18:42 05 Aralık 2020
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 1219
    Abone ol

    14 Şubat’ta Soçi’de yapılması planlanan üçlü zirve öncesi diplomaside hareketliliğin yaşandığı görülüyor. Türkiye, Rusya ve İran arasındaki ilişkiler, bu ülkelerin her birinin özgü politikasıyla nasıl örtüşüyor? Sputnik bu sorunun yanıtı için Rusya Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi Doğu Dilleri Bilim Dalı Başkanı Aslambek Mozloyev’e başvurdu.

    Uluslararası ilişkilerdeki düzenleyici kuralların işlemediği ve Birleşmiş Milletler (BM) gibi küresel örgütün ikinci plana itildiği modern dünyada, bölgesel ülkelerin inisiyatifinin yeni bir uluslararası ilişkiler sistemi kurulmasında önayak olabileceğini dile getiren Mozloyev, "Bu durumda, aralarındaki tarihsel çekişmeleri geri plana iterek güncel sorunlarını çözen üçgenler oluşuyor. İlki Rusya-Türkiye-İran, ikincisi de Rusya-Azerbaycan-İran. Bu üçgenler, örneğin Hazar Denizi'nin statüsü gibi güncel bölgesel sorunları çözme yeteneğine sahip. Bu durumda, ilgisi olsa da olmasa da açık veya gizli olarak, doğrudan veya dolaylı olarak her zaman tüm sorunların çözümüne karışan ABD ve diğer Batı ülkeleri devre dışı kalıyor" yorumunda bulundu.

    'TÜRKİYE VE İRAN, RUSYA ARABULUCULUĞUNDA TARİHİ REKABETİ DELMEYİ BAŞARDI'

    Türkiye ve İran'ın, Rusya arabuluculuğunda tarihten gelen rekabeti delmeye başardığını kaydeden Mozloyev, bu konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: "Tarihi çelişkiler devam ediyor ama Rusya, İran ve Türkiye, gelecekteki çelişkileri çözme fırsatını sağlayacak çelişkiyi diğerlerinden ayırmayı başardı. Halihazırda Batı, küresel politikanın Ortadoğu sektöründeki bölgesel aktörlerin pasif bir gözlemcisi haline gelmiş durumda. Misal. Neden Türkiye arabuluculuğunda İran nükleer programı çözüme kavuşturulamadı? Çünkü Türkiye henüz o dönemde ABD'nin himayesinden kurtulmayı göze alamamıştı. İran ve Türkiye arasındaki güvensizlik, Tahran'ın Ankara'nın arkasında Washington'u hissetmesinden kaynaklanıyordu".

    ‘BATI ÜLKELERİ TÜM VAR GÜCÜYLE BU ÜÇGENİ BOZMAYA ÇALIŞACAK'

    Ancak günümüzde durumun tamamen değiştiğini vurgulayan Mozloyev, Astana Üçgeni'nin Suriye sorununun çözümü konusunda BM'nin, Cenevre sürecinin yerini aldığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Batı ülkeleri tüm var gücüyle bu üçgeni birbirine düşürmeye çalışacak. Bu yüzden bu üç ülkenin siyasi eliti, nerede büyük onama fırsatını veren temel çıkarların, nerede ise ikincil öneme sahip çıkarların olduğunu net bir şekilde anlamalı. Astana sürecinin üç aktörü arasındaki işbirliği giderek artacak, onlar bölgenin yeni gücü haline gelebilir ve eğer Suriye sorununa çözüm bulmakta başarılı olurlarsa bu örnek, diğer ‘çözülemeyen' kemikleşmiş sorunlar için bulaşıcı olabilir".

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    Etiketler:
    IŞİD, YPG, Birleşmiş Milletler (BM), Arslambek Mozloyev, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Hazar Denizi, Azerbaycan, ABD, Menbiç, İdlib, Suriye, Türkiye, İran, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın