22:25 18 Ekim 2018
Canlı Yayın
    Akkuyu

    ‘Batı'nın Türkiye'ye 60 yıldır vermediği nükleeri Rusya verdi'

    © AA /
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Elif Sudagezer
    Enerjide yeni dönem. Akkuyu nükleer santrali’nin temeli atıldı (9)
    0 3511

    Rusya Lideri Putin'in Türkiye ziyaretiyle birlikte Akkuyu NGS'nin temelinin atılması ve S-400 hava savunma sistemlerinin sevkiyatının hızlanmasını uzmanlar Sputnik'e değerlendirdi.

    Rusya Lideri Vladimir Putin, ülkesinde Mart ayında gerçekleşen seçimlerin ardından ilk yurt dışı gezisini Türkiye'ye gerçekleştirerek Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan'la birlikte Ankara'dan telekonferansla Rus devlet şirketi Rosatom tarafından inşa edilmekte olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin temel atma törenine katıldı. Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkilerin hızlı bir normalleşme sürecine girmesiyle birlikte 20 ayda dokuz kez bir araya gelen Putin ve Erdoğan'ın son görüşmesi de, öncekiler gibi askeri iş birliklerinden stratejik ortaklığa; ticaretten enerjiye pek çok alandaki gelişmelere ivme kazandırdı. Bu alanlardan en önemlisi, hiç şüphesiz ki, Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin temelinin atılması oldu. Liderler, Rusya ile Türkiye arasında enerji alanında yürütülen işbirliğine ‘stratejik bir nitelik' kazandırdığını vurguladıkları santralin, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 100'üncü yılı olacak olan 2023 itibariyle işletmeye alınması için çalışılacağını söyledi. Daha önce Akkuyu NGS'nin Sputnik'e 12 binin üzerinden istihdam sağlayacağını açıkladığı santralle ilgili olarak ise Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan "Türkiye'nin en büyük yatırımı, tam 20 milyar dolarlık. Türkiye'yi özellikle nükleer alanda söz sahibi yapacak, bu teknolojiye sahip olmasını sağlayacak bir yatırım" açıklamasını yaptı. Söz konusu projenin hem bölgesel hem de Rusya-Türkiye ilişkileri açısından önemini ise İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın ve Galatasaray Üniversitesi'nden Doç. Dr. Ali Faik Demir Sputnik'e değerlendirdi.

    ‘TÜRKİYE AÇISINDAN TARİHİ BİR GÜN'

    Projenin çeşitli alanlardaki pozitif etkilerini paylaşan Caşın "Türkiye ve Rusya arasındaki enerji işbirliği gaz ve petrolün ardından nükleer alanına taşındı ve daha kalıcı bir hal aldı. Türkiye, Batı'dan 60 yıldır istediği nükleeri bir türlü alamadı. Rusya'nın bu alanda attığı adım oldukça önemli; dün Türkiye açısından da tarihi bir gün. Bu santralin dört ayrı ünitesi olacak ve Türkiye'nin enerji ihtiyacının yüzde 10'unu karşılayacak olması açısından önemli. Bu proje ‘kazan-kazan' projesidir. Bu proje, Güney Akımı projesini hızlandıracak olması açısından tarafların güven tazelemesine sebep olması açısından da önemlidir. Bu pozitif etki, ticarete yansıyacaktır; ticaret 35 milyon dolardan 50 milyarın üzerine çıkacaktır. Türk firmaların işin içine katılması, 14 bin yeni istihdam sağlanması, çok sayıda Türk öğrencinin Rusya'da eğitilmesi gibi başka olumlu yansımaları olmaktadır" dedi. Nükleer santralin ilk ünitesini 2023 yılında tamamlanacak olmasının sembolik önemine değinen Caşın "Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 100'üncü yıl dönümü gibi önemli bir tarihte ilk ünitenin devreye girmesi önemli" diye ekledi.

    ‘BATI NÜKLEER SANTRAL PROJESİNİ ENGELLEMEK İÇİN ELİNDEN GELENİ YAPTI'

    2017 yılında Avrupa Parlamentosu, Türkiye ile müzakerelerin askıya alınmasını öneren bir rapor hazırlayarak Akkuyu Nükleer Enerji Santrali projesinden vazgeçilmesini de talep ettiğini hatırlatan Caşın "Batı, 60 yıldır Türkiye'ye vermediği nükleeri engellemek için de çaba sarf etti. AP verdiği notayla Türkiye hükümetine, Akkuyu Nükleer Enerji Santrali'nin yapımına dair planlarını durdurması çağrısında bulundu ve santralin yapımına karar verilen bölgenin güçlü depremlere eğilimli olduğu söyledi. AP santralin Türkiye'nin yanı sıra Akdeniz için önemli bir tehdit olduğunu iddia etti. Ancak Rosatom Genel Müdürü Sergey Kiriyenko, bunun doğru olmadığını o zaman da belirtmiş; bu santralin 9 büyüklüğünde depreme dayanıklı olduğunun altını çizmişti. Ayrıca bölge, fay hattında sıfır nokta üzerinde. AP'nin bu raporu tamamen asılsızdı. Ayrıca Ruslar, dünya teknolojisinde önemli bir aktör ve ABD'nin yüzde 40'ını, Avrupa'nın da uranyumunun yüzde 30'unu sağlayan bir ülke. Kaldı ki olası bir tsunami tehdidine karşı da tedbirler alınmış durumda. Bu proje Türkiye ve Rusya'nın iş birliğini çok daha kalıcı hale getirdi" dedi.

    ‘SANTRAL YERİ VE GÜVENLİĞİ AÇISINDAN SORU İŞARETİ BARINDIRMIYOR'

    Santralin güvenliği konusunda soru işareti barındırmadığına işaret eden Demir "Tüm gelişmiş ülkelerin nükleer santrali olduğunu görüyoruz. ‘Belli bir yıl sonra bu santralleri kaldıracağını söyleyen Almanya modeli var, Fransa, ABD, Çin ve Rusya gibi ülkeler var. Türkiye'nin de enerji seçeneği açısından nükleer santrale sahip olması gerektiğini düşünüyorum. Bu noktada da aklıma pek çok kişinin kafasına takılana benzer bir soru işareti takılıyor. Peki bunun Mersin'de mi olması gerekiyor? Burası en doğru yer mi? Evet çünkü Mersin Akkuyu veya Sinop'un uygunluğu 5-10 yıl önce değil; 1970'lerin sonunda deprem, iklim, toprak ve hava koşulları göz önünde bulundurularak belirlenmiş durumda. Aklıma takılan bir diğer soru bölgede güvenliğin artırılıp artırılmadığı oluyor. Bakıyorsunuz, artırılıyor; bir tsunami tehdidine karşı önlemler alınıyor. Akkuyu Santrali'nin önünde ada olması, arka mekandaki taş ve benzeri malzemelerle engelleme gibi tedbirler riski minimize ediyor. Bu da Akkuyu NGS'nin teknoloji anlamında en gelişmiş sistemlerden birine sahip olacağına işaret ediyor" dedi.

    ‘ENERJİ, İKİLİ İLİŞKİLERİN GÜVENLİK SİGORTASI'

    Akkuyu Nükleer Santrali projesinde Türkiye ve Rusya'nın ortaklığıyla ilgili de görüşlerini aktaran Demir "Peki bu santralin inşasında Rusya'yla mı ortak olmalıyız? Ben bu konuda biraz daha çekinceliydim. Doğalgaz konusunda Rusya ve İran'la çok fazla yakın olan ve bir anlamda (onlara) bağımlı olan Türkiye'nin bu projeyi Rusya'yla yapması konusunda ben de çekinceli duruyorum. Bu bağımlılıktan dolayı bu ortaklık stratejik olarak hassas geldi bana. Ancak diğer bir yandan da, Türk Akımı projesinden başlayarak Türk-Rus ilişkilerinin güvenlik sigortasının enerji olduğunu görüyoruz. Bugünkü tablonun bize düşündürdüğü bu" dedi.

    Projenin Kıbrıs ve oradaki petrol yataklarıyla ilgili olarak Doğu Akdeniz'de ciddi problemli bir yapı olduğuna işaret eden Demir "Türk-Rus enerji ortaklığının, Doğu Akdeniz'de enerji açısından gergin olan ilişkilere de olumlu etkisi olacağını düşünüyorum. İki tarafın bu enerji ortaklığı sebebiyle yaklaşımlarını da yumuşatma yoluna gideceğini düşünüyorum. Bu da önemli bir diğer nokta. Hem ilişkileri geliştiren hem de ilişkilerin güvene alan bir proje, bu proje" ifadelerini kullandı.

    S-400'LERİN SEVKİYATI HIZLANIYOR

    Rusya Lideri Putin ve Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın görüşmesini takip eden önemli bir gelişme ise iki ülkenin savunma alanındaki işbirliğinde oldu. ABD'nin Türkiye'nin S-400 alımına yönelik itirazları ve Türkiye'ye "S-400'e alternatif" teklif sunma girişimleri, satın almanın iptaliyle değil Ankara'nın daha önce belirttiği üzere S-400'lerin sevkiyatının hızlanmasıyla sonuçlandı.

    Rusya Devlet Başkanı Putin, Türk mevkidaşı Erdoğan'la Ankara'da yaptığı görüşmenin ardından S-400 sevkiyatı hakkında, "Teslimat sürelerini kısaltmaya karar verdik" dedi; açıklamadan kısa bir süre sonra ise Türkiye Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, teslimat tarihinin öne çekilerek Temmuz 2019'a alındığını söyledi. Demir'in açıklaması Rusya'nın devlet askeri ihracat şirketi Rosoboronexport'tan da destek buldu. Rosoboronexport Başkanı Aleksandr Miheyev, Türkiye'ye S-400 füzeleri teslimatının tarihini öne çekmek için "gereken her şeyi yaptıklarını" söyledi. Görüşme ayrıca, iki ülkenin savunma sanayisine ilişkin yeni olası anlaşmaların da önünü açtı. Zira liderler, savunma sanayisinde yeni anlaşmaların gündeme geldiğini ve bunun için ilgili kurumlara 'hazırlanın' talimatı verildiğini söyledi. Peki bu yeni anlaşmalar neler olabilir? Konuya ilişkin değerlendirme Prof. Dr. Mesut Hakkı Çaşın'dan geldi:

    "Sayın Putin'in ifadesi çok önemli. Rusya'nın kendi önceliklerine rağmen Türkiye'nin talebine göre sevkiyatı öne alma niyeti, Moskova'nın Türkiye'nin ihtiyacına ne kadar önem verdiğini gösterdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ‘o defter kapandı' sözleriyle ifade ettiği kararlılığı da oldukça önemli. Ayrıca Türkiye egemen bir devlet ve hava savunmasıyla ilgili istediği kararı alır. Türkiye'nin başından beri ifade ettiği üzere S-400 hava savunma sistemi Türkiye'nin NATO'dan bağımsız olarak Türkiye'nin milli hava savunma sistemine olacak. Akkuyu Nükleer Santrali, Akdeniz'e açık bir santralin de korunmasında da S-400'ler önemli rol oynayacak"

    İsrail savaş uçakları 1981 yılında Irak'ın başkent Bağdat'ın yakınlarında Osirak nükleer reaktörünü vurduğunu hatırlatan Caşın "İsrail'in Osirak reaktörünü veya Suriye'yi vurduğunu biliyoruz. Yarın öbür gün buraya kimin saldırmak isteyeceği belli değil. O halde, sıfır noktada Akdeniz'e açılan ve Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren bir reaktörün dünyanın en gelişmiş olan hava savunma sistemiyle korunması kararı da Türkiye'nin kendi iradesiyle aldığı bir kararın sonucu olacaktır" dedi.

    Caşın "Sayın Putin'in açıklaması çok önemli. Rusya'nın kendi önceliklerine rağmen Türkiye'nin talebine göre sevkiyatı öne alma niyeti, Moskova'nın Türkiye'nin ihtiyacına ne kadar önem verdiğini gösterdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ‘o defter kapandı' sözleriyle ifade ettiği kararlılığı da oldukça önemli. Ayrıca Türkiye egemen bir devlet ve hava savunmasıyla ilgili istediği kararı alır" diye devam etti.

    ‘TÜRKİYE'NİN ACİLEN MODERN HARP GEREKLİLİKLERİNE UYGUN HAVA SAVUNMASINA İHTİYACI VAR'

    ABD'nin hava savunma sistemi teklifi sunmakta geç kaldığını söyleyen Caşın "Türkiye, kararını verdi ve uyguluyor. ABD bu kararlılığı öngöremedi. Ancak ABD şunu bilmeli ki Türkiye artık itilen kakılan bir devlet değil: Ruslar, Türkiye'ye S-500 üretimi konusunda da taahhütte bulunmuştur. Hem işbirliğinin temeli atılmış oldu. Türkiye ayrı zamanda Fransız, İtalyan ortak yapım füze de satın almıştır. ABD de bu koşullarda Patriot sunmak istiyorsa, sunabilir" diye konuştu.

    S-400 alımının hava savunması anlamındaki öneminin altını çizen Caşın "Ben bir hava kuvvetleri subayı olarak şunu belirtmek istiyorum: Elimizdeki Nike-Hercules füzeleri 1950 model ve çok eski. İstanbul'un hava savunma çok zayıf. Elimizdeki en iyi füze sayılabilecek Hawk füzeleri bile 40 kilometre menzilli. Türkiye'nin dolayısıyla, modern harbin gerekliliğine uygun hava savunma sistemine sahip olması lazım. Irak Savaşı ve İran-Irak Savaşı'ndan aldığı derse göre Türkiye'nin acil hava savunma sistemine ihtiyacı vardır. Türkiye'nin aldığı füzeler saldırı değil savunma füzeleridir. Hiç kimseye tehdit eder nitelikte değil. ABD satın almak istediğimiz silahları bize vermezken; etrafında tehditleri bertaraf etmek için istediği silahı, savunma sistemini alır. Ve Türkiye bedeli ne olursa bu füzeleri alacaktır" dedi.

    ‘MÜŞTEREK ÇALIŞMALAR YAPILABİLİR; TÜRK PİLOTLAR ASTRONOT OLARAK YETİŞTİRİLEBİLİR'

    Türkiye ve Rusya arasındaki havacılık ve uzay işbirliğinin temelinin daha önceden atıldığını söyleyen Caşın "Türkiye, Rusya'nın yaptığı yeni ulaştırma uçağıyla ilgili Rus firması IRKUT, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ/TAI) ile birbirine ortak kanat ve gövde yapımı çeşitli taahhütlerde bulunmuştur. Yani gelecekte, iki ülke birlikte yolcu uçağı yapabilir. Ayrıca, iki ülke yeni bir takım silah sistemleri üretebilirler. Rusya ve Türkiye'nin birlikte çalışması her ülkenin yararınadır ev iki ülke de bu süreçte çok para kazanabilir. Türkiye sivil uçaklar yapabilir, askeri uçaklar yapabilir. Hatta Türk pilotları astronot olarak Rusya'da yetiştirilebilir. Siber harp konusunda da müşterek çalışmalar yapılabilir. Ama bunlardan daha önemlisi tarafların Suriye'nin toprak bütünlüğündeki kararlılığı ve bölgenin barışına katkıda bulunan bu sürecin gerçekleştirilmiş olması " diye konuştu.

    Rusya Devlet Başkanı Putin'in başkanlığa seçilmesinin ardından ilk ziyaretini Türkiye'ye gerçekleştirmesinin ve Türk ordusu tarafından törenlerle karşılanmasının önemine işaret eden Caşın "Bu Batı'ya ‘Rusya'nın yalnız bırakılmayacak kadar önemli bir ülke olduğu' mesajının verilmedir. Zaten Skripal krizinde de Türkiye'ye hiç bir Rus diplomatını sınır dışı etmeyerek aynı mesajı güçlü bir şekilde verdi. Türkiye ve Rusya'nın düşman olmasını isteyenler var ama iki ülke stratejik partner. 15 Temmuz'dan Türkiye Batı tarafından yalnız bırakıldığında Sayın Putin nasıl Türkiye'ye destek verdiyse, bugün de aynı şeyi Türkiye yapıyor" diye ekledi.

    Konu:
    Enerjide yeni dönem. Akkuyu nükleer santrali’nin temeli atıldı (9)

    İlgili konular:

    Putin, Erdoğan'la birlikte Akkuyu'nun temelini attı: Bu proje, Türk-Rus ilişkilerinin simgesi haline gelecek
    Erdoğan'dan Akkuyu açıklaması: Türk-Rus ilişkilerinin geleceği için önemli bir adım
    Akkuyu Nükleer Santrali'ne inşaat lisansı verildi
    Rusya Enerji Bakanı Novak: Akkuyu NGS belirlenen takvim doğrultusunda ilerliyor
    Savunma Sanayii Müsteşarı Demir: S-400 teslimat tarihi Temmuz 2019'a çekildi
    'Türkiye'ye S-400 teslimatını 2020'ye kadar tamamlamak için çabalıyoruz'
    Pentagon: Hindistan’ın S-400 alımı, egemen bir ülkenin kararı
    Etiketler:
    Akkuyu Nükleer Enerji Santrali, güvenlik, nükleer, enerji, S-400, S-400 füzeleri, Patriot, Akkuyu Nükleer Güç Santrali, AP, Akkuyu NGS, Rosatom, Avrupa Parlamentosu, Ali Faik Demir, Elif Sudagezer, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Mesut Hakkı Caşın, Sergey Kiriyenko, Recep Tayyip Erdoğan, Vladimir Putin, Batı, Akkuyu, Mersin, Çin, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın