03:42 24 Eylül 2018
Canlı Yayın
    A gas flare on an oil production platform in the Soroush oil fields is seen alongside an Iranian flag in the Persian Gulf, Iran, July 25, 2005

    İran’ın ‘Hürmüz Boğazı’ açıklaması ne anlama geliyor?

    © REUTERS / Raheb Homavandi/File Photo
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Hüseyin Hayatsever
    0 60

    ABD’nin, İran’ın petrol satışlarını sıfıra indirme hedefine karşı İran’ın “Hürmüz Boğazı’nı kapatırız” açıklamasını yorumlayan uzmanlar, bölgedeki tansiyonu yükseltecek böyle bir adımı olası görmediklerini ifade etti.

    Hürmüz Boğazı / İran donanmasına ait Alborz
    © AP Photo / Fars News Agency, Mahdi Marizad
    ANKA Enstitüsü Başkanı Rafet Aslantaş, “İran’ın elinde kullanacağı hiçbir enstrüman kalmamışsa, bir var olma-yok olma mücadelesi içine girmişse ve tehdit çok büyümüşse yapabilir. Daha önce de ‘Hürmüz Boğazı’nı kapatırım’ diye meydan okumuştu. Bunun zaten belli bir süre olması bile dünya piyasalarını büyük ölçüde etkiler. Kimse bunu göze alamaz. Ben ABD’nin de göze alabileceğini düşünmüyorum” dedi.

     

     İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur ise İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma olasılığını gerçekçi bulmadığını ifade ederek “Böyle bir şey yapılırsa bunun sonu sıcak çatışma, savaş demektir ve bu durum İran’a karşı uluslararası bir konsensüsün oluşmasına neden olur” diye konuştu.

     

    ABD Dışişleri Bakanlığı Politika Planlama Direktörü Brian Hook, 2 Temmuz’da yaptığı açıklamada İran’a yapılan baskının amacının ülkenin petrol gelirlerini sıfıra indirerek Tahran yönetiminin bölgedeki politikasını değiştirmesini sağlamak olduğunu söylemişti.

     

     İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise İsviçre’deki temasları sırasında yaptığı açıklamada, ABD’nin, İran petrol ihracatını tamamen durdurmak istediğini belirtmiş, “Bu ifadenin manasını kavrayamıyorlar, çünkü ABD yönetimi ‘İran’a bir damla petrol ihracat ettirmeyeceğiz’ demiş. Bu, tüm bölge petrolünün ihraç edilemeyeceği anlamına gelmektedir. İran petrolü ihraç edilemezken bölge petrolünün ihraç edilmesi mümkün olabilir mi? Eğer bunu yaparsanız sonuçlarına da katlanırsınız” ifadelerini kullanmıştı.

     

     İran Devrim Muhafızları Komutanı İsmail Kevseri de dün yaptığı açıklamada “Eğer İran petrolünün ihracatı engellenirse, Hürmüz Boğazı’ndan dünyanın diğer noktalarına petrol geçişine izin vermeyeceğiz” dedi.

     

    İran ile Umman arasında yer alan ve Basra Körfezi’nin dünyaya açıldığı nokta olan Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinde kritik önem taşıyor. İran dışında Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde üretilen petrolün yaklaşık yüzde 80’inin Hürmüz Boğazından geçerek dünya piyasasına taşındığı, Hürmüz Boğazı yoluyla taşınan petrolün, dünya petrol ticaretinin yüzde 20 kadarını oluşturduğu ifade ediliyor.

     

    ABD’nin İran’a uygulayacağını açıkladığı yaptırımları ve İran’dan buna karşı gelen açıklamaları Sputnik’e değerlendiren ANKA Enstitüsü Başkanı Rafet Aslantaş, Trump yönetimindeki ABD’nin hedef tahtasına koyduğu iki ülkenin Kuzey Kore ve İran olduğunu, fakat İran’ın ana hedef haline getirilmek istendiğini ifade etti. Aslantaş, “Bunun ana sebeplerinden biri, Çin’in bölgeye sarkmasının geciktirilmesi. Çünkü Çin, ekonomik, siyasi, sosyal projeleri içine alan ‘Kuşak Yol’ ismi verilen projelerle adım adım bölgeye geliyor. Bir diğer sebep, İsrail’in İran’ı öncelikli tehdit olarak görmesi. İsrail’in önceliklerinin ABD politikaları üzerindeki etkisini de konuşmamıza gerek yok. Dolayısıyla nükleer anlaşmanın iptalini zaten daha önceden görmüştük, şimdi daha da sertleşen bir dönem yaşıyoruz” diye konuştu.

     

     “HÜRMÜZ BOĞAZI’NIN KAPATILMASI, İRAN BİR VAR OLMA MÜCADELESİNE GİRERSE GERÇEKLEŞEBİLİR”

    Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının “İran’ın elindeki son çare” olduğunu ifade eden Aslantaş, “Hürmüz Boğazı ile ilgili husus, İran’ın dünyaya meydan okuduğu son çarelerden biridir. Bunu yapabilir mi; köşeye sıkışan kedi her şeyi yapabilir. İran’ın elinde kullanacağı hiçbir enstrüman kalmamışsa, bir var olma-yok olma mücadelesi içine girmişse ve tehdit çok büyümüşse yapabilir. Daha önce de ‘Hürmüz Boğazı’nı kapatırım’ diye meydan okumuştu. Bunun zaten belli bir süre olması bile dünya piyasalarını büyük ölçüde etkiler. Kimse bunu göze alamaz. Ben ABD’nin de göze alabileceğini düşünmüyorum. İran bunu son çare olarak bu kozu elinde bulunduracaktır. İran bunu hep söyler. Askeri hazırlıkları da o yöndedir. ABD’nin büyük gemilerine karşı küçük askeri deniz vasıtalarıyla intihar saldırılarına varacak hazırlıklar yapmıştı İran. Bu noktadan bakıldığında İran bir var olma savaşı içinde olabilir iş sıcak çatışmaya dönüşürse” diye konuştu.

    “İRAN’DA REJİM DEĞİŞİKLİĞİ ÇABASI OLABİLİR”

    ABD’nin, İran’a karşı sert açıklamalar yaptığını, petrol ihracatına yönelik tehditkâr açıklamaların da İran’ı sıkıştırmayı amaçladığını kaydeden Aslantaş, ABD’nin İran’da bir rejim değişikliği girişimini destekleyebileceğini ifade ederek “İran’a topyekun bir askeri harekat yapmak mümkün değil. Zaten derin bir tarihi birikimi var, ülke de çok geniş. Bu açıdan bakıldığında İran’da bir rejim değişikliği girişimi öngörülebilir. Beşinci kol faaliyetleri olabilir. Fakat bu da zamanında denendi, İran çok sert tedbirlerle bunun önüne geçti. Şu anda şöyle bir görüş var: ‘Daha önceki toplumsal hareketlenmelere İran’ın belli bir kesim katılmıştı. Şimdi ekonomik sıkıntı öyle büyüdü ki alt ve orta gelir de etkilenmeye başladı, bu sefer farklı olabilir’ görüşünü sıkça duyuyoruz. Bunu önümüzdeki dönemde göreceğiz. Tabii çok kısa sürede sonuç alınacak bir konu olmayabilir. İran’ın bir tarihsel birikimi var. Yönetsel sürece hakimiyeti var. Olabilecek olan olayları çabuk bastırıyor ve sert müdahalelerle sindiriyor. Önümüzdeki süreç, İran’ın hedef tahtasında olduğunu gösteriyor” diye konuştu.

    “DÜNYA DENGELERİ SICAK ÇATIŞMAYA İZİN VERİR GİBİ GÖRÜNMÜYOR”

    İran’a yönelik bir sıcak çatışmanın mümkün görünmediğini belirten Aslantaş, “Evet, Trump yönetimi düğmeye bastı ama Avrupa’nın desteğini alabiliyor mu; şu ana kadar gördüğümüz kadarıyla alamadı. Rusya zaten Suriye meselesinden başlamak üzere ABD ile farklı düşünüyor. Çin’in İran’la çok yoğun ticari ilişkileri var. Bir hava harekatıyla İran’ın nükleer kapasitesi yok edilemez, ancak zayiat verdirilebilir. Dünya dengeleri de şu anda buna izin verir gibi de görünmüyor. Avrupa’nın tavrı, Rusya’nın İran’la olan ilişkileri, Çin’in varlığı buna çok cevaz vermez. Sadece İsrail ve Trump yönetimi istiyor diye yapılabilecek bir şey değil. Tabii bir çılgınlık olabilir mi, şu anda bu ihtiyat payını da bırakmak lazım. Fakat bu dahi başarı getirmez. Bürokratları tarafından bu analizler yapıldığında Trump’a bu kararın aldırılmayacağını düşünüyorum. Bu noktada bir rejim dönüştürme çabası içinde olunacağını düşünebiliriz, önümüzdeki dönemde herhalde bu filmi izleyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “İRAN’I ZOR BİR DÖNEM BEKLİYOR”

    Konuyla ilgili Sputnik’e değerlendirmelerde bulunan Ankara merkezli İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da, nükleer anlaşmadan çekilen ABD’nin İran’a yönelik ekonomik ilk aşama yaptırımlarının 6 Ağustos’ta yürürlüğe gireceğini, Kasım ayında da ek yaptırımların uygulamaya konacağını ifade ederek şöyle konuştu:

    “İran’ı önümüzdeki dönemde çok zor bir dönem bekliyor. İran, nükleer anlaşmadan istediğini alamadı, nükleer faaliyetlerini durdurdu ama durdurduğuyla kaldı, karşılığında beklediği ekonomik yatırımlar, teknoloji transferi gibi şeyler alamadı, alamadığı gibi şimdi ek yaptırımlarla karşı karşıya. Bütün ülkelerden, İran’dan petrol alımlarını durdurmasını istiyor, İran’ın limanlarını kullandırmayacağını söylüyor, hatta (ABD Dışişleri Bakanı) Mike Pompeo, ‘İran’a karşı tarihin en ağır yaptırımlarını uygulayacağız’ dedi. Dolayısıyla İran’ın bunlardan çıkışı için maalesef çok fazla bir seçeneği yok. Diğer ülkeler söylem bazında, siyasi olarak İran’ı destekliyorlar ama iş orada iş yapmaya gelince, teknoloji, para transferine gelince bu ülkelerdeki şirketler İran’la iş yapmaktan çekiniyorlar, çünkü hiç kimse ABD liderliğindeki uluslararası finans sistemiyle sorun yaşamak istemiyor. Obama döneminde de bunun olumsuz örneğini birçok uluslararası şirket, banka yaşadı; uluslararası yaptırıma tâbi tutuldular. Örneğin Halkbank davası var, orada da İran’a yönelik yaptırımları delme suçlaması var. Dolayısıyla bütün dünya şirketleri, buna Rusya ve İran şirketleri de dahil, böyle bir riski almak istemiyorlar, onun için uzak duracaklardır. İran için kolay bir çözüm yolu görünmüyor. Mümkün mertebe Avrupa ile olan dirsek temasını sürdürecektir. Fakat ekonomik yaptırımların zaten hareketli olan sokağı daha da hareketlendireceğini öngörüyoruz. Buna karşılık İran da bölgede ABD’yi provoke eden adımlar atabilir. Bunlar olacak mı, zaman gösterecek tabii ki.”

    “İRAN, HÜRMÜZ BOĞAZI’NI KAPATTIĞI TAKDİRDE ULUSLARARASI DESTEĞİNİ KAYBEDER”

    İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma olasılığını gerçekçi bulmadığını ifade eden Uygur, “Böyle bir şey yapılırsa bunun sonu sıcak çatışma, savaş demektir ve bu durum İran’a karşı uluslararası bir konsensüsün oluşmasına neden olur. İran Hürmüz Boğazı’nı kapatırsa, ABD’ye istediği bahaneyi vermiş olur ve ABD uluslararası bir koalisyonla askeri olarak İran’a karşı harekete geçebilir” dedi.

    İran ile ABD’nin arasındaki gerilimin temelinde ABD’nin İran ile olan nükleer anlaşmadan çekilmesinin yattığını, ABD dışında nükleer anlaşmaya taraf olan bütün ülkelerin İran’ın pozisyonunu desteklediğini ifade eden Uygur, “İran Hürmüz Boğazı’nı kapattığı takdirde bütün bu desteğini kaybeder ve uluslararası bir koalisyonun karşısında tek başına kalmış olur” diye konuştu.

    “ABD YAPTIRIMI SONRASI İRAN EKONOMİSİ DAHA DA ZOR DURUMA DÜŞECEK”

    İran'da ekonomik sorunlar nedeniyle Tahran Büyük Çarşısı'ndan meclise uzanan protesto, 25.06.2018
    © AP Photo / Iranian Labor News Agency
    İran ekonomisinin büyük ölçüde petrol gelirine bağlı olduğunu kaydeden Uygur, “Dolayısıyla Trump’ın iddia ettiği gibi petrol satışının sıfıra indirilmesi değil yarı yarıya azaltılması bile İran’ı ciddi bir şekilde darboğaza sokar. İran’ın nükleer anlaşmayı imzalama sebebi zaten buydu; anlaşma imzalandıktan sonra İran, içinde bulunduğu ekonomik krizden çıkacaktı. Bu krizden çıkış emareleri yok ve gittikçe ağırlaşacak. ABD de tabii ki bunları İran üzerinde baskı uygulamak için yapıyor. Trump’ın taktiği bu, önce baskı uygulayıp sonra masaya oturtmak ve kopartabildiği kadar taviz kopartmak. İran şimdilik buna direniyor. Ama çok da başarılı olmuyor, mayıs ayından bu yana İran para birimi ABD doları karşısında yarı yarıya değer kaybetti. Daha Amerikan yaptırımları başlamadan böyle; ABD yaptırımları da başladığında İran ekonomik olarak zor duruma düşecek” ifadelerine yer verdi.

    “HİÇ KİMSENİN SICAK ÇATIŞMAYA GİRMEK İSTEYECEĞİNİ ZANNETMİYORUM”

    Trump yönetiminin, İran’ın Ortadoğu’daki bütün bölgesel faaliyetlerini durdurmasını istediğini, İran’ın bu talepleri kabul etmesinin de mümkün olmadığını belirten Uygur, “Şu ana kadar orta yol bulunamadı. Olayın bu kadar gerginleşmesi, müzakerelerde istenilen sonucun alınamamasından. Ama bu müzakereleri tek aşamalı olarak düşünmemek lazım. Önümüzde bunun aşamaları olacak. Çünkü hiç kimsenin sıcak bir çatışmaya gitmek isteyeceğini zannetmiyorum ne İranlıların ne de ABD’lilerin” dedi.

    Etiketler:
    Nükleer, Petrol, İsmail Kevseri, ABD Başkanı Donald Trump, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Tahran, İran, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın