00:36 21 Ekim 2020
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 105
    Abone ol

    Suriyeli askerler, “Beyaz Miğferler” örgütünün, ABD’nin füze saldırılarıyla sonuçlanan kimyasal provokasyonları hazırladıkları Han Şeyhun’daki yeraltı tesisleri buldu. Bulgular, “ABD – Beyaz Miğferler – militanlar” bağlantısını ortaya koymaktadır.

    Şu anda Amerikalılar, İdlib’deki militanlar gibi aktif bir şekilde yeraltı yapıları inşa eden ve Ankara’nın açıklamalarına göre periyodik olarak kışkırtıcı eylemlerde bulunan YPG-PYD güçlerine çok yönlü ve kapsamlı destek sağlamaya devam etmektedir.

    Peki Fırat’ın doğusunda güvenli bölge oluşturmaya yönelik ABD ile birlikte ortak adımlar atan Türkiye, oradaki YPG-PYD örgütlerinin Amerika’nın desteğiyle Türkiye karşıtı provokasyonlara başvurmayacağından emin mi?

    Konuyla ilgili Sputnik’e konuşan İstanbul Üniversitesi Profesörü Dr. Mehmet Bora Perinçek şu yorumlarda bulundu:

    "Suriye’yi bölme planlarının arkasında Amerika Birleşik Devletleri var. ABD, Suriye’de girdiği savaşı kaybetti. Bu savaşı kaybedince de çeşitli provokasyonlara başvurmakta. Bunlardan biri de kimyasal silah yalanları.

    Şu anda İdlib’de Amerika’nın desteklediği teröristler sıkışmış vaziyette. Türkiye, Rusya ve İran son Ankara zirvesinde de oradaki teröristleri ortadan kaldırmak üzere ortak bir irade beyanında bulundu. Dolayısıyla yeniden bu tür provokasyonların meydana gelme ihtimali vardır. Amerika’nın her zaman yaptığı yöntemlerdir. Zaten Amerika, Türkiye ile Rusya’yı Suriye’de karşı karşıya getiremediği sürece hiçbir şekilde başarı şansı olmayacağını biliyor. Dolayısıyla her zaman bu tür provokasyonlara başvuruyor. Bunu önlenmesinin en iyi yolu, Türkiye’nin hemen Şam’la, Esad iktidarıyla ilişkiye geçmesidir, diplomatik ilişki kurmasıdır. Eğer Türkiye, Şam iktidarıyla ortak hareket eder ve diplomatik ilişkiler kurarsa ve Rusya ile ilişkilerini derinleştirirse bu tür provokasyonlar önlenebilir.

    Ankara’nın İdlib’deki çıkarları, Şam ile de Moskova ile de ortaktır. Oradaki terör yuvalarının ortadan kaldırılması herkesin lehinedir. Ayrıca İdlib’deki terör örgütleri, Fırat’ın doğusundaki PKK-YPG/PYD bölücü terör örgütüyle de ortak hareket etmektedirler. Bu bakımdan İdlib’in en kısa sürede bu terör örgütlerinden temizlenmesi ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanması gerekir.

    Aynı şekilde bu, Fırat’ın doğusunda da yapılmalıdır. Fırat’ın doğusunda, Türkiye’nin, İran’ın ve Rusya’nın üzerinde anlaştıkları Suriye’nin toprak bütünlüğünü bozan PKK-YPG/PYD terör örgütü var. Onun arkasında da ABD var. Bu örgütün de ortadan kaldırılarak Suriye’nin egemenliğinin acil bir şekilde sağlanması gerekir. 

    Burada eğer Suriye’nin toprak bütünlüğü, egemenliği sağlanacaksa bunu bozan kuvvet de PKK-YPG/PYD ise ve bunun arkasında ABD varsa, demek ki Amerika ile işbirliği içerisinde bunun başarılması mümkün değildir. Bu ancak zaman kaybı olur ve oradaki PKK-YPG/PYD örgütünün güç toplamasına neden olur. Dolayısıyla Türkiye’nin Amerika ile birlikte yaptığı güvenli bölge anlaşmasının ne Türkiye’ye ne Suriye’ye ne Rusya’ya ne de İran’a bir faydası vardır. Bu Türkiye’nin bir an önce sonuç alamayacağı hiç bir anlam taşımayan bu güvenli bölge anlaşmasından vazgeçmesi gerekir. Çünkü bu şekilde bölücü terörü bertaraf etmesi mümkün olmayacaktır. Türkiye, Şam, Rusya ve İran ile birlikte hareket ederek oradaki bölücü terör yuvalarını ortadan kaldırabilir.

    Suriye, kesin ve net bir şekilde Fırat’ın doğusundaki bölücü oluşumuna, yani orada ayrı bir devlet/yapı kurulmasına karşıdır. Dolayısıyla Suriye bu konuda Türkiye’nin doğal müttefikidir. Eğer Türkiye, Fırat’ın doğusundaki sorunları çözmek istiyorsa en yakından çalışması gereken, çıkarları en fazla örtüşen ülke, Suriye’dir. Amerika orada bir Kürt koridoru açmak istiyor. Türkiye Amerika ile işbirliği yaparak Kürt koridorunu ortadan kaldıramaz. Türkiye orada Kürt koridoruna karşı olan Şam ile ortak hareket ederek bunu kaldırabilir. Dolayısıyla Ankara ile Şam’ın bu konuda işbirliği yapması, o bölgedeki provokasyonları ve provokasyon potansiyel ve ihtimalini engelleyecektir. Bu bakımdan bütün bu sorunların çözümünde Türkiye, Suriye ile işbirliği yaparak kilit bir rol oynayabilir."

    Türkiye'nin YPG'yi, PKK’nın Suriye’deki uzantısı olarak görüyor ve bu yapıyla ilişkili DSG gibi örgütlerin de ‘terör örgütü’ olarak kabul edilmesini istiyor. Ancak, Başta ABD olmak üzere Batılı güçler, Ankara’nın bu tezini kabul etmiyor. Ankara, ayrıca YPG'ye silah verilmesine de sert bir şekilde karşı çıkıyor.

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    Etiketler:
    Han Şeyhun, Beyaz Miğferler, Mehmet Perinçek, Suriye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın