın da 'evet az kaldı devam ediyoruz' dedi. Netanahu, 'peki ne yapalım ne dersiniz, bunu ilan edelim mi, yani aslında bu Akdeniz’i korumamız, kurtarmamız lazım. Akdeniz’de dolaşan gemilerin artık daha temiz bir yakıt kullanmanın önermenin zamanı gelmedi mi' diye sordu. Kadın 'evet' dedi, 'nedir bu daha temiz yakıt, doğalgaz'. Netanyahu bir taşla iki kuş vurdu. Birincisi doğalgazın reklamını yaptı, doğalgaz çıkarılıyor İsrail’de. İkincisi, 'biz gemileri ikna etmek için Akdeniz’deki ülkelerle konuşuyoruz. Mısır, Yunanistan, Kıbrıs ile, Türkiye ile de konuşuyoruz' dedi. Millet güldü. O da 'konuşmak güzeldir, bir yanlış yok Türkiye ile konuşuruz' dedi. Mesajı patlattı, Türkiye ile konuşuyoruz. Ne konuştukları önemli değil, konuşulmasıdır önemli olan. Bir kere normalleşme için birinci etap konuşmaktır. Konuşmazsanız nasıl anlaşacaksınız. Konuşulması güzel bir mesaj. Normalleşmek için neler gerekli bunları konuşarak aralarında çözerler zaten. Pazarlık işidir onlar. Bütün işlerde olduğu gibi al ver meselesi. Başka bir yolu da yok."

    'Türkiye ile İsrail arasında güvensizlik var deniliyor, asıl mesele istemektir. Türkiye'nin Mavi Vatan'dan pay alması lazım'

    Rafael Sadi'ye göre, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji yataklarından payını alması gerekiyor. Türkiye-İsrail ilişkileri bakımından medyada anılan konunun güvensizlik olduğunu belirten Sadi, son tahlilde işin iki tarafın istediklerine bakacağını dile getirdi. Sadi, 'one minute' olayının ardından iki ülke arasında 2 milyar dolar olan dış ticaret hacminin üçe katlandığını vurgularken, “Türkiye alternatif ülkedir, en yakın dost ülkedir, düşman değiliz” diye konuştu:

    "Türkiye’nin Mavi Vatan’dan pay alması lazım. Bunun için de Mısır, İsrail, Yunanistan hatta Kıbrıs’ın da bu çözümde halledilmesi lazım. Bir batımda dört, beş çocuk doğması lazım. Şu anda İsrail basınında da İsrail hükümetinde de Türkiye’ye karşı bir sıkıntı, güvensizlik var. Ama bütün bunların hepsi palavra, hiçbirine inanmıyorum. Ne güveneceksin, yapacaksan yapacaksın. İki tarafın da bunu istemesi lazım. İsrail istediğini çok açık ve çok olumlu şekilde izah ediyor. Türkiye’yi de istiyorum diyor. Ama yeni gelin misali herkes naz yapıyor. Ama herkesin istediği bu. ‘One minute’ olayında iki ülke arasındaki dış ticaret hacmi 2 milyar dolardı, yani bir milyar alıyorduk, bir milyar veriyorduk. Bugün gelinen nokta 6 milyar dolara yaklaştı. Süratle 10 milyar dolara doğru gidiyoruz. Zaten her şey yolunda. Ticaret de yapmaya çalışıyorum az çok. Uzakdoğu’dan buraya mal gelmesi çok zorlaştı Türkiye için de İsrail için de, fiyatlar çok yükseldi. Türkiye alternatif ülkedir, en yakın dost ülkedir. Düşman değiliz.”

    Etiketler:
    Mavi Marmara, Recep Tayyip Erdoğan, Mısır, ABD, Doğalgaz, Benyamin Netanyahu, sol, Yael Netanyahu, İsrail, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın