16:15 14 Nisan 2021
Canlı Yayın

    'Süveyş kazası Çin'e karşı açıkça yapılan engellemelerin dışında bir engelleme mi var diye düşündürdü'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 0 0
    Abone ol

    Füsun S. Nebil’e göre, pandemi etkisiyle hammadde, tedarik zincirleri ve stoklama modellerine dair tartışmalar artarken gelen Süyevş Kanalı kazası dikkat çekici. Çin ve Güneydoğu Asya'nın üretim üssü niteliğine atıf yapan Nebil, Bengal Körfezi'ne açılan nadir metal cenneti Myanmar'daki darbenin perde arkasına dikkat edilmesi gerektiği görüşünde.

    Kovid-19 pandemisinin küresel planda yol açtığı kısıtlamalar ve karantina önlemleri üretim, hammadde, enerji, teknoloji ve tedarik zincirleri ile ulaştırma sektörlerini derinden etkiliyor. Pandemi koşullarında bütün bu alanlarda dönüşümlere tanıklık edilirken, dünya çapında yansımaları bulunan krizler eksik olmuyor.

    Önemli ticaret rotalarından Süveyş Kanalı'nda 24 Mart'ta 'Ever Given' isimli dev konteyner gemisinin yaptığı kaza bu krizlerin sonuncusu oldu. Kum fırtınası ve kötü hava koşulları nedeniyle meydana geldiği söylenen kaza nedeniyle kanalın bir hafta kapalı kalması, uzun gemi kuyrukları oluşmasına yol açtı. Bu yüzden enerji ve ürün tedariki sekteye uğradı, milyarlarca dolarlık zarar oluştuğu belirtiliyor. Bu kaza dünya çapında tedarik zincirleri, stoklama ve alternatif güzergahlarla ilgili tartışma yarattı.

    Yine post-Kovid döneminde pandemiyi organize önlemlerle en etkili biçimde atlatmış görünen Çin'in ve Asya-Pasifiğin konumu öne çıkıyor. Bölgede Çin açısından önemli ülkelerden birisi olan Myanmar'ın böylesi bir dönemde bir askeri darbeye tanıklık etmesi dikkat çekiyor. Nadir metaller açısından zengin Myanmar'daki gelişmelerin uluslararası kaygı konusu.

    'Korona dünyasının' son krizlerini, hammadde, üretim ve tedarik hatları açısından ortaya koyduğu tartışmaları bilişim ve teknoloji uzmanı T24 yazarı Füsun Sarp Nebil ile konuştuk.

    ‘Pandemi etkisi dünya çapında hammadde, ara madde, tedarik zincirlerini ve stoklama mantığını değiştiriyor'

    Füsun S. Nebil, salgınla birlikte küresel sistemin işleyişi bakımından büyük önem taşıyan dünya çapındaki tedarik zincirlerinde yaşanan dönüşüme dikkat çekti. Kovid-19'un Çin'in Vuhan bölgesinde patladığı ve ilk olarak yine üretim merkezi olan Güneydoğu Asya'ya yayınladığını anımsatan Nebil, ilk etkilerinin de üretimin kısılması ve tedarik zincirlerinin doğrudan etkilenmesi olduğunu vurguladı. Bu durumun sonbaharda tersine dönüştüğünü ve salgın koşullarını dikkate alan dağıtıcı/toptancı firmaların ‘just in time' diye anılan modeli dönüştürüp hammadde veya ara maddeleri stoklama stratejisine yönelmeye başladıklarını belirten Nebil, bu sefer de taşımacılık maliyetlerinin artışının sıkıntılı bir resim ortaya koyduğunu anlattı:

    “Asıl ilgi noktam tedarik zinciri. Tedarik zinciri derken de “işlemci(çip) sıkıntısı ile ilgileniyorum. Bilgisayarların motoru işlemcidir. İşlemci olmadan bir bilgisayar olmaz. Ben işlemci olayı özellikle Amerika ile Çin arasındaki kavganın da ortasında bir yerde. Amerika, HUAWEI’in Amerikan malı işlemcileri kullanmasını yasakladı. Bir sene sonra da üretiminde Amerikan teknolojilerini kullanan başka ülkelerin mesela Tayvanlı işlemci üreticilerin Çin’e satış yapmasını yasakladı. O yüzden ilgi alanım buydu. Salgınla birlikte dünya değişiyor. Önemli bir konu da tedarik zinciri değişiyor. Japonya’nın ünlü kalite güvencesi olayı 90’larda başladığından beri hepimiz ‘just in time’ yani tam zamanında üretime sokulacak ham madde ya da ara madde üzerinde konuşuyoruz. Bunu yapmak büyük bir başarı olarak görülüyor. Bu salgınla birlikte bu anlayış değişiyor. Tedarik zinciri tanımlamasının bu kadar basit olmadığı, başka birtakım kriterlerle de değerlendirilmesi hesaba katılıyor ki bugün konuştuğumuz konunun temelinde böyle bir sorun var. Geçen sene salgınla birlikte önce hastalananlar oldu. Çin’in tam Güneydoğu Asya merkezi üretim merkezi. Kullandığınız modemler, havalandırma cihazlarının parçaları bir sürü şey Vuhan’dan geliyor. Vuhan’da salgın patlayınca bu nedenle ABD-Çin ticaret savaşının diğer bir boyutu olarak biyolojik saldırı mı diye düşündüm, geçen yıl böyle bir yazı yazmıştım. Arkasından salgın yayılınca bunu unuttuk. Bu süre boyunca hastalanan ya da karantinaya giren elemanlar nedeniyle Çin’de veya tüm ülkelerde üretim kısıldı. Kısılınca bu tedarik zinciri olayında bir terslik meydana geldi. Tam tersine eylülden itibaren özellikle distribütörler ellerine korona sonrası için daha fazla stok almaları gerektiğini almaları gerektiğini düşünmeye başladılar. Tedarik zinciri anlamı da değişiyor artık. Stoklamayı arttırmaya karar verdiler, eylülden itibaren böyle bir strateji var. Fakat bu strateji de başka etkiler yarattı. Gemi fiyatları arttı. Büyük bir artış var. Önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizin dışında da büyük fiyat artışları göreceğiz her türlü üründe, tuvalet kağıdından buzdolabına kadar diye düşünülüyor. Ben ekonomist olmadığım için böyledir diyemeyeceğim ama bu konuda bir uyarı yapmış olacağım.”

    ‘Süveyş kazası Çin'e karşı açıkça yapılan engellemelerin dışında bir engelleme mi var diye düşündürdü'

    Füsun Nebil, tedarik hatlarıyla ilgili tartışmalar yaşanırken Süveyş Kanalı kazasının meydana gelmesiyle ister istemez bunun Çin'e karşı 'engelleme' niyetli bir 'komplo' olup olmadığı sorusunun akla geldiğini kaydetti. Süveyş'in tarihinde nadiren çatışma koşullarında kapalı kaldığını anımsatan Nebil, kanalın kapatılmasıyla meydana gelen zararın dikkat çekici boyutlarda olduğunu vurguladı:

    “Myanmar olayı da aslında Süveyş Kanalı ile ilgimi çekti. Süveyş kazasının bir komplo olup olmadığını düşündüm. Çünkü Çin’e karşı sanki bir engelleme var. Sadece açıkça yapılan engellemelerin dışında dolaylı engellemeler de olduğu izlenimi var bende. Bu kötü bir şey mi, bilmiyoruz. Amerika da Çin de kim olursa olsun tekel olduğu anda bence tehlike. Süveyş 7 gün kapalıydı, çok uzun bir süre. Süveyş’in tarihinde bir kere İsrail savaşı sırasında 8 yıl, bir kere de İngilizler 1956’lerde millileştirince Mısır işgal etmişler. 14 gün kapalı kalmış. Bu kazanın Süveyş kanal idaresine yani Mısır’a verdiği zarar bir milyar $ ama toplam dünya ticaretine verdiği zarar, Ömer Araz dün yaptığımız programda açıkladı, 6 milyar dolar bir tarafa yani doğudan batıya transferde, tam tersine batıdan doğuya transferde de günlük 4 milyar dolar olmak üzere günlük 10 milyar dolarlık bir zarara yol açtığı söyleniyor. Yani toplamda 70 milyar dolar gibi. Sonuçta burada bir engelleme olduğu için tedarik zincirini planlayanlar alternatif yollara dönerler mi diye bakıyoruz. Tüm taşımacılık içinde gemi ile taşıma yüzde 90’a varıyor ucuzluğu nedeniyle. Ama Bir Kuşak Bir Yol var, tren yolu var. Ama o kadar konteyneri ne kadar sürede taşır o da ayrı bir şey."

    'Bengal Körfezi'ne açılan nadir metal cenneti Myanmar'daki darbe tesadüf müdür?'

    Diğer yandan Nebil, yine geçtiğimiz kasım ayından bu yana Myanmar'daki askeri darbe nedeniyle yaşanan siyasi krize atıf yaptı. Bengal Körfezi'ne açılan rota üzerindeki Myanmar'ın nadir metaller pazarının liderlerinden olduğunu belirten Nebil, F-35'lerden denizaltılara, elektrikli araç bataryalarından tıbbi görüntüleme cihazlara uzanan kullanımı bulunan bu metallerin Çin tarafından çıkartılıp dünya pazarlarına aktarıldığına işaret etti:

    "Myanmar’da da Çin ile ilgili bir motivasyon var. Çin ile Myanmar beraber hareket etmişler. Myanmar 48’de özgürlüğüne kavuşmuş, hep birlikte gelmişler bugüne kadar. Bayağı uzun bir sınırları var çünkü. Çin, Pakistan üzerinden de Hint Okyanusu’nun öbür tarafına çıktı, Myanmar üzerinden de Bengal Körfezi’ne çıkıyor. Çok boyutlu bir konu. Geçmiş iktidar da tam Çin taraflısı değilse de Çin ile birlikte hareket ediyordu. Aung San Suu Kyi, tam Çin tarafında değil, daha Batılı bir bakışı var. Ama yine de Çin ile birlikte boru hattı yapıyordu. Yeni gelen ordu üstüne büyük karşılıklı var orada. Çin dünyanın nadir metal pazarının şimdilerde yüzde 97 ile tek lideri. 1990’larda yüzde 27 imiş payları. Fakat devlet desteği, fiyat indirmeler, Myanmar ile de yakınlaşmalar var o dönem; bütün bunlar üst üste gelip yüzde 97’ye çıkmışlar. Şimdi istedikleri gibi fiyatlarla oynuyorlar. Nedir bu nadir metaller? Bunlar toprakta az bulunan 17 çeşit metal; neodmiyum, disporsiyum gibi isimleri var. İlaveten altın, bakır, kurşun da ikinci seviyede nadir metal kabul ediliyor. Bu birinci seviye dediğim

    17 tanesinden bazıları Myanmar’da çok fazla miktarda bulunuyor. Bunları Çin’e olduğu gibi toprağıyla yolluyor. Çin bunları topraktan çıkarıyor (Extracte ediyor), üretiyor ve gerekli ülkelere ihraç ediyor. Bunlar teknolojide kullanılıyor. F-35’lerin içinde 600 kilo nadir metal kullanılıyor. Denizaltılarda kullanılıyor. Elektrikli araçların bataryaları, rüzgar tribünleri, manyetik tıbbi görüntüleme cihazlarında, cep telefonlarında, bilgisayarlarda kullanılıyor. Teknolojiyle ilgili her yerde bu nadir metaller kullanılıyor. Çin’in Afrika ile yakınlaşmasının arkasında da bu var. Buradaki darbe tesadüf mü, kendi içinde bir olay mı hakikaten? Çünkü Çin, Bengal Körfezi’ne yeni açılmış. Hintlilerin, Amerika’nın hoşuna gitmeyen olaylar olarak görülüyor. Bunu incelemeye de devam ediyorum.”

    ‘Teknolojiyle yeni bir hayat geliyor, yeni stratejiler geliştirmek lazım ama Türkiye gelişmeleri takip etmekten uzak'

    Dünyada büyük bir dönüşüm yaşanırken, ülkelerin 'fiber altyapı', 'big data' stratejilerini açıkladığını anımsatan Nebil'e göre, gelişmeleri takip etmekten uzak görünen Türkiye üretim, ticaret, teknoloji gibi konularda geri kalıyor:

    “Amerikan siber komutanlığı var. Kara, deniz, havanın dışında uzay bir de siber, beşinci kuvveti var. Onların bir yazısında ilginç bir şey okumuştum. Israrlı meşgul etme (angajman), yani siber saldırıyı tam engelleyemiyorsa eğer, saldırı yapanları meşgul ediyor. Ben de Türkiye’de siber güvenlik açısından değil ama gerçekten lüzumsuz konularla meşgul edildiğimizi düşünüyorum. Amerika 94 milyar dolarlık fiber altyapı geniş bant stratejisi açıkladı geçtiğimiz üç hafta evvel. Aynı günlerde Güney Kore, big data stratejisini açıkladı. Yani salgından çıkınca önümüze gelecek yeni dünyaya yönelik olarak ülkeler strateji açıklıyorlar. Çünkü artık teknolojiyle bir hayat geliyor, çalışma şekilleri değişiyor. Dünya ile ilgili kavramlar, genç insanların düşünceleri farklı hale geliyor. Hepimizin bu dönemde bir şeyler hazırlamamız lazım her konuda. Lüzumsuz bir sürü kavgayla uğraşıyoruz biz. Myanmar ile ilgilenen bir gazeteci göremiyorum ortalıkta uluslararası düzeyde. Bizi ilgilendirmiyor değil, sonuçta ilgilendiriyor. Bizim nadir metallerimiz orada burada. Altın da bakır da nadir metal sınıfında. Acaba ne oluyor? Orada burada altınla kavga eden köylüleri okuyoruz. Ama bu konuda da ayrıca çalışan yok. Ayrıca Amerika Çin ticaret savaşında Türkiye pozisyonunu göremiyorum, varsa da göremiyorum. Tedarik zinciri konusu başlı başına bir olay. Hem bizim kendi tedarikimiz açısından önemli hem de acaba biz bu tedarik zincirinde önemli bir ara nokta ya da son nokta, üretici veya bir şeyler bizim üzerimizden geçerek Çin’e karşı bir tepki varsa, bu da düşünülmeli. Strateji olarak bunlarla ilgili bir şey göremiyorum ortalıkta. Hepimiz her gün birtakım şeylere takılıp saatlerce tartışan insanlar görüyorum. Ama farklı bir dünya geliyor, hazırlık lazım.”

    Etiketler:
    ABD, Myanmar, Çin, Süveyş Kanalı, Ceyda Karan
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın