13:23 23 Haziran 2021
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    Seçim sonrası Türkiye (203)
    0 0 0
    Abone ol

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, 7 Haziran genel seçimlerini Sputnik'e değerlendirdi. Akil İnsanlar Heyeti üyeliği de yapan Türkdoğan, seçimlerde Türkiye'de demokrasi ve barış sürecinin kazandığını, başkanlık sisteminin gündemden kalktığını söyledi.

    Seçmenin siyasi partilere 'bir araya gelip bir hükümet kurun" mesajı verdiğini vurgulayan Türkdoğan,  siyaset kurumunun bu sorumluluğunu yerine getirmeyip yine çıkarcı davranması halinde seçmenin parti çıkarlarını öne alan partileri ilk seçimde bir kez daha cezalandıracağını söyledi. Türkdoğan, "Bu bir koalisyon hükümeti olabilir, bu bir azınlık hükümeti olabilir. Buna partiler kendi aralarında karar vereceklerdir. Ama Türkiye'nin hükümetsiz bırakılmaması gerekir" dedi.

    İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan'ın 7 Haziran seçimlerine ilişkin değerlendirmeleri şöyle:

    'SEÇİM BARAJI ANLAMSIZ HALE GELDİ'

    Birinci olarak Türkiye'de demokrasi ve barış kazandı.  Dünyanın en yüksek seçim barajıyla anti demokratik olan bir seçim sistemi HDP'nin barajı aşmasıyla anlamsız hale geldi. Bu aslında her türlü antidemokratik yasaya rağmen halkın, demokrasiye olan bağlılığının göstergesidir. Türkiye'de toplumun tüm kesimlerini temsil eden siyasi partiler en yüksek oranda Meclis'te temsil edilmiştir. Elbette baraj nedeniyle rakamsal olarak bazı küçük partiler Meclis'e girememiştir. Ama yüzde 95'in üzerinden bir temsil olmuştur. Bu bakımdan demokrasinin kazandığını söyleyebiliriz, seçim barajı anlamsız hale gelmiştir.

    'BARIŞ SÜRECİ KAZANDI'

    İkinci olarak Türkiye'de barış süreci kazanmıştır. Seçimlerden önce iktidar partisi kendi siyasal çıkarları uğruna barış sürecini durdurmuştu. Bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan,  anayasal sorumluluklarını bir kenara bırakarak, adeta anayasayı  rafa kaldırarak, açıktan taraf tuttu. Çözüm sürecinin, Kürt sorunun olmadığını söyleyen Erdoğan, müzakerenin olamayacağını, izleme komisyonun kurulamayacağını belirtip ötekileştirici, ayrımcı ve inkarcı bir söylemle seçim kampanyası yürüttü.

    'İKTİDARA KİM GELİRSE GELSİN YÜZLEŞMEK ZORUNDA'

    Seçmen iktidar partisini cezalandırdı. Türkiye'de iki yıldır çatışmasızlık süreci varve ülkedeki toplumsal kesimler buna destek verdi. Şimdi siz toplumsal kesimlerin destek verdiği bir barış sürecini bir tarafa iterseniz, böyle bir şey yok derseniz seçmen elbette sizi cezalandırır. Ama seçmen barış sürecini cesaretlendirmiştir. HDP'nin Meclis'te yüksek bir milletvekili sayısıyla yer alması Türkiye'deki barış ve çözüm sürecinin geleceği kurtarılmıştır. Çünkü Türkiye'de Kürt sorunu vardır ve bu sorunun çözümü artık devlet yönetiminde kim olursa olsun olmak zorundadır. Ha AK Parti olmuş ha CHP, MHP olmuş, hiç fark etmiyor.  İktidara kim gelirse bu sorunla yüzleşmek zorundadır. Ama bu sorunun en önemli muhatabı, Kürt siyasal harekatının legal temsilcisi olan HDP'dir. HDP'siz bir barış süreci olamazdı, seçmen bunu anlamıştır, zaten HDP'yi destek vererek Türkiye'de barış ve çözüm sürecinin geleceğini kurtarmıştır. İktidar partisinin yenilgi psikolojisiyle yapılmış açıklamalara hiç

    'BAŞKANLIK SİSTEMİ GÜNDEMDEN KALKTI'

    Türkiye seçimlerden önce AKP'nin çıkardığı yasalarla tam bir otoriter devlet görünümü veriyordu,, son iç güvenlik yasasından sonra bir polis devleti haline gelmişti. Aslında bunu Cumhurbaşkanı Erdoğan, temsil ediyordu. Çünkü daha fazla otoriterleşmeye giderek Türkiye'de başkanlık sistemini getirmek istiyordu. Seçimlerde, başkanlık sistemine karşı olan üç muhalefet partisi çoğunluğu sağlayarak, Türkiye'de başkanlık modelinin olmayacağını güvence altına aldı. Türkiye bundan sonra daha fazla otoriter bir devlet haline gelmeyecek. Bu bakımdan da demokrasi kazanmıştır. Başkanlık sistemi, başkanlık modeli ve buna benzer otoriter yönetim modelleri Türkiye'nin gündeminden çıkmıştır. Çünkü CHP, MHP ve HDP başkanlığa karşı olduklarını söylemişlerdir. Türkiye seçmeni de başkanlığa karşı olduğunu seçimlerle ortaya koymuştur.

    'SEÇMEN HÜKÜMET İÇİN BİR ARAYA GELİN DEDİ'

    Koalisyon hep kötü bir fikir olarak kamuoyuna sunulmuştur.  Halk iradesi siyasal partilerin bir araya gelip birlikte Türkiye'yi yönetmesinden yanaysa, siyasal partilere düşen sorumluluk, halk iradesine uygun davranmaktır. Halkımız iradesini ortaya koyarak, AKP ile birlikte diğer partilerin veya diğer partilerin kendi arasında, ne şekilde olacaksa bir hükümet kurmasını istemiştir. Yani hiçbir partiye tek başına bir yetki vermeyerek bu otoriter gidişe dur demiştir. Çünkü AKP uygulamaları tamamen otoriter uygulamalar haline gelmiştir.

    'KOALİSYON HÜKÜMETİ KURULABİLİR'

    ('Bugünü tablodan bir koalisyon çıkar mı?' sorusu üzerine) Çıkabilir. Niçin çıkabilir? Bugünden itibaren yeni bir psikoloji olacaktır. Bütün partiler daha soğukkanlı bir şekilde düşünecektir. Türkiye'nin temel sorunlarıyla yüzleşeceklerdir. Bugün piyasalar, ekonomi alarm vermeye başlamıştır. Ortadoğu'da devam eden ciddi sorunlar vardır, Suriye'de iç savaş devam etmektedir. Türkiye'de Kürt sorunu çözüm beklemektedir. Kürtlerin daha fazla bekleyecek hali yoktur. Şimdi siz bütün bu sorunları bir kenara itip, 'hadi 6 ay sonra seçime gidelim' diyemezsiniz. Kimse böyle bir sorumsuzluk gösteremez. Türkiye'nin mutlaka bir hükümet kurması yeni oluşan siyasi dengeye uygun bir hükümet kurması ve yine yeni oluşan siyasi dengeye uygun çözümler geliştirmesi gerekir. Siyaset kurumuna düşen görev budur.

    'SEÇMEN YİNE CEZALANDIRIR'

    Siyaset kurumu eğer sorumluluğunu yerine getirmez yine parti çıkarlarını öne alan bir tarzda hareket ederse, seçmen olası ilk seçimde, bu şekilde davranan partileri bir kez daha cezalandıracaktır.  Çünkü biz seçmenler artık şu gün itibariyle sorunlarımızın çözümünü istiyoruz.  Yani Kürt sorunun çözümünü, ekonominin düzelmesini, gelir dağılımı adaletsizliğinin giderilmesini i, Ortadoğu'da devam eden savaşın sona erip, Ortadoğu'ya barış gelmesini istiyoruz. Daha fazla insan hakları daha fazla demokrasi istiyoruz.

    'TÜRKİYE HÜKÜMETSİZ BIRAKILMAMALI'

    ('Size göre hangi partiler koalisyon yapabilir' sorusu üzerine) Bir hak savunucusu olarak şu parti şu partiyle bir araya gelsin diyecek durumda değilim. Benim ancak şunu söyleme durumum olabilir: Türkiye son üç yılda çok fazla otoriterleşmişti, antidemokratik bir çok yasa yapılmıştı. Bu yasaları düzeltecek, demokratik yasaları getirecek ve Türkiye'nin temel sorunlarının çözümü konusunda adım atacak partiler bir araya gelip hareket etmelidir. Bu konuda partiler asgari müştereklerde bir araya gelip çözümler üretebilirler. Bu bir koalisyon hükümeti veya azınlık hükümeti olabilir. Buna partiler kendi aralarında karar vereceklerdir. Ama Türkiye'nin hükümetsiz bırakılmaması gerekir.

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    Konu:
    Seçim sonrası Türkiye (203)

    İlgili konular:

    Erdoğan ve Davutoğlu bugün görüşecek
    Erdoğan'dan ilk yorum: Siyasi partiler sorumlu davranış sergilemeli
    Arınç: Sonuçlar üzücü ama yiğit düştüğü yerden kalkar
    AK Parti'de kritik zirve
    Akdoğan: HDP, artık çözüm sürecinin ancak filmini yapar
    Türkiye hükümetini arıyor
    Milletvekili genel seçiminde son durum
    Etiketler:
    Türkiye Genel Seçimleri 2015, İnsan Hakları Derneği (İHD), CHP, MHP, AK Parti, HDP, Öztürk Türkdoğan, Selahattin Demirtaş, Ahmet Davutoğlu, Recep Tayyip Erdoğan
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın